Deprem değil konutlar öldürür

Japonya dünyada en çok depremin olduğu ülkelerden biridir. Japonlar bütün dünyada ki inşaat yapım tekniklerini araştırarak sağlam yapı tekniklerini kendi ülkelerinde uygulamışlardır.

Nitekim ülkemizde bulunan Mimar Sinan’ın eserleri ile ilgili Japonlar yıllarca inceleme yapmışlar, merhum Sinan’ın tekniklerinden faydalanmışlardır.

Geçtiğimiz Cuma günü Elazığ ve Malatya’da yaşanan deprem yeniden ülkemizde ve Kahramanmaraş’ta deprem konusunu ana gündem haline getirmiştir.

Türkiye’de bu konuda otorite olan birçok isim depremin yaşandığı Doğu Anadolu Fayına dikkat çekerek özelikle Kahramanmaraş bölgesi için risk olduğu konuşulmaktadır.

**

Felaket Tellallığı haline gelen deprem üzerine yapılan açıklamalarda herkes Fay Mühendisi, deprem kâhini oldu.

Oysa Deprem öldürmez, kalitesiz yapılar insanı öldürür. Yaklaşık 20 yıl önce yaşanan Gölcük ve Düzce depremleri ülkemizde inşaat kalitesi anlamında önemli kararların alınmasına sebep oldu.

Belediyeler devletin inşaat alanında aldığı bu kararları sıkı sıkıya denetlemiş ve uygulamış olsaydı belki de Elazığ ve Malatya’ya hiç can kaybı olmayacaktı.

1980’den bu yana Kahramanmaraş’a baktığımda insanların bile bile ölüme sürüklendiği bir imar anlayışının egemen olduğunu üzülerek görüyoruz.

1984 yılından bu yana Kahramanmaraş’ta imar katliamı yaşanıyor. Buna herkes sessiz kaldı. Kahramanmaraş’ta olası bir depremde can kayıplarının sorumluları gözünü rant hırsı bürümüş yeşil alanları ticari alanlara çeviren, şehrin imar dokusunu tadilatlarla bozan ve şehri bir beton yığınına çeviren yönetimlerdir.

4 kat için statiği yapılan ve inşaatın tamamlanma aşamasında bunu 6 yada daha fazla kata çıkartan imar tadilatlarında imzası bulunan insanlar mahşer gününde bunun nasıl hesabını verecektir? Tekrar ediyorum.

Depremler insanı öldürmez, sağlıksız ve çürük yapılar insanı öldürür.

Elazığ depreminde fotoğraflara baktığımızda kolonu kesilen işyerine çevrilen binalar yıkılırken yanındaki aynı tarihte yapılan binalarda en ufak bir sorun çıkmamış. Peki bunun suçlusu kim?

**

Değerli Kahramanmaraşlılar, sevgili hemşehrilerim;

Bu yazımı okuyan dostlara, arkadaşlara, Kahramanmaraşlılara sesleniyorum.

Yaşadığınız, içinde oturduğunuz evleriniz ve işyerleriniz için vakit geçirmeden önlem alınız.

Bunun için mühendislere evlerinizi baktırınız. Beton analizi yaptırınız. Her şeyi devletten bekleyerek buna çözüm bulamazsınız. Apartmanlarda oturan vatandaşlar size sesleniyorum.

Apartman yönetimini toplayınız, bu işi yapan denetim şirketleriyle anlaşarak konutunuzun depreme dayanıklılık testini yaptırınız. Sorunlu çıkarsa Devlete başvurunuz. Sonuç alacaksınız. Depremde sevdiklerinizi kaybettikten sonra ah vah demenin bir anlamı kalmaz!...

***

Yabancılar denizin üzerine bina yapıyor. Türkiye bir deprem ülkesidir. Depremle yaşamaya mecburuz.

Depremden kaçış yoktur. Ancak sağlıklı ve kaliteli, depreme dayanıklı binalar yapmak bizim elimizdedir.

Çürük binada oturarak ölümle burun buruna yaşamak, ve bir şey başımıza geldiğinde de Allah’ın takdiri demek çok anlamlı değildir. Çünkü tedbirini al takdiri bana bırak diyor Yüce Allah.

Biz tedbir almıyor, sonra da bağırıp çağırıyoruz. Bu anlayış sağlıklı bir anlayış değildir.

Tekrar tekrar ifade etmek istiyorum.

Binalarınızın sağlam olup olmadığını öğrenin.

Deprem anında neler yapılması gerektiğini öğrenin.

AFAD Gönüllüsü olunuz. Orada öğreneceğiniz birkaç şey sizi, ailenizi ve sevdiklerinizi belki de hayatta kalmanızı sağlayacaktır.

Deprem tellallığına soyunanları dinleyip allak bullak olacağınıza evinizi kontrol ettirerek bu sıkıntıdan kurtulabilirsiniz.

Biz tedbirimizi alalım takdiri Allah’a bırakalım…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar