Madencilere Müjde Verdi
Başbakan Erdoğan, “Tüm madencilerimizi ilgilendiren önemli bir düzenleme yapıyoruz. Emeklilik yaşını 55’ten 50’ye düşürüyoruz” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu 30. Genel Kuruluna katıldı. Genel Kurulda konuşma yapan Başbakan Erdoğan, TBMM’de gündeme gelecek tasarı ve tekliflerin yasalaşması ile Türkiye’de çalışanları yakından ilgilendiren bazı düzenlemelerin hayata geçirileceğini belirterek şunları söyledi:
“Soma’da maden kazasında etkilenen madencilerimiz, şehitlerimiz ve yakınlarımız için hazırladığımız bir kanun tasarısıyla önemli düzenlemeler yapıyoruz. Soma’daki şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Sigortalı bir işçi hayatını kaybettiğinde yakınlarına maaş bağlanıyordu. Ancak bunun için belli bir süre çalışmış olması gerekiyor. Soma’da 67 şehidimizin ailesi maalesef şartları karşılamadığı için maaş hakkından yararlanamıyor. Kanunda bir değişiklik yapıyoruz. Bir gün sigortalı çalışmış olsa dahi vefat eden madencilerimizin yakınlarına bu maaş hakkını getiriyoruz. Vefat etmiş madencilerimizin prim borçlarını da siliyoruz. Şehitlerimizin yakınlarından muhtaçlık şartını kaldırıyoruz. Soma’da elim kazanın meydana geldiği madende çalışan işçi kardeşlerimize madenin kapalı olduğu dönem için iş veren tarafından maaş ödenmesi şartını getiriyoruz. Ayrıca bu madenci kardeşlerimiz çalışamadıkları dönem boyunca da işsizlik sigortası fonundan net maaşları kadar ayrıca ücret ödeyeceğiz. Şehit kardeşlerimizin ailelerinden bir kişi kamuda istihdam edilecek. Tüm madencilerimizi ilgilendiren önemli bir düzenleme yapıyoruz. Emeklilik yaşını 55’ten 50’ye düşürüyoruz. İzinde geçirdikleri günlerde yıpranmaya dahil etmek suretiyle yaş itibariyle emekli değil de önce emekli olmak istiyorsa bu yıpranma payını da dahil ederek madencilerimizin 43 yaşında emekli olmaları mümkün hale gelebilecek.”
Vatandaşlıktan çıkanlara yurt dışı borçlanma imkanı da getireceklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, “Yurt dışında çeşitli nedenlerle vatandaşlıktan çıkmak zorunda kalan yaklaşık 1.5 milyon kişi bu haktan istifade edebilecek. Yurt dışındaki sigorta başlangıç süresi Türkiye için de geçerli olacak” ifadelerini kullandı.
“4 MİLYON VATANDAŞIMIZIN BORÇLARINI YENİDEN YAPILANDIRIYORUZ”
Gelir testine başvurmadıkları için borç çıkarılan yaklaşık 4 milyon vatandaşın borçlarının yeniden yapılandırılacağı müjdesini de veren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Esnaf ve çiftçi kardeşlerimizin oda kayıtlarında kaynaklanan sorunlar nedeniyle oluşan kayıplarını bu yeni tasarıyla telafi ediyoruz. Esnaf Odaları ve Ziraat odalarına bağımsız çalışanları bildirmemekten dolayı kesilen idari para cezalarını bir defaya mahsus olmak üzere siliyoruz. Yine bu tasarıyla taşeronluk sistemini yeniden düzenliyoruz. Taşeronluk ile ilgili işçilerimizin haklarını, iş sağlığı ve güvenliği şartlarını çok köklü bir şekilde değiştiriyoruz. Yine bu noktada yer altında çalışan işçilerimizin haklarını düzenliyor, yıllık ücretli izinlerini 4 gün arttırıyor ve çalışma saatlereni haftada 36 saat olarak yeniden belirliyoruz. Daha önce günde 8 saatti ve haftada 48 saatti. Hükümetimizin bu tasarısına ek olarak AK Parti milletvekilleri tarafından çok önemli bir teklif de Meclise sunuluyor. Kamu alacakları ile sosyal güvenlik kurumu prim alacaklarını yeniden yapılandırıyoruz. Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilmiş olan harç ve öğrenim kredisi borçları gibi bazı alacaklar yeniden yapılandırıyoruz.”
Konya’nın Yunak ilçesinden geldiğini belirten bir vatandaş ise Başbakan Erdoğan’a seslenerek, “AK Partili Belediyeler paralel yapıya destek ediyor. Onların elindeki hizmet binalarını almıyor. Dershane binası belediyenin, sohbet binası belediyenin ama ellerinden almıyorlar” demesi üzerine Başbakan Erdoğan şu cevabı verdi:
“Ben orayı yakından takip edeceğim. Talimatı tüm arkadaşlara verdim. Yasal noktada belki bir sıkıntı varsa ondan dolayı olabilir. Yakın takipteyiz.“
"ÇABA SARF EDİYORUZ"
“Karadeniz otoyolu biz geldiğimizde yüzde 35’di. Karadeniz otoyolunu şuanda Ordu’daki viyadük bitmek üzere bunun dışında hepsini tamamladık bitirdik. Doğu, Güneydoğu’da onlarca tünel açarak yaz kış geçişi zor olan dağları tünellerle açtık. Türkiye’yi duble yollarla, tünellerle, viyadüklerle, otoyollarla donattık. Aynı yoğunlukla da inşaatları sürdürüyoruz. Şehirlerarası yollar kadar şehir içlerinde de trafiği rahatlatmanın mücadelesi içinde olduk. Belediye başkanlarımız birçok ilimizde şehir içi ulaşımı son derece rahatlattılar. Birçok ilimiz bizim dönemimizde köprülerle, kavşaklarla, dalcıklarla tanıştı. İstanbul’da çok büyük ulaşım projelerini devreye aldık. Özellikle geçtiğimiz ay tünel delme makinesini devreye aldığımız boğazın altına inşa ettiğimiz lastikli yani otomobiller için 2 katlı tüp geçit küresel çapta bir kara ulaşım projesi oldu. Önümüzdeki yılın sonuna yetiştiriyoruz. 3. köprü inşaatı devam ediyor. Önümüzdeki yılın sonunda bitecek. Oradan da bütün araçlar istifade edecek. Sadece bütün araçlar değil, aynı zaman da tren de geçecek. Bu Türkiye’de ilk dünyada da sayılı projeler arasındadır. İzmit körfezi üzerinde yine küresel çapta olan köprü projemiz devam ediyor. Karadeniz’i Anadolu’ya bağlayan önümüzdeki yıl bitecek olan Ordu tünelleri, büyük projelerimiz devam ediyor. O tünellerden geçerken insan başka bir keyif alıyor. İsviçre’nin dağları diyorlar benim dağlarım var. Bütün güzellikleriyle var. Üstelik benim dağlarım deniziyle de bütünleşiyor. 12 yılda ulaşımın her alanına yatırım yaptık. Bu yatırımlarla en başta şoför kardeşlerimizi memnun etmeyi hedefledik. Uluslararası ticaret sizlerin sayesinde artış kaydetti. Orada da yollarımız açık tutmanın mücadelesi içinde olduk. Vizeler, karneler konusunda hep yanınızda olduk. Çok mücadeleler verdik. Birileri az sayıda karne, vize bunların vermenin yoluna gitti. Oturduk masaya onlarla mücadele ettik. Söke söke onlardan da bu imkânları sağladık. Ulaşımdaki sıkıntıları devlet başkanları, başbakanlar düzeyinde her zaman takip ettik. Mevcut sorunlarınızın her birinin farkındayız. Her birinin çözümü için de çaba sarf ediyoruz. Taksici, minibüsçü esnafımızın, kamyoncu, otobüsçü esnafımızın yani hepinizin sorunlarını gayet iyi biliyoruz. Şartlar olgunlaştıkça da tek tek hepsinin çözmenin gayreti içerisindeyiz.”
Sanal tartışmalara, çatışmalara, sanal gerginliklere ayıracak vaktin olmadığını sözlerine ekleyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“ Daha önce de ifade ettim. Japonya bundan 69 yıl önce ikinci dünya savaşında çok ağır darbe aldı. Bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden biri tanesidir. Almanya aynı şekilde 69 yıl önce neredeyse tamamen yıkıldı. Bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Avrupa’nın birçok ülkesi ikinci dünya savaşında ağır yaralar aldı. Bugün dünyanın en önemli ekonomilerinden oldular. Hem güçlendiler hem de büyüdüler. Türkiye ise, kurtuluş savaşından itibaren, Kıbrıs harekâtı dışında hiçbir savaşa girmedi. Buna rağmen 91 yıllık barış dönemine rağmen Türkiye kalkınma yarışında maalesef geride kaldı. Çünkü enerjimizi içeride sarf ettik. Teröre sarf ettik. Teröre harcadığımız para son 30 yıl içerisinde Türkiye’ye en az 2-3 kat büyüme imkânı sağlayabilirdi. Gereksiz tartışmalarla, gerilimlerle 10 binlerce yavrumuzu kaybetmekle çok büyük bedeller ödedik. Özellikle de demokrasiye yönelik müdahalelerle Türkiye’nin birikimleri kazanımları, istikbali heba edildi. Bizim artık bunlara tahammülümüz yok. 12 yıl içerisinde istikrar sayesinde, huzur, kardeşlik sayesinde hayalleri gerçeğe dönüştürdük. Bu kardeşlik ve huzur iklimi devam ettikçe Türkiye çok daha fazla hayalin gerçeğe dönüştürecek. Bire üç büyüdük. Göreve geldiğimizde milli gelir neydi bugün ne oldu. Nereden nereye geldik. Birileri bunu istemiyor. İçeride istemeyenler var. Dışarıda istemeyenler var. Güçlü bir ülkeyi kabullenemiyorlar. Terörü sürekli Türkiye’nin gündeminde tutarak, terör yoluyla Türkiye’ye bedel ödeterek, birileri Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyor. İçeride mezhep farklılıklarını, inanç değer ve yaşam tarzı farklılıklarını sürekli tahrik ederek birileri Türkiye’yi kalkınma yarışından uzaklaştırmak istiyor. Gezi olayları dediler. Türkiye ekonomisine, esnafımıza, kardeşliğimize, huzurumuza kastettiler. Molotof kokteyliyle bir halk otobüsünün yakılması millete ihanet değil midir? Belediye otobüsünün yakılması, millete ihanet değil midir? Bu otobüslerin içerisinde yavrularımızın ölmesi yanması, bu millete ihanet değil midir? Soruyorum sizlere? İstanbul’da, Serap kızımız otobüse atılan bir Molotof’la yandı. Onu öyle kaybettik. Bunun hesabını kimse sormuyor. 17 Aralık dediler, 25 Aralık dediler ve her şeyi hazırladılar. Dosyalar hazır. Rahmetli Menderes’e, sabık başvekil diye onu idama götürdüler. Yargısı infaz yaptılar. Bir taraftan bunu konuşurken ömür tarafta darağacı hazırdı. Aynı şekilde 17 Aralık öncesinde de şahsımla alakalı tutanaklar emniyette hazırlanmıştı. Şimdi o tutanaklar elimize geldi. Dönemin başbakanı diyor. Dönemin başbakanı dediği şuan da işinin başında. Ama onlar kararı vermişler. Hükümette kurmuşlar. Dönemin başbakanı diyerek Erdoğan gidecek onların kurduğu hükümet iş başına gelecek. Şimdi de utanmadan sıkılmadan şunu söylüyorlar. Biz öyle bir şey yapmadık. Bütün imzalarla zabıtlar elimizde. Ne yapmadınız. Yalancının mumu yassıya kadar yanar. Bu paralel yapı bizim istikrarımıza, istikbalimize kast etti. 30 Martta siz bunlara gerekli cevabı verdiniz. 30 Martta tekrar istikrar, istikbal dediniz. Huzur ve kardeşlik dediniz. Bundan sonra da birlikte çalışacak büyük Türkiye’yi inşa edeceğiz. Sorunları birlikte aşacağız.”
17 Aralık ve sonrasında Türkiye’ye ve Türkiye ekonomisine kast eden paralel yapının en çok esnafı istismar ettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Hibe dediler, himmet dediler, zekât dediler, sadaka dediler, esnafımızdan para topladılar. Gittiler o paraları Türkiye’ye ihanet için kullandılar. Esnafımızda, milletimizde gerçek yüzlerini gördü. Bunlara desteğinizin devam etmediğini görüyorum. Destek verenleri uyarmanızı rica ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.