Tanrıkulu'ndan 'Gündem' Değerlendirmesi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'de demokrasi ve yargının, 'özel yetkili mahkemeler'in tehdidi altında olduğunu öne sürerek, savcılarınsa adeta 'gündem mühendisliği'ne soyunduğunu söyledi. Başbuğ'un 'Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini vurgulayan Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresinin de yasayla değil, ancak Anayasa ile uzatılabileceği uyarısında bulundu.
"TÜRKİYE'DE ADALET ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELERİN TEHDİDİ ALTINDA"
Adana'da bu yıl 5.'si organize edilen; 'Çukurova Kitap ve Eğitim Fuarları' kapsamında organize edilen bir söyleşiye katılmak üzere kente gelen Tanrıkulu, CHP İl Binası'nı da ziyaret ederek, partililerle sohbet etti. Burada gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Tanrıkulu, gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bugün Türkiye'nin çok kritik bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Tanrıkulu, Türkiye'de demokrasi, adalet, hukuk devleti ve özgürlüklerle birlikte yargının, 'özel yetkili mahkemeler'in
tehdidi altında olduğunu öne sürdü. Tanrıkulu, "Dün bu tehdit en üst düzeye ulaştı. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine bir fezleke düzenlendi. Buradan iktidara, yargının özel yetkili mahkemelerine ve özel yetkili cumhuriyet savcılarına 'hodri meydan' diyoruz. Nerede özgürlüklere, adalete, insan haklarına ve hukuk devletine karşı tutum varsa, biz de CHP'liler olarak orada olacağız. İnsanlarımızın, yurttaşlarımızın yanında olacağız" dedi.
"SORULARI SAVCIDAN ÖNCE BASINDAN ÖĞRENİYORSUNUZ BU NE DEMEK?"
Kuzey Irak'ın Sinat Haftain Bölgesi'nde 35 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylara dikkat çeken Tanrıkulu, yaşananların kendilerini derinden üzdüğü gibi vicdanları sızlattığını dile getirdi. Tanrıkulu, "Tam da kamuoyu ve AK Parti bu acının ve sorunun üzerine giderken, bir de baktık ki, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları, tam bir 'gündem mühendisliği' ile eski Genelkurmay başkanını ifadeye çağırdılar. Aynı gün Uludere Cumhuriyet Savcısı söz konusu dosyayla ilgili olarak, gerçeklerin gizlenmesi
amacıyla 'gizlilik kararı' verdi. Eski genelkurmay başkanının çağrıldığı dosya da gizli dosyaydı ancak kendisine sorulacak sorular basına sızdırıldı. Cumhuriyet Savcısı'nın bir şüpheliye soracağı sorular, şüpheliden önce basına bildirildi. Eğer siz, kendisine sorulacak soruları savcıdan önce basından öğreniyorsanız bunun adı nedir?" diye sordu.
"YASAMA FAALİYETLERİNİ ÖZEL YETKİLİ SAVCILARA TESLİM ETMEYECEĞİZ"
Bugün Türkiye genelinde 8 ayrı 'özel yetkili mahkeme' olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Özel yetkili mahkemeler, Türkiye'de siyaseti tanzim etme aracı haline geldi. Türkiye'de özel yetkili savcılar aracılığıyla da yasama faaliyetini teslim alma aşamasına geldi. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik hazırlanan fezlekenin anlamı da bu. Ama biz yasama faaliyetini bu özel yetkili savcılara teslim etmeyeceğiz ve teslim olmayacağız. Türkiye'nin her yerinde, sokakta
demokrasi mücadelesi içinde olacağız. Hukuk devletini Türkiye'nin her yerinde savunmaya devam edeceğiz."
"BİZ YARGILANMAKTAN KORKMUYORUZ"
Hazırlanan fezlekenin çok derin bir anlamı olduğunu yorumunda bulunan Tanrıkulu, "Ana muhalefet partisi genel başkanının, yani muhtemel başbakanın yargıya ilişkin eleştirisi bir Cumhuriyet Savcısı'nın fezlekesine konu oluyor. Bu fezleke, Meclis'e gelecek. Genel Başkanımız dün dokunulmazlığının kaldırılması noktasında bizzat kendisi dilekçe yazarak, bunu Meclis Başkanı'na götürüp teslim etti. Biz, yargıdan korkmuyoruz. Biz, adil yargılamanın Türkiye'de yaşayan herkese eşit şekilde uygulanmasını
savunuyoruz. O fezlekenin Meclis Genel Kurulu'na gelmesini ve kabul edilmesini istiyor, yargılanmaksa, yargılanmak da istiyoruz" ifadesini kullandı.
"BİZ ONLARI DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ ÇİZGİSİNE GETİRECEĞİZ"
Sezgin Tanrıkulu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 288. maddesine dikkat çekerek, bu maddenin demokrasilerde olmaması gereken bir düzenleme olduğunun savundu. Tanrıkulu, "Çünkü yargı aynı zamanda demokrasilerde kamunun denetimine açık olmalı. Yani yargı; 'Ben istediğimiz yaparım, asarım keserim. Hiç kimse beni eleştiremez' diyemez. Dolayısıyla Genel Başkanımız ve bizler, yargıyı demokrasi ve adil yargılama çizgisine getirmek için bu eleştirilerimizi söylemeye devam edeceğiz. Bu eleştirilerimiz ağır da olabilir
ama yargı, bu eleştirilere karşı kendi silahını yani iddianame ve fezlekeleri kullanamaz. Demokrasilerde böyle bir çizgi yok. Hiçbir cumhuriyet savcısı bu pervasızlığı gösteremez. Biz onların çektiği hizaya gelmeyeceğiz. Biz onları, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti çizgisine getireceğiz" diye konuştu.
"ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELERİN 'YETKİ KISKANÇLIĞI'NI ANLAYAMIYORUM"
Tanrıkulu, 'İnternet Andıcı Soruşturması' kapsamında 'terör örgütü yönetmek ve darbeye teşebbüs' suçlamasıyla tutuklanan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, 'Yüce Divan'da mı yoksa 'Özel Yetkili Mahkeme'de mi yargılanacağı konusunda da açıklamalarda bulundu. Yapılan son referandumda Anayasa'nın 148. maddesinin değiştirildiğini ve genelkurmay başkanları için özel bir düzenleme yapıldığını hatırlatan Tanrıkulu, "Bu düzenlemelerse; genelkurmay başkanlarının 'Yüce Divan'da yargılanmasını öngörüyor. Bir
hukukçu olarak, özel yetkili mahkemelerin neden bir 'yetki kıskançlığı' içine girdiğini anlayamıyorum. Öğı dosya da gizli dosyaydı ancak kendisine sorulacakzel yetkili savcılar, kendisini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'ndan daha mı üstün görüyor? Kendisi bu cumhuriyetin değerlerini seviyor da, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sevmiyor mu? Eğer öyle değilse neden bu 'yetki kıskançlığı' içine giriyorlar?" dedi.
"GÜL'ÜN GÖREV SÜRESİ ANCAK ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİYLE UZATILABİLİR"
"Bu savcıları anlamakta güçlük çekiyorum" diyen Tanrıkulu, konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Sanıklarla ilgili görev bakımından eğer ortada bir uyuşmazlık varsa; sanık lehine düşünmek lazım. Eğer bana sorarsanız; 'Yüce Divan'a da 'özel yetkili mahkemeler'e de gerek yok. Herkes işlediği suçtan dolayı Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılansın." Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresiyle ilgili olarak Meclis Anayasa Alt Komisyonu'nun, tasarıya; '11. Cumhurbaşkanı'nın görev süresi 7 yıl' geçici maddesini
eklemesinin hatırlatılması üzerine Tanrıkulu, "Bu düzenleme, yasayla değil ancak Anayasa ile yapılabilir. Bu tartışma her ne kadar Anayasa Komisyonu'nda bitmişse de Meclis'te devam edecek. Dolayısıyla 7 ya da 5 yıl da olabilir. Mevcut düzenlemenin yasayla yapılması, Anayasa'ya göre mümkün değil" yorumunda bulundu.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.