“Hakkari’de Niye Elinde Türk Bayrağı Yoktu Ey Kılıçdaroğlu?"

“Hakkari’de Niye Elinde Türk Bayrağı Yoktu Ey Kılıçdaroğlu?
Başbakan Erdoğan, “Hakkari’de o meydana toplananların elinde niye Türk bayrağı yoktu ey Kılıçdaroğlu? Hani senin bayrak sevgin? Sende yürek yok. Sende yürek olsa o bayrakları orada dalgalandırırdın" d...

Başbakan Erdoğan, “Hakkari’de o meydana toplananların elinde niye Türk bayrağı yoktu ey Kılıçdaroğlu? Hani senin bayrak sevgin? Sende yürek yok. Sende yürek olsa o bayrakları orada dalgalandırırdın" dedi.

AK Partili belediye başkanlarının katılımıyla Rixos Otel’de “AK Parti Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı” düzenlendi. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından düzenlenen, 48 il, 563 ilçe ile 213’ü belde olmak üzere 824 belediye başkanın katıldığı toplantıda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, paralel yapıya yüklendi. Hizmet kuruluşu maskesi altında 35 - 40 yıldır bu topraklardan beslenen, bu toprakların emeğinden alınterinden, evlatlarının aklından beslenen bir örgütün Türkiye’ye yönelik saldırının taşeronu olduğu, Türkiye’ye en büyük ihaneti yaptığını kaydetti.

“AYNI KIBLEYE BİLE YÖNELMİYOR”

“Basına açık bir toplantıda sesleniyorum, sizden bunu özellikle de istiyorum” diyen Başbakan Erdoğan, “Yerelde bu örgütün mensupları neye alet olduklarını bilmiyor olabilirler. Bizim beldelerimizde ilçelerimizde temiz kardeşlerimiz hizmet ediyor diyerek bu örgüte destek verdiler, gönül verdiler. Sadaka zekat verdiler, kurbanlarını verdiler. Ama örgütün tepesi ile tabanı aynı istikamete bakmıyor. Hatta aynı kıbleye bile yönelmiyor. Taban doğru istikamete bakarken, tepe yönetimi çok farklı istikametlerde ikbal arıyor. Türkiye’nin milli kurumlarına, değerlerine ve projelerine açık açık taarruz ettiler. Güya hedefi hizmet, hedefi eğitim olan bu örgüt MİT müsteşarı ile niye bu kadar ilgilenir. Sen cemaat misin, örgüt müsün? Polisler görevden alınıyor veya bir yerlere tayin ediliyor, bakıyorsun bunların yayın organlarında filanca alındı filanca yere sevk edildi. Sen emniyet teşkilatının gölge yönetimi misin? Sana ne ya. Sen mi bunları atayacaksın. Ha demek ki bunlar bu işin içerisinde işte bu kadar var, bunu gösteriyor. Bu hassasiyete bizim de o denli bakmamız lazım. Şu anda bazı belgeler yayınlanıyor. Belgeler yayınlandığı ertesi gün bakıyorsunuz bunların malum medyası bu yanlış diyor. Ondan sonra tekrar ortaya konulunca da kendisi okumuyor. Çünkü bunlarda takiyye meşrudur, yalan meşrudur, iftira meşrudur” diye konuştu.

“245 DEĞİL 2 BİN 450 TANE DE AÇSALAR YİNE BU YOLDA DEVAM EDECEĞİZ”

Başbakan Erdoğan, hedefinin insan yetiştirmek olduğunu söyleyen bu örgüte artık cemaat demediğini ve bunların siyasetin içine nasıl bu kadar girdiğini sordu. “Siyaseti dizayn etmeye nasıl bu kadar cüret eder?” diye soran Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Anadolu’da saf temiz insanların alın teriyle yükselmiş böyle bir örgüt nasıl olur da kendi ülkesinin büyük projelerine kazanımlarına saldırı düzenleyebilir. Yargı içinde emniyet içinde kendi paralel yapılanmasını kurarak bir cemaat nasıl olur da bir ülkeyi çökertmenin yıkmanın mücadelesi içine girebilir. Benimle ilgili 245 dava açtılar. Şimdi ne olacak? Duracak mıyız? Yola çıkarken söyledik. Biz kefeni giyerek bu yola çıktık. 245 değil 2 bin 450 tane de açsalar yine bu yolda devam edeceğiz. Ben belediye başkanlarımdan artık şunu istiyorum: Bunlara verilmiş ne kadar yer varsa, bina varsa bunların hepsini hukuk ve demokrasi içinde tek tek geri alınmasını istiyorum. Bu benim için ne denli bir sorumluluksa sizler için de aynı denli sorumluluktur. Bize afra tafra yapan partimizle, milletvekili seçilen veya belediye başkanı seçilen ondan sonra partimizden istifa etmek suretiyle ayrılanlara karşı da herhangi bir iş takiplerinde şunda bunda arkadaşlar gereken tavrı kendilerine koymalısınız. Bunlar semtinize dahi uğrayamamalı.”

“YAHU SEN CHP’NİN GENEL MÜDÜRÜ MÜSÜN? SEN TELEFONLARI YÜRÜTEN SEKRETERYA MISIN? “

Bunların da işveren örgütlerinin olduğunu, yıllar yılı bunların samimiyetlerine güvendiklerini ve bu samimiyetin gereği olarak da hukuk içerisinde gereken desteği verdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, “Ama bundan sonraki süreçte bunlar asla bizden bu istikamette de destek görmemeli. Bu ülkenin Başbakanına, bakanlarına, milletvekillerine bu denli saldırıda bulunanlar tabi ki hukuk içinde bunların karşılığını görecek. Düşünebiliyor musunuz; 30 Mart’ta gittiler CHP ile MHP ile BDP ile ittifak yaptılar. Kapı kapı dolaşıp bu partilere oy istediler. Yeter ki AK Parti orada kazanamasın. Ankara ve İstanbul’da ve başka şehirlerde bu örgüt aday belirliyor, CHP ve MHP de bu örgütün adayını kabullendi. Örgüte itaat etti. Bu örgütle birlikte 30 Mart’ta gereken cevabı aldılar. Aynı paslaşma şu anda da devam ediyor. CHP Genel Müdürü Pensilvanya’nın eline tutuşturduğu iftira malzemesini utanmadan sıkılmadan yüzü kızarmadan kürsülerde papağan gibi tekrar ediyor. Hala Pensilvanya’nın dizinin dibinden kalkmadı. Pensilvanya sadece dizilere değil, CHP ve MHP’ye de senaryo yazıyor. Bu dizilerinde oynatıyor. Dün çıkmış kürsüden bir takım telefon numaralarını açıklıyor. Yahu sen CHP’nin genel müdürü müsün? Sen telefonları yürüten sekreterya mısın? Başkasının numaralarından sana ne ya. İnanın kendi tel numarasını sorsanız söyleyemez. O evi Kağıthanede, Kağıthane’ye Kağıttepe diyenden ne olur?” ifadelerini kullandı.

“SENDE YÜREK YOK, SENDE YÜREK OLSA O BAYRAKLARI ORADA DALGALANDIRIRDIN”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da yüklenen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Daha kendi partisinin çözüm süreci için hazırladığı maddelerin bırakın içeriğinden sayısından bile habersiz olan kişiden hangi ciddi önerileri bekliyorsunuz. Biliyorsunuz biz 30 Mart seçimleri öncesinde gittiğimiz hemen her şehir merhum Arif Nihat Asya’nın ‘Bayrak’ şiirini okuduk. Biz bu şiiri doğuda da okuduk, batıda da okuduk. Kuzeyde de okuduk güneyde de okuduk. Beyefendiler bu şiiri dün gördüler, dün fark ettiler. Niye? Çünkü istismar fırsatı doğdu. Hakkari’ye miting yapmaya gittiklerinde bayrak diye bir meseleleri yoktu. Hakkari’de o meydana toplananların elinde niye Türk bayrağı yoktu ey Kılıçdaroğlu? Hani senin bayrak sevgin. Sende yürek yok. Sende yürek olsa o bayrakları orada dalgalandırırdın. Hiç utanmadan sıkılmadan Diyarbakır’daki bayrağı ‘benim indirdiğimi’ söyleyecek kadar alçalıyor. Bendeki bayrak sevgisinin zerresi sende olamaz. Sen kimsin? Öbürü de çıkmış Bahçeli, o da kalkmış Genelkurmay Başkanımız ile ilgili istifa etsin diyor. Sen ne zamandan beri Cumhurbaşkanı oldun ya. İstifa istemeye başladın. Sana böyle bir görevi kim verdi. Sen önce Sivas’tan ötesine gitmeyi öğren. Sivas’tan ötesinin adresini biliyor musun? 30 Mart seçimlerin de ne Kılıçdaroğlu ne sen gidebildiniz mi? Gidebildiniz mi? Diyarbakır’a… Neyi konuşuyorsunuz ya orası vatan toprakları değil mi? Orada Türk bayrağı dalgalanmıyor mu? Niye gidemediniz oralara. Ben bu hareketlere gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; bunların samimiyetsiz, hakaretamiz ifadeleri sizleri aldatmasın. Bak tekrar söylüyorum ey Bahçeli; sen Hakkari’ye kaç kez gittin. Van’a, Diyarbakır’a, Bitlis’e, Muş’a, Bingöl’e, Ağrı’ya, Tunceli’ye kaç kez gittin? Ey Kılıçdaroğlu; birkez oda bizim zorumuzla Hakkari’ye gittin orada da o partiyle anlaşma yaptın sana dediler ki ‘bir tane Türk bayrağı istemiyoruz. Ancak o şekilde senin mitingine adam göndeririz’ dediler. Senin mitingine orada adam gönderdiler ve o seçimde dördüncü parti olarak çıktı. Hakkari’de dördüncü olarak. Orada Türk bayrağı neden sakladın, neden gizledin. Türk bayrağının dalgalandığı yerlere neden gidemediniz. Mesele sadece bayrağı dalgalandırmak değil. Mesele o bayrağın gölgesinde var olduğunu göstere bilmektir.”

“EY MHP, CHP; ŞEMDİNLİ’DE, ÇUKURCA’DA NEDEN YOKSUNUZ?”

Başbakan Erdoğan, “Ey MHP, ey CHP; Şemdinli’de neden yoksunuz, Çukurca’da neden yoksunuz? Bakın biz oralarda teşkilatlarımızı dik tutabilmek için her türlü mücadeleyi veriyoruz. Teşkilatlarımız bombalandı. Başkanlarımız kaçırıldı buna rağmen yılmadık. Bunun mücadelesini veriyoruz. Tillo’da, Erciş’te neden yoksunuz? Bunu soruyorum ama biz oralarda varız. Oralar vatan toprağı değil mi, oralarda bizim bayrağımız dalgalanmıyor mu? Hiç gitmediğiniz, gitmeye cesaret dahi edemediniz yerler bayrağımıza saldırı olunca mı aklınıza geliyor. Bunlar bayrağı uzaktan seviyorlar. Dalgalanan bayrağın yanına gidecek kadar AK Parti gibi o bayrağı yüceltecek, o bayrağı koruyacak kadar cesaretleri yok, iradeleri yok, güçleri yok” dedi.

“NE CHP NE DE MHP BİZİM BAYRAK SEVGİMİZİ ÖLÇEK KALİTEYE SAHİP DEĞİL”

CHP milletvekillerinin Lice’deki olaylar sırasında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesine koşarak gittiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Gelin şu gençleri yaşatalım deyince gelmezler. Gelin şu meseleyi çözelim deyince gelmezler. Ama cenaze var diyence istismar etmek için hemen üşüşürler. Lice’de olaylar başlayınca ‘diren Lice’ dediler. Var güçleriyle olayları tahrik ettiler. Bayrağımıza o hain saldırı yapılınca da bu sefer gerisin geri göndüler. Bayrağı istismar etmeye başladılar. Ankara’da bayrak yakacaksın, Hakkari’de bayrağı saklayacaksın, hiç gitmediğin, gidemediğin Diyarbakır’da bayrağı saldırı olunca akbabalar gibi üzerine atlayacaksın. Bunu hiç kimseye yutturamazsınız. Kusura bakmasınlar Türk bayrağını da hiç kimsenin, hiçbir grubun istismar vasıtası yaptırmayız. Ne CHP ne de MHP bizim bayrak sevgimizi, bayrak aşkımızı ölçek kalibreye, kaliteye sahip değil” diye konuştu.

“O SALDIRIYI YAPAN HAİNE DE ONUN İPİNİ TUTAN HAİNLERE DE BUNUN HESABINI SORACAĞIZ”

Başbakan Erdoğan, bayrağı sevdikleri için 780 bin kilometre karenin tamamında bulunduklarını sözlerine ekledi. Bayrağı aşık olmanın bir gereği olarak bayrağın dalgalandığı yer yerde hizmetleriyle, eserleriyle, teşkilatlarla var olduklarının altını çizerek, “Biz hem bayrak deyip hemde hayatında doğuya, güneydoğuya ayak basamayanlar hamd olsun hiç olmadık ve olmayacağız. Diyarbakır’da askeri bir garnizonda yaşanan o alçakça saldırının da her boyutuyla hesabını soracağız ve soruyoruz. Olayı seyreden kim olursa olsun o saldırıyı yapan haine de onun ipini tutan hainlere de bunun hesabını soracağız. Kamu görevleri hakkında zaten idari soruşturmayı başlattık. O hainin bulunması içinde çalışmalar devam ediyor. Gözaltılar devam ediyor. Ancak burada aziz milletime özellikle şunları vurgulamak istiyorum; dün söyledim bugün tekrar ediyorum. Büyük devletler böyle zavallı hainlerin karşında bakarlarını yitirmezler. Büyük devletler bu zavallılar gibi alçalmazlar. Büyük devletin büyük hesabı olur. Doğuda, batıda, kuzeyde ve güneyde milletimin hiçbir ferdi ne zavallı hainin saldırısından nede istismar eden fırsatçılardan etkilenmesin. Hiçbir şehrimizde ilçemizde beldemizde bu saldırıyı bir tahrik bahanesi olarak kullananlara milletim aldanmasın. Eğer o provokatör vurulsaydı, cesedi üzerinden istismar yapılacaktı. Vurulmadı; şimdi bayrak üzerinden istismar yapılıyor. Ne ölüler üzerinden nede kutsal değerimiz bayrak üzerinden fırsat kovalayanlara, el ovuşturanlara milletim prim vermesin” dedi.

“GEZİ’DE YARIM KALAN OYUNU ŞİMDİ BURADA İLERLETMEK İSTEYECEKLER”

“Gezi’de yarım kalan oyunu şimdi burada ilerletmek isteyecekler. 17-25 Aralık’ta kursaklarında kalan operasyonu şimdi burada yürütmek isteyecekler” diyen Başbakan Erdoğan, milletin fertleri arasına öfke ve nefret tohumları ekmek için ellerinden geleni yapacaklarına dikkat çekti. Manşetlerle, köşe yazılarıyla, yorumlarla çözüm sürecini engellemek, kardeşliği örselemek, birliği, dirliği zedelemek için her yola başvuracaklarının altını çizen Başbakan Erdoğan, “77 milyonun her bir ferdi bilsin ki Türkiye çok büyük bir devlettir. Türkiye bu saldırılara geçmişte eyvallah etmedi. Bundan sonra hiç etmez. Gençlerin ölümlerini durdurmak için annelerin göz yaşlarını dindirmek için hassasiyetle mücadele edeceğiz. Ama şımarıklığa, eşkıyalığa, hainliğe de asla göz yummayacağız. Terör örgütü ve HDP çocukları, gençlerin arkasına saklanarak hanım kardeşlerimizin arkasına saklanmak suretiyle kendisine güç devşirmeye çalışıyorlar. Bunlarda onur yok. Bunlarda karakter yok. Bunlarda karakter olsa o çocukların arkasına saklanmazlar. O çocukları öne sürmezler. Onların yüzlerinde maskelerle onları kullanmazlar. O hanım kardeşlerimizi öne sürmek suretiyle biliyorlar ki bu milletin evladı Mehmetçik o kadına dipçik sallamaz, onun üzerine gitmez. Bunu da kullanmak istiyorlar. Sen gel niye kadın kullanıyorsun ki? Niye o çocukları kullanıyorsun. İşte bunların ne durumda olduklarını göstermesi bakımından bunlar çok önemli. O kadar zavallılar ki işte şimdi MHP’den, CHP’den, paralel yapıdan onların fırsatçılığından medet umar hale geldiler” şeklinde konuştu.

“PKK VE HDP BÖLGEYE ACIDAN BAŞKA BİR ŞEY VERMEDİ”

Terör örgütü de HDP’nin de bugüne kadar bölgeye acıdan başka hiçbir şey vermediğini sözlerine ekleyen Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ölümlere göz yumdular, öldürdüler. Anneleri yavrusuz bıraktılar. Çocukları yetim öksüz bıraktılar ve hep bunlardan beslendiler. Şimdi Diyarbakır’da çocukları için eylem yapanları görünce elleri ayakları birbirine dolaştı. Bölgede kurmaya çalıştıkları tek parti zulmü daha kurulmadan çatırdamaya başladı. Allah’ın izni ile benim oradaki Kürt kardeşlerim bu kan emici vampirlere itirazını daha da yükseltecek. Ben buna inanıyorum. Kendilerine acıdan, kandan başka bir şey getirmeyen bu HDP’ye bu terör örgütüne benim oradaki kardeşlerin inşallah dur diyecek. Ne yaparlarsa yapsınlar bizde çözümden, kardeşlikten vazgeçmeyecek, 77 milyon kardeş bir Türkiye için samimiyetle mücadeleye devam edeceğiz.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili de önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 2 ay kaldığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, “Aday tespit noktasında bizlerde artık son aşamaya geldik. Her kademede istişarelerimizi yaptık, yol haritamızı belli bir aşamaya getirdik. Tabi ki çalışmalarımız bu arada da devam ediyor. Burada arada iki hususa özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Birincisi; adayımız kim olursa olsun Türkiye’de istikrarı, güven ortamını kararlılıkla devam ettirecek, Türkiye ekonomisini Allah’ın izni ile büyümeye paralel yapıyla mücadelemiz, çözüm süreci mücadelemiz kararlılıkla ilerlemeye devam edecek. Bizim parti politikalarımız şahıslarla kain değildir. Herhangi bir değişiklik olursa bu değişikliğin AK Parti’yi de Türkiye’yi de daha güçlendirecek bir değişiklik olacağından hiç şüpheniz olmasın. İkincisi; hiç rehavete kapılmadan şimdiden 10 Ağustos’un çalışmalarına hep birlikte başlamalıyız. Zira 10 Ağustos 2015 seçimlerinde bir işaret fişeğidir. Bunu unutmayın. Halkımızın zihninde eğer tereddütler varsa bunları hep birlikte gidereceğiz. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin nasıl bir büyük devrim olduğunun, bunun Türkiye’yi, demokrasi ve ekonomimizi nasıl olumlu yönde etkileyeceğini milletimizle paylaşacağız. Şuanda ne CHP’si ne MHP’si nede diğerleri Cumhurbaşkanını halkın seçmesini istediler mi? Hayır. Onun da karşısında durdular. Ama halk ‘evet; biz Cumhurbaşkanını seçmek istiyoruz’ dediler. CHP ve MHP bunlar Meclis’te bu işi halletmek istediler. Şimdi bu halkın karşısına nasıl çıkacaklar da bizim adayımıza oy verin diyecekler. Sizin bir defa halka saygınız yok ki. Halka güveniniz yok ki. Halka güven duyan sadece AK Parti’dir. Halkın iradesini milli irade olarak kabul edip halkına giden sadece AK Parti’dir. Sahada yeni Türkiye’yi milletimizi halka aktarmanızı istiyorum. Ben belediye başkanı oldum. Artık benim için parti yok sakın ha böyle bir yanlışın içine hiçbir arkadaşımın girmemesi lazım. Bizler için parti teşkilatımız olmazsa olmazıdır. Siz onların gayretleri sayesinde buradasınız. El ele vereceksiniz.”

Vatandaşın nefes alacak park, bahçe bulamadığında milyar dolarlar da harcasa gönül alınamayacağını dile getiren Başbakan Erdoğan, görüntüyü bozan göz, zevkini zedeleyen, uyum arz etmeyen, yürürken rahatsızlık arz eden her şeyin küçük değil aslında büyük mesele olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, “Vatandaş evinden çıktığı zaman şehrin hengamesinden evine yorgun gelmesin. Yangın oluyor, itfaiye o sokağa giremiyor. Sorumlusu kim. Belediye. Niye? Çünkü sen o kadar dar sokağa zamanında müsaade ettiysen bunun sorumlususun. Buralarda yeniden yapılanmaya gitmen lazım. Nasıl olsa vaktimiz var. Hayır vaktimiz yokmuş gibi davranacaksın. 5 seneyi uzun görmeyin. 5 sene yarın biter. Olayı böyle görün. Bunu evimizdeki huzurun bir ön şartı olarak görün. Evindeki huzuru her bir vatandaş sokakta bulabilsin. Şehirlerimiz maalesef bu anlayışla büyümüyor. Bunu tersine çevirmek zorundayız. Şehir büyürken huzur, güvenlik gelişmiyorsa o büyüme sağlıksızdır. Sizler şehirlerin emirisiniz ama sahibi değilsiniz. Kararlarınızı şehrin tüm sahipleriyle istişare etmeniz üzerinizde bir vebaldir” dedi.

“SİZ YOLLARI 24 AYAR ALTINLA DÖŞESENİZ ONLAR ‘BU TENEKE YA’ DİYECEK”

Başbakan Erdoğan, ideolojik yaklaşanların ne yaparsanız yapın karşı çıkacağını belirterek, “Onlar için söylemiyorum. Ben samimi olanları kastediyorum. Öbürleri zaten belli. Siz yolları 24 ayar altınla döşeseniz onların size söyleyeceği ’bu teneke ya’. Onlar böyle. Onlara karşı elbette dik duracağız ama yapıcı eleştirilerin yıkıcı eleştiriler arasında kaybolmasına müsaade etmeyeceğiz. Millet 30 Martta bu makamları emanet olarak verdi. Hakkını verirseniz 5 yıl sonra karşılığını alırsınız. Emaneti yere düşürürseniz sadece şehrinize değil tüm teşkilata bu davaya harekete haksızlık etmiş olursunuz. Bu hareketin içinde kibir yoktur, şımarmak yoktur. Böyle bir hakkımız da yoktur. İnsanlardan uzaklaşmak, kapıları kapatmak yoktur. Biz makamların üzerine çıkıp kibir sergileyen değil makamların altında ağır sorumluluğun idraki ile iki büklüm olması gereken makamdayız. Öyle belediye başkanları vardı ki kibirlerinden yanlarına yaklaşılmıyordu. Bakın şimdi onlar yok. 5 yıl gelip geçer. Kimileri hiç hatırlanmaz kimileri de gönüllerden silinmez. Türkiye son bir yıldır zorlu saldırı girişimlerinin altında ezildi. Önce Gezi olayları, ardından 17 ve 25 aralık darbe girişimleri Türkiye’de güven ve istikrar ortamını, huzuru demokrasiyi ve kardeşliği hedef aldı. Dik durduk, milletin emanetine sahip çıktık, Türkiye’nin kazanımlarını koruduk ve 30 Mart’ta milletin desteğini aldık.

Gezi olayları denilen hadisede, siz ne yaparsanız yapın o malum çevreler o kadar önemli bir projeyi bile bu ülkede yok farz ettikleri gibi olumsuz, kötü göstermeye, bir dezanformasyon yapmak suretiyle bu paralel yapı, medyayla, yargıyla beraber hareket ederek böyle bir adım attılar” şeklinde konuştu.

“BUNLAR ASLINDA BÜYÜK BİR İDDİANIN, BÜYÜK BİR DAVANIN ADAMI OLMANIN GEÇEKLEŞTİĞİ ANLANDIR”

Tarihe eserlere sahip çıkmanın bir görev olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Taksim’deki kışla denilen o alan, o kışlanın tarihi resimleri röleveleri falan ortadayken bunlar gösterilmesine rağmen bu zihniyet buna karşı çıktı. Onu biz değil de kendi zihniyetlerinden biri yapsaydı asla böyle bir şey olmazdı. Aynı şekilde Kültür Merkezi. İhtiyaca cevap vermediği gibi yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Onda da aynı yerde daha iyi bir kültür merkezi dedik. Onda da aynı şey. Taksim adeta mabetsiz bir bölge. Bir taksim caminin yapılması konusu planlandığı halde buna da isyan ediliyor. Trafiğin yer altına alınması taksimin yürüyüş alanı haline getirilmesi gündeme geldiği halde buna karşı bir tavır. Yapılacak olumlu şeylere karşı bunların yaklaşımı olumsuz. Beyoğlu’nda böyle bir plebisit böyle bir yola gitsek Beyoğlu kalkıp da buna hayır demez, tam aksine buna evet der. Nitekim mahalli seçimde de Beyoğlu’nu tekrar AK Parti’nin kazanması bunun ispatıdır. Beyoğlu halkı vaatlerimize hayır demiyor, evet diyor. Cumartesi günü İstanbul’da dünyanın en büyük havalimanı temelini attık. Dün Ankara’da kendi milli kuruluşlarımızın imal ettiği 3 yeni ATAK helikopterlerinin kara kuvvetleri komutanlığına devir teslim törenini yaptık. Bunlar öyle sıradan yatırımlar değil. Havalimanı ile ilgili kolay kolay bir şey de yazamıyorlar ama kenarından köşesinden acaba ne deriz, nasıl bunu kötüleriz diye düşünüyorlar. Yılda 150 milyonun bu havalimanındaki geliş gidişini düşünün. Atatürk Havalimanı ihtiyacı karşılamıyor, artık bu terazi bu kadar sıkleti karşılamıyor. Kimileri de niye o kadar geç kaldınız diyebilir. Burayı yapacak demek ki 5 tane yürekli yiğide ihtiyaç vardı. Yap işlet devret sistemiyle bunu nasıl yaparız diye arayışı içinde olduk. Türkiye’de 26 havalimanı ile aldık biz ülkeyi. Buna 26 havalimanı ilave ettik. Bir kısmı bu yap işlet devretle oldu. Eğer bunu milli bütçeden yapmaya kalksaydık altından kalkamazdık. Finansı yönetmek her yiğidin karı değil. Para olduğu zaman bunları yapmak kolay, mesele paranız olmadan birilerinin finansı ile bunları yapabiliyor musunuz? Mesele o. Buna bile yolsuzluk dediler. 25 yıl yapacaklar orayı çalıştıracaklar. 25 yıl sonra da bize devredecekler. Yani millete yani devlete. Bu arada da belli bir kirayı ödeyecekler. Sadece bir havalimanı inşa etmiyoruz. Sadece kendi helikopterimizi imal etmiyoruz. Bunlar aslında büyük bir iddianın, büyük bir davanın adamı olmanın gerçekleştiği anlardır.”

“TÜRKİYE ARTIK KABINA SIĞMIYOR”

ATAK helikopterine şu anda siparişlerin gelmeye başladığını ifade eden Başbakan Erdoğan, sadece üreten değil ürettiklerini satan bir ülke konuma gelindiğini kaydetti. Türkiye’nin artık kabına sığmadığını sözlerine ekleyen Başbakan Erdoğan, “Kendine biçilen rolle yetinmiyor. Biz yıllarca başka ülkelere gıpta ile baktık, başarılarını izledik. Bundan birkaç asır öncesine kadar bu topraklar dünyanın gıpta ile baktığı topraklardı. Maalesef bizi tarihimizden ecdadımızdan medeniyetten koparmak, toprakla bağımızı kesmek istediler. Bizi aza mahkum ettiler, bizi var olanla yetinmeye, başkasına hayranlıkla bakmaya mahkum ettiler. Sadece dışarıdan değil içeriden de bizi böyle dar bir çerçeveye ufuksuz bir vizyona hapsetmek istediler. Gelişmiş ülkelerin yollarına bakıyoruz, hayran kalıyoruz. Şimdi bizim de yollarımız var. Artık bizim de hızlı trenlerimiz var, otoyollarımız var. Yurt dışında ya da belgesellerde gördüğümüz şeyler, o bize masallar gibi gelen şeyler artık kendi ülkemizde var oluyor. Artık biz de işte Ankara’dan İstanbul’a, Ankara’dan Konya’ya, Konya’dan Eskişehir’e hızlı trenle gidiyoruz. Artık YHT ağı ülkemizin birçok iline ulaşacak. 20-30 kişilik sınıfları konuşuyorduk. Bizim sınıflarımız 70-100 kişilik. Şimdi bizim de 20 kişilik 30 kişilik sınıflarımız dünyanın en modern donamına sahip okullarımız var. Filmlerde doktorların ellerinde çantaları ile evlerine gittiğini görüyor, bunu ulaşılamaz bir hayat tarzı zannediyorduk. Aynısı artık bizde de var. Yabancı filmlerde sürekli ambulans sesi duyuyor hayret ediyorduk. Şimdi bizde de bir telefon kadar uzakta ambulans hatta helikopter ambulanslar var. Artık dünya ile yarışır haldeyiz. Bu gelişmeler kardeşlerimizi mutlu ederken onurlandırırken aynı derecede hasımlarımızı ve hazımsızları da rahatsız ediyor. Onların hazımsız olması, o da bizim mutluluk sebebimizdir. Sanmayın ki Gezi ağaç için yapıldı, çevre için yapıldı. Sanmayın ki 17-25 Aralık operasyonları yolsuzluk için yapılmıştır. Büyük Türkiye birilerini rahatsız etmiş, içerideki maşalarını kuklalarını piyonlarını kullanarak büyük Türkiye’nin yürüyüşünü engellemek istemişlerdir” diye konuştu.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.