Chp Meclis Grup Toplantısı...(2)
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile ilgili olarak, birden fazla yerde Anayasa'ya aykırılık bulunduğunu savunarak, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın görevi vardır; bunu Meclise iade etme gibi tarihi sorumluluğunuz var. Bu görevden kaçmak tarihsel hata olur; Sayın Cumhurbaşkanı'na yakışmaz" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, Uludere'de 34 vatandaşın hayatını kaybettiği olayın ardından bölgeye gittiğini, buna karşılık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'elinde ne kadar çamur atma, iftira varsa hepsini yaptığını' savundu. Kılıçdaroğlu, "İnsaf ya, senin bana teşekkür etmen lazım, iyi ki oraya gittin demen lazım. Senin bakanların çadır tiyatrosuna gittiler. Ülkesiyle, devletiyle bölünmez bir bütün olduğumuzu göstermek için oraya
gittim, senin aklın ermez. Onların olaylara bakış ve yurtseverlik tarzı bizden farklıdır. Bizim yüreğimizde insan sevgisi, onların yüreğinde oy, rant, çıkar, yolsuzluk vardır" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın, Uludere olayıyla ilgili 'istihbaratın kimden alındığı' sorusunu duymazlıktan geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Dilsizleşti mübarek. İşini kolaylaştırayım diye alanı daralttım, İsrail'den mi, ABD'den mi istihbaratı aldın dedim. Şu garabete bakın, yabancı istihbarat örgütlerinin kankası olmuş, onlardan gelen bilgilerin esiri olmuş. Kalkmış bana yurtseverlik dersi veriyor; sen kim, bana yurtseverlik dersi vermek kim.
Ben Brüksel'de konuşmuşum, haşmetmeablarının ağrına gitmiş. Orada, 'Dünyadaki cari açıkta bir numarayız, hapisteki gazeteci sayısı Çin'den fazla, Türkiye'deki ekonomik iyileşmenin abartıldığını' yabancılara söylüyormuşum. Bunlar teknolojiyi de bilmiyorlar, ellerine iPad alıyorlar ama kullanmasını bilmiyorlar, milleti kandırıyorlar. Sayın Başbakan, 10 yaşındaki çocuk, Türkiye'deki cari açığı, ekonomik durumu hangi ülkeden internete girerse öğrenir. Dünya kadar yabancıların raporları var, o raporlar Hazine
Müsteşarlığına, Merkez Bankasına, bankalara gidiyor. Onlardan haberin yok mu? Sanıyorlar ki dünya kör. Dünya her şeyi çok iyi görüyor, sizin gözleriniz iyi görmüyor o dünyayı. Sen dünya bunları bilmiyor diyorsan, durumumuz daha da vahim."
Hapisteki gazeteci sayısı ile ilgili Brüksel'deki açıklamasına Başbakan Erdoğan'ın tepki gösterdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Hapisteki gazeteci sayısından utanıyorsan niye gereğini yapmıyorsun, ayıp değil mi?" diye sordu. Kılıçdaroğlu, "Bunu söylemeyecekmişim, senden mi izin alacağım. Bir fezleke de 'niye böyle konuşuyor' diye sen düzenle bakalım. Konuşacağım, dilimin döndüğü kadar bütüne dünyaya anlatacağım" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın 'bir densizlik daha yaptığını' ve kendisini 'Fransız ile kıyasladığını' belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Sen Sarkozy'nin Fransa'sına NATO kapısını açtın mı; açtın. Türkiye ret deseydi, Fransa NATO'nun askeri kanadına giremeyecekti. Libya'da Kaddafi linç edilirken keyif çattın mı; çattın. Libya'da Kaddafi'nin elinden ödül aldın, o linç edilirken oturdun Türkiye'de güldün. İnsan biraz utanır. NATO'nun Libya'da ne işi var diye estin gürledin. Biz Başbakan doğru söylüyor dedik ancak sonra Libya bombalanırken sen Ankara'da keyif çattın. Önce Fransız uçakları girdi oraya, sen onlara destek verdin. Libya
petrollerini altın tabak içinde götürüp Fransa'ya teslim ettin. Şimdi bana yurtseverlik dersi veriyor, beni Fransız ile kıyaslamaya kalkıyor. Bütün bunlardan sonra kim Fransız? Laf cambazlığı yapıyorsun. Bütün bunları Fransa'nın lehine yaptı, Fransa Erdoğan'a, Ermeni soykırımı yasasını verdi. Kim Fransız? 'Biz her türlü yaptırımı uygulayacağız', göreceğiz. Aynı şeyi İsviçre için söylemişlerdi. Dün söylüyorsun bugün aksini yapıyorsun."
"POSTMODERN DİKTA REJİMİ"
Toplumda derin bir korku bulunduğunu, milletin düşünmekten bile ödünün koptuğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, rejimin adının demokrasi olduğunu ancak, gerçek demokrasi olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, önceden diktatörler ile demokratların birbirinden ayrılabildiğini belirterek, "Ama demokrasi gibi görünüp, dikta olan yönetimler var, biz bunlara postmodern dikta rejimi diyoruz. AKP'nin şuandaki yönetim anlayışı, postmodern dikta rejimidir. Postmodern dikta rejimini de postmodern diktatörler yönetir. Recep
Tayyip Erdoğan'ın durumu da budur" dedi.
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN CHP'YE PARA CEZASI
Konuşmasında, Anayasa Mahkemesinin, CHP'ye, mahkemeyi meşgul ettiği gerekçesiyle verdiği para cezasına tepkisini dile getiren Kılıçdaroğlu, "İstediğin kadar para cezası ver, ne yaparsan yap Sayın Başkan, hukukun üstünlüğü bu ülkeye ya gelecek ya gelecek, sana rağmen gelecek. Verdiğin para cezasıyla sen benim düşüncemi mi sınırlayacaksın?'' dedi.
"İZMİR TESLİM OLMAYACAK"
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun, 397 yıl hapis cezasıyla yargılandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Buna adalet mi diyeceğiz, güldürmeyin bizi. Örgüt lideri diyorsunuz, insaf. Genelkurmay Başkanı'ndan terörist olursa, anakent belediye başkanından da örgüt lideri çıkar. İzmir teslim olmayacak, Başkanımızı da koruyacağız. Pazar günü isimsiz mail gelmiş, Adalar'daki Belediyeyi basmışlar. Basmazsanız namertsiniz, her tarafı basın. Kayseri davasında rüşvet defterini Başbakan'a gönderdik,
orayı soruşturan var mı?" şeklinde konuştu.
CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ
Cumhurbaşkanının görev süresini de düzenleyen Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'na yönelik eleştirilerini de deli getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Bir kişiye göre Anayasa değişmez, özel hukuk olmaz, hukuk evrenseldir. İlk kez Türkiye'de yasayla Anayasa değişikliği yapıyoruz. Diktatörlük anlayışının getirdiği sonuçtur bu. Sayın Cumhurbaşkanı, 'CHP, herhalde Anayasa Mahkemesine götürür' diyor. Sayın Cumhurbaşkanı'nın Anayasa ile tanımlanmış görevleri vardır, bu görevlerden biri Anayasa'yı uygulamaktır. Anayasa'ya aykırı bir şey varsa Meclise iade etmektir. Cumhurbaşkanı ile ilgili bir düzenlemenin, Anayasa'ya aykırı bir düzenlemenin gelmesi halinde
Sayın Cumhurbaşkanı'nın görevi vardır. O görevinin gereğini yerine getirmek durumundadır. Bu onun görevidir, bu görevden kaçmak tarihsel hata olur. Sayın Cumhurbaşkanı'na yakışmaz. Anayasaya aykırılık varsa, gerekçelerini yazar, Meclise iade eder. Anamuhalefet partisiyiz, Anayasa'ya aykırı durum olursa, zaten yetkili organlara götürürüz, yetkili organların aldığı kararların gereğini yaparız. Ama Sayın Cumhurbaşkanı söyle bir düşünceye kapılırsa, 'benim şahsi meselem, benimle ilgili düzenleme, o nedenle
imzalayacağım.' Hayır Sayın Cumhurbaşkanı, o sizin şahsi meseleniz değildir. O koltukta oturduğunuz sürece, orası cumhurbaşkanlığı koltuğudur, siz Türkiye Cumhuriyetini, hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi temsil ediyorsunuz. Anayasaya aykırı bir düzenleme geldiğinde, onu Meclise gerekçeleriyle iade edeceksiniz. Kişisel bir olay değildir. 7 yıla çıkarıyorlar, bu açıkça 5 yıl olduğunu onlarda kabul ediyor. İtiraf ediyorlar. Millet kararını verdi, 5 artı 5'tir. Bunu Anayasa değişikliğiyle yapabilirsiniz,
itirazımız yok. Bunu yasayla yapamazsınız. Yaparsanız, siyaset ve hukuk ahlaksızlığıdır; CHP de buna izin vermeyecektir. Yasada temel yanlışlık daha var; nakdi yardımlarla ilgili sınırlama var ama ayni yardımla ilgili sınırlama yok. Bir işadamı cumhurbaşkanı adayına, uçağını, otobüs filosunu tahsis edebilir. Sayın Cumhurbaşkanı, bunu TBMM'ye gönderirken bunu da unutmayın. Anayasaya aykırılık bir değil birden fazla yerde var. Bunu yüce Meclise iade etme gibi tarihi sorumluluğunuz var, bu sorumluluğu size
hatırlatmak da anamuhalefetin görevidir. Bunu yapıyoruz. Eğer yapılmayıp, altına imza atayım dersiniz devlete, hukuka, adalet duyulan güven duygusuna ağır darbe indirilmiş olur."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.