Chp Grup Toplantısı (2)
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik, "Serbest bırakılan değerli gazetecilere sen, 'teröristtir, Ergenekoncudur' dedin. Şimdi sen bu insanlardan özür dileme erdemini gösterecek misin, göstermeyecek misin?"
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın 'nefret üzerine bir dünya kurduğunu' iddia ederek, ''Nasıl bir ruh hali, nasıl bir yapıdır bu. Anlamak için uzun uzun çalışmak lazım. Böyle bir insanın ruh halini araştırmak lazım, ne ile karşı karşıyayız. Kendisi ile ülkesi ile barışık olmayan vaka ile karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan'a, söz konusu kanun teklifi ile ilgili YÖK Başkanı, eğitim fakültelerinin dekanları, bilim adamları ile de konuşmaları önerisinde bulunduklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Akıl ile bilgi ile barışmak çok mu zor? Uzlaşma ve katılımcılık ruhu, demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. 'Benim kimseden bilgi alacak durumum yok' hezeyanı içinde olursanız, toplumu tehlikeli bir sürecin içine atarsınız. Postmodern diktatörlere tetikçilik yapanlar da küçük insanlardır. O insanlar da tarih önünde
sorumludur. Bir Başbakan yanlış yapıyorsa, yanlışı etrafındaki insanların söylemesi lazım. Alkış tutarsanız, onun kadar sorumlu olursunuz. 20 dakikada kanun çıkar mı? 20 dakikada yemek pişmez. Kavga var, milletvekilleri tekmeleniyor, buna rağmen 'Kabul edenler etmeyenler....' Bu tablodan gurur duyan bir kişi var; o da Sayın Recep Tayyip Erdoğan. 'Basın mensupları terk etsin' diyorlar. Çünkü CHP milletvekillerini darp edecekler ya. 'Basın mensupları dışarı çıksın, biz rahatlıkla linç girişiminde bulunalım'
diyorlar. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kapalı kapılar ardında olanlar, 21. yüzyıl dünyasında artık her şey bütün dünya ile paylaşılır. Teknolojide, iletişimde geldiğimiz nokta budur" dedi.
Türkiye'nin bütün dünyanın, en baskıcı ülkelerden biri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, dünyanın bunu kabul etmesinde CHP'nin etkisi olduğunu kaydederek, "Bütün dünyaya anlatacağız. Her yerde söyleyeceğiz. İşkenceleri, insan hakkı ihlallerini söyleyeceğiz. 32 yıl önce Kenan Evren'in geldiği noktaya geldi. Kenan Evren de 'Nasıl dışarıda anlatırsınız' diyordu. Burada bütün milletvekili arkadaşlarıma görev veriyorum: Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada birinci göreviniz, bu postmodern diktatörün
yalanlarını her tarafta anlatmanızdır. Yargıyı, parlamentoyu, medyayı nasıl baskıladığını anlatın. Eğer biz bu görevimizi yeteri kadar yerine getiremezsek Nedim Şener'in, Ahmet Şık'ın, Coşkun Musluk'un, Said Çakır'ın hayatlarında 375 gün çalanların cesaretlerini artırmış oluruz. Silivri toplama kampındaki zulmü de anlatacağız her yerde. Ben postmodern diktatöre sormak istiyorum: 'Serbest bırakılan bu değerli gazetecilere sen, 'teröristtir, Ergenekoncu'dur' dedin. Şimdi sen bu insanlardan özür dileme
erdemini gösterecek misin, göstermeyecek misin?" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, yalanlara ve iftiralara çok alıştığını, fakat postmodern diktatörün yalanlarına tahammül edemediğini ifade ederek, "Geçen gün, güya ben 'İsrail'de tutuklu gazeteci yok' demişim. Şimdi buradan söylüyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, en kısa süre içinde benim bu sözleri söylediğimi kanıtlayamazsan, senin şerefini, haysiyetini sorgular hale getireceğim. Bir Başbakan'ın şeref ve haysiyetinin sorgulanmasını istemem ama bir Başbakan'ın temel görevlerinden biri halkına doğruları söylemektir. Eğer
ispat edersen ben senden özür dileyeceğim. Benim bir tek yalan söylediğimi ispat etsin bakalım'' dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.