Bdp Muş Milletvekili Çelik’in Açıklamaları
– BDP Muş milletvekili Demir Çelik, “Abdullah Öcalan üzerinde 10 ayı aşkın bir süredir ağırlaştırılmış tecrit uygulaması devam etmektedir. Başbakan tecridin devamında ve ısrarında bizzat yetkinin kendisinde olduğunu ifade etmeye çalıştığı bir süreçte BDP ile gerekirse görüşmelerin yapılabileceğini söyleyen pozisyonda. Başbakanı samimiyete davet ediyoruz” dedi.
Merkez Yenişehir ilçesi, eski Konukevi’nde basın mensupları ile bir araya gelen BDP Muş milletvekili Demir Çelik, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Kürt sorununu çözmek yerine çözümsüzlükte ısrar ettiğini söyleyen Çelik, dün Muş’un Varto ve Tunceli’de çıkan çatışmalarda can kayıplarının yaşandığını ifade etti. 2011 seçimlerinin Türkiye’nin demokratikleşmesi ile birlikte Kürt sorununun barışçıl çözümü iddiasının ve söyleminin hayat bulduğu bir süreçte, Başbakanın bir yıl sonrasında neleri yaşayabileceğine dair kendilerine ipucu vermeye başladığını aktaran Çelik, “O zaman ben dönemin Başbakanı olsam ‘Abdullah Öcalan’ı asardım demeye getirdiği yaklaşım ve söylemleriyle bugünleri adeta bir yıl öncesinden öğrenebilir bir pozisyondaydık. Buna rağmen Abdullah Öcalan’ın 2011 seçimleri öncesinde kendisiyle görüşmeye gelen heyetle birtakım protokollerin imza aşamasına geldiğini dillendirdiği barış konseyi, anayasa konseyi kurulması anlaşmasına vardıkları seçim sonrasında bu konseyler üzerinden hem tarihi yüzleşmenin hem de Türkiye’nin hakikatleri araştırma komisyonu üzerinden yarına dair umut beslemeye başladığı bir noktada bu umudun karartılmaya dönüştürüldüğü 14 temmuz 2011’den bu yana ciddi düzeyde hepimizi ciddi siyasal krizlerin yeni kaos ve açmazların yaşanacağı kaygısıyla da karşı karşıya bıraktırdı” dedi.
“BAŞBAKANI SAMİMİYETE DAVET EDİYORUZ”
Hükümetin, 29 Mart 2009’dan bu yana demokratik siyasete dönük yapılan, Kürtlerin siyaset yapmasının önüne engel koyan engellemeye çalışan bu alanı terörize edip tüm Kürtleri potansiyel suçlu muamelesine tabi tutarak irade kırmaya çalıştığını ileri süren Çelik, “14 Temmuz 2011’den sonra BDP, HPG, KCK, PKK üzerinden tüm Kürtleri potansiyel suçlu gören bu yönüyle de açığa çıkan umudu karartan, erteleyen, zamana yayıp çürütme politikasına tabi tutarak topyekun savaş ilan etti. O savaşın nedeniyledir ki Abdullah Öcalan üzerinde 10 ayı aşkın bir süredir ağırlaştırılmış tecrit uygulaması devam etmektedir. Sadece avukatlarıyla değil birinci dereceden yakınlarıyla bile görüşmesinin koşullarının yaratılmadığı aksine sudan gerekçelerle her gün bu talebin ertelendiği 10 yıllık süre zarfında en nihayetinde Başbakan bu konuda karar verici olduğunu tecridin devamında ve ısrarında bizzat yetkinin kendisinde olduğunu ifade etmeye çalıştığı bir süreçte BDP ile gerekirse diyalog ve müzakereden de dem vuran buna ihtiyaç olması halinde görüşmelerin yapılabileceğini söyleyen pozisyonda. Başbakanı samimiyete davet ediyoruz. Diyalog ve müzakerenin adresi olan Abdullah Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış tecritten bu halkın iradesini kırıp umutsuzluğa teşvik etmek mi doğru olanıdır, yoksa diyalog müzakere ile geleceğimizi çalan savaşa dökülen paraları bir şekli ile can kayıplarının önüne geçmek adına diyalog ve müzakere eksenli Kürt sorunun çözümü mü doğru olanıdır? Buna karar vermesi gerekiyor. Ama görünen o ki Başbakan beslendiği milliyetçi muhafazakar damarından kaynaklı tek devlet tek millet tek bayrak tek dil ve tek din söylemiyle 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin tekçi merkeziyetçi otoriter zihniyetinden kendisini kurtarmış aşabilmiş değil. Bu damardan da her asli ve gerçek niyetinin ne olduğunu bizlere gösteriyor. O bizleri muhatap kılmaya çalışırken, bakanları başta içişleri bakanı olmak üzere buradan arka durmuyor. En son Roboski’nin üzerinden geçen 5 ayı geçen bir sürede 34 sivil Kürt vatandaşının ölüm fermanının kimden çıktığı uçakları kimlerin kaldırdığı aşikar açık ve belliyken üstünü örten zamana yayan yeri geldiğinde ova vatandaşlarını başta olmak üzere başta tüm Kürtleri rencide eden onlarla adeta dalga geçen ölümü hak ettiği noktasında bir cezanın kesildiği söylemiyle de bu işi aklamaya çalışan buna karar verenlerin de görevleri gereği yetkilerini kullanarak bu işi gerçekleştirdiğini söyleyen bir Başbakan. Görünen o ki geçmiş hükümetlerden farklı bir durumda değil. 10 yıldır hiçbir sorunu çözemeyeceği açığa çıkmıştır. Roboski ve öncesi, uygulamaları deşifre olan niyetini gizleyemeyen ve niyetini gizlemekte artık sakınca görmeyen bir hükümet, başbakanı ve bakanları ile yüz yüzeyiz” diye konuştu.



Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.