Bbp Genel Başkanı Mustafa Destici:
- Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye’nin şu andan itibaren dış müdahaleye açık tüm gayri milli proje, süreç yönetimi ve iktidar projelerini terk etmesi gerektiğini belirterek, “Boğazı sıkıldığında elinden herhangi bir şey alınabileceğine ve taviz verebileceğine dair umutları derhal sona erdirecek milli bir duruş sergilemelidir. Kendi çıkarlarının ve kurumlarının ömrünü değil, devletinin ömrünü arttıracak tedbirleri hayata geçirmeli, son iki yıldır bayrağından devletine kadar her şeyi tartışmaya açan politikaları ve akil diye millete çakmaya çalıştıkları zihniyetlerin kılavuzluklarını terk etmelidir” dedi.
Televizyon, Gazete ve Ajansların Ankara Temsilcileriyle birlikte kahvaltıda bir araya gelen Destici, gündemle ilgili konuları değerlendirdi. Türkiye’de ciddi bir iktidar sorununun yanında, ciddi bir güvenlik sorununu da beraberinde getiren bu krizin çok kötü yönetildiğini belirten Destici, “Bu kötü yönetimin faturası da her zamanki gibi aziz milletimize kesilmektedir. ‘Gördükleriniz ve duyduklarınız olan bitenin sadece yüzde 10’u’ şeklindeki vahim iddiaların üstüne gidilmeyip ‘bütün dünya bize düşman’ bahaneleriyle ve ‘yavuz hırsız ev sahibi bastırır’ tavırlarıyla yeni mağduriyet alanları yaratıp, yolsuzluk iddiaları ile vatandaş algısı arasına set koymak isteyenler hala yanlışta ısrar etmektedirler” dedi.
Meseleyi bir iktidar ve cemaat kavgası kısırlığında değerlendirmenin, insanları ve kurumları bu iki bahane arasında tercihe zorlayıp töhmet altında bırakmanın, mevcut sorunu son derece yanlış istikametlere saptıracağını hatırlatan Destici, “Başka sorunları da beraberinde getirir. Gerek AK Parti içerisinde gerek cemaat içerisinde gerekse bunlara gönül bağı ile bağlı olanları da töhmet altında bırakacak yorumlar ve analizler sadece ve sadece sorunu ötelemek ve yeni bahanelere yer açmaktan başka bir işe yaramaz. Toplumsal barışı olumsuz etkiler. Türkiye’nin geleceğine dair endişelerin duyarlı her insanın omuzlarına çöktüğü şu günlerde, iktidar olayın ilk başladığı gün, başka geçmiş davalarda arkasında durduğu gibi, yargının yolunu açıp adli kolluğa gereğini 'yapmamaları’ hususunda baskı kurmasaydı, işler bu boyuta gelemeyecekti. Yaşanan sorunların kaynağının ve suçlusunun kendilerinin olmadığından yola çıkarak dâhili ve harici mihrak arayışlarına girmek, kamuoyu gündemini soğutma çalışmalarında bulunmak, medya hâkimiyeti ve sınırlamaları ile gerçeklerle vatandaş arasına sansür engeli koymak, var olan sorunu kesinlikle çözmez. Hele hele seçim arefesine girdiğimiz şu günlerde ‘acaba bu krizden hangi mağduriyeti ve mazlumiyeti çıkarır da seçmen tercihini yanımızda tutarız’ stratejilerine sarılmak, kamuoyu vicdanını ajite etmek, kontrollü gerginlikler yaratmaya çalışmak, daha beter sorunları peşi sıra getirir” dedi.
Demokrasi ile idare edilip de kurumlarının birbirleriyle bu kadar çatıştığı, görev alanlarını bu kadar ihlal ettiği ve bu kadar saygısızca davrandığı başka bir ülke olmadığını ifade eden Destici, “Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan demokratik parlamenter rejimlerde devlet kurumlarının birbiriyle kavga etmesinin, birbirinden farklı görev icra eden hükümet ile bu kuruluşların arasındaki ihtilafların çatışmaya dönüşmesinin bedelini aziz Türk milletine ödetmeye kimsenin hakkı yoktur. Bugün hala Çözüm Süreci’ni herkesin gözü önünde tam bir çadır tiyatrosu oyunu gibi sahneleyenler, olup bitenlere karşı hassasiyetini kaybedip felâketlerini güle-oynaya karşılayanlar, korkarız ki, seçilmişi ile atanmışı ile günü geldiğinde birbirlerini suçlayacağı bir sürece gireceklerdir. Şu anda Sayın Başbakan’ın son günlerdeki yolsuzluk tartışmalarına bahane olarak, bizce meşruiyeti olmayan ve hukuk dışı yürütülen Çözüm Süreci’ne karşı olanları hedefe oturtmak istemesi ilginç değil mi? Türkiye şu andan itibaren dış müdahaleye açık tüm gayri milli proje, süreç yönetimi ve iktidar projelerini terk etmelidir. Boğazı sıkıldığında elinden herhangi bir şey alınabileceğine ve taviz verebileceğine dair umutları derhal sona erdirecek milli bir duruş sergilemelidir. Kendi çıkarlarının ve kurumlarının ömrünü değil, Devletinin ömrünü arttıracak tedbirleri hayata geçirmeli, son iki yıldır bayrağından devletine kadar her şeyi tartışmaya açan politikaları ve akil diye millete çakmaya çalıştıkları zihniyetlerin kılavuzluklarını terk etmelidir. En önemlisi 814.578 kilometresinin bir miliminin egemenlik hakkına dahi zarar vermemelidir. Devleti yönetmeyi sadece bayındırlık ve imar işleriyle sınırlı zannetmeye devam edeceklerse ve egemenlik haklarımızı aynen milliyetçilik gibi ayaklar altına alıp, milletin ve yetimin hakkını koruyup gözetemeyeceklerse derhal bırakıp gitmelidirler” dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.