Zekeriya Çakabey

Zekeriya Çakabey

Neden Bayram Olmasın

Zaman bir rüyaydı belki/ zamansa geçip gitti bir anda/ durağan değil ki hiçbir şey/ yine hayalinle kaldın

Küçültseydin şu dünyanı/ umutların gece olmazdı elbet/ bir küçücük sevinç dediğin/ neler getirmezdi ki

İşte o zaman/anlar mıydın bilmem/ farkına varmadığın her nefes var ya/ nasıl da bir armağandır sana

   

Zamanlar vardır geçmek bilmeyen. Günü saatlere, saatleri dakika ve saniyelere böldüğümüz. Ne kadar bölersek bölelim yine de saniyelerin bile günler, aylar kadar bile uzun olduğu ve geçmek nedir bilmediği uzun zamanlar…

Zamanlar vardır, günlerin bile saniyeler kadar kısaldığı ve hiç bitmesin dediğimiz anların göz açıp kapayıncaya kadar kaybolup gittiği zamanlar…

   

Kimine göre alabildiğine uzun kimine göre kısa; kimine göre bir şehrin kadim tarihine altın harflerle yazılacak yeni bir dönemin başlangıcı, kimine göre bir adım dahi yol alınmayacak boşa geçirilmiş bir çabanın göstergesi olarak değerlendirildiği günler.

    

Mutlaka yapılan her sosyal ve kültürel etkinliklerin olumlu ve olumsuz yönleri vardır, olacaktır. Tüm yapılan iş ve işlemler için geçerlidir bu durum. Bu gerçekten böyle midir, yoksa bakan gözün yanlı ya da yansız bakış açısına göre mi şekillendirilmeye çalışılmaktadır.

    

Edebiyat Yolu, Edebiyat Yolu olmadan önce dik, uzun ve zor olan farklı mecralardaydı çalışmalar. O zaman da yine bazı değişik akortta farklı sesler çıkmaktaydı yolun gecikmesine dair. Kastedilen yolun gecikmesi miydi gerçekten? O gecikmedir ki uzun ve zor olanın karşısına yolu kısaltan, kolaylaştıran alternatif olarak tünellerin yapılmasını ve bugün Edebiyat Yolu dediğimiz yolun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ve bu yola verilen isimleri yediden yetmişe tüm yolcular görecek, okuyacak, hafızalarında tutacaktır. Böyle bir girişim hem geçmişi hem de mevcut gönül adamlarına verilen kıymetin bir göstergesidir.

   

Unesco’nun yaratıcı şehirler ağına “Edebiyat Şehri,” olarak katılma talebimizin de olduğu bir ortamda programımız çeşitlilik yönünden nicelikten çok nitelikli olmaya ihtiyacı vardır. Aynı değerlendirmeyi yazar, şair, tüm sanat alanları içinde söyleyebiliriz. Bazı okulların bayram savar programlarının düzeyinde kalmak, değil Unesco’ya taşımak; bizi şehir sınırları dışına çıkarmaz Ancak“şair ve yazarlar şehri.” denilen şehrimizin görüntüsüne birde uluslararası bir sevda eklendiği zaman şehrin yazar ve şairlerinin ötesinde tüm toplum kuruluşları, idareciler ve halkın bizzat bu sevdayı kucaklaması ve herkes üstüne düşeni yapma zorunluluğunu hissetmesi gerekmektedir. Çünkü meydana çıkabilme ve uluslararası bir sevda da bende varım diyebilme cesareti de takdir edilmesi gereken bir girişimdir. 

    

Dünya klasiklerinin ve icatlarının da serüveni belki de böyle küçük bir merak, arayış, yarınlara taşıma ve tesadüflerle başlamıştır. İlk başlangıç noktasının akabinde dalgalar halinde genişleyerek ve gelişerek, sen farkında olsan da olmasan da seni bir yerlere taşıyacağı muhakkak. Yeter ki beraber koşacağımız ve aynı inancı paylaşacağımız birileri olsun.

    

Gelecek zamanlarda Dünya’nın değişik yerlerinde bildiğimiz ve bilmediğimiz insanlar anladığımız- anlamadığımız dillerde bizi anlatacaklar. Ve değişik ülkelerden yeni yeni insanlar bizim fiziki, coğrafi ve insani yönümüzü görmek, tanımak için gelecekler. Her gelenin bir karşılığı olacak. Yeri gelecek kültür, yeri gelecek ekonomik yansıması, insanların bu girişime daha da aktif katılımını ve kendisini de bu etkinliklerin sorumlu bir üyesi olarak hissetmesini sağlayacaktır. Bu ruhu ve inancı özümüzde taşıyorsak gelecek edebiyat bayramlarına ya da edebiyat günlerini bayram yapmaya neden şimdiden hazırlanmayalım ki!

    

Sosyal, kültürel ve ekonomik alanda geleceğe dönük atılan bu tohumların, doğa harikaları yönünden eşsiz ve çok seçenekli bir zenginliğe sahip olan şehrimizin her yamacında renk cümbüşü oluşturan bu çiçeklerin genç minnacık yavrularımızın beyinlerinde de aynı güzelliği oluşturacağına inanıyorum. Büyükşehir Belediyesinin böyle bir güzelliği getirmesinden dolayı teşekkür ediyor, yeni geleceklere daha inançlı ve daha kararlı bir duruşla yürümeleri temennisiyle.

 

 

   

   

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar