Kimin Kazanması Daha Hayırlı Olur

‘’Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür parçalanamaz’’

Seçim yaklaştıkça, araştırma şirketleri anket sonuçlarını açıkladıkça görüldü ki böyle olmayacak şiddeti daha da arttırmalıyız planı devreye hızlı bir şekilde girildi.

7 Haziran seçimlerden önce sükûnete bürünen HDP, seçimden önce eline aldığı sazı seçim sonrası sert söylemlere ve kışkırtıcı üsluba bıraktı. PKK’nın yaptığına karşılık verilince de ve bu karşılık başarılı olunca haliyle yerine şehir içi tehditler boy göstermeye başladı.  Bunun sonuncusu olarak ise Ankara Garında gerçekleştirilen bombalı saldırı, ülkeyi derin yasa boğarken aslında verilmek istenen korku gözler önüne serildi. Ne kadar çirkeflik varsa kalleşçe uygulanmaya konuldu. Ülke de 3 günlük yas ilan edilirken, tüm partiler mitinglerini iptal ederken HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Ankara da miting düzenledi. Kimin işine geldiği ve kimin bundan nemalanmak istediği de gün gibi ortaya çıkmış oldu. Artık akıllarda soru işareti kalmamıştır diye düşünüyorum. Kürt halkının savunucusu olarak kendini ithaf eden parti,  bu gün Hak için daha fazla KAN diyerek fikrini ve zikrini ortaya koydu.

“Her asrın tüm derdine devadır Kur’an;  Kur’an dan uzaklaştığı için canavarlaşıyor  insan.”(Ali Ulvi Korucu)

Kur’an-ı Kerim den uzaklaştıkça günden güne insanlar arasında fitne daha da arttırıldı. Bu zamana kadar birçok Arif insan yetiştiren doğu bölgesi yobazlaştırılarak bu hale getirildi.

Doğuda ki iş adamları ve yatırımcılar yatırımlarının akıbetini düşünürken,  turizm nerede ise sıfır noktasına gelmiş bulunmakta. Esnaflar tedirgin, sanayiciler kendi çarelerini bulma telaşında. 

Oyun büyük, Türkiye bölge devletleri gibi çökertilmek istense de bu Ülkenin halkı toprağından vazgeçmez. Çünkü şahadet mertebesine inancımız vardır. Bu topraklar huzura ve refaha kavuşmuşken, yatırımlar ve icraatlar artmışken, gücünü ve asıl yapabileceklerini gözler önüne sermişken bunu gören şer güçlerde korkuya kapıldı. Çünkü öyle bir Türkiye meydana geliyordu ki önüne engel çıkarmamak ve tekrardan kukla haline getirmek gerekliydi. Tüm ümmetin sesi olan, dünyada ki tüm mazlum halklara yardım elini uzatan Türkiye, itibar görmeye başlamıştı. Hz. Muhammed (s.a.v) Ümmetinin sesi olmuştu. Maneviyattan yoksun olanlar, huzur ortamından rahatsız oldukları için rahatsızlık yaratmaya başladılar. Bu rahatsızlıklarının boyutunu da bu gün ülke olarak kanlı eylemlerle yaşıyoruz. Huzursuzluk halkta tepki doğuracaktı ve birlik içinde ki halk da ayrışmalar yaşanacaktı. Erken seçim kararıyla birlikte bozgunculuk ateşini daha da harlayan güçler, ya tamam ya da devam diyecekler seçim sonucunda.

 Tek Parti iktidarı döneminde yapılan yatırımlara ve halkın yıllık milli gelirinin artışına kimse hayır diyemez. Veriler ve yapılanlar gözler önünde. Bu zamana kadar koalisyon hükümetleri dönemi ise bilinmektedir.

 

Ülkenin geldiği nokta iç açıcı değildir. Seçim atmosferi öyle bir hale geldi ki Ak Parti ve diğer partiler olarak iki kutuba ayrıldı. İstikbal olmadan istikrarı yakalamak imkânsızdır. Ya şer odaklarına karşı bu ülke birlik olacaktır ya da seçim sonrası oluşacak koalisyon sonucu ile ülkenin istikbalini ateşlere atacaklardır. Yapılmak istenen Türkiye yi güçsüz hale getirmek, ülkeyi bölmek ve parçalamaktır. Bu oyunu bozmak vicdan ve sorumluluk bilincidir.

Şimdi, seçimi kim kazanır sorusundan ziyade, “kimin kazanması daha hayırlı olur” diye bir sorunun cevabını vermek ve bunun muhasebesini yapmak gerekiyor. Kardeş dediklerimizden ve İslam düşmanlığı yapanlar tarafından her türlü kalleşliğin yapıldığı, hayatta olmaz bir araya gelmezler dediğimiz ittifakların yaşandığı, türlü türlü çirkefliğin tezgâhlandığı bir ortamda birlik ve beraberlik tek düşünce olmalıdır. Herkes elini kalbinin üstüne koysun ve vicdan muhasebesini yapsın. Bilinir ki bu dünyada ki en büyük yük vicdan yüküdür. Vicdanın rahat olmadığı süreçte yaşamak karanlık zindan gibidir.

Kardeşlik siyaseti kazansın…

 Tercihiniz ne olursa olsun, vicdanınıza ağır gelecek kadar vahim olmasın.

Selametle Kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar