Kktc Cumhurbaşkanı Eroğlu: “kktc Blöf Olsun Diye Kurulmadı”

Kktc Cumhurbaşkanı Eroğlu: “kktc Blöf Olsun Diye Kurulmadı”
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, KKTC’nin ortadan kalksın, blöf olsun, tarihe bir şaka yapılsın diye değil; yaşasın, yücelsin ve sonsuza kadar Kıbrıs Türk halkının özgürlük, egemenlik hakkının simgesi olsun diye ilan edildiğini söyledi.

- KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, KKTC’nin ortadan kalksın, blöf olsun, tarihe bir şaka yapılsın diye değil; yaşasın, yücelsin ve sonsuza kadar Kıbrıs Türk halkının özgürlük, egemenlik hakkının simgesi olsun diye ilan edildiğini söyledi.

Eroğlu, KKTC’nin ilanının Kıbrıs Türk tarihinin en doğru, en yararlı kararlarının başında geldiğini ifade etti ve “Biz barışçıyız! Ada’da var olan gerçeklere dayalı anlaşmadan yanayız. KKTC’nin ilanında da, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanında olduğu gibi, Rum komşularımızla bir anlaşmaya kapılar açık tutulmuştu” dedi.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC devletinin Kıbrıs Türk halkının hak ve kimliğinin toplam ifadesi olduğunu vurgulayarak, “Varmak istediğimiz ve vardığımız en güzel, en ileri noktadır. Şimdi görev onu yaşatmak ve yüceltmektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC’nin 29’uncu kuruluş yıl dönümü kutlamalarını açış konuşmasında, halkın Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak, Cumhuriyetin kıymetinin bilinmesini, onu daha güzel günlere taşıma çabası içinde olunmasını, esenlendirilip yüceltilmesini istedi ve “Bize yakışan budur, yapmamız gereken budur” dedi.

Devlet olgusunun milletler için büyük önem taşıdığını kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının ülkesi, toprağı ve egemenliğiyle bir devlete sahip olduğunu ve bu devleti Anavatan Türkiye’nin tanıdığını vurguladı. Eroğlu, çağdaş, demokratik bir devlete sahip olduklarını belirterek, “Gelişmiş olarak nitelenen ülkelerin bile sorunlar yaşadığı günümüzde bazı sorunlarımız var diye devletimizi küçümsememiz asla kabul edilebilecek bir şey değildir. Tanınmış birçok devletten eksiğimiz yok, fazlamız vardır” diye konuştu.

Devlet gerçeğinin verdiği güçle görüşme masasına oturduklarını ve Rum komşularıyla bir anlaşma yapmaya çalıştıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının devlet olgusuyla ilk kez 15 Kasım 1983’te karşılaşmadığını; tarihsel süreci iyi bilip analiz edip gelecek kuşaklara doğru aktarmak gerektiğini anlattı.

“BİZ DEVLETİMİZLE KIBRIS’A GELDİK”

Kıbrıs’taki Türk varlığının 1571’de başladığını ifade eden Eroğlu, “Biz Devletimizle Kıbrıs’a geldik. Osmanlı Devleti tam 307 yıl Ada’nın tek hakimi oldu” dedi.

Adada 1878’de İngilizlerin egemenliğinin başladığını ve çok sıkıntılı günler yaşandığını; Kıbrıs Türk halkının İngiliz idaresine girmekten rahatsızlık duyduğunu belirten Eroğlu, halkın Atatürk öncülüğünde Türk milleti tarafından yürütülen Kurtuluş Savaşı’nı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve devrimleri heyecan ve ilgiyle takip ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Atatürkçü düşüncenin Kıbrıs Türk halkının mücadelesinde büyük etkisi olduğunu; “ya istiklal ya ölüm” özdeyişini kalbine, beynine kazıyarak bugünlere geldiğini vurguladı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkı tarafından yıkılmadığını vurgulayan Eroğlu, Rum liderlerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosis yolunda bir adım gördüğünü, bu yüzden Akritas Planı hazırladıklarını ve 13 maddelik anayasa değişikliği önerdiklerini hatırlattı.

MAKARİOS’UN 13 MADDELİK ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİ

“Bunları bilmeden, bunları anımsamadan bazı değerlendirmeler yapılması Kıbrıs Türk halkına yarar değil zarar verir” diyen Eroğlu, Makarios’un 13 maddelik değişiklik önerilerini bugünlere ışık tutması için anımsatmakta fayda gördüğünü belirterek şöyle konuştu:

“1) Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Muavini'nin Veto haklarının kaldırılması.(Bildiğiniz gibi, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na göre Başkan ve Yardımcısı Bakanlar Kurulu ve Meclis'in Dış İlişkiler, Savunma ve Güvenlik konularındaki kararlarını veto etme hakkına sahipti ki bu siyasi eşitliğin bir güvencesiydi.)

2) Cumhurbaşkanı yurt dışında iken veya görevlerini yerine getirmeyecek durumda olduğunda, Başkan Yardımcısının ona vekalet etmesi ki bu aslında göz boyamak için ileri sürülmüştü.

3) Rum Temsilciler Meclisi başkanı yurt dışında, ya da görevlerini yerine getiremeyecek durumda olduğunda, Meclis Başkanlığı görevinin Meclis Başkan Yardımcısı tarafından yerine getirilmesi.

4) Meclis Başkanı Rum, Yardımcısı Türk üyelerce ayrı ayrı seçileceklerine, her ikisinin de Meclis Genel Kurulunca seçilmesi. (Bu durumda çoğunlukta Rumlar olduğu için Meclis Başkanı hep Rum olurken, Türk Yardımcı, Rumların istediği bir kişi seçilecekti. Bu Türklerin birliğini bozmaya yönelik bir öneri idi).

5) Bazı yasaların Meclis'te onaylanması için, ayrı çoğunluk şartının aranmaması.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.