Kılıçdaroğlu, Al Nahrain Araştırma Merkezi’nde Soruları Yanıtladı
- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Biz Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız. Irak’ta farklı etnik gruplar olabilir. Farklı inanç grupları olabilir. Bunlar Irak’ın zenginliğidir. Biz bunları zenginlik olarak görüyoruz. Bizim ülkemizde de var. Biz hiçbir zaman rahatsız değiliz” dedi.
Kılıçdaroğlu, Bağdat’ta yer alan El Nahrain Stratejik Araştırma Merkezi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, “Uluslararası suların uluslararası hukuku var. Meşru devletler evrensel hukuka uymak zorundadırlar. Türkiye hukukun üstünlüğüne inanmış bir devlettir. Yargısıyla, parlamentosuyla, basınıyla özgürlüğüyle demokrasiyi savunan bir ülkedir dolayısıyla suların bir silah gibi kullanılması Türk halkı tarafından da benimsenecek bir olay değildir. Eğer bize bu konuda ayrıntılar verilirse biz onu hükümet yetkilileriyle de konuşuyoruz. Dicle ve Fırat’ta bizim hakkımız kadar sizlerin de hakları vardır. O su Mezopotamya ovasınındır. Basra’ya kadar sulamaktadır, yeşillendirmektedir. İnsanlığa büyük katkı vermiştir o su. Köklü bir uygarlığın Irak’ta yeşermesine yol açmıştır. Dolayısıyla biz suların uluslararası hukukun gereği neyse o çerçevede kullanılmasını arzu eder ve savunuruz. Su konusunu az önce de ifade ettim. Uluslar arası hukuka uygun olarak 2 ülkenin bir araya gelip çözmesi gerekmektedir. 2 ülkenin hukukçuları var, dışişleri bakanları var, uluslararası hukuk var bu konuda. Orada belirlenen kriterler var. Belki 2 ülke arasında geçmişte yapılan anlaşmalar yetersiz olabilir. Yine 2 ülke saygın 2 ülke bir araya gelir. Eşit koşullarda bir toplantı Türkiye’de bir toplantı Irak’ta bir toplantı olmak kaydıyla veya defalarca toplantı yapılmak suretiyle bu sorun aşılabilir. Hem Türkiye’nin hem Irak’ın bu sorunu çözebilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyorum. Hukuk çerçevesinde uluslararası kurallara uyarak yol alabiliriz. Zaman zaman aksaklıklar ortaya çıkabilir ama bunları çözmek 2 ülkenin de temel görevidir. Bu ülkenin anayasasına uygun olarak o ülkeyle ilişki kurmaktır. Meşru devletler bir başka ülkeyle ilişki kurarken o devletin hukukuna göre kurarlar. Uluslararası hukuk var o çerçevelere dikkat çekerler” dedi.
Irak’ın toprak bütünlüğüne karşı saygılı olduklarını da vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bir bölgeye özel önem vermek, bir gruba özel önlem vermek, bir grupla özel ilişkiler geliştirip ülkenin diğer bölgelerini tümüyle dışlamak meşru bir devlete yakışmaz. Biz Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız. Irak’ta farklı etnik gruplar olabilir. Farklı inanç grupları olabilir. Bunlar Irak’ın zenginliğidir. Biz bunları zenginlik olarak görüyoruz. Bizim ülkemizde de var. Biz hiçbir zaman rahatsız değiliz. Bunu yine Türkiye olarak, zenginliğimiz olarak görüyoruz biz bunları. Ama siz inanç ve etnik temelli bir politika güderseniz dış politikanızı bunun üzerine oturtursanız bundan 2 ülke de zarar görür. Biz Türkiye’de Irak’ın bir anayasası var, seçimle gelen bir hükümeti var, komşularıyla iyi ilişki kurmak istiyor, biz de iyi ilişki kurmak istiyoruz. Biz bunu seslendiririz. Bundan kimsenin endişe duymasını istemem. Parlamentoda da seslendiririz, parlamento dışında da seslendiririz. Dostluk çok önemlidir. Dış politikada bizim Irak’la ilişkilerimizde ayrı bir yer ve ayrı bir önem vermemiz gereken bir alan olduğuna inanıyoruz. Çünkü bizim ortak tarihimiz var. Ortak kültürümüz var. Akrabalarımız var karşılıklı 2 ülkede de. O zaman yapmamız gereken bu dostluk ilişkilerimizi pekiştirmektir. Geliştirmektir. Yapmamız gereken budur. Biz bunu istiyoruz, sizler de bunu istiyorsunuz. Demek ki aklın yolu bir. Eğer biz böyle bir politikayı hizmete götürürsek bundan hem ırak hem Türkiye karlı çıkacaktır” dedi.
Zaman zaman iktidarların sorunlarının olabileceğine de vurgu yapan Kılıçdaroğu, “Zaman zaman iktidarların eksiklikleri, hataları olabilir. Bu bazen iç politikada da olabilir, dış politikada da olabilir. Ana muhalefet partisi olarak biz gördüğümüz her yanlışı demokrasinin gereği olarak seslendirmek durumundayız. Aksi halde biz ana muhalefet partisi olarak görevimizi yapmamış oluyoruz. Irak’ın daveti üzerine geldik. Benim Irak’a 2. Gelişim bu. Irak dost bir ülke. Kardeş bir ülke. Ortak tarihimiz var, ortak kültürümüz var. Türkiye’nin yüzü sevimli değildir demeyiniz lütfen. Türk halkının yüzü sevimlidir, size gülerek, severek bakıyor. Dost olmak istiyor. Tarihin derinliklerinden bu dostluğun ne kadar önemli olduğunu biliyor bizim halkımız. Irak halkı da eminim böyle bakıyor. O zaman bize düşen bu karşılıklı dostane ilişkiyi güçlendirmektir” dedi.
Herkesin inancına her zaman saygı gösterdiklerini de kaydeden Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir devlet. Herkesin inancına saygı gösterir. Herkes inancını istediği gibi yerine getirir. Siyaset ayrı din ayrı diye bir kural vardır ve bu kurala inanmaktadır. Söylediğiniz 4 soru PKK, su sorunu, Türkmenler ve petrolün Irak Türkiye üzerinden Avrupa’ya gönderilme olayı ya da dünyaya gitmesi olayı. 4 temel soru. Doğrudur. Siz de takdir edersiniz ki bir düşünce kuruluşunda 15-20 dakikalık bir sunuşla 30-40 yıldır çözülemeyen sorunlar için mucize çözümler üretmek mümkün değildir. İşin özü şudur. Ülkelerin bir araya gelip, temel sorunlarda önce bürokratik düzeyde, sonra siyasal düzeyde çözüm üretmeleri gerekmektedir. Vurgulamak istediğim temel konu budur. Ülkeler bir araya gelirken önce birbirlerine saygı duyacaklar. Birbirlerinin toprak bütünlüklerine saygı duyacaklar. Birbirlerinin halklarına saygı duyacaklar. Kürt sorunu bizim sorunumuz olduğu kadar Irak’ın da sorunu, Suriye’nin de sorunu İran’ın da sorunu. Günümüzde bu sorunun çok daha öne çıktığını hepimiz biliyoruz. O halde bu sorunu çözmek için el birliğiyle bir şeyler yapmalıyız. Benim önerilerimi biraz hayalci olduğunu söylediniz. Sorunun çözümü önce hayalle başlar. Nasıl çözeceğiz? Belli ilkelerle başlar. İlkelerin her 2 taraf tarafından da kabul edilmesi gerekir. Örneğin Irak ve Türkiye bir araya geldiği zaman bazı temel ilkeleri, temel normları masaya koyacaksınız ve bu 2 ülke temel ilkeler konusunda önce uzlaşacaklar. Sonra bu oya gibi ilmik ilmik dokunacak. Daha güzel bir hale getirilecek. Bizim bütün arzumuz bu. Eğer biz çatışma kültürünü değil, uzlaşma kültürünü egemen kılarsak ve uzlaşma kültürünü egemen kılmazken devletlerin ortak çıkarlarını gözetirsek sorunu çözeriz” dedi.
Petrol sorununa dair açıklamalarda da bulunan Kılıçdaroğlu, “Petrolün Türkiye üzerinden taşınması, Kerkük Yumurtalık hattı yapılırken hem Irak buradan kar etti hem Türkiye kar etti. Eğer Irak’la Türkiye ortak çıkarlarını savunmazlarsa bundan hem Türkiye hem Irak zarar görür. Ortak çıkar bu bölgede hem Türkiye’nin hem Irak’ın lehinedir. Irak çok güçlü bir potansiyele sahip bir devlettir. Geleceği çok parlaktır Irak’ın. Irakla ilgili düşüncelerini ifade ederken sadece Türkiye bağlamında değil, diğer ülkelerinde Irak’a bağımsız ve özgür bir devlet olarak bakmalarını söyledik. Irak’ın toprak bütünlüğü, Ortadoğu istikrarı için önemlidir. Bunu da ifade ettik. Ama bir sorun masaya yatırılırken önce o sorunun uzmanlarını da yanınızda getirmeniz gerekir. Bu toplantı öyle bir toplantı değil. Su sorunu örneğin masaya yatırılırken uluslar arası su konusunda uluslar arası hukuku çok iyi bilen uzmanlarla masaya oturmak gerekir. Hem Türk tarafı, hem Irak tarafı masaya oturması lazım. Uluslararası hukuk ne diyor, BM ne diyor, bu sorun diğer ülkelerde nasıl çözülmüş. Biz de de çözülmelidir. 2 ülkenin çıkarları üzerine nasıl inşa edilmelidir. Böyle bir düşünceden yola çıkarsak samimi, ön yargısız masaya oturursak emin olun biz sorunlarımızı çözebiliriz. Çünkü Fırat ve Dicle suları hem bize yeter, hem size yeter” dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.