Eroğlu: "Kıbrıs Türk Halkını Devletsiz Bırakmayacak Bir Anlaşma Peşindeyiz"

Eroğlu: Kıbrıs Türk Halkını Devletsiz Bırakmayacak Bir Anlaşma Peşindeyiz
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, görüşmelerde varılacak bir anlaşmanın hem Kıbrıs Türk halkını tatmin etmesi, hem kalıcı hem de geçmişte Kıbrıs Cumhuriyeti'nde olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının devletsiz kalmayacağı bir anlaşma arayışı içinde olduklarını vurgu

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, görüşmelerde varılacak bir anlaşmanın hem Kıbrıs Türk halkını tatmin etmesi, hem kalıcı hem de geçmişte Kıbrıs Cumhuriyeti'nde olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının devletsiz kalmayacağı bir anlaşma arayışı içinde olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı'nın girişimleriyle oluşturulan Halk Konseyi bugün toplandı. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu başkanlığında Sayıştaylık Toplantı Salonu'nda saat 10.15'te başlayan toplantıya Halk Konseyi'ne üye örgüt temsilcileri katıldı. Cumhurbaşkanı Eroğlu, toplantının açılışında Kıbrıs sorunundaki gelişmelerle ilgili olarak bir konuşma yaptı. Ardından görüşmelerde gelinen son noktanın ayrıntıları ve katılımcıların görüş ve önerilerinin ele alınacağı basına kapalı toplantıya geçildi.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, konuşmasının başında bundan önceki Halk Konseyi toplantısını ocak ayında yaptıklarını, gerek devam eden yoğunlaştırılmış müzakereler, gerekse yoğun yurt dışı temasları nedeniyle yeni toplantıyı bugün yapabildiklerini söyledi. Ocak ayında yapılan Cenevre Zirvesi'ne Halk Konseyi'nden aldığı güçle gittiğini ve konseyde ortaya konan hususlara dikkat ederek gereğini yerine getirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, 30-31 Ekim tarihleri arasında New York'ta BM Genel Sekreteri Ban

Ki Moon'un katılımıyla gerçekleştirilecek olan son derece önemli zirve öncesi bugün yeniden Halk Konseyi'ni toplandıklarını ifade etti. BM Genel Sekreteri ile üçlü formatta zirve yapmanın Türk tarafının önerisi olduğunu, bu çerçevede bir yıl dolmadan dördüncü zirvenin yapılıyor olmasının son derece önemli ve dikkat çekici olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bu tür toplantıların Kıbrıs konusunu uluslararası camianın önüne taşıyacak süreçte bir kıpırdanmaya neden olduğunu belirtti.

"İKİ KESİMLİLİĞİN SULANDIRILMADIĞI YENİ BİR ORTAKLIK"

"Bizim hedefimiz Kıbrıs Türk halkının belirsizlik ortamından kurtarılması, sonu gelmeyen müzakere süreçlerine mahkum edilmemesidir. 1968 yılından bu yana devam eden Kıbrıs müzakerelerinin ucu açık şekilde yürütülmesi ve bu süre zarfında da Kıbrıs Türk halkının sürekli hırpalanarak, statüsüz bırakılması adil değildir ve hiç bir şekilde haklı gösterilemez" diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Müzakere süreci sonunda adil ve kalıcı, iki eşit kurucu devlete sahip, iki kesimliliğin sulandırılmadığı yeni bir ortaklık kurabilirsek, biz bunun arkasında dururuz. Ancak bunu sadece Kıbrıs Türk tarafının istemiyle başarmak mümkün değildir. Rum tarafının da artık üzerine düşeni yapması, müzakere masasında eşitliğimize ve iki kesimlilik ilkesine halel getirecek, çözümün Avrupa Birliği içerisinde uluslararası mahkemeler önünde erozyona uğramasına neden olacak pozisyonlarını gözden geçirmelidir."

Gündemdeki yerini koruyan petrol ve doğalgaz uyuşmazlığı konusundaki gelişmeler hakkında da Halk Konseyi'ne bilgi veren Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Bugün bölgemizde, yakın gelecekte Kıbrıslı Türklerin haklarını doğrudan etkileyecek nitelikte birtakım hayati gelişmeler yaşanmaktadır. Bu konuda çok açık bir mesaj vermek istiyorum. Kimse Kıbrıslı Türkler'in hakları bahis konusu olduğunda yaşanan gelişmeleri oturup izlememizi beklemesin. Eğer bugünden kararlı adımlar atmazsak, yakın gelecekte Kıbrıslı Türkler'in

hakları erozyona uğratılır" dedi.

RUM TARAFINA UYARI

Türk tarafının petrol ve doğalgaz konusunda barışçı bir siyaset izlediğini, Rum tarafına erteleme önerisinde bulunduğunu ve ertelemenin olmaması durumunda bu kaynakların adil şekilde "birlikte" kullanılması gerektiğini teklif ettiğini, bunda da Türk tarafının samimi olduğunun herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Önceliğinin Kıbrıs sorununu çözmek olduğunu söyleyen Kıbrıs Rum tarafını, müzakerelere odaklanarak, petrol ve doğalgaz gibi konularla müzakere sürecini zehirleyecek

adımlar atmaktan kaçınmaya davet ediyorum. Ancak buna riayet etmeyeceklerse, biz bu kez protesto etmekle kalmayıp, haklarımızı bizzat kendimiz arayacağız" uyarısında bulundu.

"KIBRIS TÜRK HALKININ DEVLETSİZ KALMAYACAĞI BİR ANLAŞMA"

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, görüşmelerde varılacak bir anlaşmanın hem Kıbrıs Türk halkını tatmin etmesi, hem kalıcı hem de geçmişte Kıbrıs Cumhuriyeti'nde olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının devletsiz kalmayacağı bir anlaşma arayışı içinde olduklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nden dışlandık. 'Buraya geçici olarak Barış Gücü gelecek' dediler ama Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Rumlara teslim ettiler. Dolayısıyla yapılacak bir anlaşmanın başına gelenler, 1960 Anlaşması'nın başına gelenler

olursa, Kıbrıs Türk halkının devletsiz kalmayacağı, yani 'Devlet kim olacak, Türkler de mi kalacak, Rumlar da mı kalacak?' tartışmasının yaşanmayacağı bir anlaşma arayışı içerisindeyiz" dedi.

Mari Deniz Üssü'ndeki patlama, ardından oluşturulan gelişigüzel hükümet ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın arkasındaki gücün giderek azaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Arkasında güç yoksa bir anlaşmaya imza koyması mümkün değildir. Ancak o kişi, zamana oynayabilir. Bugün Hristofyas'ın zamana oynadığını söylemek mümkündür" şeklinde konuştu.

Şu ana kadar devam eden görüşmelerde Türk tarafının suçlanan araf olmadığını, olmaması için de çaba sarf etmekte olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, "Ekim ayı sonunda yapılacak toplantıya kendimize güvenerek, bugüne kadar attığımız adımlarla Kıbrıs Türk halkını en iyi şekilde savunur öneriler ortaya koyduğumuzun bilinci içerisinde katılacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, halkın kendisine "anlaşma yap" yetkisi verdiğini ancak "nasıl olursa olsun bir anlaşma yap" yetkisi değil, halkın onaylayacağı bir anlaşma için kendisine oy verdiğini vurgulayarak konuşmasını şöyle tamamladı:

"Müzakere masasında sadece bizim çabamızla bir yere gelinmesi mümkün değildir. Rum tarafının geleneksel pozisyonlarını değişen şartlarda gözden geçirmesi ve gerekli esnekliği göstermesi gerekir. Ben, Cumhurbaşkanlığı görevine Kıbrıs Türk halkı tarafından haklarını müzakere masasında olması gerektiği gibi savunmam için ve mümkün olduğu takdirde de adil ve kalıcı bir antlaşma yapmak için getirildim. Halkın desteği ve verdiği mesajlar, benim her platformda 'yol haritası' niteliğindedir ve böyle olmaya devam

edecektir."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.