Erdoğan: “Gezi Parkı Olaylarında Yapılanlar Çevreci İktidara Karşı Dereyi Bulandırmaktan Başka Bir Şey Değildir”
- Bir dizi resmi temasta bulunmak üzere Almanya’ya gelen Başbakan Erdoğan, Alman Dış Politika Enstitüsü’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili bir soru sonrası, “Bunlar çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildir” şeklinde konuştu.
Alman Dış Politika Enstitüsü’nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin tüm dünyada yaşanan ekonomik kriz karşısında sağlam bir şekilde durduğunu kaydeden Erdoğan, “Öncelikle dünyada özellikle 2012, 2013’ü değerlendirdiğimizde bir ekonomik krizin olduğu ortada. Bu ekonomik kriz esnasında Türkiye mali disipliniyle zaten bu ekonomik krize aynı şekilde krize giren bir ülke olarak bu süreci yaşamadı. Bizler istikrar ve güven sayesinde aynı kararlılıkla yüzde 4 gibi bir büyümeyi ortalama olarak bu 2013’ün ilk 3 çeyreğinde yakaladık ve dördüncü çeyreğin kesinleşen neticeleri yok ama öyle zannediyorum ki 3,8 ile bunu tamamlayacağız. Ki 3,8’de şu anda dünya geneline baktığımızda OECD ülkeleri içerisinde ilk 5 içerisinde yer alıyor. İlk 5 içerisinde yer alması da Türkiye’nin nerede olduğunu göstermesi açısından son derece önemli. Tabii burada bir şeyi özellikle ifade etmem lazım. O da şudur; bu son 17 Aralık’ta yaşanan olaylarla ilgili çok ciddi bir dezenformasyon bilgisinin etkisi, baskısında olduğunuzu görüyorum” dedi.
"GEZİ OLAYLARININ OLDUĞU MAYIS AYINDAN ÖNCE NELERİN OLDUĞUNU BİLMENİZİ İSTERİM"
Gezi Parkı olayları öncesi Türkiye’de neler olduğuna da dikkat çekilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Türkiye’de bir yolsuzluk olayının olduğu, bunu eğer kişisel olarak değerlendiriyorsan bu ayrı konudur ama bunu yönetimde bir yolsuzluk olayı olarak değerlendirirseniz bu çok çok yanlış bir tespittir. Bakınız biz bir biliyorsunuz mayıs-haziran adına Gezi Olayları dedikleri bir olay yaşadık fakat bu Gezi Olaylarının olduğu mayıs ayından önce nelerin olduğunu bilmenizi isterim. Bunu ne denli biliyorsunuz, onu tabii bilemem. Örneğin o ay içerisinde Türkiye 3. havalimanı ihalesi denilen ve yıllık yolcu kapasitesi 100 milyonun üzerine çıkan dünyanın ilk 3 havalimanı arasında yer alacak bir ihaleyi gerçekleştirdik ve bu ihalenin maliyeti 42 milyar dolar. Buna devlet olarak biz bir kuruş para koymuyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkı veriyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkı vermek suretiyle her şeyi kendileri harcayacaklar, kendileri bu havalimanını yapacaklar, 5 Türk ortağın bir araya gelerek yapacağı bir havalimanı olacak. Yine aynı süre içerisinde 2,5 milyar dolara mal olacak bir 3. köprüyü yaptırıyoruz. Yine aynı dönem içerisinde İstanbul-İzmir arasında yapılmakta olan ve İstanbul-İzmir arasını 3 saate düşürecek olan bir otoyol ve dünyanın sayılı asma köprülerinden bir tanesi kuruluyor. Bu arada yine Marmaray, boğazın altından 62 metre derinlikte Marmaray’ın açılışının yapıldığı bir aydı. Bütün bunların yapıldığı, yüksek hızlı trenin aynı döneme rastladığı bir süreçte ortaya böyle bir şey çıkıyor” ifadelerini kullandı.
"GEZİ OLAYLARINDA YAPILANLAR DEREYİ BULANDIRMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR"
Çevreci bir iktidara karşı yapılanların dereyi bulandırmaktan başka bir şey olmadığını ifade eden Erdoğan, “Ortaya çıkan olayda ne var? Burada çevrecilik açısından adım atılıyor. Neymiş o? 12 tane ağaç oradan sökülüyor, bir başka yere dikiliyor. Bu gerekçe gösterilerek bu tür adımlar atılıyor. Şimdi bunlar tabii çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildir. Şimdi bizim 2 milyarı aşkın fidan ve ağaç diken bir iktidar olduğumuzu dostlarımızın bilmesi lazım ve bunu farklı gerekçelere dayamak suretiyle tüm esnafın, halkın cam, çerçeve, ticaret hanelerini böyle bir noktaya getirmek herhalde demokratik bir tavır değildir. Demokraside haklar sandıklarda aranır. Demokraside haklar düşünceyle aranır, hiçbir zaman sopalarla, molotofkokteylleriyle cam çerçeve indirilerek aranmaz diye düşünüyorum. Fakat bütün bunlar aşan Türkiye şimdi de bu 17 Aralık’ta söylenen yolsuzluk vesaire Türkiye’nin şu andaki iktidarının milli gelirini bire üçten daha fazla bir noktaya getirmesi, 2 milyar dolardan şu anda 800 milyar doları aşan bir milli gelire sahibiz. Yolsuzlukları olan bir ülke, bir yönetim buralara gelebilir mi? Aynı şekilde ihracatını 36 milyar dolardan 152 milyar dolara çıkaran bir iktidar bu süre içerisinde yolsuzluklar içerisinde olsa buraya gelebilir mi? Bunlar olmadığı için buraya geldik. Biz yola çıkarken 3Y ile mücadele dedik. Bunun birisi yolsuzlukla mücadeledir, birisi yasaklarla mücadeledir, birisi yoksullukla mücadeledir” dedi.
"EĞER HALK BİZİ 30 MART SEÇİMLERİNDE BİRİNCİ PARTİ ÇIKARIYORSA DEMEK Kİ BU İKTİDAR DÜRÜSTTÜR”
30 Mart’taki seçimlerin dürüst bir iktidar olup olmadıkları konusunda gerçek bir test olacağını kaydeden Erdoğan, “Bunları başara başara buralara geldik Ve şu anda da diyoruz ki bakın 3 Kasım 2002’den bu yana halkın teveccühünü artırarak devam eden bir iktidarız. 3 genel seçim, 2 yerel seçim, 2 referandum yaşadık Ve bütün bunlardan başarıyla çıktık. Şimdi 30 Mart’ta yine bir seçim yapacağız. Asıl test burasıdır. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkarıyorsa demek ki bu iktidar dürüsttür. Bu iktidar gerçekten halkına layık olarak icraatlarını yapmaya devam ediyor. Tabii ki hasımlar olacaktır. Tabii ki sevmeyenler olacaktır. Bu da demokrasinin güzelliğidir diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.