Erdoğan basın toplantısı düzenledi
Erdoğan, Obama'yla yapmış olduğu görüşmeye geçmeden önce hain terör saldırısına dikkat çekerek, "Tokat Reşadiye'de devriye görevine çıkan jandarma aracına çapraz ateş açma suretiyle7 evladımız şehit olmuştur. Bu hain pusunun yeri ve zamanlaması milletimizin nasıl bir provokasyonla karşı karşıya olduğunun ispatıdır. Milletimiz bu kalleş pusunun arkasında yatan emelleri değerlendirecektir. Şehitlerimize rahmet diliyorum. Ailelerine ve milletimize başsağlığı ve sabır temenni ediyorum. Bu saldırının önünde arkasında kim varsa bunun bedelini en ağır şekilde ödeyeceklerdir" dedi.
Obama'yla yaptığı görüşmenin samimi bir şekilde gerçekleştiğinin altını çizen Erdoğan, "Model ortaklık kapsamında ikili ilişkilerimizin bundan sonrası için ne gibi adımlar atacağımıza dair görüşmeler oldu" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, ABD'nin bir önceki başkanı Bush'un 5 Kasım 2007'de Oval ofiste verdiği PKK'yı terör örgütü ilan etme sözün devam ettiğini söyledi. Erdoğan, ABD'den iki önemli ismin, Türkiye'den de Devlet Bakanı Ali Babacan ile Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan'ın iki ülke için görüşmeler yapacağını söyledi.
Başbakan Erdoğan, Obama'ya Afganistan'daki soruna özellikle eğitim desteğini vereceğini ilettiğini söyledi. Erdoğan, "Afgan ulusal ordusunun gelişmesi için bu ülkede yaşayan asker ve subayları hem Türkiye'de, hem de Afganistan'da eğitim verebileceklerini teklif etti. Türkiye'nin Afganistan'da 150 milyon dolarlık yatırımının bulunmaktadır. Bunu daha da yükseltmeye çalışacağız" dedi.
Milli birlik projesi çerçevesinde azınlıklar ile ilgili attıkları adımları paylaştıklarını belirten Erdoğan, "Türkiye Yunanistan konusu gündeme geldi. Biliyorsunuz Batı Trakya'da çok sayıda Türk var. Bizim azınlıklarımız hakkında Sayın Papandreu ile görüştüğümüz gibi Batı Trakya'yı da kendileriyle görüştük. Bu konularda Papandreu'nun olumlu yaklaşımı var. Biz görüşmelerimizi devam ettireceğiz. Yakın bir zaman içinde benim de bir Atina ziyaretim olacak. Bizim sınır diyebileceğimiz ülkelerle atacağımız
adımları çok çok önemsiyoruz. Bir diğer konu enerji konusu. Nabucco konusunda görüşmelerimiz oldu. Azerbaycan'ın oranı yüzde 10 ama yüzde 25'e kadar çıkabilir. Transit hat üzerindeyiz ve bu konu üzerinde her türlü desteği vermeye hazırız. Azerbaycan gaz vermeye hazır ama bazı bağlayıcı unsurlar var. Ermenistan ile ilişkiler konusu gündeme geldi. Karabağ konusunda Minsk üçlüsünün artık bu duruma ivme vermeleri lazım. Bu işi ne kadar sıkı tutarlarsa bu süreç o kadar hızlanacaktır" dedi.
Terörle mücadele K. Irak'taki alınacak tedbirler konusunda müşterek hareket etmeyi kendileriyle paylaştıklarını kaydeden Erdoğan şunları söyledi: "İran'la ilgili nükleer program hakkında kendilerine bu konuyu diplomatik yolla bu işi sonuca kavuşturmanın faydalı olacağını ilettik. İran'la irtibat kurabilen bir ülke konumundayız. Burada müşterek bir çalışma yapabilir bir koridor oluşturabiliriz dedik. NATO'da Türkiye'nin konumunu kuvvetlendirebileceğimizin sözünü ABD'den aldık".
Erdoğan, "Son olaylar nedeniyle gezinizi kısa kesmeyi düşünüyor musun. ABD Kandil'de somut bir adım atacak mı? ABD'nin Afganistan'da muharip asker beklentisi sürüyor mu yoksa uzlaşıya varıldı mı?" sorusuna, "Bizim geri dönmek gibi bir değerlendirmemiz henüz olmadı. Geri dönmeyi şu an kişisel olarak düşünmüyorum. Kandil noktası böyle bir konuyu zaten biz kendimiz sürdürdük. Bundan sonraki süreçte de ancak istihbarat paylaşımını sürdüreceğiz. Gerekli olan bazı destekleri verebileceklerini söylediler. Ancak müşterek bir çalışmayı aramızda konuşmuş değiliz. Afganistan konusunda böyle bir talep iletilmeden, önce biz atacağımız adımı zaten attık. Sayımızı bir kattan fazla arttırdık. Artı eğitim gücümüz ve polise yönelik bir mutabakat sağlanırsa bunu da yapabileceğimizi söyledik. Biz bölgemizde nükleer silahlara sıcak bakmıyoruz. Var olanların da arındırılmasını istiyoruz. Ama nükleer enerjiyi barışçıl amaçlar için kullanılmasına da karşı değiliz. ABD'de bunu böyle diyor. Irak ile ilgili olarak müşterek atılacak adımların hepsine varız. Türkiye olarak oradaki bütün dini ve etnik unsurlarla irtibatı olan bir ülkeyiz. Ve bunu Irak'ın geleceği için değerlendirebiliriz. Kerkük'ün özel statüye kavuşturulmasını biz de önemsiyoruz. Bu duruma karşı Irak'ta sıkıntısı olan gruplar var. Bunun bir yolunu ortasını bulmamız lazım. Bir Iraklılık bilincini yerleştirmenin gerekli olduğuna inanıyoruz. İsrail Filistin arasında eğer taraflar bir talepte bulunursa arabuluculuk rolüne Türkiye olarak hazırız" cevabını verdi.
Erdoğan, "Tokat'taki saldırı ile ilgili olarak bugüne kadarki üslubunuzdan farklı bir üslup kullandınız. Bu saldır ile ilgili ne paylaşabilir siniz" sorusuna, "Tokat'ta yaşanan olayın şekli itibariyle teknik değerlendirmeler yapılıyor. Alışılmışın dışında bir durum söz konusu. Bu değerlendirmeyle bunu hangi örgüt olduğunu görmek istiyoruz. Şu anda bir şey söylemek erken olur. Bunları mümkün olduğunca küçük görmek hatta görmemeye yaklaşmak. Bunların amacı propaganda yapmaktır. Bunlara yer verdiğimiz
sürece terör örgütü güç kazanacaktır. Bu olaylara prim vermiş oluruz ki bunun önüne geçmekte çok büyük fayda var. Kıbrıs'tan asker çekme gibi bir şey söz konusu değil. Bize bu teklifi getirenler önce Güneye getirsinler bu teklifi. Annan planına sadık kaldılar mı yok. Askeriniz orada görevinin başında" cevabını verdi.
Erdoğan, "Sayın Obama ile gerek aramızda gerekse heyetler arası yapmış olduğum görüşmeye geçmeden önce hepimizi derinden üzen hain terör saldırısını dikkatinize getirmek istiyorum. Bugün Tokat Reşadiye'de devriye görevine çıkan jandarma aracına çapraz ateş açmak suretiyle uzman çavuşumuz, er, erbaş olmak üzere 7 evladımız şehit olmuştur. Bu hain pusunun yeri ve zamanlaması, milletimizin nasıl bir tertip ve provokasyonla karşı karşıya olduğunun açık bir göstergesidir. Bugün kurumlarımız ve aziz milletimiz, bu kalleş pusunun, özellikle arkasında yatan emelleri ve niyetleri basiret ve ferasetle değerlendirecektir. Şehitlerimize bir kere daha Allah'tan rahmet diliyorum; ailelerine, güvenlik güçlerimize, milletimize sabır ve metanet diliyorum. Tabii ki bu alçakça saldırıyı gerçekleştirenler, planlayanlar, bunun taşeronluğunu ve tetikçiliğini üstlenenler bunun bedelini de en ağır şekilde ödeyeceklerdir. Tekrar söylüyorum; bu saldırının önünde arkasında kim varsa hepsi bunun bedelini en ağır şekilde ödeyeceklerdir. Tokat'ta yaşanan olayı şekli itibari ile arkadaşlarımız değerlendiriyor. Bunun neticesinde alışılmışın dışında bir durum söz konusu. Gerek Jandarma Komutanlığımız gerekse İçişleri Bakanlığımız bunları meydana çıkarmak, hedefte ne var bunları görmek istiyoruz. Bu konuda bir şey söylemek erken olur. Bunları haberden düşürüp mümkün olduğunca küçük görmek ve hatta görmemeye
doğru yanaşmak gerekiyor. Burada hedef bunun propagandasını yapmaktır. Örgütün amacı da bu zaten. Bu yapıldığı sürece örgüt güç kazanacaktır. Bu olaylara prim vermiş oluruz ki gerekli çalışmaları güvenlik güçlerimiz yapmaktadır" dedi.
Barack Obama ile terörizm konusunda görüştüklerini ifade eden Erdoğan, "Terörizme yönelik ortak mücadelemiz, 5 Kasım 2007'de Oval Ofis'teki kararlılıkta olduğu gibi devam ediyor. ABD, Türkiye ve Kuzey Irak'ın terörizme bakışını aynı şekilde pekiştirdik. Bundan sonra da aynen devam edecektir. Bu burada teyit edildi. Afganistan'da özellikle Türkiye'nin eğitim noktasında vermiş olduğu desteği bundan böyle ikinci bir etabı da hem Türkiye'de hem de Afganistan'da kurulabilecek bir merkezde bu eğitimin devam edeceği noktada kendilerine teklifimizi sunduk. Bir tabur burada eğitiliyorsa, bir tabur da aynı şekilde Afganistan'da eğitilebilir. Afgan ordusunun geleceğe yönelik hazırlanmasında da Dışişlerimiz çalışma yapabilir, gerekse silahlı kuvvetlerimiz de yapabilir. Afganistan'da yaptığımız yatırımlar 150 milyon doları bulmuştur. Bu çalışmalar kapsamında bundan sonraki süreç için gerek eğitim, sağlık, alt yapı, yol, su gibi 50 milyon dolarlık bir hedef belirledik. Vardak ve Kuzey'de böyle bir çalışma yapabileceğimizi belirledik" diye konuştu.
"İsrail-Suriye ve İsrail-Filistin arasında arabuluculuk görevini üstlenebiliriz" diyen Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs meselemizde de Mart'a kadar olan dönemde şuandaki görüşmelerin daha verimli olabilecek şekilde ABD'nin desteğini istedik. 'Dörtlü görüşmeler yapabiliriz' dedik. Bu çalışmaların çok daha hızlandırılması gerekiyor. Biz Ban-ki Moon'la da bunu paylaştık. En son geçen ayın 16'sında bu konuyu görüştüğümüzde kendisi de buna olumlu bir yaklaşım içerisinde oldu. Demokratik açılım süreci çerçevesinde azınlıklarla ilgili konuyu görüştük. Bu adımları da kendileriyle paylaştık. Burada özellikle Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları gündeme getirdik. Biz ülkemizde 2 bin 800 civarında Rum vatandaşımız var ve bunların da sorunları var. Papandreu ile bunları İstanbul'da konuştuk. Onlardan da tabi Batı Trakya'ya yönelik taleplerimiz oldu; özellikle atanmış müftü konusu, oradaki Müslümanların kendi dinlerini seçme özgürlüğü gibi konular. Bunlara da Papandreu'nun olumlu yaklaşımları var. Davutoğlu'nun
son Atina ziyaretinde de bu gelişmeler yapılmıştı, yakın bir zaman içerisinde de benim bir Atina ziyaretim olacak. Enerji konusunda yine kendileri ile paylaştık. Buradan Azerbaycan Türkiye arasındaki enerji hattı ve Nabucco ile bu işin bütünleşmesi süreci, burada Azerbaycan'ın ortaklığı yüzde 10 civarında. Bu yüzde 25'e kadar çıkacak. Nabucco konusunda da bizim özellikle hassasiyetimiz yani biz bin 400 kilometreye sahibiz. Azerbaycan da doğalgazını vermeye hazır. Türkiye-Ermenistan arasındaki normalizasyon konularını paylaştık. Bunu paylaşırken de Minsk üçlüsünün sürece çok daha farklı bir heyecan katmaları gerekiyor. Bu işi ne kadar sıkı tutarlar ise normalizasyon işlemini de o kadar kolaylaştıracaktır" ifadelerini kullandı.
Karabağ sorunu konusuna da değinen Erdoğan, "Gelinen nokta da Minsk üçlüsünün görevinin çok önemli olduğunu ve bunun Azerbaycan ve Ermenistan kanadında da olduğunu vurguladık. G-20'de de bunu Obama ve Medvedev ile de görüşmüştük ve onlarda bu sürece daha farklı katkı sağlayacaklarını söylemişlerdi. Bugün bunu teyit ettik. Irak'taki işbirliğimiz devam ediyor. Açıklanan bir takvim var 2011 gibi. Bu tarihten sonra ne olacak? Biz bu tarihten sonra da ABD ile ortak tedbirler noktasında bir müşterek hareket etmeyi de kendileri ile paylaştık. Nükleer programa ilişkin olarak biz kendilerine özellikle şunu ifade ettik. Bunu diplomasi yolu ile bir sonuca kavuşturmanın çok daha isabetli olacağını ve diplomasi ile sonuca kavuşturmada biz yine Türkiye olarak biz bu bağlantıların nasıl olduğunu bilen bir ülke olarak bu konuda da müşterek bir çalıma yapabilir, hatta bir koridor görevi üstlenebiliriz. NATO'daki çalışmalarımızda da Türkiye'nin onurunu güçlendirebileceğimiz adımlar olduğunu söyledik" diye konuştu.
(İHA)

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.