Erdoğan: “30 Mart Dönüm Noktası Olacaktır”
- Resmi temaslarda bulunmak üzere Almanya’ya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Alman Dış Politika Enstitüsü’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, 17 Aralık sonrası yaşanan olaylarla ilgili soru üzerine, “30 Mart dönüm noktası olacaktır” dedi.
Alman Dış Politika Enstitüsü’nde soruları yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı’nda istenilen isteklerle ilgili soru üzerine, “Bize bu tür politikalara katılmak için gelenlerin tekliflerini gördük. Şimdi bu tekliflere baktığınız zaman bu tekliflerin birçoğu bir defa onları teklifleri maiyetinde değil, onların tekliflerinin dışında adeta kanun yapıcı noktada kendilerini görme yani yasama organlarının yapması gerekenleri kendilerinin yapması gibi bir konuma yükselttiklerini görüyoruz. Bir defa bir şehrin vatandaşı öyle taleplerde bulunur ki kabul edilebilirliği bulunur. Ama bunun kabul edilebilirliği yoksa bu konuda yetki kimdedir? O şehrin meclisindedir. O şehrin meclisi bununla ilgili kararını alır ve buna göre de adımını atar. Fakat çok daha farklı bir şekilde eğer merkezi yönetimi bu ilgilendiriyorsa yani buradaki anlamıyla federal meclisi ilgilendiriyorsa bunda da bizde olduğu gibi yasama organı bununla ilgili adımını atar. Ve yasama organı ne adına vardı? Millet adına vardır. Millet adına yasama organı böyle bir adımı atar ve bununla ilgili bir yasal düzenleme yapılacaksa bu yasal düzenlemeyi yapar” dedi.
“HALKIN İRADESİNİ KAZANAMAYANLAR HALKIN ÜZERİNDE ŞİDDETLİ EGEMENLİK KURMAYA ÇALIŞIYOR”
Başbakan Erdoğan, halkın iradesini kazanamayanların halkın üzerinde egemenlik kurmaya çalıştığını ifade ederek, “E o zaman biz bu seçimleri neden yapıyoruz? Eğer halkın iradesine saygı duyacaksak, egemenlik hakkı halkınsa halk ne derse o olacaksa biz yasama organının çıkaracağı bu yasalara da hep birlikte uymak zorundayız. Uyulmuyorsa o zaman burada bir sıkıntı var demektir. O sıkıntı da nereden geliyor demektir? Burada halkın iradesini kazanamayanların halkın iradesi üzerinde şiddetle egemenlik kurmayı getiriyor ki bu demokrasilerde kabul edilemez. Şu anda mevcut sistem belli bir hareketin veya belli bir grubun oluşturduğu ve onların etkisiyle kurulmuş olan bir sistem değildir. Bu tüm Türkiye’de çeşitli STK’ların, çeşitli fikri düşüncesi olan grupların ortaya koymuş olduğu düşünceler neticesinde oluşturulan bir yapıdır. En son mesela referandum yüzde 58’le çıkmış bir referandumdur. Ve bu yüzde 58’in içerisinde her türlü grup var. Burada belli bir grup söz konusu değil. Fakat burada önemli olan şey şudur. Özellikle de yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında belli bir paslaşmanın olması ve bu paslaşmayla birlikte hükümete karşı, devlete karşı bir eylem oluşturulması söz konusudur. Böyle bir adımın atılmasına sessiz kalınması mümkün değildir. Buı bir başkası da olabilirdi, nitekim daha önce mafya, çete bunlar bunu yapmak istediler” dedi.
“TÜRKİYE’NİN MAFYA AYAĞINI ÇÖKERTEN İKTİDARIZ”
Mafya ve çeteyi çökerten bir iktidar olduklarını belirten Başbakan Erdoğan, “Mafyayla, çeteyle buna benzer yapılanmayla da biz çok ciddi mücadeleler verdik. Ve bu işin Türkiye’de mafya ayağını, çete ayağını çökerten bir iktidarız biz. Böyle bir dönemden geliyoruz biz. Daha sonra da bu tür örgütlenme ortaya çıktı. Şimdi bu tür örgütlenme nereden çıkarsa çıksın bizim için önemli değil. Bunun tabi önünde bir dershaneler meselesi vardır. Ve bu dershaneler meselesinde de bizim tavrımız şu oldu; Artık devletin okulları vardır. Devletin okullarının yanında özel kolejler vardır. Yani bir taraftan koleje para ödeyecek öbür taraftan dershaneye gidecek, oraya da para ödeyecek. Benim vatandaşım bana diyor ki devletin okulları varsa bunlar niye var? Hem burada bize ders veriyorsunuz öbür tarafta da dershaneye gidip ben para ödüyorum. Yani siz bizi yetiştiremiyorsunuz, e bir de oraya gidelim bunlar yanlış şeylerdi. Bunlara bizim artık müsamaha etmemiz mümkün değildi. Belli süreler verdik. Bu sürelere rağmen buradan vazgeçmediler, çünkü burada çok ciddi bir rant söz konusuydu. Bu rant kaybı bunları ciddi manada rahatsız etti. Ve siz mi böyle yapıyorsunuz diyerek böyle bir süreç başlatıldı. Tabi böyle bir sürece bizim müsaade etmemiz mümkün değil. Yani şu anda yargıdaki bu paralel yapılanma ve güvenlik güçlerinin içerisindeki paralel yapılanma, diğer kurumlardaki paralel yapılanma özellikle şu anda bir defa farklı bir sürecim içerisine girecektir. Ve tabi burada işin en çirkein boyuttu şudur. Şantajlarla, telefon dinlemeleriyle, özellikle ortam dinlemeleriyle bütün bunların yanında görüntülemeyle birçok güvenlik mensupları, birçok yargı mensupları tehdit altına alınmıştır. Hareket etme, iş adamına hareket etme, ya bizimle beraber hareket et, etmediğin takdirde elimizde belgeler var, bu belgeleri ifşa eder ondan sonra akıbetinin ne olacağını anlarsın. Bunu bakan arkadaşlarımıza da yaptılar. Milletvekili arkadaşlarımıza yaptılar. Dolayısıyla biz de diyoruz ki böyle bir şeye bizim asla müsaade etmemiz mümkün değil. Bedeli ne olursa olsun, hangi taraftan olursa olsun, bu iş çözüme kavuşturulacaktır ve bu işi çözüme de kavuşturuyoruz. 30 Mart bunun dönüm noktası olacaktır. Bunu da açıkça burada ifade ediyorum” şeklinde konuştu.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.