Cumhurbaşkanı Gül Wılton Park Konferansı'nda Gazetecilerin Sorularını Cevapladı

Cumhurbaşkanı Gül Wılton Park Konferansında Gazetecilerin Sorularını Cevapladı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ortadoğu'da barışın, 1967 sınırları üzerinde kurulacak bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ortadoğu'da barışın, 1967 sınırları üzerinde kurulacak bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, Wilton Park Konferansı kapsamında "Ortadoğu'daki Tarihi Dönüşüm ve Küresel Siyasete Etkisi" başlıklı konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. Gül, "İsrail'in şunu görmesi gerekir, ilk defa bölgede büyük demografi ile demokrasi birleşiyor. Bu demek ki, bölge bundan sonra farklı olacak. Bölge bundan sonra diktatörler tarafından değil, halkın istediği liderler tarafından yönetilecek. Halkın istediği liderler de halkın gururunu veya halkı mahcup eden politikalara evet

diyemeyecekler. Önce İsrail'in bunu çok iyi analiz etmesi gerekiyor" dedi.

İsrail'in "bu büyük yığınları daha çok kendisine düşman etmeden", iki devletli çözüme samimi bir şekilde yaklaşması gerektiğini kaydeden Gül, "Şimdi herkes biliyor ki, şu an samimi bir süreç yok. Bir taraftan barış yapalım derken, diğer taraftan yeni yerleşim birimleri inşa etmek samimiyetsizlik örneğidir" şeklinde konuştu.

İsrail'in artık, mevcut politikaları ile müttefiklerine yük olduğunu da bilmesi gerektiğini vurgulayan Gül, "Herkes belki vicdanlarından geçeni açıkça söylemiyor ama bazen mikrofon kazaları olduğunda en güven müttefiklerinin bile kendileriyle ilgili neler düşündüğünü bütün dünya görüyor" ifadelerini kullandı.

Gül, "Bu baskı herkesle, yani bütün, açığa çıkmamış böyle bir öfke yayılıyor. Onun için İsrail'in gerçekten stratejik bir yaklaşım içine girmeli. Bunun da en iyi yolu 1967 sınırlaırdır. Bütün Arap ülkeleri ve İslam Konferansı da bunu destekledi. Bütün bölge ülkeleri, 1967 sınırlarına dönüldüğünde İsrail'in güvenliğinin garanti edeceklerini söyledi" dedi.

İsrail'deki yüzde 3'lük seçim barajının, tüm tarafları hükümete dahil ederek ülkeyi adeta yönetilemez hale getirdiğini belirten Gül, "İsrail'de bölgenin stratejik gerçeklerinden habersiz insanlar, kendi geleceklerini de bu şekilde tıkıyorlar. Bunun görülmesi ve herkes tarafında, İsrail'in dışarıdaki dostları tarafından, İsrail yönetmiine çok açık bir şekilde söylemesi lazım. Düşünceleri kaza ile ortaya çıkmamalı, bunları açıkça söylemeleri lazım. Dost acı söyler" değerlendirmesinde bulundu.

"İRAN DAHA ŞEFFAF, BATI DAHA SAMİMİ OLURSA MESAFE KAYDEDİLİR"

Cumhurbaşkanı Gül, İran konusundaki bir soruya verdiği cevapta ise, "İran tabi büyük bir dosya. Büyük ülkelerin dosyası da büyük olur. İran, bölgenin en önemli, en köklü kültürüne sahip, en potansiyeli olan ülkesi. Eminim şunu da biliyorsunuz, komşu bir ülke olarak 1639'dan bu yana değişmeyen bir sınırnıra sahibiz. Birçok ülkenin tarihinden daha eski" açıklamasında bulundu.

İran'la meselelerin diplomatik yollarla çözümünü savunduklarını kaydeden Gül, "Açıkçası başka yolların doğru olmadığı kanaatindeyiz. Bu yönde de hükümetimiz, bakanlarımız, herkes, kendi üzerimize düşeni yapıyor" dedi.

Gül konuşmasının devamında şunları söyledi:

"Bu diyalogda, gerek nükleer mesele olsun, gerek diğer meseleler olsun, İran'ın, daha şeffaf ve Batı'nın ise daha samimi bir yaklaşım sergilemesinin önemli bir mesafe kat ettireceğine inanıyorum. Sünni-Şii kutuplaşması, bölgeye büyük bir resimden baktığımızda, açık görülüyor. Ben buna uzun süredir dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorum. Bu konuda bölge ülkeleri ile ilişkilerimizde bu konuda tuzağa düşülmemesi gerektiğini söylüyoruz. Türkiye'yi, doğrusu bu konseptin tamamen dışında görüyorum. Çünkü

Türkiye ile bu ülkeler mukayese edilebilir değil. Türkiye, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlamak için Avrupa standartlarında demokratik kriterleri, hukuk standartları, serbestliği, özgürlüğü gerçekleştiren ve uygulayan bir ülke. Şüphesiz ki, Türkiye büyük bir ülke çeşitli farklılıklar, çeşitli ayrı görüşler veya ayrı eğitimler, dini olarak farklı eğilimler var. Ama bunarın hepsi düşüncesini, kendisini ifade etmekte, yaşamakta bir ayrıma tabi tutulmazlar ve ayrıca herkes anayasa

karşısında ne etnik, ne dini yahut fikri bir ayrıma tabi tutulamaz ve herkes her yere gelebilir.

Bizim de kedi problemlerimiz var şüphesiz, fakat bunlar başka bir konsept içinde var. Bunları çözmek için de kölü reform süreci içindeyiz. Türkiye bu reform ruhunu gerek politik, gerek ekonomik anlamda canlı muhafaza ediyor ve hala da yapılacak çok şey var anlayışı içinde yolumuza devam ediyoruz."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.