Cumhurbaşkanı Gül: "Almanya'yla Vize Konusunda Çok Büyük Sıkıntılar Yaşanıyor"
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Almanya ile vize konusunda büyük sıkıntılar yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Almanya'daki resmi temasları kapsamında Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile görüştü. İki lider görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı yaptı. Wulff, dün Gül ile birlikte Almanya'nın bölünmüşlüğünü ve birleşmesini anlatan yerleri dolaştıklarını ve Türk mahallesini gezdiklerini anlattı. Türkiye-Almanya ilişkilerinin gelişmesinin önemli olduğunu belirten Wulff, "Almanya'da çok sayıda Türk var. İki ülke arasındaki ilişkilerin ilerlemesi önemli. Arap ülkeleri, Kuzey
Afrika ve Ortadoğu için çoğulculuk ve demokrasi gibi özellikleriyle Türkiye önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye ve Avrupa'nın tek ağızdan konuşması demokrasi için önemli" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise iki ülke arasındaki tarihi ve ekonomik bağlara dikkat çekerek, "Avrupa'da neredeyse bütün milletler birbiriyle kavga etmiştir. Türkler ve Almanlar daima müttefik olmuştur" dedi.
Almanya'da 1,5 milyonu Alman vatandaşı olmak üzere yaklaşık 3,5 milyon Türk bulunduğunu belirten Gül, "Almanya'daki Türkler arasında değerli siyasetçiler, sporcular, kültür adamları ve önemli iş adamları gibi değerli kişiler çıkmıştır. Bu değerli örnekler Türk-Alman ilişkilerinin sağlamlığını göstermektedir. Türk-Alman ilişkilerinde güçlü temeller üzerinde yeni vizyonlar geliştirmek; bilimde, teknolojide, sanatta, kültürde, eğitimde ilişkilerimizi derinleştirmek ve güçlendirmek istiyoruz" ifadelerini
kullandı.
Gül, Türk-Alman dış ticaret hacminin 29 milyar dolar civarında olduğunu, bu senenin ilk yarısında yüzde 38 artış gösterdiğini belirterek, "Maliye bakanlarımızın imzaladığı çifte vergiyi önleme anlaşması ayrı bir ivme verecektir, dış ticaret hacmi daha da büyüyecektir" dedi
Türkiye ve Almanya'nın Avrupa'nın en sağlıklı ekonomiye sahip iki ülke olduğunu kaydeden Gül, "Makro ekonomi açısından Maastricht kriterlerini karşılayan iki ülke vardır. Bunlar Türkiye ve Almanya'dır. Bütçe açıkları, dış borçları en düşüktür ve iki ülke de büyümesine devam etmektedir. Türkiye bu senenin ilk yarsında yüzde 10,2 büyüyerek dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olmuştur. Bir çok Avrupa ülkesinde bu göstergeler çok negatiftir. Umarım bu ülkeler de kendilerini toparlar da ekonomik canlanma hep
beraber yaşanır" ifadelerini kullandı.
Türklerin göç ve uyumu hakkındaki düşüncelerinin sorulması üzerine Wulff, "Anadolu'dan gelip, meslek eğitimi alarak terzi dükkânı açan ve çocuklarını üniversiteye gönderenlere; bu çocukların sonradan bakan olmasına tanıklık ettim. Bu insanlara teşekkür etmemiz gerekiyor" dedi.
Wulff, uyumun herkes için çok önemli bir görev olduğunu vurgulayarak, "Almancaya hakim olmak eşit fırsat açısından önem taşıyor. Kimse asimilasyon istemiyor. Kendi kişisel özelliklerimizi koruyarak temel ilkelerde mutabık olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Gül de Türklerin yaşadığı yerin dilini öğrenmesinin önemli olduğunu belirtti. "Almancayı aksansız biçimde konuşmak kendi dinini, dilini, inançlarını değiştirmek anlamına gelmez. Çocukların okul öncesi anaokullarında dil öğrenmeleri teşvik edilmeli. Mesela yemeklerde bir dikkatsizlik varsa ve Müslümanlar bu gibi sebeplerden dolayı sakınıyorsa koşullar ayarlanmalı" diyen Gül, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Gül, AB'ye katılım konusunda, "Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili oybirliğiyle alınan kararlar var. Bu üyelik tabii otomatik gerçekleşmeyecek, kriterler var ve müzakere sürecinde başarılı olmak lazım. Müzakereler başarıyla bitirildikten sonra Türkiye'nin yük olacağı düşünülürse, Türkiye üyeliği zaten kendisi istemeyecektir. Türkiye, belki de AB üyeliği için yapılacak referanduma göre, kabul edilse bile üyeliği istemeyebilir" ifadelerini kullandı.
İmtiyazlı ortaklık hakkında fikirleri sorulan Gül, "Ortada attığımız imzalar var. Ahde vefa önemli bir ilkedir. Özel nitelikli ilişkiyi anlamakta güçlük çekeriz, zaten böyle bir ilişkideyiz. 1996'dan beri Gümrük Birliği'ndeyiz. Bunun dışında özel bir ilişki nasıl olur bilemiyoruz" dedi.
Wulff ise bir gazetecinin "Neden Almanya Türkiye'nin en çok önünü tıkayan ülke olarak biliniyor?" şeklindeki sorusuna, "Sorunun varsayımının doğru olduğuna inanmıyorum. Yıkıcı değil, dengeliyiz. Türkiye'nin önemli rolünü yakından izliyoruz. Güveni daha da arttırmak için ortak hareket etmek gerekiyor. Azınlıklar konusunda önemli adımlar atıldı. 1936'daki azınlık yasası konusunda düzenlemelerle yol kaydedildi. Ruhban okulu, manastırla bağlantılı konuları takip ediyoruz. Türkiye, bütün bu konularda çok
ilerleme kaydetti" şeklinde cevap verdi.
Almanya'da yaşayan insanların ülkeye en iyi şekilde uyum göstermesi, ülkenin kurallarını en iyi şekilde benimseyerek ve ülkenin dilini en iyi şekilde konuşarak topluma faydası olması gerektiğini söyleyen Gül, "Bu kadar yoğun ilişki olunca, 3 milyona yakın insan, bunun 1 milyonu Alman vatandaşı, diğerleri hala burada yaşıyor ama Türk vatandaşı, dolayısıyla gidiş-gelişler, iki ülke arasında çok büyük ilişkiler var. Burada vize konusunda çok büyük sıkıntılar yaşandığını hep görüyorum, bana gelen bütün
şikayetler, karşılaştığım bütün şeyler bunlar. Öyle ki Türk işadamları, 'Fuarlara mallarımızı yolluyoruz ama biz gelemiyoruz' diyorlar. Konserler iptal oluyor, bilim adamları gelemiyor. Evlilikle ilgili Almancayı bilme şartı da biraz yaralayıcı. Bu konuların özgüven içinde tekrar elden geçirilmesi gerekiyor. Elbette Alman tarafının da kendi hassasiyetleri vardır. Konuşularak bunların giderilmesi gerektiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Wulff, Gül'ün bu sözlerine "Gül'e karşı Almanya'nın pozisyonunu savunmaya çalıştım. Türk kökenlilerle yaptığım görüşmelerde koştuğumuz şartlarla ilgili olarak 'İyi oldu, Almanca öğrenmeme kolaylık sağladı' ifadelerini duyduğumu aktardım. Görüş farklılıklarımız var elbette" ifadeleriyle cevap vererek basın toplantısını bitirdi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün Berlin'in en eski ve prestijli üniversitesi olan Humboldt Üniversitesi'nde 2000 yılından beri düzenlenmekte olan "Avrupa Konuşmaları" etkinliği kapsamında siyasetçiler, akademisyenler ve öğrencilerden oluşan seçkin bir topluluğa da hitap etmesi bekleniyor.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.