Cumhurbaşkanı Eroğlu, Yabancı Gazetecileri Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yıllardır çözüm yönünde çabalayan taraf olmalarına karşın dünyanın Türk tarafına adil davranmadığını söyledi. Eroğlu, 2012'nin ilk çeyreğinde Kıbrıs'ta anlaşmaya varılmaması halinde, olayın 2013'ün ikinci yarısına sarkacağını ve bunu istemediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, bugün, 15 Kasım kutlamaları için ülkeye gelen yabancı gazetecileri kabul etti. Bir saati aşkın süre yabancı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Eroğlu, müzakereleri 1.5 yılı aşkın süredir sürdürdüklerini ve bu sürede BM Genel Sekreteri ile 4 kez üçlü zirve yaptıklarını ifade etti. Eroğlu, Ocak'taki üçlü zirvenin son olması umudunu taşıdığını kaydederek, Kıbrıs sorununa çözüm bulma amaçlı müzakerelerin 1968'den bu yana sürdüğünü söyledi.
ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN NEDENLERİ
Bugüne kadar birçok anlaşma metni ortaya konulduğunu, Türk tarafının bunu kabul ettiğini, Rumların ise tümünü reddettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı, çözümsüzlüğün en önemli nedenlerinden birinin, 1964 yılının Mart ayıında BM Genel Kurulu'nun aldığı kararla Rumları hükümet olarak kabul etmesi, diğer nedenin ise AB'nin Rumları birliğe tam üye yapması olduğunu söyledi. Eroğlu, bu kararların, Rumların uzlaşmacı bir tavır almasını engellediğini kaydederek, 1968'den bu yana yaşananları ve Annan Planı
referandumuyla sonrasında olanları anlattı. Rumların, anlaşma ihtiyacı görmediği için Kıbrıs Türkü'nü anlaşma masasında oyalamaya çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, Türk tarafının anlaşma yönünde gösterdiği tüm uzlaşmaya karşın bugüne kadar sonuç alınamadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı; dün, Ocak ayında gerçekleştirilecek zirve öncesindeki ilk müzakereyi yaptıklarını belirterek, bu süre içerisinde mesafe kat edebileceklerine inandığını söyledi.
BM Genel Sekreteri'ne, Ocak ayındaki görüşmeden sonra çözümün mümkün olup olmayacağına dair bir açıklama yapmasını önerdiklerini belirten Eroğlu, 2012 yılı Haziran ayında Rumların AB Dönem Başkanı olacaklarını, 2013'te Güney Kıbrıs'ta başkanlık seçimleri bulunduğunu, eğer 2012'nin ilk çeyreğinde bir anlaşmaya varılmazsa, olayın 2013'ün ikinci yarısına sarkacağını ve bunu istemediklerini vurguladı. Eroğlu, Kıbrıs sorununun görüşülmeyen ve tartışılmayan bir noktasının kalmadığını ifade etti.
PETROL VE DOĞALGAZ
Gazetecilerin petrol ve doğalgaz aramaları konusundaki sorusunu yanıtlayan Cumhurbaşkanı, Rumların petrol ve doğalgaz araştırmaları başlamadan BM Genel Sekreteri'nden bunun ertelenmesi için girişim yapmasını talep ettiklerini, ancak Hristofyas'ın, halk arasında "Türkiye'ye karşı kahramanlık" gösterip prestij sağlamak adına bunu reddettiğini ifade etti. "Rumlar bundan vazgeçmezse atacağımız adımlar var" dediklerini ve vazgeçmeyince de Türkiye ile anlaşma imzaladıklarını, TPAO'ya araştırma yetkisi
verdiklerini söyleyen Eroğlu, bu konunun da Kıbrıs sorununa acil bir çözüm gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu konunun, askeri bir soruna yol açıp açmayacağının sorulması üzerine, böyle bir beklenti içinde olmadıklarını, kendilerinin kimseye sataşmak için anlaşma yapmadıklarını, Kıbrıs Türk halkının haklarını korumak için anlaşma yaptıklarını ifade ederek, "Bizim savaş niyetimiz yok. Yeter ki bize dokunmasınlar" dedi. Eroğlu, denizaltındaki kaynaklarda Kıbrıs Türklerinin de hakları bulunduğunu Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın dahi kabul ettiğini ve "Kıbrıslı Türklerin hakları
vardır ve bu hakkı onlar için tabii ki ayıracağız" dediğini anımsattı.
TÜRK ASKERİ VARLIĞI
Cumhurbaşkanı Eroğlu, adadaki Türk askeri varlığıyla ilgili bir soru üzerine, Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varıncaya kadar Türk askerinin varlığını devam ettireceğini, bir anlaşmaya varılması halinde zaman içinde asker sayısının azaltılabileceğini kaydetti. Eroğlu, BM Barış Gücü'nün yıllardır adadaki görevini sürdürdüğünü, ancak ne geçmişte ne de bugün Kıbrıs Türkü'ne bir katkısının olduğunu söyleyemeyeceğini vurguladı. Eroğlu, Rum tarafının, BM Barış Gücü'nün adadaki varlığını sürdürmesini istediğini, çünkü
BM'nin adadan çekilmesinin müzakerelerin de sona ermesi anlamına geleceğini kaydetti. Rumların, Kıbrıs Türk tarafının ekonomik olarak çökmesini ve Rum'a mahkum olmasını istediğini belirten Cumhurbaşkanı, Haziran ayında Rum tarafının AB Dönem Başkanı olmasının AB'de sıkıntı yaratacağını da söyledi. Cumhurbaşkanı, söz konusu tarihte Türkiye'nin AB ile ilişkileri donduracağını da belirttiğini ve bu şartlarda müzakerelerin sürdürülmesinin anlamlı olmayacağını ifade etti.
Kıbrıs sorununun çözümünün her iki halkın kararıyla olması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı, Annan Planı'nın Kıbrıs Türk tarafının bilgisi olmadan büyük devletler tarafından hazırlandığını, Rumların ise plandan bilgileri olmasına karşın bunu reddettiklerini ifade etti. Eroğlu, Ocak zirvesinde bir ilerleme sağlanması halinde garantörlerin bir araya gelerek görüşmelerini önerdiklerini anlattı. Cumhurbaşkanı, 2012 Ocak'ta yapılacak üçlü zirvenin son nokta olması gerektiğini, nitekim BM Genel Sekreteri'nin
de bu zirveyi "End Game (son oyun)" olarak nitelendirdiğini vurguladı. Bu zirveye giderken çok iyi çalışılması gerektiğini ifade eden Eroğlu, BM'ye çok görev düştüğünü, tarafların uzlaştırıcı bir tutumda olması gerektiğini, burada yüzde yüz anlaşma olacağını söyleyemeyeceğini, bu konuda gerek AB gerekse BM Genel Sekreteri'ne görev düştüğünü kaydetti.
AB'nin Kıbrıs Türkü'ne karşı ambargoları ve BM Genel Kurulu'nun KKTC'yi tanımama yönündeki kararlarının devamı halinde Rum tarafının anlaşma ihtiyacı içine girmesinin zor olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu iki kuruluşun Rumları anlaşmaya motive edecek duruş sergilemesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, Mısırlı bir gazetecinin, 58 İslam ülkesinin desteğinden memnun olup olmadığını sorması üzerine, Mısır'ın eski Kıbrıs politikalarını değiştirmesini istediklerini söyleyerek, "Devrim oldu, yeni yönetim geldi ama politikaları değişmedi" dedi. İslam ülkelerinden istedikleri anlamda destek alamadıklarını ifade eden Eroğlu, İKT'de bile KKTC lehine karar geçirilmesi sırasında güçlüklerle karşılaşıldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Eroğlu, "58 İslam ülkesi bizi desteklerse çok rahat oluruz" dedi.
Eroğlu, İslam ülkelerinin Güney Kıbrıs ile ilişkilerinin sürdüğünü, hatta Rum tarafına yatırım yaptıklarını da belirtti.
Eroğlu, Ocak'taki zirvenin olumsuz geçmesi halinde masayı terk edip etmeyeceği yönündeki soru üzerineyse, amaçlarının 43 yıldır süren görüşmelerin bir sonuca ulaşması olduğunu ifade ederek, eğer söz konusu zirvede bir anlaşma olmazsa, bunun müzakerelerin tekrar başlamasının 2013'ün ikinci yarısını bulacağı anlamına geleceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türkü'nün, bu sürecin sonunda ne olacağı, kimin yerinden olacağı, kimin olmayacağı gibi bir belirsizlik içinde kalmasının kabul edebilecekleri bir durum olmadığını vurguladı. Eroğlu, "Anlaşma olmazsa ne olacak" sorusuna yanıt vermeden önce umutlu olmak gerektiğini, BM Genel Sekreteri'nin, zirve sonunda "olmayacak" demesi halinde bu durumu o gün değerlendireceklerini ifade etti. Eroğlu, "Gördüğünüz gibi bir devletimiz vardır" dedi. Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının
müzakereler sürecinde oldukça sabırlı davrandığını, anlaşma arzusunun da Güney Kıbrıs halkından daha çok olduğunu söyledi. Eroğlu, "Bu yüzden masada uzlaşıcı tavır sergiliyoruz. Ancak aynı düşünceler Rum halkında yok" dedi. Eroğlu, Rum halkının her geçen gün anlaşma umudu ve inancının azalmakta olduğunu da söyledi. Cumhurbaşkanı, hiçbir tarafın diğerine hükmetmeyeceği ve 1960'tan sonra yaşananların yaşanmadığı bir çözüme ulaşmayı amaçladıklarını vurguladı. Rum tarafının, Türkiye'nin garantörlüğüne karşı
olduğunu ve bunun için meclis kararı çıkardığını anlatan Cumhurbaşkanı, kendilerinin de garantilerin devamı yönünde meclis kararı çıkardıklarını ve bunu oybirliğiyle meclisten geçirdiklerini kaydetti.
Mülkiyet ve toprak konularında Hristofyas'ın sorun çıkardığını anlatan Eroğlu, Rum liderin geçmiş 37 yılı yok saydığını ve 1974 öncesine dönme hayali kurduğunu kaydetti. Köprülerin altından çok sular geçtiğini ve Kuzey'de ayrı sosyo-ekonomik bir yapı kurulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı, mülkiyetin çözümlenmesi için, "Takas, Tazminat ve İade" içeren öneri yaptıklarını belirtti. Kıbrıs Türkü'nün Rumları atmak için değil insanca yaşamak için mücadele ettiğini söyleyen Eroğlu, AB'nin, tüm bu sorunları ortaya
çıkaran Yunanistan ve Rumlara "gel" diyerek AB'ye aldığını, Türkiye'ye ise "çöz ve gel" dediğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Eroğlu, AB ve dünya devletlerinin Kıbrıs Türkü'ne adil davranmadığını da vurguladı.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.