Başbakan Yardımcısı Babacan: "Cari Açığın Düşmeye Başladığı Bir Döneme Girdik"
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, cari açık konusunda en olumsuz rakamların geride kaldığını belirterek, "Artık her ay, bir önceki aya göre cari açığın düşmeye başladığı bir döneme girmiş bulunmaktayız" dedi.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantıları için Davos'ta bulunan Babacan, "Ama bu cari açığının hemen bir iki yılda sıfırlanacağı anlamına gelmiyor. Daha uzunca bir süre, yıllarca cari açık olacak ama basamak basamak her sene düşecek" ifadelerini kullandı.
Kısa vadeli olarak kamu maliyesi, para politikaları ve bankacılık sektöründe gerekli tedbirlerin alındığını kaydeden Babacan, cari açık probleminin orta ve uzun vadeli yapısal problemlerle gerçekleştirebileceğini ifade etti. Babacan, "Cari açığın en büyük sebebi enerji ithalatımız. Türkiye'nin sanayi çarkları bu enerji ile dönüyor. Nükleer ve yenilenebilir enerjiler üzerinde bu kadar durmamızın sebebi bu" şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE'NİN SEÇİM DÖNEMİNDE YAPTIĞI AVRUPA'DA HAYAL BİLE EDİLEMEZ"
Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye'nin seçim döneminde bütçe açığını 2 puan düşürdüğünü hatırlatarak, "Yani seçim olduğu bir yılda bütçe açığını yüzde 3.5'den yüzde 1.4'e düşürdük. Şu an bu Avrupa'da hayal bile edilemez. Yani seçim olan bir ülkede bütçe açığını yüzde 2 düşüreceksiniz! Ama bu ne getiriyor. Devlet kendi politikalarına dikkat ettikten sonra özel sektörün güveni oluşuyor. Özel sektör yatırımına korkmadan devam edince ekonomik büyüme meydana geliyor. Ekonomik istihdam oluşuyor. Türkiye'de
son iki yılda 3,5 milyon ek istihdam oluştu. Ve bunun tamamı özel sektörden geliyor" şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLİYOR"
Bu yıl Davos'ta ağırlıklı olarak ekonomik krizin gündemde olduğunu belirten Babacan, "Özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyada ciddi sosyal problemler ve siyasi sıkıntılar varken, Avrupa'da çalkantılar yaşanırken, Türkiye hem ilerleyen demokrasisi, hem hızla büyüyen ekonomisiyle çok dikkat çekiyor" dedi.
Davos'ta genel olarak kriz konuşulsa da, iş dünyasının; "Peki her şey kötü ama hiç mi iyi bir şey yok dünyada?" şeklindeki soruya, "Tamam işte, Türkiye var" cevabını verdiklerini söyleyen Babacan, "'Ama bu örnekten çok yok' diyorlar. Türkiye'nin her alanda gerçekleştirdiği reformlar sonuç verdi. Bunlar Türkiye'ye yönelik algıyı çok, çok değiştirdi" değerlendirmesinde bulundu.
"KRİZ, AVRUPA'NIN UNUTTUĞU BİR KAVRAMDI, ŞİMDİ BEDELİNİ ÖDÜYORLAR"
Avrupa Birliği'nin yaşadığı krizin, ekonomi politikaları konusunda ciddi bir tecrübe sıkıntısından kaynaklandığını dile getiren Babacan, "Avrupa'da kriz kavramı ikinci dünya savaşından bu yana unuttukları bir kavram. Kriz nedir bilemiyorlardı. Biz Avrupa ülkesiyiz borç nedir ki, nasıl olsa öderiz gibi umursamaz bir tavır da söz konusu oldu" diye konuştu.
Örnek olarak Yunanistan'daki erken seçimleri gösteren Babacan, "Sayın Papandre başbakan olarak seçildi. Tek parti hükümeti olarak seçilmesine rağmen popülizmin esiri oldu. Atılacak adımları atamadı, reform yapmakta geç kaldılar" dedi.
"İSTANBUL FİNANS MERKEZİ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR"
Davos temasları boyunca çok sayıda ikili temaslar gerçekleştirdiğini söyleyen Babacan, İstanbul'u bir finans merkezi haline getirme hedeflerinin, Davos'taki iş çevrelerinden aldığı sinyallerle güçlendiğini dile getirdi.
Dün akşam, dünyanın önde gelen yönetim kurulu başkanları ve CEO'ları ile yuvarlak masa toplantısı düzenlediğini belirten Babacan, "Toplantı bitiminde yanıma Güneydoğu Asya'nın çok önemli yatırım fonlarından birinin sahibi geldi. 'Anlattıklarınız düşüncelerimizi daha da pekiştirdi. Zaten planlıyorduk ama haber vereyim, bölge ofisimizi İstanbul'da açıyoruz' dedi. Dolayısıyla bu maya tutuyor. İstanbul Finans Merkezi ile ortaya attığımız proje insanları ikna ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
"AVRUPA DEVLET HARCAMALARINI ARTIRIRKEN, TÜRKİYE ÖZEL SEKTÖR FAALİYETLERİ İLE BÜYÜDÜ"
Avrupa Birliği ülkelerinin, 2009'daki finans krizinden çıkmak için devlet harcamalarını artıran bir politika izlediğini, Türkiye'nin ise tam tersine devletin bütçesini kontrol altına alarak, kamu borç stokunu daha da aşağı çekecek politikalar uyguladığını vurgulayan Babacan, "Bizim 2010 ve 2011 deki büyümemiz hep özel sektörün faaliyetleri ile olmuştur. Özel sektörün yatırım harcamaları ile olmuştur. Devletin harcamalarını artırmak suretiyle bir büyüme olmamıştır. Bu model de tabi çok dikkat çekiyor"
dedi.
"ABD VE AVRUPA 2012 İÇİN TAHMİNDE BULUNAMAZKEN, BİZ 2023 HEDEFLERİ KOYUYORUZ"
2012'de dünyanın ekonomik güçleri için belirsiz bir dünyanın yaşandığını ifade eden Babacan, "Dün Amerikan yetkililerine soruyorlar: '2012'de ne olacak' diyorlar. 'Valla ne olacağını biz de çok bilemiyoruz' diyorlar. 'Yapmak istediğimiz çok şey var ama yapabilir miyiz, yapamaz mıyız, meclisten geçirebilir miyiz, geçiremez miyiz, göreceğiz' diyorlar. 2012 için daha ne yapacağını ortaya koyamamış, bir Amerika var. Tek başına dünya ekonomisinin yüzde 30'u. Kendi iç sorunları ile borç sorunları ile boğuşan
bir Avrupa Birliği var. O da dünya ekonomisinin yüzde 30'su. Böylesine bir ortamda Türkiye 2023 diyor. 2023 için hedef koyuyor ve insanlar buna ikna oluyorlar. Çünkü son 9-10 yıla bakıyorlar, 'Türkiye 9-10 yılda bunları yaptıysa bundan sonraki 11-12 yılda bu hedefleri niye gerçekleştiremesin ki' diyorlar. Bu hedeflere iş dünyası da inanınca, güvenince, onlar da Türkiye'de yatırım yapmaya başlıyor" dedi.
"AVRUPA'DAKİ KRİZ İHRACAT HEDEFLERİMİZİ ETKİLEMEZ"
Türkiye'nin ihracatının yüzde 45'ini AB ülkelerine yaptığını hatırlatan Babacan, "Ama geriye kalan bir yüzde 55 var. Bu ülkelerin çoğunda hareket var. 2011 yılına bakarsak, yüzde 55'lik bölümünde ciddi artış olmuş, yüzde 45'de artış olmuş ama tabi tatmin edici desfd konusunda ciddi bir tecrübe sğil. Toplamda bir artış var. Geçtiğimiz yıl 135 milyar dolara yaklaştık" dedi.
Babacan, "Avrupa'daki krizin Türk ekonomisine kısmi olarak bir etkisi olabilecek. Orada bir miktar sıkıntılarla karşı karşıya kalacağız. Ama Avrupa'ya olan ihracatımızda bir daralma beklemiyoruz. 2012'de şu an Avrupa için bir çöküş sözkonusu değil. Ama bu işi yönetemezlerse, mevcut durumdan daha da kötüye giderse, o zaman ihracatımıza olan etkisi derinleşir" diye konuştu.
"AB ÜYESİ OLMAKLA, AVRO BÖLGESİNE GEÇMEK FARKLI İKİ KONU"
Avrupa'da yaşanan son kriz çerçevesinde, Türkiye'nin hala AB'ye girmeyi isteyip istemediği sorularına muhatap olduğunu söyleyen Babacan, AB üyeliği ile Avro bölgesine girmenin farklı iki konu olduğunu belirtti. Babacan, "Bizim AB üyeliğimizle, Avro bölgesine üyeliğimiz ayrı konular. Biz AB'ye üye olabiliriz. Avroyu kullanma daha sonra değerlendirebileceğimiz bir konu. Yeni ülkelerin büyük bir bölümü Avro bölgesine girme yoluna girmişler. Yeni ülkeler için bu bir mecburiyettir, deniyor. Ama şöyle de bir
açıklama var: 'Ne zaman hazır olurlarsa'. Mesela Polonya, Avrupa Birliği'nin yeni üyelerinden biri ama Avro bölgesinde değil. Dedikleri şu, biz ne zaman hazır olursak o zaman gireceğiz diyorlar" şeklinde konuştu.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.