Bahçeli'den hükümete çok sert çıkış
Demokratik açılım için, milli birlik ve bütünlük projesi gibi yedek isimler piyasaya sürülmüştür. Türkiyeyi kimliksiz bir millet haline getirmeye çalışan bu projenin milli olduğunu söylemek, Türk milletiyle alay etmektir. Bu projenin milli birlik projesi olduğunu söylemek, akıl ve idrakten yoksun olarak görme gafletidir. Bu konuda başta Başbakan olmak üzere herkes dürüst ve namuslu olmalıdır. Bu proje hain bir yıkım projesidir. Patenti PKKya ait, kılavuzluğunu Öcalanın yaptığı bu projenin taşeronluğuna soyunulmuştur. Bu projeden yararlanacaklar İmralıdır, Talabanidir, Barzanidir.
Etnik sorun etnik açılım ve siyasi çözümü esas alan yaklaşım bütünüyle sakattır. Etnik temelde yapılacak bir tanım, çözümünde aynı yerde aranmasını gerektirecektir. Sahte ve takma adlar kullanılması bu gerçeği değiştirmeyecektir. Adına ne derseniz deyin çözüm süreci bu şekilde olacaktır. Bugün karşımızdaki sorun etnik bölünmeyi amaçlayan silahlı sorundur. Türkiyeden istenilen bireysel haklar değil, bir etnik grup olarak kullanılacak siyasi statüdür.
Etnik grupların bu kimlikleri ve dilleriyle kamusal alanda yer alması ve siyasi statü kazanılması, masum hak talebi olarak görülemeyecektir. Yapılan bütün sosyal araştırmalarında gösterdiği gibi Kürt kökenli vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu bu emelleri beslememektedir. PKKnın amaçlarına hizmet edecek olan bu gaflet Kürt kökenli vatandaşlarımıza en büyük hakarettir. Başbakanın taşeronluğunu yaptığı açılımın diğer bir sakatlığı da budur.
Terör ve etnik bölücülükle mücadele hükümetin anayasal görevidir. Bunun gereklerini yerine getirmemek, bölücü emellere hizmet edecek bir süreç başlatarak, terör örgütüyle mutabakat arayışına girmek bir suçtur. Bu kapsamda üzerinde durulması gerekecek birinci husus, AK Partinin terörle mücadelede sergilediği zafiyet ve askeri operasyonlardaki tutumudur.
AK Parti geldiğinde sıfır noktasına girmiş terörün, 7 sene sonra 15 misli arttığı bir gerçektir. Bugün başlatılan Kürt açılımının alt yapısı bu dönemde sinsice hazırlanmaya başlanmıştır. PKKnın askeri tedbirlerle bitirilemeyeceği, AK Parti yetkilileri tarafından sürekli dile getirilmiştir.
Başbakan Erdoğan 17 Kasım 2007deki konuşmasında dağdaki teröristleri silahlarını bırakarak, siyasi platformda demokratik yarışa katılmaya davet ederek, siyasi af vaat etti. Güvenlik güçlerine ateş açılmadıkça operasyon yapılmayacağını söyledi. Örtülü ateşkes çağrısında bulunmuştur. Bu sözler siyasi süreç başlatmanın ilk işareti olmuştur. Bugün aynı çağrıların yapılması, siyasi affın gündeme taşınması bu strateji kapsamda değerlendirilmelidir. PKKnın silahlarını Türkiye dışına çıkarılmasına, TSKnın yardımcı olması ve operasyonların durması gerektiğini söyleyerek ileri gitmesi de çok iyi düşünülmelidir.
Bu hezeyanlar karşısında Başbakanın sessiz kalması çok anlamlıdır. Başbakanın bu sessizliği bu konuda aynı düşünceyi paylaştığının göstergesi olarak gösterilecektir. Kendisi susmakta yakın çevresi konuşmaktadır. AK Partinin 22 Temmuz seçimlerden sonra bir grup bilim adamına hazırlattığı Anayasanın ilgili hükümleri iyi bilinmektedir. Anayasadaki hükümler PKKnın talepleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir.
Tek millet, tek devlet esasına dayalı milli devletlerde, farklı etnik kökenli insanlara siyasi haklar verilmesine, Türkçe dışındaki dillere ve farklı kültürlere statü kazandırılmasına yer de yoktur imkan da yoktur. Bu somut gerçekler karşısında Başbakan ve hükümetinin söylemleriyle, bölünmez bütünlük konusunda Anayasaya aykırı hareket ettikleri kaçınılmazdır.
Kürt açılımı süreci büyük bir sis perdesi arkasında yürütülmektedir. Başbakan Türk milletini şartlandırmaya ve yıkım projesine hazırlamaktadır. Geniş tabanlı milli mutabakat zemini oluşturmaya çalışan Başbakan, bölünme için yanına suç ortağı aramaktadır. Başbakan Erdoğan, New Yorkta Açılımın hepsi bir anda olmaz, hazmede hazmede, hazmettire hazmettire ilerlememiz gerekiyor demiştir. Başbakan bu demagojilerle kendisini kurtaramayacaktır.
Başbakanın yıkım projesinde PKKnın taleplerinin zamana yayarak, 'demokratik açılım' adı altında gerçekleştirilecektir. Bu sürecin birinci aşamasında iyi niyet aşamaları ve bir dizi idari düzenleme yapılacağı anlaşılacaktır.
YÖK ve RTÜK bu süreçte kendilerine biçilen rolün gereği olarak sahneye çıkmıştır. ilk aşamada Kürtçeye statü kazandırılmasının alt yapısı oluşturulması yer almaktadır. Kürtçenin üniversitelerde başlatılması, Kürt enstitülerinin kurulması, seçmeli ders olmasının alt yapısının hazırlanması, pilot bölgelerden başlanarak Kürtçe bilen kamu personeli istihdamı, bazı kurumlarda iki dilli belediyecilik, bu konuda ilk hayata geçirilecek önlemlerdir.
Şimdi atılacak bu adımlar önceden yapılanları tamamlayacaktır. Böylece Kürt açılımı çerçevesinde daha sonraki düzenlemeler için sıçrama tahtası oluşturulacaktır. Bundan sonra ise yerleşim birimlerinin eski isimlerinin iadesi, İmralı canisinin tecrit koşullarının iyileştirilmesi konuşulacaktır.
İlk planda günah keçisi olarak ilan edilen büyük Atatürkün Ne Mutlu Türküm Diyene sözü ele alınacaktır. Bunun nasıl hayata geçirileceği ibretle izlenecektir. İçinde Türk kelimesi geçen ilköğretim öğretimin 'andı'na da ne yapılacağı görülecektir. Kürtçenin siyasi iletişim dili olması öncelikli konu olarak öne çıkmaktadır. Son aşamada ise Anayasa değişikliği gereken konular yer alacaktır.
Milli kimlik tanımının değiştirilerek, anayasal vatandaşlık hakkının üst kimlik olarak anayasada bulunması
Kürtçe eğitim için anayasal zemin hazırlanması
Türkiyenin fiili eyaletlere geçişinin hazırlanması
Bu üç konuda Anayasa değişikliği yapılması uygun görülmüştür. Eli kanlı teröristlerin affedilmesi konusu yıkım planında büyük önem taşımaktadır. Başbakanın eli kanlı katilleri bir şekilde affederek ödüllendirmekte kararlıdır. Ancak genel af çıkarmaya gücü yetmeyecek. 'Özel ve örtülü afta yoğunlaşmıştır. Başbakan sıkıştığı zaman paravan olarak kullandığı tek millet, tek bayrak söylemine yeniden sarılmıştır. Bu ilke ve esasların içinin boşaltılması ve anlamsız kılınmasına çalışılması anayasa ihlalidir.
Başbakanın AK Partinin doğu ve güneydoğu bölgesinden aldığı oyları kendilerini savunma olarak kullanması ibret vericidir. Bu sakat mantık kendisi bakımından hazin bir durumdur. Başbakan bu sözleriyle, kendisine oy verenlerin Türkiyeyi bölmeye çalıştığını, aldığı oyları da bölücülük ruhsatı olarak düşünmektedir. Başbakan, Türkiye partisi olduklarını söyleyerek, yıkım projesini savunmak telaşına düşmüştür.
Kürt açılımı bu konuda turnosol kağıdı olmuştur. MHPnin Türkiyenin milli birliğinin temelleri konusundaki görüşleri çok iyi bilinmektedir. Yıkım projesine yönelik düşüncelerimizde milletimizle paylaşılmıştır. Türk milleti kavramı birleştirici bir oluşumdur. Milliyetçi hareket kimsenin etnik kökeniyle ilgilenmeyen, bunları sorgulamayan, bütün vatandaşlarımızı bir bütün olarak kucaklayan bir anlayışın eserdir. Adımız bir acımız bir söylemi budur. Türk milliyetçiliği anlayışımızda buna bağlıdır. Türk vatandaşları, gönüllü olarak Türk milleti kimliğinde birleşmişlerdir.
Asırlar süren birlikteliğin harcını kardığı kaynaşmış millet yapısı şimdi yıkılmak istenmiştir. Farklılıkların bir kırılma hattı olarak derinleştirilmesinin bir bölünme reçetesi olduğu açıktır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.