Atina’nın Cami Kararını Değerlendirdi
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Yunan hükümetinin, Atina’da Osmanlı döneminden kalma Fethiye Camii’ni restore etme kararını "büyük memnuniyetle" karşıladıklarını söyledi.
Bakan Davutoğlu, Yunan meslektaşı Evangelos Venizelos’la yaptığı ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında soruları cevapladı. Davutoğlu, Fethiye Camii’nin restorasyonunun her şeyden önce Atina’ya büyük katkı sağlayacağını belirterek, başkente yeni bir cami inşa edilmesinin ise modern ve evrensel devletin görevi olduğunu vurguladı.
"ATİNA HAYRANIYIM"
Davutoğlu, "Bu konuda bize hem Sayın Samaras tarafından, hem Sayın Venizelos tarafından aktarılan bilgilerden büyük memnuniyet duyduk ve gerçekten bu atılan adımları takdir ediyoruz. Ben sadece Dışişleri Bakanı olarak, doktora ve akademik çalışmalarımda Yunan felsefesi ve Atina üzerine çalışmış biri olarak da bir Atina hayranıyım. Atina’daki köklü medeniyet birikiminin hem iyi bir izleyicisi, hem de hayranı olarak hep Atina’ya geldiğimde Atina sokaklarında o köklü medeniyet izlerini görmek bana büyük bir mutluluk vermiştir" dedi.
"İSTANBUL’DA CAMİ, KİLİSE VE SİNAGOG’UN YANYANA OLMASI EN BÜYÜK GURURUMUZDUR"
"Aslında şehirlerin ne kadar köklü bir geçmişe sahip oldukları, şehir silüetine yansıyan farklı kültürel unsurlarla ortaya çıkar. Belki de medeniyet en zayıf şehirler tek tip şehirlerdir, tek din mabedi olan veyahut tek kültürel kimliği olan şehirlerdir. Halbuki köklü geçmişe sahip olan şehirlerin hepsinde camiler, kiliseler, sinagoglar farklı dini unsurlar farklı etnik unsurlar kozmopit şekilde yaşarlar. Bu Atina için bir zenginliktir. İstanbul’da bizim en çok gurur duyduğumuz şey, belli sokaklara girdiğinizde caminin, kilisenin ve sinagogun yanyana olmasıdır" diye konuştu.
Davutoğlu, "Aslında Türkiye’de de çok fazla bu ihtiyacı hisseden hristiyan ay da musevi kalmadı ama o mimarının orada duruyor olması, o kilisenin, o sinagogun, caminin, çan kulesinin, minarenin yan yana olması, başlı başına onur veriyor bize. Bu anlamda bunları açık tutmak, ibadet etme özgürlüğünü sağlama bakımından önemlidir, hem de o şehrin ne kadar zengin bir kültüre sahip olduğunu görme açısından..." ifadelerini kullandı.
"FETHİYE CAMİİ’Nİ GÖRDÜĞÜMDE İÇİMİ HÜZÜN KAPLAMIŞTI"
Bakan Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
"O eski Atina’nın sokaklarını ve Akropolis’i büyük bir hayranlıkla gezdiğimde, açık söyleyeyim, arıyordum Fethiye Camii’ne rastlağımda bir hüzün kapladı içimi, çünkü yıkılmak üzereydi, içinde otlar çıkmıştı, önünde bir restoran vardı, oturdum hüzünle seyrettim. Akrapolis’i ne kadar hayranlıkla seyretmişsem, Fethiye Camii’ni o kadar hüzünle seyretmiştim. Çünkü Atina’ya çok kültürlülük yakışır. Atina’ya ne kadar çok farklı dinden insanlar gelirse, kendisine ait mekanları görmüş olmak dolayısıyla, Atina’nın o köklü geçmisini hatırlaması yakışır."
ATİNA’YA YENİ CAMİ MODERN VE EVRENSEL DEVLETİN GÖREVİDİR
O bakımdan Yunanistan hükümetinin Fethiye Camii’nin restorasyonu konusunda aldığı karar herşeyden önce Atina’ya büyük katkıdır. Atina’nın o köklü geçmişine bir katkıdır. Yunanistan hükümetinin bu konuda ne kadarh hoşgörülü, açık görüşlü olduğunu ortaya koyan bir katkıdır. Cami olması, bir de cami yapılması ise, zaten şu an öylesine küreselleşen dünya içindeyiz ki, hiçbir şehir tek dinli değil. Aslında her şehirde her dini topluluk var ve o toplulukların ihtiyacını karşılamak da modern, çağdaş, evrensel devletin görevi. O bakımdan son dönemde bu konuda Yunanistan hükümetinin, Sayın Samaras’ın, Sayın Venizelos’un attığı adımları takdir ediyoruz. Hem bu konuda Türkiye olarak birlikte ne yapabileceksek, güzel örnekler teşkil etmek adına, bu konuda da işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum."
KIBRIS MESELESİ
Kıbrıs meselesinde Annan Planı ile ortaya çıkan bir müktesebat bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, yeni şartlar öne çıkarmak yerine önceden üzerinde mutabakata varılmış metinler üzerine sonuca gidilmesi gerektiğini söyledi.
Davutoğlu ayrıca, çözüm noktasında eksik olan unsurların "güçlü ve sağlam bir irade" olduğunu belirterek, "yeni şartlar getirmek yeni tartışma alanları doğurur, vakit kaybederiz" diye konuştu.
"KIBRIS KADAR DETAYLI KONUŞULMUŞ BAŞKA BİR ULUSLARARASI MESELE YOK"
Davutoğlu, "Dünyada çok az uluslararası mesele veya donmuş kriz vardır ki, Kıbrıs kadar çok detaylı konuşulmuş olsun ve Kıbrıs kadar geniş bir müktesabat konuşulmuş olsun. 50 yıllık bir sorundan bahsediyoruz ve bu süre içinde o kadar çok terminolojik ve özde tartışmalar yapıldı ki, aslında son olarak 2004’deki Annan Planı o kadar kapsamlı bir çözüm paketi sundu ki, herşey tartışıldı. Nasıl bir devlet inşa edileceği, nasıl bir birliktelik oluşacağı, hangi temeller üzerinde hareket edileceği konusunda aslıda çok ciddi bir müktesabat var. Ve bu müktesabat konusunda da Türkiye ile Yunanistan arasında çok ciddi görüş ayrılıkları yok" dedi.
Davutoğlu, "Zaten 2004 mutabakatına destek vermemizde de bunun büyük bir katkısı oldu. Son 2008 ile bugün arasında yürüyen müzakerelerde de bir muktebasat oluştu. Tabi taraflar arasında görüş ayrılıkları olabilir ama bu görüş ayrılıklarının en önemli çözümlerden biri, bu anlaşılmış dili kullanmak, yani daha önce üzeride mutabakat sağlanmış dili kullandığınızda yeni bir tartışma konusu açılmaz" ifadelerini kullandı.
Son iki haftadır üzerinde yoğunlaşılan ortak açıklama metni konusunda Türkiye olarak her zaman yapıcı katkı sağlamaya gayret ettiklerini söyleyen Davutoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafı da aslında birçok esneklik gösterdi ve bir kavram bir metinde bir kez geçmişse ve o kavram belli bir kontekse oturmuşsa, bunun tekrar tekrar kullanılması talebiyle yeni bir tartışma başlatmaya çok fazla ihtiyaç yok. Ne istendiği belli, neye ulaşılmak istendiği açık, zaten bir devlet yapısı oluştuğunda bunun kalıcı olması, bu devletin uluslararası bir entite olarak varlığını sürdürmesi esastır, bunun dışında bir ihtimal düşünülemez. Burada kısır egemenlik tartışmaları üzerinden yeni bir tartışma başlatmak yerine bu anlaşılmış, mutabakata varılmış terminoloji üzerinden hareket edilirse daha kolay netice alınır" değerlendirmesinde bulundu.
"YENİ ŞARTLAR ÖNE ÇIKARMAK ZAMAN KAYBI OLUR"
Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
"Yeni şartlar öne çıkarmamak lazım, yeni taleplerde bulunmamak lazım, var olan anlaşılmış zeminde hareket edersek bir an önce müzakerelere geçmek lazım. Bakın çok vakit kaybettik. 2004’den bu yana 10 yıl geçti, 5 yıl da müzakere ediliyor, son iki yıl Kıbrıs’taki seçimler dolayısıyla müzakerelere ara verildi. Son bir yılda Sayın Anastasiadis’in seçilmesi ile biz büyük bir ümit beslemiştik, çünkü Anastasiadis, Annan Planı’na ’evet’ diyen bir siyasetçi ve çok pozitif mesajlar verdi. Biz de buna pozitif mesajlara mukabelede bulunduk. Pozitif atmosfer oluştu ama onun seçilmesinin üzerinden de bir yıl geçti. Bu sefer de ekonomik kriz dolayısıyla biraz süre tanıyın dendi. Ama artık Kıbrıs sorunun süre tanımakla çözülmeyeceğini herkes biliyor. Kıbrıs sorunu bundan sonra siyasi irade ile çözülür. Herşey tartışıldı. Ortak bir zemin var. Biz bu iradeyi görmek istiyoruz. Önemli olan burada artık bir çözüm noktasında güçlü ve sağlam bir irade sergilemektir. Eksik olan budur. Yoksa terminolojik tartışmalarla, yeni unsurlar getirerek sadece yeni tartışma alanları doğurur ve sadece zaman kaybederiz."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.