Adalet Bakanı Ergin Avrupa Parlamentosu'nda Konuştu
- Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin Türkiye'nin nihai hedefi olduğunu ve bundan vazgeçilmediğini belirterek, AB içerisinde alternatif üyelik modellemelerine sıcak bakmadıklarını tekrarladı. Adalet Bakanlığı bahçesine bomba atan kişinin kimliğinin tespit edildiğini ve bu kişinin geçmişte sendika başkanlığı yaptığına dikkat çeken Ergin, “Şimdi bu kişi hapse girerse 'Sendikacılar hapse atılıyor' diye feryat mı edeceğiz Allah aşkına?” dedi.
Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “Türkiye ve Avrupa Birbirinden Ayrılıyor Mu?' başlıklı panelde konuşan Adalet Bakanı Ergin, konuşmasında Türkiye'nin sıkça eleştirildiği AİHM dosyaları, ifade özgürlüğü, tutuklu gazeteciler, dini azınlıklar, uzun yargılama süreleri ve yargı reformlarına değindi. Ergin, "Ülkemizin AİHM önündeki görünümünü iyileştirmek ve hak ihlallerine yol açan yapısal sorunları gidermek için hazırladığımız 4. Yargı Paketi kısa süre önce parlamentoya sevk edilmiş ve geçtiğimiz hafta alt komisyonda görüşülerek kabul edilmiştir. Bu hafta içerisinde de Adalet Komisyonu’nda bu yasa görüşülecektir. Paket kapsamında örgüt propagandası, suçu ve suçluyu övme, halkı askerlikten soğutma gibi suçların unsurları AİHM kriterleri doğrultusunda yeniden düzenlenmekte ve mevzuatımızda yer alıp ihlale neden olan birçok düzenleme aynı doğrultuda revize edilmektedir" diye konuştu.
Türkiye'de geçmişin hukuki ve yapısal sıkıntılarından kaynaklı ifade özgürlüğü alanında olumsuz görünümünden üzüntü duyduklarını söyleyen Bakan Ergin, ifade hürriyetinde son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini anlatarak şöyle konuştu:
“Basın kanunumuz yenilendi, radyo ve televizyonların dili özgürleştirildi, TCK'nın 301 ve benzeri maddeleri yeniden yazıldı ve en büyük değişim ifade özgürlüğünü de içerecek biçimde temel hak ve hürriyetler konusunda uygulamacılara hakim olan temel paradigmaların değiştirilmesi oldu. Bu çabalar meyvelerini de vererek ülkemiz 2012 yılında ilk kez AİHM tarafından verilen ihlal kararlarında süregelen birinciliğini umuyoruz ve diliyoruz ki tekrar geri almamak üzere devretmiştir.”
“SENDİKACILAR HAPSE ATILIYOR DİYE FERYAT MI EDECEĞİZ”
Tutuklu gazeteciler konusunda çeşitli Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) tarafından yapılan yayın ve raporların taraflı, tutarsız ve eksik olduğuna değinen Bakan Ergin, 2011 raporlarında sadece 8 gazeteciyi tutuklu bulundukları suçlarla gazetecilik faaliyetlerini birbirine bağlı değerlendirirken, aldıkları eleştiri ve baskı sonrası bu sayıyı 2012'de 76 kişiye çıkardıklarını, oysa aynı kişilerin 2011'de de yargılanmakta olduğunu söyledi. "Komitenin bir yıl önce gazeteci olarak değerlendirmediği kişileri bir yıl sonraki raporunda hangi ölçütlere göre gazeteci olarak değerlendirdiği bizim açımızdan cevapsız kalmış bir sorudur" diyen Bakan Ergin, CPJ'nin kendi görüşlerine başvurmadan sadece tutuklu ve hükümlü avukatlarının beyannamelerini alt alta yazarak rapor oluşturduğunu ileri sürdü.
Adalet Bakanlığı bahçesine bomba atan kişinin kimliğinin tespit edildiğini ve bu kişinin geçmişte sendika başkanlığı yapmış olduğuna dikkat çeken Ergin, "Şimdi bu kişi hapse girerse 'Sendikacılar hapse atılıyor' diye feryat mı edeceğiz Allah aşkına?" dedi.
"ORTA VADEDE YARGILAMA SÜRELERİNİ 1-1.5 YILA DÜŞÜRECEĞİZ"
Türkiye'de var olan sayıca az uygulama sıkıntısının varlığını da inkar etmediğinin altını çizen Adalet Bakanı Ergin, gerekli çalışmaların devam ettiğini ve özellikle uzun tutukluluk ve yargılama sürelerine ilişkin temyiz mahkemeleri kaynaklı yavaşlığın çözülmesi için alt ve üst yapı çalışmalarının sürdüğünü, orta vadede yargılama süresinin Türkiye'de ortalama 1-1.5 yıla indirileceğini açıkladı. 'Türkiye ve Avrupa birbirinden ayrılıyor mu?' sorusuna da soruyla cevap veren Ergin, “Avrupa jeopolitik olarak ilgili, ekonomik olarak dinamik ve kültürel olarak çoğulcu mu olacak yoksa atıl, statik ve değişik kültürlere kapalı mı kalacaktır?” diye konuştu.
"23. FASLIN BAŞINA GELENLER PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ"
AB müzakerelerinde bloke edilmiş olan adalet, yargı ve temel haklarla ilgili olan 23. fasıla ilişkin görüşleri sorulan Bakan Ergin, yarasına parmak basıldığını söyleyerek şöyle konuştu:
“Bu faslın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Müzakereler başlayalı yedi yıl oldu, tarama süresi bitti ama bu yedi yıldan bu beri Komisyon Türkiye'ye ne istediğini söylemedi. Türkiye'de reform süreci eleştiriliyor ama ben de size soruyorum. Bizden ne istiyorsunuz da ne bekliyorsunuz? Ne istediniz de karşılığını bulamadınız? Bizden ne istediğinizi resmen bize bildirdiniz de mi Türkiye adım atmadı? 23. faslın ‘gayri-resmi açılış kriterleri’ diye bir şey söylendi ki o da ne demekse? Bu 6 gayrı-resmi kriterden biz 5’ini tamamladık, hayata geçirdik, geriye 1 tane kaldı ki onun da çalışmasını hazırladık, hayata geçirmek üzereyiz. İlki yargı reformu strateji belgesi hazırlanması ve eylem planına bağlanmasıydı ki bu 2009'da yapıldı, bugün de yüzde 80'den fazlası hayata geçirildi. İkincisi insan hakları kurumu ve kamu denetçiliği kurumu kurulması istendi ve bu da yapıldı. Üçüncü olarak vakıflar mevzuatında değişiklik öngörülmüştü, bu da karşılandı. Dördüncüsü işkence ve zalimane muamelelere karşı BM sözleşmesine ek ihtiyati protokolün onaylanması talep edilmişti, bu onaylandı ve mevzuatımızın bir parçası haline getirilerek yürürlüğe girdi. Beşinci olarak yolsuzlukla mücadelenin güçlendirilmesine dair stratejik plan ve eylem planının yapılması istendi ki, bu da yapıldı ve yürürlüğe girdi. Son olarak temel haklara ilişkin eylem planıydı ki, o da hazırlandı, şimdi Bakanlar Kurulu’na takdim ediyoruz. 23. faslın tüm gayrı-resmi kriterlerini biz hayata geçirdik ama hala bu faslın tarama sonu raporlarını bile alabilmiş değiliz. Yani AB'nin Türkiye'den ne talep ettiğini hukuken bilmiyoruz. Bu ev ödevi vermeyip ödevini niye yapmadın diyen öğretmene benziyor. Avrupa'dan kopuyor muyuz veya kopmak mı istiyoruz sorusuna cevabımdır bu söylediğim. Bizden ne istediğini bilmediğimiz AB'nin vücut diline bakarak, kaş göz hareketlerine bakarak bu yolda kararlıkla yürüme iradesi koyuyoruz ortaya.”
Dini azınlıklar konusunda son on yılda attıkları adımlar ile pek çok AB üyesi ülkenin önüne geçtiklerini söyleyen Bakan Ergin, Türkiye'nin artık bazı üyelere AİHM kararlarının gereklerini yerine getirme çağrısı yapabilecek konuma geldiğini kaydederek, 2 yıl önce Belçika'da hayatını kaybeden 2 Türk'ün cenazelerinin hala morgda bekletilmesi ve Türkiye'ye gönderilmesine müsaade edilmemesini hatırlatarak, “Bunu hangi değerler sistemiyle açıklayacağız? Tersi olsaydı ve iki AB vatandaşının cenazesini Türkiye vermeseydi bunu nasıl algılayacaktınız?” diye sordu.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.