Ab Bakanı Ve Başmüzakereci Egemen Bağış:

Ab Bakanı Ve Başmüzakereci Egemen Bağış:
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ABD tarafının, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek ay Washington'a yapacağı ziyareti hiç olmadığı kadar büyük bir heyecanla beklediğini ifade etti.

- AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ABD tarafının, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek ay Washington'a yapacağı ziyareti hiç olmadığı kadar büyük bir heyecanla beklediğini ifade etti.

Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi'nin (ATAA) 33. konferansında yaptığı konuşmanın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Bağış, "Gerçekten ABD'nin bugüne kadar Türkiye ile birçok üst düzey zirvelerinin hazırlıklarında görev aldım. Türk-Amerikan ilişkilerinin son 30 yılını yakından takip etmiş biri olarak özellikle şunu vurgulamak istiyorum: Ben ilk defa Amerikan tarafını bir ziyaretle ilgili bu kadar heyecanlı gördüm" ifadelerini kullandı.

Bakan Bağış, "Sayın Başbakanımızı, sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanını ağırlama heyecanı ile değil, küresel bir lideri ağırlama heyecanı ile çok büyük bir hassasiyetle hazırlık yaptıklarını gördüm. Bu ziyaretin en ufak detaylarına kadar planlamalar yapılıyor ve bunun talimatının da bizzat Sayın Obama tarafından verildiğini kendileri vurguladılar. Başkan Obama'nın, Sayın Başbakanımız ile şahsi dostluğuna çok önem verdiğini, ABD'nin dış politika öncelikleri açısından Türkiye ile olan ilişkilerin gelişmesine çok önem atfettiğini, bu yüzden de bu ziyaretin tarihi bir ziyaret olması için hazırlık içinde olduklarını söylediler. Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak benim Başbakanıma gösterilen bu ilgiden dolayı göğsüm kabardı, gururlandım" dedi.

"SURİYE'YE MÜDAHALE, KİMYASAL SİLAH KULLANILMASA DA KAÇINILMAZ"

Washington temasları sırasında görüştüğü ABD'li yetkililerle Suriye konusunda istişarede bulunduklarını söyleyen Bakan Bağış, "ABD yeni birtakım bulgularla, Suriye'deki Esad rejiminin kimyasal silah kullandığına, bu yüzden müdahalenin artık kaçınılmaz olduğuna yönelik tartışmaları yaşıyor. Bu konu gündeme geldiğinde ben şöyle bir cevap verdim: Evet, müdahale gerçekten kaçınılmazdır ama kimyasal silahlar olmasa bile kaçınılmazdı çünkü Suriye'de bugün günde ortalama 150 vatandaşını öldüren bir dikta rejimi var. Kendi şehirlerini bombalayan, vatandaşlarını katleden bir rejim var. Hatırlarsanız Bosna'da, Kosova'da insanlar öldürülüyordu ve uzun süre uluslararası kamuoyunun eylemsizliği nedeniyle çok hayat kaybedildi. Şu an Suriye'de yaşanan Kosova'da, Bosna'da geçmişte yaşananların küçük bir boyutudur. Obama ve arkadaşlarının, özellikle BM Güvenlik Konseyi nezdinde, daha yoğun bir diplomasi süreci başlatmaları ve Güvenlik konseyi'nden alınacak bir kararla uluslararası camianın ortak bir tepkisini ortaya koyabilmeleri için daha aktif bir siyaset gütmeleri gerekmektedir. Bunu Türkiye'nin görüşleri olarak da aktardık" şeklinde konuştu.

"UMARIM ABD-AB ARASINDAKİ SERBEST TİCARET ANLAŞMASI GELECEKTE İLİŞKİLERİMİZİ SIKINTIYA SOKMAZ"

ABD ve AB arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerine de değinen Bağış, "Müzakerelerin gidişatı ile ilgili olarak hem AB hem de ABD tarafı Türkiye'yi bilgilendirme konusunda son derece yapıcı bir tutum içerisinde olacaklarını beyan ettiler. Biz de bu sürece bakacağız. Bu işler beyanla olmaz, eylemle olur. Gerçekten süreçte Türkiye ne kadar bilgilendiriliyor, buna bakacağız. Umarız Türkiye'nin Gümrük Birliğini tartışmaya açacak bir durum söz konusu olmaz. Türkiye için ABD, önemli bir ticari ortaktır. Sayın Başbakanımızın gezisinin amaçları arasında, ABD ile olan siyasi, diplomatik ve askeri ilişkilerimizin ekonomi ilişkilerimizle aynı seviyede olabilmesi için (iki ülke) iş dünyaları arasında ilişkileri güçlendirmek de bulunmaktadır" dedi.

Bağış konuşmasına şöyle devam etti:

"Ümit ederiz ekonomik ilişkilerimiz artarken bu ilişkileri baltalayacak bir ABD-AB ilişkisi bizi sıkıntıya sokmaz çünkü biliyorsunuz, 1996 yılında Gümrük Birliği müzakeresini yapan heyet, 'İleride Kıbrıs'la ekonomik iş birliğine zorlanırız' tabusuyla, korkusuyla, endişesiyle, Gümrük Birliği üyesi olduğumuz Avrupa Birliğinin yeni ülkelerle yapacağı yeni anlaşmaların tarafı olmaktan çekilmiş, olmama yönünde bir tercih ortaya koymuş ve bunu da Gümrük Birliği anlaşmasının içine koydurmuş. Bu ne demektir? Gümrük Birliği yeni bir anlaşma yaptığı zaman, o Gümrük Birliğinin üyesi olarak, AB'nin indirdiği bütün duvarları biz de indiriyoruz, AB'nin sunduğu bütün imkanları biz de sunuyoruz ama kazandıklarını otomatikman kazanamıyoruz. Kazanabilmemiz bizim de paralel anlaşmalar imzalamamız gerekiyor. Bu sürecin düzelebilmesi için de belki Gümrük Birliği anlaşmaının da gözden geçmesi, o eksikliğin giderilmesi gerecektir. Bir yandan AB ile bunu müzakere ediyoruz, öte yandan da AB'nin yeni anlaşma müzakerelerine başladığı her ülke ile gidip eş zamanlı anlaşmaları yapmak için bu süreci yaşıyoruz."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.