Ab Bakanı Ve Başmüzakereci Bağış, Münih'te 'Europe's Dıgıtal Lıfe Desıgn' Konferansına Katıldı
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Almanya'nın Münih kentinde katıldığı konferansta Türkiye'nin İsrail'le ilgili tutumunu eleştiren bir katılımcıya, "Siz sorunu görmezlikten gelebilirsiniz. Ama sorun böylelikle yok olmaz. 9 masum Türk, uluslararası sularda İsrail askerleri tarafından öldürüldü, İsrail'den 2 yıldan beri özür bekliyoruz" karşılığını verdi.
Bakan Bağış, "Arap dünyasındaki İsrail'e karşı öfke var. Ortadoğu'nun ve uluslararası barışın geleceği için bu sorunu çözmeliyiz dedim. Türkiye ve İsrail arasındaki mesele, ayrı bir meseledir. 9 masum Türk vatandaşı uluslararası sularda öldürüldü, infaz edildi. Türkiye basit bir özür bekliyordu fakat iki yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen bu özür hala gelmedi. Türkiye'nin buna tepki göstermesi normaldir. Eğer uluslararası sularda, ihtiyaç duyulan bir yere insanı yardım götürürken 9 Alman vatandaşı
öldürülseydi, Alman hükümeti de tepki gösterirdi. Benim söylediğim tamamen farklı bir husustur. Ortadoğu'da demokrasi tesis edilirken, İsrail'deki demokrasiyle de barışık olmalıyız. Türkiye, bu konuda bir rol oynayabilir. Halen bu konuda olumlu düşünmeye çalışıyorum fakat siz konuyu farklı bir yere çekiyorsunuz. Benden daha iyi olduğunuzu kabul ediyorum" ifadelerini kullandı.
Almanya'nın Münih şehrinde bulunan Bakan Bağış, gelişen Türkiye'nin gelecekte AB üyesi olarak Avrupa'yı kurtaracağını söyledi. Bakan Bağış, Münih'te düzenlenen "Europe's Digital Life Design Conference" adlı konferansta "21.Yüzyılda Türkiye" başlıklı oturumda konuştu. Bakan Bağış yaptığı konuşmada, Türkiye'deki gelişmeleri hatırlatarak, "Ülkem, Avrupa'yı kurtarmaya geliyor" dedi.
Bağış, Türkiye'de internet kullanımının son yıllarda büyük ölçüde arttığını, genç nüfusun da yeni teknolojilere açık olduğunu ifade ederek, Türkiye'deki ekonomik büyümenin, Avrupa ülkelerinde yüzde 1,5 olduğu dönemlerde yüzde 8 civarında olmuş olduğunu belirtti.
Avrupa'da büyüyen iki ülkenin Almanya ve Türkiye olduğunu anlatan Bağış, Almanya'nın diğer Avrupa ülkelerinin borçlarını ödemeye devam etmesi durumunda Türkiye'nin büyümede birinci sıraya yükseleceğine işaret etti. Bağış, Türkiye'de günümüzde daha fazla özgürlüğün, serbest ekonomi piyasasının ve daha fazla saydamlığın olduğuna dikkat çekerek, komşu ülkelerin de Türkiye gibi olmak istediğini, Türkiye'nin farkının demokratik bir ülke olduğunu dile getirdi.
"TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL"
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan politikacıların aynı zamanda Arap ülkelerinin demokrasi şevkini de kırdığını hatırlatan Bağış, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda sabırlı olması gerektiğini, hala bazı eksikliklerin bulunduğunu, ancak günümüzdeki Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını söyledi. Bakan Bağış, Türkiye'de 30 binden fazla yabancı şirket olduğunu ve Türkiye'nin kriz döneminde bile büyüdüğünü kaydederek, bu cesareti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gösterdiğini vurguladı.
"FRANSIZ SENATOSU'NUN KARARI MAYIS AYINDA YAPILACAK SEÇİMLERDEN ETKİLENDİ"
Bakan Bağış, Fransız Senatosu'nda kabul edilen Ermeni iddialarıyla ilgili yasaya ilişkin düşüncelerinin sorulması üzerine, alınan kararın Ermeni, Türk ya da Fransız halkıyla bir ilgisi olmadığını belirterek, "Fransız Senatosu'nun kararı Mayıs ayında yapılacak seçimlerden etkilendi" şeklinde konuştu.
TUTUKLU GAZETECİLER KONUSU
Türkiye'de birçok gazetecinin tutuklu olduğunun hatırlatılması üzerine ise Bakan Bağış, açıklanan rakamların yanlı olduğunu, şu an sadece 7 gazetecinin tutuklu bulunduğunu, kendilerinin cinayet ve soygunla yargılandığını vurgulayarak, gazeteci olmanın insanı dokunulmaz yapmadığını, Türk adaletinin tümüyle bağımsız olduğunu belirtti.
Bağış, "Bu bahsettiğiniz sayı içinde, ki bu sayı da aslında 67'dir, yani bu sayının içinde gazeteci olarak nitelendirilebilecek 67 kişi vardır, cinayetten suçlu bulunan kişiler var. Bazıları, banka soygununda bulunmuş. Almanya'yı bilemem, fakat Türkiye'de medya mensubu olmak size dokunulmazlık sağlamaz. Konuşmamda belirttiğim gibi, Türkiye'nin kusursuz olduğunu iddia etmiyorum. Halen sorunlarımız var. Adalet Bakanımız geçen hafta, yargı sürecini hızlandırmak için yeni bir reform paketi teklif etti.
Hükümetimiz 10 yıldır iktidardadır. İlk 8,5 yılda, bir tek hakim ya da savcıyı işe alamadık. Nüfusumuz 74 milyondur ve 12 bin hakim ve savcı bu 74 milyonluk nüfus için adalet sağlamaya uğraşıyor. Yeni hakimler ve savcılar almak istiyoruz ve ne zaman bunun için bir sınav yapsak, bu sınav mahkeme kararıyla iptal ediliyor. Yargı, bu sayının az ve kendi kontrolünde olmasını istiyor. Ancak 2010 yılı Eylül ayındaki anayasa referendumundan sonra, yeni istihdamlara başladık. Yeni işe aldığınız kişileri
eğitmek zaman alıyor. Şimdi, çek kanununda değişiklik gibi, kanun değişiklikleri teklif ediyoruz. Bu, mahkemelerin iş yükünü yüzde 12 oranında azaltacak. Yargının iş yükünü azaltmak için alternatif çözüm yolları arayışındayız. Sizi temin ederim ki, Türkiye'de yargı tamamıyla bağımsızdır. Dört yıl önce partime karşı kapatma istemiyle bir dava açıldı. Savcıların siyasetten men etmek istediği yetmiş bir kişi arasında ben de vardım. İddianamede bana isnat edilen iki suç vardı" açıklamasında bulundu.
Bakan Bağış, Türkiye'nin günümüzde artık çok saydam bir ülke olduğunu, her şeyin konuşulabildiğini, geçmişlerde konuşulamayan konuların artık günlük tartışmaların bir parçası haline geldiğini söyleyerek, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkanların bunu iç politik amaçlarla yaptığını kaydetti.
Türkiye'de geçmişte yaşananlarla gurur duymadıklarını ancak yaşanan olumsuz olaylardan ders aldıklarına dikkat çeken Bağış, Arap ülkelerini de değişim çabalarında desteklediklerini, bunun için Arap ülkeleriyle İsrail arasında bir barışma ortamının sağlanması gerektiğini dile getirdi. Bağış, İsrail'in, Mısır, Tunus, Fas ve Cezayir gibi ülkelerde yaşayan insanlara saygı duyması gerektiğini, Suriye'deki insanların korunması için de her türlü çabanın harcanması gerektiğini söyledi.
BAKAN BAĞIŞ DİJİTAL DEVRİMİ ERDOĞAN ÖRNEĞİYLE ANLATTI
Dünyanın dijital devrimine örnek olarak bir anektod aktaran Bakan Bağış, "Başbakan Erdoğan bir gün Türkiye güneydoğusunda yer alan Siirt şehrini ziyarete gidiyordu. Buraya helikopterle giderken, kendisi sürpriz yapmasını sever, helikopter pilotundan bir dağın tepesindeki köye iniş yapmasını istedi. Helikopter köye indiğinde, tarihlerinde ilk defa yaşadıkları topraklara bir helikopter indiğini gören çocuklar helikopterin etrafında toplandılar. Kapı açıldığında karşılarında, televizyondan tanıdıkları
Türkiye başbakanını gördüler. Hepsi etrafını sardı, fotoğrafçısı resim çekmeye başladı. Sonra Başbakan yanındaki görevliye, çocukların her birinin adresini alarak fotoğrafların çocuklara ulaştığından emin olunmasını istedi. Bunlar arasındaki 9 yaşında bir çocuk, 'yok Başbakanım bunları postayla değil, e-mail'le gönderin' dedi. Başbakan çocuklara e-mail adresleri olup olmadığı sordu. Çocuklar da öğretmenlerinin her birine bir e-mail hesabı açtığını ve internete girip sörf yaptıklarını söyledi" dedi.
Bakan Bağış, "Bence bu sadece Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bir dağ köyünde değil, tüm dünyada ne denli bir değişim, ne denli bir dönüşüm olduğunu çok iyi ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.
21. yüzyılda dijitalleşmenin, demokrasi ve liberalleşmenin sigortası olarak görüldüğünü söyleyen Bakan Bağış, Türkiye'nin bu alanda kat ettiği gelişimi geniş bant internet ve cep telefonu kullanımı ile cep telefonunda yapılan görüşme sürelerini yıllara göre kıyaslamalı örnekler vererek anlattı.
Bağış, "Yeni bir keşif sadece diğer bütün keşifleri geçersiz kılmakla kalmıyor, aynı zamanda yerleşik alışkanlıkları da yok ediyor. Bu yüzden, aslında, bütün bu yapıların yerlerine yenileri geliyor. Bizim hükümetimizin Türkiye'de yaptığı da budur. Kurumları değiştiriyor ve bazılarını da yerlerinden oynatıyoruz. Bu, cesaret gerektiren bir iştir. Başbakan Erdoğan'ın yaptığı budur. Onun liderliği ve cesareti olmadan, burada açıkladığım olumlu rakamları dile getiremeyiz. Harvard'da öğrettikleri gibi,
liderlik, halkın beklentilerini sadece hazmedebilecekleri bir ölçüde hayal kırıklığına uğratmaktır. Türkiye'de bunu yapıyoruz" dedi.
Bağış, "Türkiye'de iş çevrelerinde, siyasi çevrelerde durum nasıl? Avrupa Birliği üyeliği için hala güçlü bir istek var mı, yoksa Türkiye'nin kendi ayakları üzerinde durabilecek bir konumda olduğu ve AB'ye girmesinin zorunlu olmadığı mı düşünülüyor?" sorusuna, "Hükümetim adına şunu söyleyebilirim. Avrupa Birliği'ne girmek için her zamankinden daha kararlıyız. Yeni sloganım şu: 'Sıkı dur Avrupa, Türkiye seni kurtarmaya geliyor'. Sokaktaki insanlara sorduğumuzda ise ilginç istatistiklerle karşılaşıyoruz.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda karşılaştığı tüm zorluklarla rağmen, Türk halkının yüzde 55 gibi bir çoğunluğu Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasını destekliyor. Fakat insanlara Türkiye'nin AB'ye kabul edilip edilmeyeceğini sorduğumuzda, bu sayı yüzde 30'a iniyor. Avrupa Birliği reformlarının Türk ekonomisi, insan hakları, demokrasi için faydalı olup olmadığını sorduğumuzda yüzde 73'ü evet diyor. Avrupa'da ise durum tam tersi. Avrupa'da insanlara Türkiye'nin AB'ye girmesini istiyor
musunuz diye sorduğunuzda yaklaşık yüzde 40'ı evet diyor. Türkiye'nin AB'ye gireceğini düşünüyor musunuz diye sorduğunuzda yüzde 60'ı evet diyor. Yani, her iki tarafta da bir güvensizlik var. Benim işim bu boşluğu doldurmak, bu yüzdeleri birbirine yaklaştırmak. Endişe verici olan, Türklerin yüzde 92'sinin Avrupa'nın Türkiye'ye dürüst davranmadığını düşünmesi" cevabını verdi.
"TÜRKLER'E VİZE UYGULAMASI EN BASİT İFADESİYLE AYRIMCILIKTIR"
Avrupa'nın bu imajı düzeltmek, Türkiye'ye dürüst davrandığını göstermek için ne yapması gerektiği sorusunu ise, Bağış, "Türkiye, vatandaşlarının Schengen bölgesine girebilmek için vize alması gereken tek aday ülke. Bu, mantıklı değildir. Bu, en basit ifadeyle, ayrımcılıktır. Kıbrıs'ın üyeliği için bir ön koşul olmayan Kıbrıs sorunu, şimdi Türkiye'nin üyeliği için bir koşul olarak öne sürülüyor. Bu da mantıklı değildir. 26 Nisan 2004 tarihli, bekleme sürecinde olan bir AB Konseyi kararı, Kuzey Kıbrıs'ın
maruz kaldığı izolasyonlara son verilmesi çağrısını yapıyor. Bu konsey kararını uygulayan sadece tek bir üye ülke var. Sadece tek bir üye ülkenin vatandaşları Kuzey Kıbrıs'a rahatlıkla seyahat edebilir, Kuzey Kıbrıs'a ihracat yapabilir ya da Kuzey Kıbrıs'tan ithalat yapabilir. Bu ülke, Güney Kıbrıs'tır. Kıbrıslı Rumlar Kuzey Kıbrıs'a seyahat edebilir ve burayla ticaret yapabilir fakat Almanlar, Fransızlar ya da Avusturyalılar gibi diğer Avrupa vatandaşlarının aynısını yapmasına izin vermezler. Bu bir
tezattır, en basit deyimiyle, ikiyüzlülüktür" şeklinde cevapladı.
Kıbrıs sorununu çözmek için, Kıbrıs Türk yönetimini, Kıbrıslı Rum mevkidaşlarıyla bir anlaşma yapma yolunda teşvik ettiklerini söyleyen Bakan Bağış, "Şu anda New York'ta bir toplantı yapıyorlar. Umarız ki, el sıkışırlar. Fakat, çözüm sağlanmaması durumunda bir teklif yaptık. Eğer AB Konseyi kararı uygulanırsa, limanlarımızı ve havaalanlarımızı, Rum gemileri ve uçaklarına açmaya hazırız. Yeni bir şey istemiyoruz. Avrupa'nın, Nisan 2004'te oy birliğiyle kendi aldığı kararı uygulamasını istiyoruz" dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.