2011 Türkiye İlerleme Raporu Avrupa Parlamentosu'nda Tartışıldı
Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyonu, Hollandalı parlamenter ve Türkiye Raportörü Ria Oomen Rujiten tarafından kaleme alınan 2011 Türkiye İlerleme Raporu'nu ele aldı.
Komisyondaki konuşmasında Türkiye'de yapılan çeşitli ziyaretler ve görüşmeler ile AP üyelerinin katkılarıyla oluşturulan raporun dengeli, eleştirel, tarafsız ve doğru olduğunu ifade eden Oomen, raporda özellikle AB-Türkiye işbirliğine değinildiğini ve gelişmelerin birbirine bağımlı hale geldiğini kaydetti. Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini geliştirirken içeride de bir reform süreci sürdürdüğüne dikkat çeken Oomen, sonuçları yakından izlediklerini söyledi. Açılması gereken başlıklar olduğunu
hatırlatan Oomen, "Bunlara Türkiye'nin olduğu kadar AB'nin de ihtiyacı vardır" dedi.
Terörle mücadele konusunda herkesin kazanacağı bir işbirliğinin yapılması gerektiğini savunan Oomen, terörle mücadele yasalarının ise uygulama noktasında hukuk devleti, ifade ve basın özgürlüğü açısından endişe doğuran sonuçları ortaya çıkardığını belirtti. "Basın mensupları hukuki baskıya maruz bırakılmış, insan hakları savunucuları ile politikacılar da KCK kapsamında gözaltına alınmıştır" diyen Oomen, yeni anayasa sürecine de değinerek şunları söyledi:
"Yeni bir anayasa süreci başlamıştır. Türkiye, reformları AB'ye keyif bağışlamak için değil kendisi için yapmalıdır. Reform süreci tıkanan temel haklar ve özgürlükler, sivil toplum ve çok seslilik konularına açılım getirmelidir. Din özgürlüğü konusunda çok memnuniyet verici bir durum var ama yerel boyutta tüm dinlerin mensuplarının özgürlüklerinde darlık mevzubahis. Kadın konusunda da Avrupa Konseyi kararları kapsamında mevcut bakanın olumlu çalışmaları var ama hala yapacak çok iş var."
Katma protokol konusunda çok ciddi sorunlar olduğunu söyleyen Oomen, Kıbrıs konusunda tüm taraflara yapıcı bir yaklaşımla olası çözümleri üretme çağrısını yineledi. Oomen, vize kolaylığını desteklediğini ancak bu kolaylığın önündeki şart olan geri kabul anlaşmasının imzalanması ve yürürlüğe girmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
"TÜRKİYE İÇİN İYİ OLAN AB İÇİN DE İYİDİR VE AB İÇİN İYİ OLAN TÜRKİYE İÇİN İYİDİR"
Komisyondaki tartışmalar sonrası Türk basınına konuşan Oomen, Türkiye'ye üyelik yolunda verdikleri destek konusunda hiçbir şeyin değişmediğini ve bu desteği gösterdiklerini kaydetti. Oomen, şunları söyledi:
"Türkiye için iyi olan AB için de iyidir ve AB için iyi olan Türkiye için iyidir. Burada asıl vurgulanan karşılıklı bağımlılıktır ve bu sadece ekonomi ve siyaset konularında değildir. Aynı zamanda terör konusundadır da. Çünkü Türkiye'yi PKK'ya karşı mücadelesinde yalnız bırakamayız. Çünkü PKK'nın aynı zamanda AB ülkelerinde bağlantıları vardır. Bir terör örgütünün paraya ihtiyacı vardır. Nereden geliyor bu para? Bu finansman aynı zamanda AB ülkeleri içerisinde yürütülen şiddet, uyuşturucu ve kaçakçılık
gibi işlerden geliyor. Ben özel olarak belirtmesem de raporda tüm partilere PKK'ya karşı mücadele etmeleri konusunda çağrıda bulunuyorum."
Yeşiller grubu üyesi ve AB-Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı olan Fransız Helene Fleutre ise, 'Arap Baharı' için çok önemli olan bu dönemde bu raporun daha da önem kazandığını belirterek, "Türkiye, Arap ülkeleri için model olmasa da bir esin kaynağıdır" dedi. Fleutre, AB üyelerini terörle mücadeleye çağırmanın yerinde olduğunu ancak Türkiye'deki terörle mücadele yasasının var olan şekliyle dururken işbirliğinden nasıl tam verim sağlanabileceği noktasında soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
Fleutre, Kıbrıs ile ilgili olarak da, adadaki liderlerin klasik yaklaşımlardan ve yaklaşan dönem başkanlığı konusunun dramatize edilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini ileri sürdü. Son olarak geri kabul anlaşmasına değinen Fleutre, "Türkiye'nin imzalamasını istemesinden önce tüm vekil arkadaşlarımı söz konusu anlaşma metnini okumaya çağırıyorum" dedi.
Tartışmalar sırasında terörle mücadelenin aşırılığa yol açan bir şekilde yürütüldüğü söz alan parlamenterler arasında neredeyse ortak fikir olarak öne çıktı.Sosyalist Demokrat kanattan söz alan İtalyan parlamenter Raimon Obiols, politikanın hukuki baskı aracı haline gelme ve yargının politikleşmesi riski yaşandığını ifade ederek, bunun kanıtının da Kılıçdaroğlu hakkındaki hukuki girişimler olduğunu belirtti. Obiols, "Türkiye'nin ekonomik büyüme rakamları etkileyici olsa da kişi başına düşen milli gelir
ve ekonominin dayanıklılığı Romanya düzeyinde bulunuyor ve bu düzey AB rekabet koşullarında değildir" ifadelerini kullandı.
"Türkiye iç politikada da gelişmemiştir. Türkiye nerede duracağına net karar vermelidir. AB tarafında mı olacak, yoksa Araplara model mi olacak?" diye soran Yunan parlamenter Marie Eleni Koppa'dan sonra söz alan İngiliz liberal parlamenter Andrew Duff ise, "AB, Türkiye ilişkilerinde daha güçlü bir ajanda ile ilişkiler geliştirilmelidir" dedi. Bir başka Türkiye dostu parlamenter Richard Howitt da, "Kılıçdaroğlu'na karşı takınılan tavır dikkatle izlenmelidir. Olumlu bir gelişme değildir" demekle yetindi.
Bir başka liberal parlamenter Graham Watson ise, son dönemde gündeme oturan Fransa'nın soykırımı inkara ceza tasarısını eleştirerek, "Türkiye'ye 50 yıl önce verilmiş bir söz var. Buna rağmen olumsuz sinyaller verilmeye devam ediliyor. Fransa'daki soykırımı inkar edenleri cezalandıran yasa teklifi böyle olumsuz bir sinyal değil de nedir?" ifadelerini kullandı.
Komisyon toplantısı sonrası açıklamada bulunan Türk kökenli Hollandalı parlamenter Emine Bozkurt, raporun dengeli olduğunu belirterek, "Raportörün bence söylediği en önemli şey her iki tarafın da birbirine olan ihtiyacının altının çizilmiş olması. Eksiklikler var ve bence en büyük eksiklik anti-terör yasası hakkında fazla bir şeyler yazılmaması. Halbuki biz Kasım ayında Türkiye'deydik ve bütün ziyaretimiz boyunca tüm temaslarda aslında bu söylendi. Tutuklama süreçlerinin kısaltılması önemli bir meseleydi
ve rapora yeterince yansımadı. Bununla ilgili değişiklik önergeleri vereceğim. Biz Türkiye'den yargı sisteminin değişmesi ve reformlar gibi çok şey beklerken tabii aynı zamanda bunlarla ilgili faslın açılmasının bloke edilmesi de mantıklı değil. Derhal açılması lazım ve bunu gerçekten destekliyoruz" diye konuştu.
TUSKON TEMSİLCİSİ: "RAPOR GEÇTİĞİMİZ YILLARA ORANLA DENGELİ"
Türk tarafı açısından raporu değerlendiren TUSKON Brüksel Temsilcisi Serdar Yeşilyurt, raporun geçtiğimiz yıllara oranla dengeli ve iyi bir rapor olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Eskiden çok küçük hadiseler bile büyütülüyordu ve rapor bu yüzden anlamsız hale geliyordu. 'Pontus Rum soykırımı' gibi saçma ifadelerin bile girdiği raporlar gördük biz zamanında. Avrupa değerleri üzerinden yapılan eleştiriler var ve biz bu eleştirilerin haklı eleştiriler olduğunu düşünüyoruz. Terörle mücadele kanunu da eleştiriler içerisinde var ve Türkiye'deki özgürlük sorunları ile ilgili eleştirilerin yoğunlaştığı nokta bu oluyor ancak, bunların detaylı olarak rapora girmesi konusunun düşünülmesi
gerektiğini raportör de söyledi. Bence girmese daha iyi olur, çünkü bu eleştiri zaten var. Eğer madde madde sokulmaya başlanırsa o zaman çok başka eleştirilere de kapı açılmış olur. Aynı şey Yunanistan ve Rum kesiminin eleştirileri için de geçerli. Daha ziyade değerler üzerinden yapılmış eleştiriler ama teker teker başlanırsa ifade edilmeye bu çok uzun bir süreç alır. Raporun en büyük eksikliği şu anki haliyle Türkiye'nin tam üyeliğine net bir parlamento desteğinden bahsetmemesidir. Bu çok ciddi bir
eksiklik ve ümit ediyorum ki değişiklik önergeleri ile bu eksiklik giderilecek."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.