Kamu sendikacılığı, çalışanların özlük haklarını önceleyen asli kimliğine dönmek zorundadır
Sendikacılık; özünde bir emek hareketi, bir hak arama mücadelesi ve her şeyden önce bir dayanışma ahlakıdır.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu ahlaki zeminin giderek aşındığına, sendikal mücadelenin içinin boşaltıldığına, öncelik sorunu yaşandığına şahit oluyoruz.
Kamu sendikacılığı, çalışanların özlük haklarını önceleyen asli kimliğine dönmek zorundadır.
Gerçek kazanımlar; alınan eylem kararlarıyla, o kararların arkasında duranların göğüslediği idari baskılarla, açılan soruşturmalarla, yıllarca süren mahkeme süreçleriyle, yalnızlaştırılmayı, ötekileştirilmeyi, hatta mesleki istikbalini riske atmayı göze alanlarla elde edilir.
Neticede haklar kolay kazanılmıyor.
Bir tarafta bu riskleri göze alıp fedakarlıklar yapanlar, diğer tarafta hiçbir sorumluluk almayıp sadece kazanımlardan istifade edenler…
Hakların iyileştirilmesi için risk alıp elini taşın altına koyanlarla suya sabuna dokunmayanların bir farkı olmalıdır.
“Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerce tanınan sendikal hakkını kullananlara soruşturma açanların, kazanılan haklardan istifade ettiği” tuhaf bir sistem var.
Burada bir gariplik bir çelişki yok mu?
Bir hakkın kazanımı için elini taşın altına koyan emekçiyi bastırmaya/sindirmeye/
Bu sebeple;
Sendikal kazanımlardan sendika üyeleri istifade etmelidir.
Tabi bu haklardan yetkili sendika değil, ilgili hususlarda karar alan tüm sendika üyeleri istifade etmelidir.
Sendika aidatını da devlet değil, sendika üyeleri ödemelidir.
Aksi takdirde üye yapma ve tabela sendikacılığından ileri gidilemez.
Kamu çalışanlarının özlük hakları ve refahı için değil ideolojik/siyasi hesaplarla havanda su dövülmeye devam edilir.
Sendikal kazanımlardan üyelerin istifade etmesi ve aidatları üyelerin ödemesiyle;
Sendikal aidiyet ve denetim bilinci oluşur.
Çalışanları öncelemeyen sendikalar sorgulanır.
Hak arama, dayanışma ve hesap sorma bilinci gelişir.
Sendikal kazanımların önemi ve anlamı daha net idrak edilir.
Eğitimde Merkez Kaybı, Mesleki Saygınlığın Erozyonu ve Öze Dönüş
10 Ekim 2026 Cumartesi 11:02Dilimizin Zenginlikleri Projesinde Yanlış Bilinenler
05 Ekim 2026 Pazartesi 11:30Topluma Öğrefmen Nefreti Pompalayan Hesaplara Yaptırım Yok mu?
29 Eylül 2026 Salı 08:17Kütahya Valisinden Eğitimcileri Mutlu Eden Cesur Çıkış
17 Eylül 2026 Perşembe 12:56Sn. Bakan Yusuf Tekin’in Devlet Okullarını Merkeze Alan Önemli Yaklaşımı, Maarif Sistemi ve Sahanın Dönütleri
17 Eylül 2026 Perşembe 12:55Eğitimde önemsenmeyen büyük tehlike “Değersizlik hissi ve motivasyon kaybı”
26 Ağustos 2026 Çarşamba 09:34Asli Meseleleri İhtiva Eden Genelge
24 Ağustos 2026 Pazartesi 10:33İyiler ve İyileştirenlerle Yollarımızın Kesişmesi Dileğiyle!
16 Ağustos 2026 Pazar 14:46Türkçe ve Edebiyat Öğretmenlerinin Sesi Ne Zaman Duyulacak?
15 Temmuz 2026 Çarşamba 09:07Öğretmeni Asli Görevinden Uzaklaştıran Etkinliklere Son Verilmelidir
22 Haziran 2026 Pazartesi 09:59

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.