Türkiye uysal müttefikten dikene dönüşüyor
İşte gazetede yayımlanan makalenin tam metni:
Onlarca yıldan beri ABD’nin en uysal müttefiklerinden biri olan Ortadoğu’nun kenarındaki stratejik sınır ülkesi Türkiye, ABD politikasını eksiksiz takip etti. Ancak yakın dönemde bölgede yeni bir yaklaşım benimseyen Türkiye, kendi çıkarlarını öne çıkarmak için yaptığı açıklama ve kullandığı yöntemlerle Washington’u provoke edeceğe benziyor.
Geçtiğimiz hafta İsrail’in Türk filosuna düzenlediği baskın, Türkiye’nin uzun süreden beri müttefiki olan İsrail ile ilişkilerin neredeyse kopmasına neden oldu. Geçtiğimiz ay ise Türkiye Brezilya ile Tahran’la nükleer yakıt anlaşmasına imza atarak Washington’u öfkelendirmişti.
Türkiye’nin değişen dış politikası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Arap dünyasında bir kahraman haline getirirse de ABD’nin bölgede en çok üzerinde durduğu iki konuyu, İran’ın nükleer programı ve İsrail-Filistin barış sürecini yönetme şeklini açıkça tehdit ediyor.
ABD Dış İlişkiler Konseyi’nde yer alan uzmanlardan Steven Cook, Türkiye’nin Washington’un gözünde gittikçe “bölgede koşuşturan ve bölgedeki büyük güçlerin isteğine aykırı şeyleri yapan” bir ülke olarak görüldüğünü belirtti. Akıllara takılan soru ise “Türkiye’nin kendi kulvarında nasıl tutulabileceği” oldu.
TÜRKİYE EVRİM GEÇİRİYOR
Türkiye’nin bakış açısından, Ankara kısmen ABD’nin politikaları yüzünden yıllardır karmaşa içinde olan arka bahçesindeki sorunlu bölgede ayak basacak yer bakıyor.
Türkiye’nin bölgesel güç olarak yükselmesi hızlı bir gelişme olarak görünebilir. Ancak bu yükseliş, 1923’te Müslüman demokrasinin kurulmasından ve soğuk savaş yıllarından bu yana ciddi bir evrimden geçti.
Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük altıncı ekonomisi olduğu canlı ve rekabetçi demokrasi haline geldiği 20 yıl sonrasında, harita yeniden çizildi. Ağırlıklı olarak ABD’nin yardımına gereksinim duyan Ürdün ve Mısır’ın aksine, Türkiye finansal olarak ABD’den bağımsız hale geldi.
Çelişkili doğuran şey ise, Türk demokrasisinin Washington’da bazı sorunlara neden olduğu: Örnek olarak 2003 yılında Erdoğan’ın parti üyeleri ABD’nin Irak’a geçişi için Türk topraklarını kullanmasına izin vermemesi gösterilebilir.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bir röportajda ekonominin yeni politikalarının kalbinde olduğunu söyledi ve “ekonomik bağımsızlığın barış elde etmek için en iyi yol olduğunu” belirtti. Ancak bu görüş Türkiye’nin Rusya’nın ardından en önemli enerji kaynağı olan İran konusunda Washington ile anlaşmazlığa neden oldu.
ERDOĞAN’IN İLİŞKİLERE ETKİSİ
ABD’liler için filo baskınında en büyük etkiyi, Erdoğan’ın “devlet terörü” yapmakla suçladığı İsrail’le karşı karşıya gelmesi yaptı. Bazıları Erdoğan’ın ateşli sözlerini sadece Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik macerasını sonlandıran değil, aynı zamanda Batı’nın İslamcı rakipleriyle aynı çizgiye geldiğinin bir işareti olarak gördü.
Türkiye-İsrail ilişkileri Erdoğan’ın Gazze saldırısı ardından İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’i acımasızca azarlamasıyla son yıllarda gittikçe bozulurken, İstanbul’daki Yahudi liderler Erdoğan’ın tavrının İsrail’e olan bakışından çok Başbakan Benjamin Netanyahu’nun hükümetinden hoşlanmaması olduğunu söylüyor.
Analistler Erdoğan’ın sert sözleri ile İsrail ile arabuluculuk masasındaki yerini kaybettiği görüşünde. Aynı zamanda Obama yönetimini Türklerin kaybetmesinin açık olduğu, müttefikleri arasında bir seçime zorladığını ifade ediyor.
“Yeniden Ayar: İran, Türkiye ve Amerika'nın Geleceği” kitabının yazarı Stephen Kinzer’e göre, Türkiye ve ABD arasındaki uzlaşmazlığın arkasında Ortadoğu’daki krize nasıl yaklaşılması gerektiği sorusu yatıyor.
Washington yaptırımları hayata geçirmek isterken, Türkiye görüşme çağrısı yapıyor. Kinzer, “Türkler ABD’ye soğuk savaş bitti, artık daha fazla işbirlikçi yaklaşım göstermelisiniz ve biz yardım edebiliriz diyor. Ancak ABD bu teklifi kabul etmeye hazır değil” yorumunu yaptı.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.