Kurtulmuş, Düzce İl Kongresi'ne katıldı
Saadet Partisi (SP) 4. Olağan Düzce İl Kongresi'ne katılan Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un gündeminde İsrail'in Mavi Marmara isimli yardım gemisine düzenlediği saldırı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları vardı. Konuşmasının büyük bölümünde İsrail'i kınayan Genel Başkan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nu da anayasa değişikliği referandumu iptal davasını geri çekerek milletin kararına saygılı olmaya davet etti.
İl Kongresi'nde partililere seslenen Genel Başkan Numan Kurtulmuş Saadet Partisi'nin her geçen gün iktidara hızla ilerlediğini belirterek, milletin Saadet Partisi'ni artık sadece muhalefette değil iktidara hazır ve layık bir parti olarak gördüğünü söyledi. Genel Başkan Kurtulmuş, "Türkiye'nin dört bir yanını gezdiğimizde her geçen gün SP'nin biraz daha yükseldiğini, milletin yegane umudu olduğunu görüyor, işitiyoruz. Saadet Partisi'nin Türkiye'nin motoru ve Türkiye'nin öncü partisi olduğunu göstermek için Saadet Partisi'nin her sokak başında olması gerekiyor. Bundan sonra SP halkın yanında olacaktır. Kapalı kapılar ardında toplantılarda olmayacaktır" dedi.
Konuşmasının büyük bir kısmında İsrail'in Mavi Marmara isimli yardım gemisine yaptığı saldırıyı kınamaya ayıran SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş İsrail'in kurulduğu günden bugüne katliam yaptığını söyledi. Kurtulmuş konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Türkiye'de son 15 gündür Mavi Marmara katliamı nedeni ile çıkan siyasi yanlışlıklar var. Biz bu yanlışlıklar içerisinde sadece laf söyleyen bir parti olmadık. Katliamın hemen ardından Çağlayan Meydanı'nda binlerce insanı toplayarak İsrail'e 'Yaptığın yanına kalmayacak' dedik. Bu zulmün karşısında durduğumuzu açıkça dile getirdik. Türkiye İsrail'den özür dilemesini istedi. İsrail özür dilemeyecek. Uluslararası arenada konu araştırılsın istedi. İsrail buna da izin vermeyecek. Türkiye yine kendi acıları ile baş başa kalacak. Hükümetin 1 gün gibi kısa bir süre içerisinde yaralı ve şehitlerimizi ülkeye getirmesini tebrik ve takdir ediyoruz. Ancak olayın üstünden 13 gün geçti. Türkiye büyükelçisini geri çekti. Bu doğru bir karar. Ancak Ankara'daki İsrail büyükelçisi duruyor. Hükümet bir an evvel eline balonu vererek büyükelçiyi Tel Aviv'e geri göndermelidir. Bunu duyanlar diyorlar ki bekara karı boşamak kolaydır. Ancak İsrail ile Türkiye arasında evlilik yoktur. Dolayısı ile bekara karı boşama durumu da yoktur.
İsrail ile Türkiye arasında 28 şubatçıların kurduğu gayrimeşru bir ilişki var. 28 şubatçıların kurduğu bu düzen millet tarafından çekilmez bir hal almıştır. İsrail'le ekonomik ilişkilerimiz neden askıya alınmadı? İsrail'e yaptırım yapmasanız gelir Düzce'de oturan vatandaşı sömürür bundan da zevk alır. İsrail'le olan ilişkiler bir an önce askıya alınmalı. Türkiye, İsrail cumhurbaşkanı, başbakanı, savunma bakanı ve bu katliamı gerçekleştirenler için uluslararası arenada suç duyurusunda bulunmalı ve dava açmalıdır. Tüm bunları yaparken içeride kararlı bir millet dışarıda güçlü bir ülke olmalıyız. Millet kararlılığını gösterdi. Sırada devletin büyüklüğünü göstermesi var."
BU HAREKET TÜRKİYE'YE HADDİNİ BİLDİRME OPERASYONUDUR
Kurtulmuş, "İsrail bugüne dek istediği her ülkeye bir şekilde müdahalede bulundu. Müdahale edemediği bir tek Türkiye var. Mavi Marmara operasyonu sıradan bir yardım gemisine yapılmış bir saldırı olarak görülmemelidir. Bu hareket Türkiye'ye haddini bildirme operasyonudur. İsrail kurulduğu günden bu güne 4 amaç için çalışıyor. Bunlar hükümetlerle alakalı değil İsrail'in devlet politikasıdır. Birincisi İsrail kurulduğundan bu yana katliam yapıyor. Şimdiye kadar 100'e yakın katliamı var. İsrail bu bölgeyi 1947'den bu yana kana bulamıştır. İkincisi bu katliamlarla birlikte sürekli olarak İsrail topraklarını genişletiyor. Sürekli işgal ediyor. BM kınıyor, kınadığı ile kalıyor. Çünkü İsrail'in yapısında suratına tükürsen yarabbi şükür diyecek zihniyeti var. Üçüncüsü elindeki medya gücü ile dünya kamuoyunu etkiliyor. Türkiye'deki bazı İsrail yanlısı kalemler de bunları maalesef yazıyor. Utanmadan televizyon ekranlarından İsrail'i savunuyorlar. Dördüncüsü diplomatik anlamda karşısına başka bir güç çıkarmaması" dedi.
Türkiye'nin güçlü bir ülke olması için savunma sanayinde güçlü bir hale gelmesi gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, "Bir ülkenin güçlü olabilmesi için savunma sanayinin kendi elinde olması gerekir. Savaş istemeyenlerin barışı tesis etmek için bu güce sahip olmaları gerekiyor. Türkiye'nin savunma sanayiini kendi üreten, geliştiren ve en iyisine sahip olan bir Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ihtiyacı vardır. Ancak TSK'nın da hiçbir şekilde iç politikaya karışmaması gerekir. Bizim işimiz ikide bir TSK'nın iç
politikaya karıştığı bir düzen kurmak değil. Herkes işini yapacak, herkes görevini yapacak. Türkiye savunma sanayiini güçlü hale getirmediği sürece dışarıda sarf ettiği sözler anlam ifade etmez. Bir ülkenin büyük olması için milli gelirinin yüksek olması yetseydi en büyük güç Arap emirlikleri olurdu" ifadelerini kullandı.
"NEYSE Kİ ERGENEKON AVUKUTLIĞINDAN MİLLETİN AVUKATLIĞINA TERFİ ETTİLER"
Konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından da söz eden Kurtulmuş, CHP'nin milletin kararına saygılı olması gerektiğini belirtti. Kurtulmuş, "Kemal Kılıçdaroğlu'ndan sonra daha ciddi bir şekilde görüyoruz ki SP'nin CHP üzerinde de büyük etkisi var. CHP'nin genleri mi değişiyor şaşırıyorum. Kılıçdaroğlu 'Cumhuriyet elden gidiyor, 6 milyon işsiz var' diyor. Eskiden olsa 'Cumhuriyet elden gidiyor. Yaz geldi mahallelerde Kur'an okutuluyor' derlerdi.
Kılıçdaroğlu başörtüsü sorununu çözeceğini söylüyor. Ben de aman diyorum sayın Kılıçdaroehal almıştır. İsrail'leğlu derin CHP sizi de götürmesin. Sayın Kılıçdaroğlu milletin avukatı olduklarını söylüyor. Neyse ki Ergonekon'un avukatlığından milletin avukatlığına terfi etmişler. Ben de ona diyorum ki, madem milletin avukatlığına soyunuyorsunuz, anayasa referandumuna iptal davasında sizin de imzanız var. İmzanızı çekerek iptal davası başvurunuzu geri çekin. Milletin kararına saygılı olun. Bırakın
kararı millet versin" dedi.
Konuşmasının son bölümünde anayasa değişikliğinden bahseden Genel Başkan Numan Kurtulmuş, değişiklik paketinin SP'nin önerdiği değişiklikten 30 yıl geride olmasına rağmen destek verdiklerini ifade etti. Saadet Partisi olarak referandumda evet oyu vereceklerini ilk günden açıkladıklarına vurgu yapan Kurtulmuş, "1982 anayasası faşist ve despot bir anayasadır. SP öncülüğünde bu millet yeni anayasasını yapacak ve 12 eylül anayasasından temelli olarak kurtulacaktır" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından SP Düzce İl 4. Olağan Kongresi seçimlerine geçildi.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.