Doğadan gelen enfeksiyon savarlar: Bal ve Propolis

Doğadan gelen enfeksiyon savarlar: Bal ve Propolis
Sonbaharda artan grip, soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlardan korunmak pandeminin devam ettiği şu günlerde daha da önem taşıyor.

Bal ile propolis karışımının antibiyotiklere direnç kazanmış bakteri ve mayalar üzerinde yüksek etkiye sahip olduğunun yapılan araştırmalarla kanıtlandığının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bal ve propolisin kişinin bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olarak virüslere karşı koruma sağladığının altını çiziyor.

Her yıl sonbaharla birlikte soğuk algınlığı, mevsimsel grip, zatürree gibi hastalıklar yaygınlaşıyor. Bu yıl ise durum biraz daha farklı. Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 pandemisi nedeniyle viral enfeksiyonlardan korunmak daha da büyük önem kazanıyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu dönemde riskin sadece koronavirüs ile sınırlı olmadığına, diğer virüsler (influenza, parainfluenza vb.) ve bakterilerin (Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenza vb.) de katılımıyla risk faktörlerinin arttığına ve hastalık tablosunun ağırlaştığına dikkat çekiyor. Doğanın, viral enfeksiyonlara karşı savunmada bize sonsuz kaynaklar sunduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşilada, bu kaynaklar arasında yer alan arı ürünlerinden bal ve propolis’in virüs ya da bakteri enfeksiyonlarına karşı etkinliğinin bilimsel araştırmalarla kanıtlandığının altını çiziyor.

BAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA ANTİBİYOTİKTEN DAHA ETKİLİ

Aslında binlerce yıldır insanlığa şifa dağıtan bal ve propolis’in günümüzde tekrar popüler olmasının nedeninin son 20 yılda yürütülen bilimsel araştırmalarla etkilerinin kanıtlanması olduğunu anlatan Prof. Dr. Yeşilada, “İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma balın öksürük ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotiklerden daha etkili olduğunu ortaya koydu.

Sofralarımızın baş tacı bal, doğal şeker içeriğine karşılık içerisindeki polifenoller ve enzimler vasıtasıyla mikroplar üzerinde etkili oluyor. Yürütülen bir araştırmada bal ile propolis karışımının antibiyotiklere direnç kazanmış bakteri ve mayalar üzerinde daha yüksek etki gösterdiği bildiriliyor. Bal ve propolis, enfeksiyonlar üzerindeki koruyucu etkisini farklı şekillerde gösteriyor. Mikroorganizmaların birbiriyle iletişimini bozarak, savunma kalkanlarını eriterek, hareketliğini azaltarak doğrudan mikroorganizma üzerinde etki ederken, bireyin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek de koruyuculuk sağlıyor” diyor.

ÜLKEMİZDE BULUNAN PROPOLİS POLİFENOLİK BİLEŞİKLER AÇISINDAN ÇOK ZENGİN

Prof. Dr. Erdem Yeşilada, ülkemizde yaygın olarak bulunan “kavak tipi” propolisin etken maddeleri açısından dünyadaki diğer propolis türlerinden farklı olduğuna dikkat çekiyor. Kavak tipi propolis’in içerisinde bulunan polifenolik bileşiklerin (Kafeik asit fenetil eseter /CAPE, pinosembrin, pinobanksin, krizin) mikroorganizmalar üzerinde yüksek etki gösterdiği tespit edildiğini söyleyen Prof. Dr. Yeşilada etil alkol veya alkol türevi olan propilen glikol gibi çözücülerin kullanıldığı propolislerin kullanımına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Prof. Dr. Yeşilada, “Bu gibi çözücülerin özellikle çocuklarda kullanılması sakıncalı, bu konudaki çalışmalar devam ediyor” diyor.

Prof. Dr. Yeşilada, polifenolik bileşenler bakımından zengin özel ekstrelerinin kullanılmasının önemli olduğunu ifade ediyor. Özel bir üretim sistemiyle ham propolisten etken maddesi yüksek, alkolsüz, su bazlı, tek kullanımlık, hijyenik, yetişkin ve çocuklar için dozu ayarlanmış saf propolis kullanımını öneren Prof. Dr. Yeşilada, bu propolisin antioksidan kapasitesi ve toplam fenolik madde miktarının etil alkol ve propilen glikol kullanılarak üretilen propolislere göre daha yüksek olduğunun altını çiziyor.

60 KİLOLUK BİR KİŞİNİN GÜNDE 1000 MİLİGRAMIN ÜZERİNDE PROPOLİS KULLANMASI ÖNERİLİYOR

Çok yeni bir bilimsel araştırmada kanserler, iltihaplanma ve virüs (influenza, SARS, papiloma, HIV) enfeksiyonlarında doğrudan rol oynayan bir kinaz enziminin (PAK1), baskılanmasının Kovid-19’un yol açtığı akciğer fibrözünü önleyebileceğinin ortaya konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşilada, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Araştırmada incelenen PAK1 baskılayıcılar arasında propolis ön plana çıkıyor. Propolis PAK1’i baskılayarak akciğerlerde ölüme yol açan fibrözü önlerken, diğer taraftan PAK1’in bireyin bağışıklık sistemini baskılayıcı etkisini ortadan kaldırarak bu suretle bireyin kendi savunma sisteminin doğrudan virüsleri yok etmesi sağlanabiliyor. Araştırmada CAPE’nin propolis içerisindeki temel etkili bileşen olduğu ve günlük propolis miktarının her 10 kilo vücut ağırlığı için 250 miligram kullanılması gerektiği bildirilmiş. Bu durumda 60 kilo ağırlığında bir bireyin günde 1500 miligram miktarda KAFE içeren propolis ekstresi kullanması gerekiyor. Ancak genel olarak propolisin günlük 1000 miligramın üzerinde kullanılması önerilmektedir. Sonuç olarak, içinde bulunduğumuz koşullarda hem Kovid-19 hem de diğer bakteri ve virüs enfeksiyonlarından korunmak için kalitesi ve içeriğine güvenilir bal ve propolis ürünlerinin kullanılması son derece önemli.”

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.