Başbuğ'dan önemli açıklamalar

Başbuğdan önemli açıklamalar
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu’nun açılış konuşmasını yapıyor

 Orgeneral Başbuğ’un konuşmasından satır başları:

Yeni güvenlik denildiğinde çoğunlukla güvenlik anlayışının daha geniş bir tehdidi içerecek şekilde genişletilmesi anlaşılmaktadır. Bunlar terör ve askeri tehditlerin yanı sıra, ekonomik eşitsizlik, adaletsizlik ve doğal kaynakların yok olması, etnik anlaşmazlıklar, uluslar arası göç, uyuşturucu ticareti ve enerji haklarının güvenliği gibi sorunları da içermektedir. Ancak yeni güvenlik sadece gündemin genişletilmesinden ibaret değildir. Gündemin genişletilmesi yeni güvenlik anlayışının benimsenmesinin uygulamadaki yansımadır. Güvenlik bir bütündür.

Ancak insan güvenliğini merkeze almayı önleyen yeni güvenlik anlayışının, devlet güvenliğini geri plana attığı da söylenemez. Bugün özellikle terörün barındığı ve buradan diğer ülkelere tehdit oluşturduğu ülkelere bakarsak, buralarda devletin bütün kurumlarıyla başarılı ve etkin olmadığı yönetimlerin bulunduğunu da görebiliriz. Terörizmin küreselleşmesi sınır aşan niteliği ülkelerin işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Terörizm kaynağı hedefi amacı her ne olursa olsun hiçbir şekilde meşruluğu olmayan insanlık dışı eylemlerin bütünüdür.

Bugün burada aramızda dost ve kardeş Pakistan’ın Peşaver’deki 11. kolordu komutanı Muhammed Mesut da var. Kendisiyle ziyaret esnasında 14 Ekim 2009’da tanışmış ve görüşmüş idim.  Korgeneral Mesud, maalesef oğlunu tek oğlunu 4 Aralık 2009 tarihinde cereyan eden bir terör saldırında kaybetti. Amacım burada bu acıyı kendisine hatırlatmak değil, ama hepinizin huzurunda yaşadıkları bu büyük acıyı bir defa daha kendisiyle paylaşmaktır.

Ancak terör karşısında boyun eğmemeliyiz. Acımızı yüreğimize gömmeli, mücadelemize devam etmeliyiz. Korgeneral Mesud’un bugün burada bizimle beraber olması işte bunun güzel bir örneğidir.  Demokrasi haklar özgürlükler ve sorumluluklar sistemidir. Demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananlar bireylerin en temel hakkı olan yaşam hakkını hedef alan terörizm faaliyetlerini hiçbir nedenle hoş göremez. Terör ve terörizm desteklenemez. Görmezlikten gelinemez.  Yeri gelmişken, semavi bir din olan İslam’ı terörle özdeşleştirmenin de küresel terörizmin politik amacına hizmet edeceğini hatırlatmak isterim.

Türkiye, PKK terör örgütüyle 30 yılı aşkın bir süredir mücadele etmektedir.

Bu süre zarfında çok acı kayıplar yaşadık. Önemli bedeller ödedik. Ancak unutulmamalıdır ki devletler ve milletler gereken durumlarda bedel ödemeye de hazır olmalıdır.  Zaman zaman yeri geldi, ulus olarak tek başımıza mücadelemizi sürdürdük. Dolayısıyla terörizmle mücadelede uluslar arası işbirliğinin önemini yine biz acı tecrübelerimiz sonucunda öğrendik.  Uluslar arası işbirliğinin ve güç birliğinin sağlanması zorunludur.

Terörizmi doğru analiz edebilmek için disiplinler arası bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Öncelikle terörü, nasıl nerede ve hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamalıyız. Terörün düşünme biçimini analiz etmeliyiz. İyi anlaşılması gereken bir diğer konuda, terörle, terör örgütü ve teröristle mücadele kavramlarının arasındaki ilişki ve farklıdır. Terör örgütü, teröristle mücadeleye gelince bu görev güvenlik kuvvetlerine aittir. Bize göre terörle mücadelenin ana hedefi terör örgütünün ve destekleyicilerinin başarı umutlarının yok edilerek, terörle bir yere varılamayacağını göstermek olmalıdır.

Bunun yapılabilmesi, terör örgütünün eylemine edilmesi etkisiz hale getirilmesiyle olur. Terörle mücadele insan odaklı olarak yürütülmeli, mücadele insanların kalbine ve beynine hitap etmelidir. Bunun yapılabilmesi için şunlar gereklidir. Terörle mücadele mutlaka ve mutlaka yasalar çerçevesinde yürütülmelidir. Terörün olduğu bölgelerde bölge halkının güvenliği öncelikli diğer önemli bir noktadır. Elbette teröristle masum bölge halkının karıştırılmaması ise vazgeçilmez bir husustur.

Ayrıca terörist ile teröristlere yardım edenler, teşvik edenler ve onlara değişik nedenlerle sempati duyanlar, iyi ayırt edebilmeli ve her birine karşı da farklı davranış biçimleri geliştirilmelidir. Terörle mücadelede bölge halkının desteği ve güvenlik kuvvetlerinin yanında yer alması mutlaka sağlanmalıdır. Zaten bunun sağlanmadığı bir mücadelenin başarıya ulaşması çok zordur.

Diğer önemli husus, hiçbir zaman unutmayalım ki terörle mücadele uzun soluklu bir süreç. Terörün karşısında sabırlı, azimli olmalısınız. Elbette bu terörle mücadelenin zorluğunun, yalnız güvenlik kuvvetleri tarafından değil, siyasi karar alıcılar medya ve kamuoyu tarafından da doğru algılanması zorunludur ve önemlidir. Bakınız terör örgütleri mücadelenin uzamasını ve toplumsal sabrın tükenmesini ister. Bu nedenle stratejilerini, toplumsal sabrın üzerine kurmaya çalışır. İşte bu nedenle mücadelede toplumsal ve yönetsel sabrın gösterilmesi gerekir.

Diğer önemli bir husus, terörle mücadelede topluma gerçekçi olmayan beklentiler verilmesinden kaçınılmalıdır. Şimdi, yeni bir kavrama değişik bir açıdan değinmeye çalışacağım. Belki terörle mücadelede çok sık duyulan bir kavram değil. Ama önemli olduğunu düşünüyorum.

Terörizm kendini üreten, yaşatan ve kuşatan ekosistemin bir parçasıdır ve onunla birlikte var olur. Ekosistem nedir? Ekosistem deyince çok genel anlamıyla, içinde bulunan çevre ve düzeni anlıyoruz. Bu bölgedeki tüm bitliler canlılar hayvanlar insanlar var. İşte ekosistem bir arada, bunların birbirleriyle çevreleriyle olan ilişkileri anlamı.

Terör olaylarına baktığımız zaman görüyoruz ki, terör örgütleri bu ekosisteme şekil vermeye çalışıyor. Çünkü bu konu çok önemli. Güvenlik kuvvetleri, devlet herkes bunun içinde. Burada önemli olan şudur. Terörün beslendiği bu ekosistemi, terörle mücadeleye katkı sağlayacak şekle dönüştürmek çok önemlidir.

Bunun içinde terörün beslendiği yerel ekosistemi iyi anlamak zorundayız. Nedir? Şimdi genellikle terörizmin parçası olan ekosistemler çok karmaşık. Ama özellikle Türkiye açısından baktığımız zaman, bu karmaşıklığın nedeni, bakıyorsunuz modern postmodern ve bir de geleneksel ağlar var, iç içe girmiş karmaşıklık burada.

Bakıyorsunuz, terör örgütleri sınır aşan suç örgütleriyle de uyuşturucu silah ve insan kaçakçılığı yapıyor. Bu uluslararası boyuta gidiyor.   İşte bütün bunlar terörle mücadelenin zaman alan bir durum olduğunu gösteriyor. Amaç terörü yalnız bırakan bir ekosistem yaratmaktır. Bu devletlerin görevidir, uluslar arası bir görevdir.

 

Bu nedenle güvenlik kuvvetleri açısından sorumluluğumuza bakarsak şunlar söyleyebiliriz. Diyoruz ki alanda, yani terörle mücadele eden güvenlik kuvvetleri personeli, ekosistem ile bütünleşmelidir. Bunu deyince, çevre var, tabiat var, insan var her şey var. Bütünleşmeniz lazım. Coğrafya ile iç içe yaşamanız lazım. Coğrafya ile dost olmak mecburiyetindesiniz. Bütünleşmezse başarı şansınız yok. Bu her yerde geçerli.

Coğrafya ise ancak ayağınız basa basa hakim olabilirsiniz. Coğrafyaya uzaktan hakimiyet çok zor. Onun için diyoruz ki, siz de ekosistem içinde bir aktör olmanız gerekiyor. Nasıl bir aktörlük? Yedi gün, 24 saat kesintisiz bu doğal sistemin bir parçası olmanız gerekiyor. Bunu başaranlar terörle mücadelede başarılı olur.

Türkiye’de güvenlik kuvvetleri burada anlattığım ekosistemin gerekliliğini belki de dünyada en iyi yerine getiren kuvvetlerdir. Gidiniz terörle olan bölgelere, dağın tepesine gidin, en ücradaki köyün yanına giden, güvenlik kuvvetlerimiz yan yanadır. Güvenlik kuvvetlerinin Türkiye’de gitmediği adım atmadığı hiçbir nokta yoktur.

Bazen soruyorum arkadaşlarımıza, acaba siz TSK olarak siz müstakil görev yapan üniteleriniz ne kadar biliyor musunuz? Müstakil, terör olayıyla karşılaşıp buna cevap verecek üniteler. Bazı rakamlar söyleniyor. 100, 200, 300. 1500’ün üzerine, müstakil şu anda gidiniz, terörle mücadele olan bölgede, bizim 1500 müstakil ünitemiz tek başına görev yapmakta. İşte bu ekosistemin bir parçasıdır.

 (İHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.