Başbakan konuşuyor

Başbakan konuşuyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları Toplantısı'nda konuşuyor...

İŞTE BAŞBAKAN'IN KONUŞMASI:

Yoksullluğun, yolsuzluğun, çaresizliğin hüküm sürdüğü bir Türkiye'yi devralmıştık. Canla başla çalıiştık, ter döktük ve bugün 7,5 yıl öncesine kıyasla farkı bir Türkiye'yi inşaa ettik. Tarih, AK Parti iktidarının Türkitye'yi yönetytiği bu dönemi çok farklı bir yere koyacaktır. Hizmetleri millet mutlaka ve mutlaka hayırla yad edecektir. Bugün ulaştığımız seviyeler tesadüfün eseri değildir. Bugün geldiğimiz nokta, bir tek kişinin veya birkaç kişinin de eseri değil. Bu umut dolu aydınlık manzara fedakar teşkilatın eseridir. Bu cesur, kararlı, aziz teşkilatımızın eseridir. Şu an tüm samimiyetimle söylüyorum Türkiye'nin bugün elde ettiği başarılar Doğu'daki, Batı'daki, Kuzey'deki, dört bir yandaki teşkilatımızın eseridir. Türkiye'ye bu sevinçleri yaşatan tüm başkanlarımızı, teşkilatlarımızı, mahalle köy temsilcilerimizi, gençlik, kadın kollarımızı ve milletvekili arkadaşlarımı tebrik ediyor her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bazı verileri  Türkiye'nin her köşesine ulaştırmanızı sizlerden istiyorum. Son günlerde yaptığım ziyaretlerde bu veriler pek dikkate alınmıyor. Gözden kaçırılmış veya bilinmiyor. 2004 yılı ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 11.9 büyüme kaydetti. 2010 yılı birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 11,7 büyüme oranıyla dünyada dördüncü G20 ülkeleri arasında ikinci, OICD ve Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldı.

İşsizlik rakamları açıklandı. 2009 Nisan ayında krize rağmen yüzde 14,9 oranına çıkmış olan işsizlik bu yılıon Nisan ayında düşüş kaydettiç Yüzde 12'ye geriledi. İki ay önce bunu söylemiştim. 3-4 ay içinde daha da düşecek demiştim. Bazıları alay etti. İnşallah daha da düşecek. Bir yılda 600 bin kişi iş bulurken. Bir milyon 200 kişi iş aramaya başladı ve bunlar iş sahibi oldu. Krizi en az zararla atlattık, atlatıyoruz.

Ekonomik kriz için aldığımız tedbirleri IMF belirlemedi, biz belirledik. Biz neyi ne zaman yapacağımızı gayet iyi değelendirdik, müzakerelerimizi yaptık. Stand-by anlaşmasını imzalamadık, işi bitirdik. Bu aldığımız tedbirleri küçümseyenler bugün mahcup oldular. "Kriz teğet geçecek" sözümüzü anlayamayanlar, dalga geçenler mahcup oldular. 7,5 yıldır mahcup oluyorlar, ellerini ovuşturarak kriz duası yapıyorlar. "AK Parti kaybetsin, Türkiye'ye ne olursa olsun" diyerek ülkemizin kuyusunu kazıyorlar. Biz onlara hayal kırıklığı yaşatmaya devam edeceğiz. Milletimizin emeğini ve ekmeğini çoğaltmaya devam edeceğiz.

2002'de Türkiye'de 8,6 milyon motorlu kara taşıtı vardı. Bugün yüzde 68 oranda artarak 14,5 milyon adete çıktı. Türkiye'de kullanılan cep telefonu abonesi 2002'de 23,3 milyondu. Bugün 61,5 milyona ulaştı. 2002'de 4 milyon civarında internet kullanıcısı vardı, bugün 30 milyona ulaştı. Sabit geniş bant internet abone sayısı çok azdı, bugün 7,5 milyon abone sayısına ulaştı. 2002'de uçak kullanım sayısı 34 milyon kişiydi, 2009 sonunda 86 milyon kişi uçağa bindi. Bunlar yoksulluk alameti mi, yoksa zenginleşmeye giden bir alamet mi? Türkiye'de otomobil üretimi 196'te başladı. Bizim iktidarımıza kadar olan sürede, 40 yılda, toplamda 6,8 milyon adet otomobil üretilmişti. Fakat iktidarımız döneminde 7,5 yılda, Türkiye'de 7 milyon 80 bin 500 adet otomobil üretildi. Hesap ortada. Halep ordaysa arşın burda. 2009'da Türkiye'de 25,3 milyon ton çelik üretildi. 6.100 km bölünmüş yol yapıldı bizden önce. İktidarımız sonrasında 10 bin 400 km yol inşaa ettik. Kaç oranla çıkacağını anlayın. 7,5 yılda milli eğitimde 149.824 yeni dersliği Türkiye'ye iktidarımızı kazandırmıştır. Cumhuriyet tarihindeki toplam derslik sayısının yüzde 32,5'unu biz yaptık. Bu eğitime ne kadar önem verdiğimizin ifadesi. Demokratik, laik, sosyal bir ülkenin gereği olarak toplu konutlara adım attık.

430 bin konutun inşaasını 7,5 yılda başlattık. 340 binini sahiplerine teslim ettik. Yeni projeyle de peşinatsız konutlar yapmaya başladık. Bunlar insanımıza verdiğimiz değerin bir anlayışıdır.

Cumhuriyet tarihi boyunca herkes iline üniversite istiyordu. Biz yasası çıkanlarla birlikte Türkiye'de 78 üniversite kurduk. Böylece sayıyı 154'e ulaştırdık. Şu anda üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Kriz tellalığı yapanlara, milletin moralini bozmak için her yola başvuranlara, ben bu rakamlara itaat ediyorum. AK Parti'nin ulaşabildiği seviyelere onların hayalleri dahi ulaşamaz.

Bu iş popülizmle, fakirlik edebiyatıyla, kuru sıkı atarak, bol keseden dağıtarak olmuyor. Projeniz, ekibiniz olacak, damdan düşmüş olacaksınız. Garip gurebanın sızısını yüreğinizde hissetmeniz gerek. Bu sızıyı hissetmeyenler bir çare üretemezler, üretseler üretseler fakir edebiyatı üretirler. Döner- ekmek dağıtarak milleti kandırmaya çalışanların nerede olduğunu görüyorsunuz.

AK Parti'nin politikalarının taklit edilmesinden gurur duyarız, bizim ayaklarımız yere sağlam basıyor. Biz uçmuyoruz, uçuruyoruz. Bizi taklit edenlere de bir an önce yere inmelerini şiddetle öneriyoruz. Bu rakamları her bir vatandaşımıza ulaştıracağız. 2002'de hangi şartlarda yaşıyorlardı, şimdi nasıl yaşıyorlar bunu göstereceğiz. Unutmayın, 7,5 yıl önce enflasyıon yüzde 30'du şimdi 8,7 oldu. Borçlanma faizi yüzde 63'tü şimdi yüzde 8-9. IMF'e borcu bu mişlletin 23,5 milyar dolardı, şimdi 7,5 milyardolar. Bizden önceki iktidarlar borçlandı, biz ödüyoruz. MB'nin kasasındaki döviz rezervi 26 milyar dolardı, şu anda 75 milyar doların üzerinde. Bakınız nereden nereye. Bu güçlenen bir ekonominin rakamlarla ifadesidir. Alım gücünün ne kadar yükseldiğini, dün lüks görünen harcamaların bugün günlük yaşantıda harcanan şeyler olduğunu anlatacağız.

Kararlılıkla yolumuza devam edecek, başarılara daha fazlasını ilave edeceğiz. Partimizi kurma çalışmasını başladığımız andan itibaren gündemimizi meşgul eden, hala yerini koruyan terörle mücadele konusunda sağlıklı teşhisler koymaya azami hassasiyet gösterdik. Türkiye'de terörün bu boyutlara ulaşmış olması çözüm önerilerinin doğru üretilmediğinden kaynaklanıyor. Biz terörizmle, teröristle çok boyutlu bir mücadele koyuyoruz. Terörle mücadele güvenlik tedbirleriyle de sonuç getirmeyeceği gibi sadece iktidarın gayretleriyle neticeye ulaşmayacağını gördük. Terörle, nedenleriyle mücadele ederken muhalefetin oy kaygısıyla, şahsi hırslarla süreci baltalaması en başta Türkiye'ye zarar verir.

AK Parti başarılı olmasın diye krize girmek için elinden geleni yapanlar var. Aynı şekilde terörle mücadeleri, milli birlik ve kardeşlik projesinin başarılı olmaması için mücadele edenler var. Sadece askerin, polisin yapacağı iş değil. Onlar bu işin güvenlik boyutunda yer alacaklar. Bu işin sosyolojik, psikolojik, diplomatik boyutu var. Tüm bunların masaya yatırılmasıyla iktidarı, muhalefeti, STK, akademisyenleriyle adım atılması gerek. Herkesin katkısı olması lazım. İktidar başarılı olmasın diye bu konuda ileri geri beyanlarda bulunulursa bu sadece terör örgütünün işine yarar. Siyasi partilerimizin görüşlerini almak amacıyla görüşme turumuzu dün tamamladık. DSP, Saadet Partisi, BBP ve CHP'yi ziyaret ettik.

Terörle mücadele gibi milli meseleyi görüşmek için bir araya gelmemiz ülkemiz adına yararlı olmuştur. Benzeri görüşmeleri her milli meselede, görmek istiyoruz. Siyasi partiler arasında görüşmeler olması, liderler arasında diyalog olması demokrasinin en önemli görevdir.

Siyasi partiler arasında bir rekabet olacaktır ancak bu durum partilerin bir araya gelmesine mani değildir, olmamalıdır. Partilerin birbirine kapılarını kapatması, demokratik olgunluğun oluşmadığını gösterir. Oysa diyalog ve tahammül demokrasinin olmazsa olmazıdır. Milletimiz de bu görüşmelerden büyük bir memnuniyet duymuştur. Bu umarım demokrasi için iyi bir başlangıç olur. 7,5 yılda istişareden, diyalogdan, eleştiriden kaçınmadık. Ülkemiz yararına olacaksa biz oturur, konuşuruz dedik.

Her adımımız istişarelerle ortaya çıkmıştır. Anayasal yasal düzenlemeler yapılmış, diyalog kurumsal hale getirilmiştir. Zaman zaman bazı dedikoduları dinliyorum. "Acaba bu çalışmaları mevcut arkadaşlarınızla mı yapıyorsunuz?" diyorlar. Şahsım, medya, akademisyenler, STK'larla bir araya gelip yaptığımız çalışmalardan bihaberler. Her işte istişarenin gerekli olduğuna inanan bir partiyiz. Yargı reformuna, sağlıktan, eğitime, milli birlik ve kardeşlik projesine her kesimle görüşülmüştür. Biz kapıları kapatanlardan olmadık. "Bizi bugüne kadar hiçbir iktidar görüşmeye davet etmedi " diyen STK'ları dinledik, dinlemeye devam edeceğiz.

"Başbakan sinemacılarla, yazarlarla, futbolcularla toplanmış" diye demokratik açılım sürecini eleştirenler oldu. Ama biz hiçbir zaman küsmedik. Diyalog kanallarını ortadan kaldırmadık. Kimi zaman elimiz havada kaldı, davetlerimiz reddedildi, görüşme taleplerimiz nezaketsiz şartlarla geri çevrildi. Ama biz kapılarımızı kapatmadık.

MHP lideri ve yönetimi milli birlik ve kardeşlik süreci konusunda yapıcı bir muhalefet sergilemek yerine süreç boyunca son derece yıkıcı bir muhalefet sergilemiştir. Şahsıma, partime, hükümetime, ailelerimize yönelik bir üslup ve nezaketsizlikle sözlü saldırılar yapılmıştır. Faydadan çok zarar getiren bu üslup hiçbir olumlu katkı sağlamadığı gibi kitleleri tahrik ederek zarar vermektedir. Bu üslup ışık tutmaktan çok uzaktır. Bu üslup, alenen terörün, terörün ortamının tahrip edici yönünün istismarıdır. Aziz şehitlerimiz, terör mağdurlarının istismarıdır. Buna rağmen, şehitlerimiz üzerinden nemalanma hırsına rağmen MHP'ye kapımızı açık tutmaktan geri kalmadık. Üç kez görüşme talep ettik, üçünde de olumsuz karşılık gördük.

(İHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.