Başbakan emekli zammını açıkladı
Aziz miletimizin yeni yılını tebrik ediyor 2010'un ülkemize, milletimize barış getirmesini temenni ediyoruz. 2009'da finans krizi etkisini gösterdi. Küresel ölçekte yaşanan krize rağmen 2009 yılı Türkiye için o ölçekte zorlu, çetin bir yıl olmamıştır. Kriz etkisini tüm dünyada ağırlaştırırken "Kriz bizi teğet geçecek" dedim, benim bu sözüm hafife alındı ve bu ifade üzerinden çok sayıda olumsuz yorum yapıldı. Bunu söylerken bir temenni iletmedim Türkiye ekonomisinin sahip olduğu gücün farkında olarak bu tespiti yaptım. Bu tespitimi IMF gibi birçok kuruluş da paylaşıyor Türkiye'nin en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer alacağını söylüyorlar.
Tüm dünyada krizin gerileme eylemine girdiğini, iyimser beklentilerin çoğaldığını görüyoruz. Başta ABD olmak üzere birçok ülkeden olumlu sinyaller almaya başladık. Bizim de umudumuz tahribatın bir an önce telafi edilmesidir. Türkiye G-20 zirvesinde olsun, IMF toplantılarında olsun ekonomik tezleri kullanılan, performansı yakından izlenen bir ülke konumuna gelmiştir.
Krizin başlamasından hemen sonra ABD'de 158 banka battı bizde tek bir banka bile batmadı. 7 yılda denetim altında, bir finans bir bankacılık sistemi inşaa etmek için çalıştık. Bankacılık sektörü sermaye yeterlilik oranı Rısya'da yüzde 18,5, Japonya'da yüzde 13.4 iken bizde bu oran yüzde 20.4. 2001 krizinde bu ülkede 21 banka battı. Bu bankaların zararı benim milletimin cebinden çıktı. 2008'den bu yana çok daha büyük bir kriz yaşanıyor. Yine tek bir banka batmadı.
Ciddi anlamda bir denetim mekanizması var. İşsizlik de aynı. ABD, Japonya işsizlikte yüksek orana ulaşırken Türkiye'de işsizlik en son yüzde 13.4 seviyesinde kaldı. Bugün Türkiye'de kötümserler hala karanlık bir tablo çizmekte. İfade ettim dünya otoriteleri krizden Türkiye'nin en hızlı çıkan ülke olduğunu söylüyor. Banka battığı dönem kim vardı iktidarda? Neden 3,5 yıl iktidarda kalıp bıraktınız diye adamlar sormaz mı? Ama bizler kararlı biçimde ilk dönemi tamamladık. İkinci dönemi sürdürüyoruz.
Bunların derdi ne? Alıştıkları işleri yapsak mı diyorlar. 2010'da IMF ve OCED'in Türkiye içibn büyüme tahmini yüzde 3.7 oranında. Bizim tahminimiz mütevazı yüzde 3.5. OCED'e göre 30 ülke arasında Kuzey Kore'den sonra en fazla büyüme kaydedeceği söyleniyor. Eylül 2008'den bu yana dünya genelinde 87 adet kredi notu düşüşü gerçekleşirken 17 adet kredi notu artışı yapıldı. Türkiye kredi notu artırılan 17 ülke arasında yer aldı. Dün enflasyon ve ihracat verileri açıklandı. 10.6 olarak gerçekleşti. 2009'da enflasyonu yüzde 6.5'a kadar çektik. İhracatımız da 2009'da geriledi. Buna rağmen ihracatı hamdolsun yaklaşık 102 milyar dolara ulaştırdık.
2009 boyunca tüm ihracatçılarla elele vererek yoğun bir gayretle 100 milyar doların üzerine çıkardık. 2009 sonunda Varlık Barışı uygulamasını başlatmıştık. Buradan aldığımız sonuçlar da dikkat çekici. 26 milyar 950 milyon TL yurtdışından olmak üzere tam 47 milyar 302 milyon TL beyan edildi. Bu beyanlar üzerinde tahakkuk eden vergi miktarı 1,5 milyar yani 1,5 katrilyon. Yapamazsınız dediler.
Eğer güven olmasaydı bu neticeyi alamazdık. Küresel krizin etkisi sınırlı olmuştur. Bu etkiyi de geride bırakacak büyümeye devam edeceğiz. 7 yıldır her yılbaşında koyduğumuz hedefleri yakaladık. Yeniyıl boyunca kriz öncesinde de ulusal ve uluslararası krizlere şahit olduk. Terör, seçimler, kapatma davası, Cumhurbaşkanlığı seçimler ghibi gelişmeler yaşadık. Ama Türkiye güçlü ekonomisiyle tüm belirsizlik noktalarını aştı ve hedeflerine ulaştı.
2010'un ilk günlerinde karamsarlık yüklü açıklamalar yapılıyor. Aklı selim sahibi olanlar da var onlar da olumlu açıklamalar yapıyorlar. 7 yıl boyunca hep yaptılar. Hep yanıldılar, karamsarlıktan vazgeçmediler. Şimdi yeni bir şey daha gündeme getiriyorlar. "Seçim" diyorlar. Aklı selim sahibi biri bunu kullanmaz. Herşey gayet başarılı yürürken kalkıp da böyle bir ifadeyi ortaya atmak Türkiye sevdası değil ama Türkiye'ye karşı nasıl tuzak kurarım, budur.
İktidar verildiğinde 3,5 yılda kaçan iktidar yok! 8. yıla girdik. Onlar aynı alışkanlıklarını devam ettiriyorlar. Kararlılıkla yola devam ediyoruz. Bir yatırımcı yatırım yaparken istikrara bakar. Sermaye bir ülkeye giderken o ülkedeki istikrara bakar. Güven yoksa yatırımı yapmaz. Siz muhalefet olarak yaralamak için olumsuzluk için ne konuşulması gerekiyorsa konuşursanız bu millet size oy vermez.
Milletim soruyor, "Sen ne yapacaksın?" Sen söylemiyorsun ki ne yapacağını. 2010 zor geçecek diyorlar. "Öldük" edebiyatı yapıyorlar. Bunlar özgüven eksikliği içindeler ya da içlerinden geleni söylüyorlar. 2010 Türkiye için 2009'dan daha parlak bir yıl olacaktır. 2010 Türkiye için başarılarla dolu bir yıl olacaktır.
2010 ve sonrasında da hedeflerimizi aşacağımıza inanıyorum. Hata payı olabilir. Bu inançla yine gece gündüz çalışacağız. Aşkla, sevdayla yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Geçen süre içinde 7 yılı geride bıraktık, hiçbir zaman milletinin cebindeki paraya göz diken bir iktidar olmadık. Bizden öncekilere bakın, işçisinin, memurunun cebindeki parada oldu gözleri. Darphane sıkıştıkları zaman para basmıyordu. Neden 6 sıfırı getirdiler, bunun sebebi açık kapama değil miydi? Memurumun, işçimin cebindeki para erimiyor muydu?
Bizi vatandaşın memurunun cebindeki paraya göz dikmekle itham ediyorlar. Biz enflasyona vatandaşa mahkum etmedik. Hep enflasyonun üstündeki parayı vatandaşımıza kazandırdık. Gerek 2001 krizi ondan önceki krizin çoğunluğu iç meselelerden doğmuş krizlerdir. İthal politikalarla, aşıldı bunlar. Türkiye en büyük krizi kendi imkanlarıyla yerli politikalarla aşıyor. Her krizin bedelini milletimize yüklediler. Çalışanlara bedel ödettiler. Siyaseti kötü yönettiler, bedelini yoksula ödettiler. Beceriksizliğin bedelini çiftçiye, işçiye, sanayiciye ödettiler.
Güya maaşlara zam yapıyorlardı. Yüksek faizlerle bunun fazlasını geri alıyorlardır. Küresel kriz var diye faturayı ücretlilere kesmedik. Acaba nasıl destek verebiliriz dedik. 7 sene boyunca işçi, memur, emeklinin ücretini enflasyona yüklemedik. Alın terini gasp etmedik. Bakınuız göreve geldiğimizden bu yana, devletin borçlanma faizi yüzde 63 idi, tek haneli rakama indik. 7'ye kadar düştük. Bu far çok açık net ortada. Yüzde 54 gibi fark var. Bu farkı halkımıza ödetmedik. Enflasyon yüzde 30'du şimdi yüzde 6.5. Aradaki fark vatandaşımın cebinde kaldı.
Benim esnafım gidiyordu Halk Bankası'ndan kredi alıyordu. Yüzde 46 faiz ödüyordu. Şimdi o da tek haneli rakamlarda. Ziraat Bankası kredi veriyordu. Çiftçiye verdiği faiz oranı yüzde 59. Şimdi 7 ile 13 arasında değişiyor. Bu uygulamayı biz getirdik. Hangi yüzle çiftçiyi, işçiyi, esnafı aldatıyorsun? Kredi miktarlarına bakın mukayese edilir gibi değil. Bütün bunlar memurumuza, işçimize olan yaklaşımdır. Bu bankalarımızı da batırmadık. Ziraat Bankası Halk Bankası çökmeye gidiyordu. Bu bankalar şimdi rekabet içindeler. Bakınız emeklilerin gözü kulağı burada.
Ancak bu hususa geçmeden önce birkaç noktayı paylaşmak isterim. Çalışanların ücretleri konuusnda hassasiyet gösterdik. Hükümeti devraldık, ilk günlerde "Bunu önceden söylemiştin" dediler. Ama söylemek zorundayım, birileri unutturmak istiyor. Zorunlu hesapta biriken ana para ve nemalarını gördük.
Buradan memurlara, işçilere sesleniyorum. Yıllarca kesinti yapıldı bu rakam 13,5 katrilyondu. Ama ortada ne nema ne para vardı. Bütün iktidarlar bu süreçlerden geçti. Bu meseleyi hasır altı ettiler. Devlet işçisine borçlu kalamaz bu yük altında devlet ezilemez dedik. Çalışanların hakkını ödedik biz, kuruşu kuruşuna ödedik! Bunlar benim TEKEL işçimi seviyordu da neden ödemediler? Diğer işçilerimi seviyorlardı de niye ödemediler? 10 binden 100 binden bahsetmiyorum. Hiç gündemde yok.
Konut edindirme yardımı kesintilerini biz gündeme getirdik. Kayıt bile yapılmamış. Bunlar vatandaşı böyle kandırmış. Ulus'ta tozlu çuvallar açıldı. 5,5 milyon hak sahibine 2.5 milyar verildi! Tespit işlemleri de yapılıyor, onları da ödeyip borçtan kurtulacağız? Hangi iktidar yaptı bunu? Biz yaptık biz, AK Parti iktidarı yaptı.
Çalışanlar için bir reform yaptık. Çalışanların standartlarını yükseltmek için önemli adımlar yaptık. Bir işçi kardeşim Çalışma Bakanlığı'na şikayette bulunuyor, Ankara'ya gönderiyor. Süreç uzuyor. Dilekçe verilen tarih ile sonuç arasındaki tarih 8 ay. Şu anda bu süreyi 15 güne indirdik. 1 Mayıs hükümet döneminde resmi tatil oldu. Asgari ücret ilk kez bu kadar arttı. Muhalefet hep bunlara saldırıyor. Bekara karı boşamak kolay. Nasıl olsa onlar için risk yok. Hep atıyorlar bol keseden. Sizi de gördük. Para bastın, modern hırsızlıkla ceplerden çaldın.
Bizim paramızın dünya paraları karşısında değeri olacak. TL deyince durum farklı. Net asgari ücret 2007 sonunda 184 liraydı şimdi 577 lira oldu. Tam yüzde 214 oranında artırdık. Bakın emeği insanın en kutsal değeri olarak görüyoruz.
TEKEL eylemlerini istismar edenlere soruyorum siz işçi için ne yaptınız, memur için ne yaptınız? İşçiyi severdiniz de zorunlu tasarruf, KEY'ler neden ödenmedi? Asgari ücreti sefalet ücretine neden döndürdünüz? 1 Mayıs'ı siz neden tatil etmediniz. Yapılan TEKEL işçileri üzerinden kışkırtma. Olayın içindeyim. Olay ideolojiktir. Bir ana muhalefet partisi genel başkanı kalkıp da Türkiye'de şu anda bir numaralı sendika Türk-İş, önünde toplanan işçilerin yanına gidip "Sizi partime götürebilirim".. Bu hangi nezakete sığar? Güya onunla oy devşirecek. Bu işçiye samimi olduğunuzu göstermez. Ne yaptın bugüne kadar diye sorarlar.
TEKEL işçileri çıksınlar "Sen ne verdin?" desin be. Bağlı oldukları Tek Gıca İş'in başkanıyla Türk-İş'i toplantıya davet ettik. Görüşme sonunca TEKEL'i özelleştiriyoruz dedik. İhbar ve kıdem tazminatınızı ödeyeceğiz dedik. Dediler ki seçimden sonra çözeceğiz, bakın isterseniz 4C kapsamına girmek isteyenler olursa çalıştırmaya devam ederiz dedik. Biz diğer iktidarlardaki özelleştirmelerde çalışan işçileri de 4C kapsamına aldık. Yeni düzenleme yaptık.
TEKEL'li işçilere söylüyorum. 10 ayı 11 aya çıkardık. Dedik ki ilkokul mezunlarının maaşı düşüktü, biz dedik bu çalışmayı arkadaşlara yaptırdım, ilkokul mezunlarının maaşlarını yüzde 17,4 artırdık. Lise mezunlarının maaşlarına 15,8 oranında yaptık zam. Yüksek öğrenim mezunlarına yüzde 14.3 zam yaptık. Bakın bizden öncekilerin yaptığını yapmadık. İşçiyi sokağa terk etmedik. Onlara sahip çıktık. Ücretlerini iyileştirmeye çalıştık.
Biz meseleye iyi niyetle yaklaştık. TEKEL'li kardeşim ihbar, kıdem tazminatını değerlendir. 4C'den de alacaksın. Böylece geçim koşulların, sosyal güvencede de kaybın olmayacak. O zaman yapmak istediğin ne? "Bunları istemiyoruz, aynı biçimde başka yerlerde çalıştır" Kusura bakma her meslek erbabını olması gereken yerde çalıştırıyoruz.
Devlet başarıyla yönetilmeli. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yedirilmemeli. Hiçbir zaman hak ve hukukun zedelenmesine göz yummadık. CHP'nin MHP'nin vekilleri de bu kardeşlerin arasına karışıyorlar. Hakaret ediyorlar. Parti teşkilatına gidiyorlar. Bu hükümetin uygulamaya koyduğu bir karardır. Bu depoları tutup depolardan, boş depolarda 10 bin istihdam ediliyor. Yazık değil mi? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı ne olacak? Kıdem ve ihbarlarını para olarak verelim. Hakkaniyetle olaylara yaklaşmaya çalıştık. Bundan sonra da aynı hassasiyeti göstereceğiz.
TEKEL'li kardeşlerimizin bunu iyi görmelerini istiyorum, istismara alet olmamalarını rica ediyorum. Gelenler bu tuzağın aktörü olarak geliyor. Baykal SEKA'ya da gitti. Yanınan vekilleri aldı gitti. SEKA parkında iyice dinlen de kendine gel Baykal. Biz gerçeklerin peşindeyiz.
Çalışanlara ghaklarını verdiğimizde emeklilere de haklarını veriyoruz. Önceki hükümetlerden farklı olarak devrim niteliğinde düzenleme yaptık
1999'da çıkan yasada bir önceki ayın TÜFE oranlarına maaşlar endekslenmişti. Kendi hakline bırakılsaydı emekliler enflasyon oranında bir artışla yetiencekti.
Emekli maaşını hatırlayın 75-100 TL gibi artış yaptık. Sonra enflasyon üzerinde artırdık. 2002'den 2009'a kadar en düşük SSK emeklisinişn maaşı 27,6, Bağkur yüzde 71, 7 oldu. Memur-emekli aylığı yüzde 15.8 arttı.
Bunlar reel artışlar, enflasyondan arındırılmış. Biz yetinmiyoruz
Emeklilerimizin fazlasını hakettiğini biliyoruz.
Emeklilerin durumunu iyileştirme konusunda devrim niteliğinde düzenlemeler yaptık. 2010 yılının hemen başında emekli aylıklarını yeniden belirledik. Bu artış 7.3 milyon emekliyi kapsıyor. İlk 6 ay için en düşük emekli aylığı yüzde 20.4, en yüksek emekli aylığı da yüzde 4.5 oranında artırıyoruz. Yüzde 3'lük TÜFE farkı ile en düşük emekli maaşı yüzde 24.2, en yüksek maaş yüzde 7.6 oranında artıyor. Bu iyileştirmeyle emekli aylıklarında ilk 6 ay için en az 63 lira, en çok 101 lira artış olacak. Yılın tamamında ise emekli maaşlarına en az 74, en çok 172 lira artış yapıyoruz. 601 lira olan en düşük SSK emeklisinin maaşı 683 liraya, maaşı 403 lira olan tarım emeklisinin maaşı da 480 lira olacak. Esnaf emekli aylığı 476 liradan 555 liraya çıkacak. Bağkur tarım emeklisi 306 liradan 380 liraya yükselecek. Bu iyileştirmelerin kamuya maliyeti 3 milyar 42 milyon tl olacak.
Orta vadeli programda kararlaştırılan mali disiplini bozmasına izin vermeyeceğiz. Emeklilere hayırlı olmasını diliyorum. Bildiğiniz gibi kriz sürecinde işsizliğin artışını önlemek için bazı tedbirleri koymuştuk. Şimdi kısa çalışma ödeneğini ödemeye devam ediyoruz. İşsizlik ödeneğinden maaş alanların ödemelerini devam ettiriyoruz. Sosyal güvenlik primlerini de biz ödemiştik. 32 bin 658 işçimiz yararlandı. Yine ödeme uygulamamız devam edecek.
Teşviklerden yararlandı herkes. Kriz için tüm tedbirler olumlu sonuçlar verdi. İşsizliği yüzde 13,4 seviyesinde tutulmuş olması da teşviklerin sonucudur. İşsizlikle mücadele çerçevesinde tüm Türkiye'de ekim sonunda yeni bir istihdam sağlayan işyerlerinin paylarını 2010 boyunca biz ödeyeceğiz. Çalışma Bakanlığımız hazırlıklarını yaptı. Bunu da en kısa zamanda başlatacağız. Tekrar hatırlatıyorum. Bu tür teşvikleri yaparken orta vadeli programda belirlenen mali disiplini bozmuyoruz. Muhalefete diyorum ki "Sen ne yapacaksın?"
(İHA)

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.