Bahçeli: Toplanan kardelen değil şehit cenazesi

Bahçeli: Toplanan kardelen değil şehit cenazesi
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın tümünü son dönemde artan terör saldırılarıyla demokratik açılım eleştirilerine ayırdı.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın tümünü son dönemde artan terör saldırılarıyla demokratik açılım eleştirilerine ayırdı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a göre kandırılmış masum çocuklar olan eli kanlı teröristlerin, 'Barzani ağabeyleri, Talabani amcaları, AKP'nin açılım arkadaşları ve yıkımın eşbaşkanları' ile el ele vereceklerini belirten Bahçeli, "Sözde kimlik bunalımı nedeniyle çıktıkları dağlarda ellerindeki silahları kendiliğinden bırakarak çağrılara uyup teslim olacaklardı.

Başbakan Erdoğan'ın 11 Ağustos 2009 tarihindeki Grup toplantısında dile getirdiği şiirsel ifadelerin gözyaşları arasında, silahı kendiliğinden bırakacak pişman teröristler "artık Botan çayında serinlemek, Zap suyu gibi coşmak, Dicle, Fırat, Murat gibi barışa, kardeşliğe akmak" isteyeceklerdi. AKP ile ele verip "Munzur Dağlarında hep birlikte kardelenler toplayacak, Cudi dağından yediverenler, Ağrı dağından ise çiğdemler" derleyeceklerdi. Bütün istekleri buydu ve çok masumdu" diye konuştu.

"TOPLANAN KARDELEN DEĞİL, ŞEHİTLERİN CANSIZ BEDENİ OLDU" 

Teröristin arkasından gözyaşı dökerek başlanan maceranın çabuk bittiğini ve tıpkı uyardıkları gibi çok kanlı gerçekleştiğini ve bedelinin de çok ağır olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Görüldü ki; toplananlar maalesef ki kardelenler değil, şehit Mehmetçiklerin, şehit polislerimizin, şehit korucularımızın cansız bedenleri oldu. Derlenenler çiğdemler değil maalesef vatandaşlarımızın cenazeleri oldu. Oluk oluk akan ise barışa doğru nehirlerin suyu değil, evlatlarımızın kanları oldu. Açılımın özeti budur. Sahibi ve sorumlusu ise bellidir."

"BAŞBAKANIN VEBALİ BÜYÜK"

MHP Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın 'her bedeli ödemeye hazır olduğunu' açıkladığı bu süre içinde, kapı kapı gezilerek ikna seansları yapıldığını, cani ile şehidin aynı kefeye konulduğunu, anaların yüreğinin yıkıma alet edildiğini, dağdaki katiller için gözyaşları döküldüğünü, sanatçılarla, sporcularla, gazetecilerle, yazarlarla toplantılar yapıldığını, işbirlikçi lobiler oluşturarak hazmettirme kampanyaları düzenlendiğini kaydetti. MHP'ye yönelik iftiraların başlatıldığını, alçakça karalanmak istendiğini de vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu: 

"Ve aradan geçen aylar sonra Başbakan her terör eylemini sanki bir sürprizmiş gibi algılayıp, 'provokasyon', 'tahrik', 'son çırpınış', 'barışa saldırı','hazımsızlık' olarak tanımlaya tanımlaya ve mazeretler uydura uydura bugünlere kadar gelmiştir. Oysa ki, daha işin başında sonuç bellidir, bu kılavuzlarla girilecek karanlık tünel  bilinmektedir. Bu nedenle, terörün ve bölücülüğün bu noktaya tırmanmasında Başbakan ve hükümetinin vebali büyüktür, kusurdan öte suçu vardır. Hukuk önünde hesap vermelidir ve mutlaka verecektir. Bu noktadan sonra ise Başbakan'la birlikte bu suça iştirak etmeye devam edecek olanları da aynı akıbet bekleyecektir."

"UCUZ ÖZÜRLE VEBALDEN KURTULAMAZ"

Daha bir yıl bile dolmadan 'açılım denen yıkımın' ne anlama geldiğini, kimin haklı olduğunu, yaşanan acı tecrübelerine bakarak görmenin mümkün olduğuna işaret eden Bahçeli, "Keşke, bu olaylar yaşanmadan Başbakan Erdoğan gerçekleri görebilseydi; keşke, geride kalan acılara şahit olunmadan girilen yolun yanlış olduğu anlaşılabilseydi. Keşke, yüzlerce kayıp vermeden bu yıkıma bir son  verselerdi, gözyaşları akmasaydı. Bu itibarla, bugün hiç kimse bize, karşımıza çıkanların uyarısını yapmadı diyemez. Hiç kimse ucuz bir özürle bunca kayıpların vebalinden kurtulamaz" şeklinde konuştu.

"MİLLİYETÇİ HAREKET, BU İHANETİ ASLA AFFETMEZ"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, bu işin gerisindeki mihrakların, hükümete nüfuz etmiş bir grup ırkçı zihniyetin temsilcileri olduğunu savunarak, küresel gelişmelerle yıkım projeleri örtüşünce faaliyete geçtiklerini kaydetti. Milletin birliği ve kardeşliğinin bozulması için ne kadar tahrik varsa karşılarına çıktığını, devletimizin devamlılığı ve bütünlüğü üzerine ne kadar tehdit varsa birer birer önlerine konulduğunu ifade eden Bahçeli, "Bu nedenle, iflas etmiş politikaların ve teslimiyetçi anlayışların besledikleri canavarı şimdi bırakacak kucak, bağlayacakları kapı aradıkları bu süreçte partimize yönelik görüşme çağrıları beyhudedir. Açılım denen yıkım sürecinden bu yana bizzat yaşadıklarımız, şahit olduklarımız, ve bedelinin de çok ağır kulağımızla duyup, gözümüzle gördüklerimiz unutulacak, sineye çekilecek, görmezden gelinecek basit hatıralar değildir?" diye konuştu. 

Haklarındaki ağır suçlama ve fitneleri göz ardı edip, partilerinin ve partililerin 'terörden nemalandığı', 'şehit istismarı yaptığı', 'PKK ile aynı safta yer aldığı' gibi alçakça ithamları sineye çekmeyeceklerini vurgulayan Bahçeli, "Bu zilleti millet çekmez. Herkes katlansa da Milliyetçi Hareket katlanmaz. Ve bu ihaneti asla affetmez" dedi. 

Bahçeli, Türkiye'nin, sıfır terör noktasından, yedi sene içinde 1990'lı yılların kanlı eylem dönemlerine gelmiş olmasında baş sorumlunun AK Parti zihniyeti olduğunu da savundu. Bahçeli, şunları kaydetti:
"Kuşkusuz ki, biz, bize karşı yapılanları bir kenara not ettik ve yeri gelince açacağız. Bundan kurtuluş yoktur. Buradan huzurunuzda hükümete çağrıda bulunuyorum: Terörle ve bölücülükle mücadelede bizim fikirlerimizden yararlanmak isteyenlere kapılarımızı aralamaya hazır olduğumuzu da açıklıyorum. Bu konudaki şartlarımızın ise bilinmesinde ve kabulünde ısrarcı ve kararlı olduğumuzu da ilan ediyorum. Eğer, Başbakan Erdoğan, 'açılım da yanıldım, çatışmayı derinleştirdim, terörü azdırdım, şahadetlere neden oldum' diyorsa; Türk milli kimliğine bağlılığını açıklıyorsa, milletimizi otuz altıya bölmekten vazgeçiyorsa; Amerika Birleşik Devletlerini dinlemeyeceğini, her saldırının ardından Washington'a sığınmayacağını, Barzani'ye haddini bildireceğini, yabancı başkentlere kulağını tıkayacağını ve Kandile gidip terörü teslim alacağını söylüyorsa; geçmişte hatalar yaptığını belirterek, şehide 'kelle', katile 'sayın' demekten pişmanlık duyduğunu, Mehmetçiğin yan gelip yatmadığına siperde bizzat şahit olduğunu itiraf ediyorsa; yıkıma alet ettiği akademinin mensubu polislerimizden, ağır hakaretlere maruz kalan askerlerimizden, etnik tahriklerle çatışma kıvamına getirdiği milletimizden özür de diliyorsa, bizim için hiçbir engel kalmamıştır. Bunları kendisinden duyduğumuz anda elimizi uzatırız." 

Görüşme şartlarının bunlar olduğunu belirten Bahçeli,"Yok eğer, Başbakan daha önce denediği gibi; bir yandan yıkım yolunda kararlılık mesajlarına devam ederken, partimizi de sürece ortak etme arayışlarını sürdürecekse, bir yandan teröre karşı olduğunu söyleyip öte yandan teröristle siyasal pazarlıklar yapmaya devam edecekse, bir yandan görüşmek isteyip, diğer yandan partimize yönelik yalanlara, iftiralara devam ederek tarihi gerçekleri saptıracaksa, sözde ateşkes denilen oyunun bir parçası olarak PKK ile karşılıklı silah bırakmayı küstahça önerecekse, bu karanlık yolda ve ilişkilerde Milliyetçi Hareket Partisi asla olmayacaktır" dedi.

"AÇILIM SÜRERSE ÇÖKÜŞ SÜRECİ BAŞLAYACAK" 

Şayet Başbakan Erdoğan ve arkadaşları tehlikeyi hala görememişlerse ve açılımda ısrarcı olacaklarsa, onları uyarmak istediğini belirten Bahçeli, şöyle konuştu: 

"Eğer açılım denen yıkım sürerse bilinmelidir ki; Türkiye'yi önüne katıp götüren gidişatın devamı karşımıza çöküş sürecini çıkaracaktır. Kanlı terör affedilecek ve hesabı sorulamamış ihanet nedeniyle milli vicdan çökecektir. İmralı canisi serbest kalarak siyasallaşmada yerini alacak, milli adalet hissi çökecektir. İkinci ve başka diller resmiyete girecek, milli kimliğimizin omurgası olan milli dil çökecektir. Ayrışmış kimliklerde ayrı mensubiyet uyanacak, çok milletli yapı doğarak milli devlet
çökecektir. Keskinleşmiş kimlikler yeni başkentler ve yönetimler arayacak, üniter devlet çökecektir. Ve biliniz ki bunun en sonunda, Allah korusun önce vatan,ulik katsayısı düşmü sonra milli varlık çökecektir."
Bahçeli, temennilerinin AK Parti hükümetinin bu tahribat seviyesinde açılımı terk etmesi olduğunu da belirterek, isim vermeden eski Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu'nun AK Parti'den istifa etmesine değerlendirdi. Bahçeli, "Ümit vericidir ki, her şeye rağmen gidişatın farkına vararak süreci sorgulamaya başlayan AKP'li milletvekilleri vardır, vebalini taşımamak için gereğini de yapmaktadırlar" dedi.

"IRAK'A YAPTIRIM ŞART" 

Bugün içerideki bölücülüğün silahlı gücünün dışarıdan idare edildiği ve bu maksatla Irak'ın kuzeyinin saldırı üssü olarak kullanıldığının bilindiğine dikkati çeken Bahçeli, yapılacak işin basit olduğunu söyledi. Bahçeli, ya Irak devleti ve aşiret reislerine karşı terör örgütünün bu bölgede barınmayacağı, askeri tedbirle desteklenen caydırıcı bir tavırla gösterileceğini, ya da bu yöntem uygulanmıyor veya geçerli olamıyorsa bu tedbirlere ilave olarak Irak'ın kuzeyine karadan askeri harekat yapılacağını
dile getirdi. 

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bunu yapacak donanım, tecrübe ve güce sahip olduğuna vurgu yapan Bahçeli, bunun başka bir yolu ve yöntemi olmadığını söyledi. Bahçeli, yaklaşık 26 yıldır süren bu dış tehdidin tamamıyla ortadan kaldırılması ve tıpkı bir zamanlar Suriye'ye yaptıkları gibi kesin ve sonuç alıcı ve açık bir tehdidin yapılmasının şart olduğuna da değindi. Bahçeli, "Eğer ahlak ve onur sahibi bir Başbakan ve hükümetinin, kendisini taahhütlerle bağlamamışsa, birilerine söz vermemişse, bir ihanete
düşmemişse bundan başka bir seçeneği de kalmamıştır. Üçlü mekanizma denilen oyunlarla, istihbarat paylaşımı denilen sözde işbirlikleriyle oyalanılması düşünülemez. Can ve mal kaybına neden olan bu kadar ağır bir tehdidin komşusundan geldiğini bilen bir devlet ve hükümet adamının yapacağı işler gayet bellidir ve açıktır. Birincisi, diplomatik ilişkilerin seviyesinin düşürülmesi ve ekonomik ilişkilerin durdurulmasıdır. İkincisi enerji bağımlılığının kullanılması ve ticari ambargodur. Üçüncüsü teröre
verdiği desteğin kesilmesi için birincil ve ikincil ülkelere kesin uyarıdır. Dördüncüsü, yaptırım şiddetinin artacağının muhatabına anlatılmasıdır. Beşincisi ise takdir edeceğiniz gibi gerekirse askeri müdahalenin başlatılmasıdır."

"ERDOĞAN'IN NATO'YU GÖREVE ÇAĞIRMASI ACZİYET"

Başbakan Erdoğan'ın Toronto'da ağzındaki baklayı çıkartarak, NATO'yu Kandil bölgesinin kontrolü için göreve çağırdığını belirten Bahçeli, "Bu davet, bir Türk Başbakanı'nın içine düştüğü acziyetin itirafıdır. Bu çağrı, yıllardır üçlü mekanizma ile avunan bir zihniyetin iflasıdır. Bu beyan, artık terörü önleyemeyeceği anlaşılan bir çaresizin teslimiyetidir. Bu açıklama, ben artık kendi gücümle terörü önlemekten acizim diyen bir zavallının çırpınışlarıdır. Ve sonuçları son derece tehlikeli olacaktır" dedi.

Hükümetin 'geliştik, kalkındık, büyüdük teraneleriyle', terör karşısındaki teslimiyetin anlamının taban tabana zıt olduğunu belirten Bahçeli, "Yabancı kuvvet talebi, Fatih'in, Yavuz'un, Kanuni'nin torunları olduğunu iddia eden birine değil ve ulik katsayısı düşmüancak müstemleke zihniyetine, ilkel kabile kültürüne layıktır. Başbakana da çok yakışmıştır" diye konuştu.
Terör örgütüne destek veren ülkeler arasında NATO üyesi ülkelerin de bulunduğunu belirten Bahçeli, "Başbakan gerçekten NATO gücünü kullanma konusunda kararlı ise yapması gereken bu paktı müdahaleye çağırmak değildir. Dost ve müttefik olduğunu yıllardır söylediği, iyi ilişkiler geliştirdiğini ilan ettiği bu ülkelerin PKK'ya desteğini kesmelerini sağlamasıdır" şeklinde konuştu.

"Türkiye Cumhuriyeti terör belasını kendi başına ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile imha edecek yetenek, kuvvet ve kudrettedir" diyen Bahçeli, "Yeter ki onu doğru müdahaleler yapmaya sevk edecek siyasi irade arkasında bulunsun, yeter ki korkmadan, çekinmeden, boyun eğmeyen, alttan almayan, karnından konuşmayan bir hükümet işbaşında olsun. Yoksa Mehmetçiğimizin yapamayacağını, mesela Kanadalı, Polonyalı, Bulgar, Romen, İtalyan, Danimarkalı askerler mi yapacaktır? Başbakanın yaptığı açıklamadan anlaşılmaktadır ki, bu bölgeye kara askeri bir harekat şarttır ve kaçınılmazdır" dedi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.