Yerel Kamu Hizmeti Standartlarının Oluşturulması Araştırma Projesi

Yerel Kamu Hizmeti Standartlarının Oluşturulması Araştırma Projesi
Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün (TODAİE) yürüttüğü 'Yerel Kamu Hizmeti Standartlarının Oluşturulması Araştırma Projesi'nin açılışı bakanların katılımıyla gerçekleştirildi.

Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün (TODAİE) yürüttüğü 'Yerel Kamu Hizmeti Standartlarının Oluşturulması Araştırma Projesi'nin açılışı bakanların katılımıyla gerçekleştirildi.

TODAİE'nin yürüttüğü 'Yerel Kamu Hizmeti Standartlarının Oluşturulması Araştırma Projesi' düzenlenen açılışla gerçekleştirildi. Projenin açılış toplantısına, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik katıldı. Bakan Şahin, yaptığı konuşmada, "Bildiğiniz gibi günümüzün küreselleşen dünyasında devletin insana sunduğu kamu hizmeti anlayışında önemli gelişmeler meydana gelmektedir. Bu manada katı ve merkeziyetçi yapı terk edilmekte ve daha

esnek yerinden yönetilen, katılımcı yönetim anlayışına geçiş yapılmaktadır. Bu geçiş sürecinin garantisi, kamu hizmetlerinde şeffaflık ve hesap verilebilirliğe hizmet sağlayan kamu hizmeti standartlarının oluşturulmasıdır" diye konuştu.

Şahin, ülke mahallini ilgilendiren kararların Ankara'dan alınmasının, ülke genelinde hizmetlerin Ankara'dan yapılmasının hep tartışılan bir konu olduğunu belirterek, hükümet olarak mahalli müşterek nitelikli kamu hizmetlerinin yerinden yapılması yönünde kararlı olduklarını belirtti.

"HAYATIMIZI, DEVAMLI YOL YAPAN KALDIRIM YENİLEYEN BİR GÜNDEMLE MEŞGUL ETMEMELİYİZ"

"Genelde bütün devlet birimlerimiz ama özelde yerel yönetimlerimiz için bizim henüz tam olarak aşıp çözemediğimiz iki ana konu vardır" diyen Şahin, şunları kaydetti:

"Birincisi ölçek sorunudur, diğeri ise kalite yani standart sorunudur. Ölçek açısından baktığımızda hem coğrafi açıdan hem demokratik açıdan yerel yönetimlerimiz arasında belli bir standardın asgari varlığın, değerin olmadığını çok rahatlıkla görmekteyiz."

"Ucuz mal alacak kadar, ucuz iş yapacak kadar zengin olmadığımızın farkında olmalıyız" diyen Şahin, "Paramız olsa bile zamanımızın ondan daha değerli olduğunun farkında olmalıyız, hayatımızı devamlı yol yapan kaldırım yenileyen bir gündemle meşgul etmemiz, boş zamanlarımızı daha huzurlu daha keyifli geçirmemizin kendimize bir hak olduğunu ve şehrimizin bir hakkı olduğunu düşünmeliyiz" dedi.

Şahin, yerel yönetimlerdeki yapısal değişim düzenlemesinden sonra, merkezi idarenin taşra yapısının da ele alınmasının ölçek açısından gerekli olduğunu ve ilk adımın yerel yönetimlerden atılması gerektiğini düşündüklerini kaydetti.

"BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN DA YEREL YÖNETİMLERDEN GELİYOR OLMASI AVANTAJ OLDU"

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da, projeyi çok önemsediklerini belirterek, Dokuzuncu Kalkınma Planı'nda yerel yönetimler için merkezi idare olarak birtakım hizmet standartlarının belirleyeceğini ve merkezi idarenin bu standartlara uyup uymadığını denetleyeceğine dikkat çekti. Yılmaz, yerel yönetimlerin ülkenin her tarafına dağıldığını kaydederek, ortak bir hizmet alınması için standartların belirlenmesi için de önemli olduğunu söyledi. Yılmaz, "Yerel yönetimler konusunda hükümetlerimiz çok önemli işler

yaptılar. Başbakan Erdoğan'ın da yerel yönetimlerden geliyor olması büyük avantaj oldu, bu işlerin öncelik kazanmasında" dedi.

"DERT DEĞİL, DERMAN OLAN YENİ BİR ANAYASANIN ZARURET OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, artık yönetenlerin tek ve mutlak söz sahibi olduğu dönemlerin çok geride kaldığını ifade ederek, yönetenlerin yönetilme ve karar alma mekanizmalarına ortak alma anlayışının her geçen gün geliştiğini söyledi. Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

"Yakın tarihte yaşanan anti-demokratik müdahalelere rağmen, Türkiye bugün demokrasi, özgürlük, insan hakları ve yönetimde şeffaflık gibi alanlarda önemli mesafeler katettiğini çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Türkiye, artık eski Türkiye değildir. Türkiye, insan hakları, demokrasi gibi hakları bir imtiyaz olarak değil hak olarak gören bir yönetim anlayışına sahiptir. Türkiye artık insanı öteleyen değil, insanı merkeze alan bir yönetim anlayışına sahiptir. İşte bu sayede Türkiye, her geçen gün büyüyen

ekonomisiyle bugün Dünya'nın en saygın ülkelerinden biri haline bu değişim süreçleri haline gelmiştir."

Bakan Çelik, yöneten ve yönetilenleri bağlayan ana unsurlardan en başında gelenin anayasa olduğunu anlatarak, parlamentoda milletin yüzde 95'ini temsil eden partilerin millete dayalı yeni bir anayasayı oluşturma zorunluluğu olduğunu söyledi. Çelik, "17 kez değişen ve yamalı bir bohçaya döndürülen anayasanın bu süreçte son derece önemlidir. Kamu hizmetleri açısından geneliyle bu hizmetlerin sunulmasının ana merkezini anayasa oluşturmaktadır. Bu yüzden kısa ve net ifadeler içeren, herkesin rahat

anlayabildiği, imtiyaz içermeyen, herkesi kucaklayan ve milletin dertlerine sahip çıkan, dert değil derman olan yeni bir anayasanın, yönetim anlayışı oluşması açısından önemli bir zaruret olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.

'Adamı olana değil derdi olana hizmet götürmenin' temel bir prensip olması gerektiğini söyleyen Çelik, 'senin derdin benim derdim' diyen bir yaklaşımın olması gerektiğine dikkat çekti.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.