Tbmm’de “İnsan Haklarının Unutulan Parçası: Mağdurun Hakları” Paneli

Tbmm’de “İnsan Haklarının Unutulan Parçası: Mağdurun Hakları” Paneli
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, “Cenevre Konferansı toplandı, toplanacak. Buradan söylüyorum Cenevre Konferansı’ndan hiçbir şey çıkmayacak. Her gün 40-50 kişi ölmeye devam ediyor” dedi.

- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, “Cenevre Konferansı toplandı, toplanacak. Buradan söylüyorum Cenevre Konferansı’ndan hiçbir şey çıkmayacak. Her gün 40-50 kişi ölmeye devam ediyor” dedi.

‘İnsan Haklarının Unutulan Parçası: Mağdur Hakları’ paneli, TBMM tören salonunda düzenlendi. Panele, TBMM Başkanı Çiçek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve diğer konuklar katıldı. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, yaptığı konuşmada insan hakları konusundaki risklere değinerek, insan haklarının ciddi tehdit altında olduğunu söyledi. Çiçek, insan haklarına aykırı olarak terör olaylarına işaret ederek, “Klasik ceza hukuku sisteminde bireysel suç esaslı ceza hukuku var. Günümüz dünyasında organize suçlar o dönemlerde ortaya çıkmadığı için kumu düzenini ihlal ettiği için o fiilleri suç haline getirmiyor. Bireysel birçok suç bile organize işlenmekte, bunlardan en çok işlenen suçlar terör suçlarıdır” diye konuştu.

Terör suçlarında ikiyüzlülük olduğuna dikkat çeken Çiçek şunları söyledi:

“Terör örgütleri siyasi enstrüman gibi dış politikaların bir ülkenin bir başka ülkeye veya uluslararası örgütlerin bir ülkeyi istikrarsız kılmak adına başvurduğu, onlar adına en iyi yöntem olarak görülüyor. İnsan haklarına en büyük tehditlerden bir tanesi uluslararası camianın terör konusundaki ikiyüzlülüğüdür. Birçok anlaşma imzalamışız. Terör suçlularını ya iade edeceksin ya da yargılayacaksın. Türkiye bu kuralı hayata geçirmek için çalışıyor. Türkiye’ye çok büyük zararlar vermiş olan, kendi toplumlarında barınan, elini kolunu sallayarak gezen insanlarla ilgili ne adam gibi yargılama yaparlar ne de iade ederler.”

Çiçek, “Hiçbir terör örgütü dış destek almadan bir hafta yaşayamaz. Bazı örgütler 30-40 sene varlığını sürdürebiliyor, eylemler yapabiliyorsa, sayısı şu veya bu miktar olan insanlar, parayı nereden buldular, lojistiği kim temin eder, eğitimi kim verir, nerede yatar ve nerede yaşarlar? Bunların uluslararası güç olmadan yapılması mümkün değildir” diye konuştu.

İnsan hakları konusunda en büyük riskin çifte standart olduğuna işaret eden Çiçek, dış politikada bazı ülkelerin siyasi engellemelerle karşılaştığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Minsk Grubu diye bir grup var, güneş tutulması gibi senede bir defa toplanır. Bugün 20 yaşında olan bir genç, doğduğu köyü göremeden başka yerlerde hayat sürdürüyor. İkiyüzlülüğün en büyük dezavantajını Türkiye yaşıyor. Uluslararası toplantılarda Suriyeli mülteciler için ‘Türkiye’nin yaptıklarını takdir ediyoruz’ ifadelerini kullanıyorlar. Takdirleriniz mültecilere kahvaltı yerine geçmiyor. Hiçbir ciddi tedbir konusunda gayret yok. Sadece vicdanlarını rahatlatmak için takdir etmekle sorumluluklarını ortadan kaldırıyorlar.”

Suriye'de kimyasal silah kullanmanın yasaklandığını hatırlatan Çiçek, konvansiyonel silahlarla 100 bin insanın hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Cenevre Konferansı toplandı, toplanacak. Buradan söylüyorum Cenevre Konferansı’ndan hiçbir şey çıkmayacak. Her gün 40-50 kişi ölmeye devam ediyor” diye konuştu.

Mağdurun birey olduğunu belirten Çiçek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Devlet bazı yaptığı iş ve işlemler sebebiyle suçun hem mağdurudur hem de mağduriyete sebep veren kurumdur. Cumhuriyetin 90. yılı, çıkarılan af sayısı 548 diye biliyorum. İki yılda bir af çıkaran bir ülkede devlet suçun mağdurunu mağdur ediyor demektir. İkide bir ‘af konusunda ne diyorsunuz’ derler. Af konusunda 'of ' demek lazım. Bu kadar çok af çıkarırsanız, bunun birçok olumsuz yansımaları olur. Yargının ve hukukun etkisini azaltırsınız. Suça teşvik edersiniz. Cezanın caydırıcılığını azaltır.”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin ise, sosyal devlet olarak insanların yanında yer almanın görevleri olduğunu söyleyerek, “Türkiye’nin hukuk devleti normlarında başta olmak üzere bütün kanunlarda mağdurun ve muhtacın yanında olup, onlara pozitif ayrımcılık hukuki altyapısını oluşturmaya çalıştık. Ceza Kanunu 35 yıl sonra ilk defa çıkarıldı. Mağdurun hakkını koruyan bir anlayışla çıkarıldı” ifadelerini kullandı.

Bakanlığın yeni bir bakanlık olduğunu kaydeden Şahin, zengin ile fakir arasındaki gelir uçurumunu azaltma, kadının statüsünü iyileştirmenin görevleri olduğunu söyledi. Bakan Şahin, “Bakanlık olarak hukuki boyutta ne yapılması gerekiyorsa bunun mücadelesini veriyoruz. Çıkardığımız en önemli yasalardan bir tanesi kadının statüsünü güçlendiren, kadının sorunlarını, şiddeti azaltan yasayı bütün partilerin oy birliğiyle çıkardık” şeklinde konuştu.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.