Tbmm Genel Kurulu'nda Bütçe Görüşmeleri
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin kriz ve kaosla baskılanmış ülkelerin yanı başında ve doğrudan bu ülkelerin tesiri altında olduğunu savunarak, "Bugün ekonomik sorunlardan dolayı Avrupa Birliği'nin geleceğine ve devamlılığına umutsuz ve olumsuz bakılıyorsa bunu en başta, ülke olarak biz dikkatle irdelemeli ve üzerinde durmalıyız" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Genel Kurulu'nda, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde partisinin görüşlerini açıkladı. Bahçeli konuşmasının başında, AK Parti Hükümetinin 10. bütçesinin müzakere edildiğini hatırlatırken, "Sırf hazırlanan bu bütçe sayısı bile, iktidar partisi tarafından dillendirilen vaatlerin yerine getirilmesi ve verilen sözlerin tutulması için ne kadar geniş bir zaman aralığının var olduğunu ortaya koyacaktır" ifadelerini
kullandı. "İyi niyet ve rekabet prensipleri doğrultusunda karşılıklı siyasi mücadele içinde olduğumuz Sayın Başbakan'ı; böylesi bir dönemde burada görmeyi samimi bir şekilde arzuladığımızı ifade etmeliyim" diye devam eden Bahçeli, rahatsızlığı nedeniyle bütçe görüşlerine katılamayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a acil şifa dileğinde bulundu. Parlamenter demokrasilerde bütçelerin çok önemli ve hayati bir özelliği olduğu ifade eden Bahçeli, "Bu yönüyle bütçe, iktidarların vizyonunu, bir yıl içinde atacağı
adımları, tercih edeceği politikaları ve ekonomik seçenekleri ihtiva eder. Bütçeye bakarak, hükümetlerin niyetini, ufkunu, belirlediği icraatlarını ve neleri önceliğine aldığını ve hangi hedeflere odaklandığını anlamak imkan dahilindedir. Bütçe görüşmeleri aynı zamanda muhalefetin millet adına düşüncelerini aktaracağı, izlenecek politikalar hakkında tespit ve ikazlarını paylaşacağı demokratik bir ortam da sunmaktadır" diye konuştu.
2012 bütçe görüşmeleri sürecinde, çok talihsiz ve elem verici hadiselerle karşılaştıklarını kaydeden Bahçeli, "Özellikle bölücü terör saldırıları ve deprem felaketi nedeniyle canımız yanmış ve ciddi düzeyde kaybımız olmuştur. Kış aylarını, soğuk günleri yaşadığımız şu zaman diliminde; Van depreminin vahim sonuçlarını, içimizi sızlatan yıkımını ve yol açtığı feryatları duymak ve hissetmek hepimizin ve en başta da hükümetin bir vazifesidir. Ancak bugüne kadar depremle mücadelede açığa çıkan zafiyetin,
acziyetin ve karmaşanın hazırlayıcısı ve sorumluluğu da hiç şüphesiz AKP hükümetindedir" dedi.
2012 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının, hem Türkiye'de hem de komşu coğrafyalarda yaşanılan sorunların ve tehlikeli gidişatın üst üste çakıştığı bir dönemde görüşüldüğünü söyleyen Bahçeli, küresel ekonomideki yangının, AB üyesi bazı ülkelerdeki ekonomik gerilimin, bunların sosyal ve siyasal sistemlerindeki tıkanıkların da bu sürece paralel gittiğini anlattı. Türkiye'nin kriz ve kaosla baskılanmış ülkelerin yanı başında ve doğrudan bu ülkelerin tesiri altında olduğunu savunan Bahçeli, "Bugün ekonomik
sorunlardan dolayı Avrupa Birliği'nin geleceğine ve devamlılığına umutsuz ve olumsuz bakılıyorsa bunu en başta, ülke olarak biz dikkatle irdelemeli ve üzerinde durmalıyız" ifadelerini kaydetti.
İletişim ve ulaşım teknolojilerindeki gelişmenin farkındalık düzeyini arttırdığına, ilgi ve merak seviyesinin bir hayli fazlalaştırdığını kaydeden Bahçeli, bu nedenle, haksızlıklar, adaletsizlikler ve kuralsızlıkların dünyanın her köşesine anında yayıldığını ifade etti. Ekonomik sorunlara ve gelirin belirli ellerde toplanmasına yönelik bir dip dalgasının, mesafe aldığını ve dünyayı hızla bir karmaşanın içine sürüklediğini vurgulayan Bahçeli, daha çok kâr elde etme üzerine kurulan ekonomik düzenin
tökezlemesi ve çıkmaza girmesinin sosyal kesimleri katlanılamaz maliyetlere ve trajedilere sevk ettiğini kaydetti. "Bundan kaynaklı travmalar siyasal sistemleri, yönetimleri ileri düzeyde tehdit etmektedir" diyen Bahçeli şunları kaydetti:
"Yunanistan'da başlayan çözülmeyi, sıçradığı yerleri ve dünyanın değişik ülkelerindeki protestoları bu haliyle iyi okumak ve gerekli sonuçları çıkarmak gerekmektedir. Elbette yaşanılanların kaynağı ekonomik kriz olmakla birlikte gelişme seyri ve ilerleyiş şekli sosyal ve siyasal niteliklidir. Banka ve şirket kurtarmaları biçim ve kılık değiştirmiş, artık iş devletlerin kurtarılmasına kadar gelmiştir. Küresel ekonomik sistemin büyük oyuncularının düşüncesizliklerini, israflarını, utanmazlıklarını,
sahtekarlıklarını ve kabalıklarını hiçbir suçu günahı olmayan insanlar bugün geldiğimiz bu aşamada sineye çekmemektedir. Toplumsal direnç ve tepki dalga dalga yayılmakta ve hiçbir ülkenin emniyette olmadığını ispatlamaktadır. Bugün ekonomik sorunlardan dolayı AB'nin geleceğine ve devamlılığına umutsuz ve olumsuz bakılıyorsa bunu en başta, ülke olarak biz dikkatle irdelemeli ve üzerinde durmalıyız. Borçların sürdürülebilirliği ve ekonomik yavaşlama ile ilgili kötümser gelişmeler küresel dengesizliklerin ve
risklerin yüksek düzeyde seyretmeye devam ettiğini açıkça göstermektedir."
Avrupa'daki çalkantıların, Türkiye ekonomisini başta sermaye hareketleri olmak üzere reel sektörün daralması yoluyla olumsuz yönde etkilemesinin kaçkaldırıları ve deprem felakeınılmaz olduğunu savunan Bahçeli, "Geleneksel ihraç pazarımız olan AB'deki kriz, ihracat potansiyelimizi tehlikeye düşürecek bir risk taşımaktadır. Diğer ihracat pazarlarımız olan Ortadoğu ve komşularımızda yaşanan olaylar nedeniyle ihracatımızı bu bölgelere kaydırmak da tabiatıyla zor olacaktır. Üzülerek söylemeliyim ki, Türkiye
kriz ve kaosla baskılanmış ülkelerin hemen yanı başında ve doğrudan tesir alanındadır. AK Parti Hükümeti'nin vizyonsuzluğu ve meselelere kasti aşan yanlış yaklaşımı beka düzeyinde problemlere davetiye çıkaracak ve bunun vebali de elbette iktidarın omuzlarında olacaktır'' diye konuştu.
"BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ AK PARTİ HÜKÜMETİNİ KULLANMAK İSTİYOR"
Bahçeli, ''Arap baharı'' diye adlandırılan gelişmelerin, aslında istikrarsızlık ve isyan dalgalarıyla birlikte yürüdüğünü ve ''Büyük Ortadoğu Projesi''nin emir ve denetiminde yayıldığını öne sürdü. Kitlelerin memnuniyetsizliğinin tahrik ve provoke edildiğini söyleyen Bahçeli, Tunus'tan Şam'a kadar tüm rejimlerin, yönetimlerin baskı altına alındığını kaydetti. "1916 yılından beri yabancı başkentlerde, karanlık odalarda, kirli mekanlarda paylaşıma, bölüşüme konu olan Ortadoğu'nun bir kez daha masaya
yatırılması için uygun iklimin beklendiğini ve sonunda da elde edildiğini" iddia eden Bahçeli, ''Demokrasi, barış ve özgürlük beyanatlarıyla, hazırladıkları zehri Türk-İslam alemine içirmeye çalışanlar, bugüne kadar ne yazık ki amaçlarına ulaşmışlardır. Haçlı zihniyeti demek olan bu kutsal ittifakın insafı, merhameti ve acıma duygusu yoktur. Bunların Müslüman alemi, Arap toplumu için iyi niyet taşıması da eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu çevrelere çanak tutan, Batının gölgesinde yaşamayı içlerine
sindiren, işbirlikçilikte, tavizde gözleri kamaştıran emirleri, şeyhleri, sultanları, kralları şüphesiz ihmal etmemek lazımdır" dedi.
Tüm bahislerin halen Suriye üzerine oynandığını, bu ülkenin işgali ve yönetim değişikliği planlandığını kaydeden Bahçeli, AK Parti iktidarının göz göre göre buna alet olduğunu ileri sürdü. AK Parti'nin ''Suriye çıkmazına'' itildiğini savunan Bahçeli, Büyük Ortadoğu Projesi'nin Müslüman toplumlarına kabul ettirilmesi ve toplumsal dönüşümün sağlanması için AK Parti hükümetinin kullanılmak istendiğini öne sürdü. Bahçeli, ''AKP hükümeti başından beridir, suflörü Batı, kılavuzu Büyük Ortadoğu Projesi olan
kanlı bir oyunun dişlileri arasında kalmış ve olaylara yabancı başkentlerin gözüyle ve bakış açısıyla yaklaşmıştır'' diye konuştu. "Şam'ın düşmesinin telafisi çok zor olaylara kapı aralayacağını" söyleyen Bahçeli, ''Biliniz ki Şam'dan sonra Büyük Ortadoğu Projesi depremi durmayacak, bu Haçlı fitnesi ve şiddeti görüş alanına Tahran ve Ankara'yı alarak ilerleyecektir'' dedi.
AK Parti'nin Suriye'de izlediği politikanın bu düşünce sahiplerinin değirmenine su taşıyacağını savunan Bahçeli, ''Kaygıyla izliyoruz ki Suriye ile Türkiye fiili savaş şartlarının sınırına gelmiş ve dayanmıştır. Karşılıklı yaptırım kararları, sınırlardaki gerginlikler hep bu sürecin bir neticesidir. Başbakan Erdoğan'ın kardeşi, dostu, birlikte tatile kaldırıları ve deprem felakeçıktığı Esad, şimdi düşman haline gelmiş ve iddialara göre halkını katleden bir vahşiye dönüşmüştür'' ifadelerini kullandı.
'Büyük Ortadoğu Projesi'nin gelişim seyrinin milleti derinden etkileyeceğini söyleyen Bahçeli, ''Komşu ülkelerin içişlerine karışanlar, muhaliflerini besleyerek silahlandıranlar, aynısının başkaları tarafından ülkemize karşı uygulanması halinde hükümet ne yapacaktır ve hangi yolu izleyecektir'' diye sordu. Hükümetin, girdiğini ileri sürdüğü bu karanlık yoldan dönmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, ''Bölgemizde Doğu sorunu kapsamında İran, Türkiye, Irak ve Suriye topraklarında dört parçalı 'Büyük
Kürdistan' planlanmaktadır ve bu adım adım ilerletilmektedir. Bağdat ve Şam'dan sonra, Ankara ve Tahran'ın dönüşmesi bunun için öncelikli hedeftir" diye konuştu.
YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI
TBMM 'nin yeni anayasa yapmak için bir komisyon marifetiyle çalışmalarına başladığını hatırlatan Bahçeli, "Yeni anayasa, Türk milletinin milli ve manevi ilkelerini teminat altına alan bir görüş derinliğiyle, Cumhuriyeti koruyan ve gelişmesine destek veren fikir zenginliğiyle, bin yıllık kardeşlik bağlarını sarsmayan, milli kimliğimize sahip çıkan berrak bir iradeyle temellendirilmesi gerekiyor. Bu çalışmalar millet olmayı sakatlayacak sosyolojik kırılmaya, ihanetle aynı anlama gelecek ayrımcılığın
meşrulaştırılmasına yol açmaması konusunda uyanık olmalı" dedi. Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
"Her türlü anayasal çalışmanın, hazırlığın ve çerçevenin özü ve ilkesi, devletimizin Türkiye Cumhuriyeti, adımızın Türk milleti, başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu kararlılığına, sözüne ve değiştirilemeyecek iradesine bağlı olmalıdır. Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temellerin tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek dil ülküsü olduğu benimsenmelidir. Bunun dışındaki her yol, yöntem, teklif ayrılıkta,
bölünmede, çözülmede, dağılmada mutabakat arayışıdır ki bizim de buna sıcak bakmamız, rıza göstermemiz ve tahammül etmemiz söz konusu bile olmayacaktır. Bugün de karşımızdaki ayrılma ve bölünme tehlikelerine karşı yegane direnç ve dayanma noktası, yürekleri vatan ve millet sevgisi ile dolu olduğuna inanmak istediğim muhterem milletvekillerinin direnme gücü ile eşdeğerdir.''
"TÜRK EKONOMİSİNİN 2012 YILINDA CİDDİ SORUNLAR YAŞAMASI KAÇINILMAZ"
Türkiye'nin ekonomisinin, son 9 yıldır hiçbir yapısal önlem almadan göstermelik tedbirlerle, ''düşük kur-yüksek faize'' dayalı sıcak paraya bağımlı bir anlayışla idare edildiğini iddia eden Bahçeli, ''Gerekli ve yeterli tedbirleri zamanında almayarak, başta cari açık olmak üzere birçok sorunu kalıcı ve kronik hale getirmiştir. AKP bugüne kadar uyguladığı yanlış politikaların Türkiye ekonomisini sürüklediği açmazı kamuoyundan gizlemek için ise sürekli hesap ve rakam oyunlarına başvurmuştur'' diye
konuştu.
2002 yılında 224.8 milyar dolar olan toplam iç ve dış borç stokunun, 2010 sonu itibariyle 510.3 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bahçeli, ''Cari açık ve dış ticaret açığında da Cumhurildırıları ve deprem felakeyet tarihinin rekorları kırılmıştır. 2002 yılında cari işlemler açığı 1.5 milyar dolar, dış ticaret açığı da 15.5 milyar dolar iken; 2011 yılında dış ticaret açığı 102.1 milyar dolar, cari açık 2002 yılına göre yaklaşık 50 kat artarak 71.7 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye'de rekor düzeylerde
seyreden cari açık en önemli sorunlardan biri olmaya devam etmektedir. 2002 yılında gayri safi yurt içi hasılanın sadece yüzde 0.3'ü kadar cari açık veren ülkemiz, 2011 yılında gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 9.4'ü kadar cari açık verecektir" dedi.
"AK Parti ile birlikte yapısal hale gelmiş bulunan cari açık sorununun bugün uygulanmakta olan üretim yapısı ve kur politikasıyla da çözülmesi mümkün görünmemektedir" diyen Bahçeli, dış talepteki daralmanın dikkate alındığında Türkiye ekonomisinin 2012 yılında ciddi sorunlar yaşamasının kaçınılmaz olmayacağını ileri sürdü.
2012 yılı programı ve bütçesi birlikte değerlendirildiğinde, hedeflerin dünya ekonomisindeki gelişmeler ile Türk ekonomisindeki risklerin göz ardı edilerek hazırlandığını ve tahminlerin yıl sonunda tutturulamayacağını savunan Bahçeli, ''Sonuç itibariyle 2012 bütçesi bize güven vermemektedir'' dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.