Siyaset kazanı

Siyaset kazanı
Maraş’ın sahibi yok denildi, yazıldı, söylendi, konuşuldu.

Maraş’ın sahibi yok denildi, yazıldı, söylendi, konuşuldu.

Kimse çıkıda bu makûs talihi yenmek için elini taşın altına koymadı.

Birkaç siyasetçi birkaç adam gibi sivil toplum kuruluş önderi dışında.

Herkes kendine yonttu, herkese başkası üzerinden kumar oynadı.

Biz ne istedik, kimin için istedik. Tabi ki ortak sevdamız Kahramanmaraş. İstiyoruz ki, seçtiklerimiz etliye de, sütlüye de karışsın.

Şunu da istiyoruz; yeri ve zamanı geldiğinde sesini yükseltecek, yüksek sesle düşünecek, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşları yanında üniversite ile de yakından ilgilenecek, bunlardan gelen projeleri değerlendirip, hayata geçmesi için elini taşın altına koymak yetmez, yüreğini de ortaya koyacak cesur yürek istiyoruz.

Şehrin bir yığın problemi var. Kimse belediye başkanına yardımcı olmuyor. Herkes kendi derdinde, sevdasında. Herkes siyasetin ucuna ilişmiş, bir koltuk, bir ballı lokma tatlısı kapabilme umudu içinde yüzüyor.

Meclise gönderdiklerimiz, bürokratlarla uyuşamadı. Sanki aralarında kan uyuşmazlığı var. Siyasetçiler tuttu, bürokratlarla uğraştı. Başkasına gücü yetmeyince, gücü gücü yetene misali, ötekinin kara dediğine ak demedi, sahip çıkmadı. Bugün bürokratlar başka illere gitti, kaçtı.

Mızmız, uyuşuk, pısırık, ne dediği anlaşılamayan bürokratlarla çalışmak kaderimizmiş gibi,

Maraş’a gelenler, bürokrasiyi burada öğreniyor. Hani acemi berber tıraşı ahmağın kafasında bellermiş ya, o hesap işte. Bize gelenler acemi, biz de ahmak olunca, tıraş yanında kafaları da ütüleyen siyasetçileri de buna eklerseniz, bu şehir bir adım ileri gitmiyor sağdan-soldan “Bu şehir sahipsiz, bu şehirden bir halt olmaz!” yakınmaları da eksik olmuyor.

Zemheri ayındayız, kazan kaynamaya devam ediyor.

Ateşi yakanlar, altına  odun atmaya hevesliler çok olunca, bu ateş hiç söneceğe benzemiyor seçimlere kadar.

 

Siyaset kazanı, her geçen gün ilgi odağı haline gelir, özellikle vekilliği düşleyenlerin, hayal kuranların rağbet ettiği sayfa haline gelince, biz de, siyasi partiler içerisinde, layık  gördüğümüz isimleri, tabi düşüncelerini alarak sayfaya taşıyarak bu zenginliği artırmaya çalışıyoruz.

Evet, Av.Ali Ünlü’den söz ediyoruz.

Bu zenginliğe katkı sağlayanlardan biri de CHP saflarında uzun zamandır mücadele vermiş, ancak son dönemlerde ili yönetimi ile yollarını ayırmış olan, önce kişi olarak belirtelim, beyefendi bir hukukçu olarak Av.Ali Ünlü’yü taşımamazlık yapamazdık.

İyi bir CHP’li, mükemmel bir hukukçu olduğunu herkes bilir, takdir eder.

Siyaseti de seviyor ki bu birikimini, bu sevgisini yerelden çıkarıp Ankara’ya taşımak için genel seçimlerde milletvekili olmayı hedeflemiş.

Listeye girer veya girmez, meclisin yolunu tutar veya tutmaz, ancak bilinen şu ki, yolu da, çizgisi ve safı da her daim sağlam duran ve sağlam kumaş olarak bilinen bir arkadaşımız.

Ne diyelim, hayırlısı demekten başka…

dscn3399.jpg

 

O’nu geç tanımış olsak da, partisine sadık bir MHP’li olduğuna inandık iman getirdik.

Mütevazı bir kişiliği, mütevazı işyeri ancak kabına sığmayan ülkücü yanı ile, eşi dostu onu her daim alıp başına taç etti.

Celal Görkem, davasına her zaman sahip çıkan, davadan dönmeyi yiğitlik saymayan, dost dediğini arkadan hançerlemeyen, kazık atmayan bir karaktere sahip.

Gözünün tuttuğunu sever, sayar. İtibar eder.

Mütevazı işyerinde, çay bile içmeden sorduk, “Milletvekilliği seçimi var, 6 ay kaldı. Ne diyorsun, aday adayı olacak mısın?” dediğimizde, kararlıydı, ifadeleri ve gözleri ışıl ışıldı.

Bunun anlamı “evet”ti.

Geçmişte, Ömer Özkan MHP Merkez İlçe Başkanı iken birliktelikleri çoktu, ki bugün de böyle. Dedik ya, adam gibi adamların yanında olur, dururdu.

Bakalım, bekleyelim,  görelim Mevla neyler, eylerse güzel eyler.

Değil mi sevgili Celal Görkem!

celal-gorkem.jpg

Kamuoyu onu yakından tanır. Adının başına başka bir lakap getirseler de, çok akıllı geçinenden daha zeki, akıllı olduğunu bilmeyen yok.

Bir kere, sanki Kahramanmaraş’ın nüfus müdürü. Sanki kimliklerini kendisi vermiş gibi, bilmediği, tanımadığı birini göremezsiniz.

Talat Pekin’den söz ettiğimizi hemen anladınız. Zaten resmine bakınca, gülümsediniz, dudak büktünüz, bıyık altından güldünüz bile.

O’nun yandaki resmini değerli meslektaşımız Mustafa Şirin çekti.

Tuttu, Talat Pekin’i bağımsız milletvekili adayı yaptı.

Haberi de çok büyük sükse yaptı Allah için. Daha yazın, siyasetin s’si bile okunmazken, siyaset kazanı kaynamaz, ateşin altına odun atılmazken, Şirin kardeşimiz bağımsız milletvekili adayı olarak Pekin’i ortaya sürdü.

Kahramanmaraşspor’un başına Talat’ı getirseler, takım şimdiye kadar transfer yasağını kaldırmıştı. Meclise gitse, Maliye Bakanı olsa, ülkenin dış ticaret açığı kısa sürede aşağılara çekilir.

Para dedin mi akla Napolyon değil, Talat Pekin gelir. “Dünyayı gezdim, paradan büyüğünü görmedim!” diyen adam Maliye Bakanı olmaz da ne olur!

Eeee, bırakın da gitsin adamcağız. Ha, bu şehir bağımsızdan kimseyi meclise göndermez diyorsanız, vallahi o da sizin sorununuz. Talat gibisi zor geçer bir daha elinize! Bindiğiniz dalı kesiyorsunuz, haberiniz yok!w

talat-pekin-9.jpg

Kulağımıza gelenlere bakılırsa, beyefendi insan, Kahramanmaraş BARO Başkanı Av.İsmail Kahveci de AK Parti’den milletvekili aday adayı.

Aday olur mu, öyle bir şansı var mı, bilemeyiz. Bizim bildiğimiz, mesleğin icrası ve temsil noktasında hayli başarılı olduğu.

Kahveci tanıdık bir aile. Hayli de geniş bir sülaleye sahip.

Sonra çevresi olan insan.

Mesleğindeki başarısını karakterine de yansıtınca, ortaya mükemmel bir kişilik portresi çıkıyor ki, bunun adı da İsmail Kahveci olup çıkıyor.

Aynı zamanda da AK Parti il yönetiminde.

Baro başkanı da… Meslektaşlarını layıkı ile temsil de ediyor. Bir abur-cuburuna rastlamadı kimse, duymadı da… Düzgün bir kişiliği var.

Eeeee, geriye ne kaldı, meclise gitmek.

Umut meselesi, kısmet meselesi her şey.

dscn1097.jpg

Nisan 1999 genel seçimlerinde, CHP’den milletvekili aday adayı olduğunda, herkes ona meclise gidecek gözüyle bakıyordu ki, kendisi de bunu hak ediyordu.

İşçiydi, ilkokul mezunuydu o zamanlar ama, çok üniversite mezununa taş çıkartacak kadar bilgili, kültürlü ve donanımlı bir bayandı.

Gerek kendini ifadede, gerekse partisini ve misyonunu anlatmada çok başarılı, çok mükemmeldi.

Ancak ne olduysa oldu, partisi baraja takılınca, meclise gitme umudu gelecek dönemlere kalmıştı.

Sonra, tuttu, muhtemelen 2006 yılında, Kahramanmaraş Kadın Girişimciler Derneğini kurdu. “Kahramanmaraş’ta kadının adı var” dedirtti, kadın kimliği ile, kadınların iş dünyasına girmesine büyük katkı sağladı. Onları ekonomik anlamda örgütlemeye çalıştı, çoğu kimseye aş ve iş kapısı açtı.

Sonra yerini bir başka arkadaşına, Gülayşe Yetmez’e bıraktı. Nöbeti devretmişti yani.

Şimdi, her ne kadar mevcut yönetime muhalefet etse de, yine de CHP çatısı altında siyasetini sürdürürken, önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlerde milletvekili olmayı düşlüyor bir kere daha.

Onun adı Kibar Özdemir’di, açıkçası ve kısacası (Maraş diliyle) kiskibar bir bayandı.

img_0699.jpg

İsim vermesek olmayacak; şimdi herkes oturmuş-kalkmış, Belediye Başkanı Mustafa Poyraz’ın milletvekili olup olmayacağını konuşuyor, tartışıyor.  Ve üzerinde tahminler yürütüyor. Malum, herkes kendine yer ayarlama derdinde. Sıralamada yani.

Başbakanın onayı halinde milletvekilliğini herkesten çok istiyor Mustafa Poyraz. Bu kesin!

Ama o gün, Mado Evi’ndeki basın toplantısında da bu gündeme geldi, soru soruldu, belediye başkanı olarak hizmet vermenin onurundan, gururundan söz etti ki, bize göre de doğrusunu  yaptı.

Hele bir de büyükşehir olursak, eh…

Dediği şuydu; “Ben düşünmüyorum, ancak yarın – öbür gün farklı şeyler olur, bilemem.” Temkinli, Maraş’ça yazacak olursak, tehennili…

Herkes Poyraz’ın milletvekili adaylığı ile yatıp kalkarken, onun cevabı net idi.

Zaman ne gösterir, bilinmezken, kalkıp da “he, adayım,  milletvekili olacam!” der mi.

Kadere,  kısmete inanan bir yerel yönetici O.

Kaderinde, kısmetinde varsa, zaten kimse önüne geçemez!

m.-poyraz.jpg

Bu şehirde, siyaseten her an her şey yapabilecek, sürpriz gelişmelere imza atacak birini arıyorsanız, bu adresin Ömer Özkan olduğunu siz de biliyorsunuz.

Çünkü onda potansiyel var.

Siyaseten istikbal vaad eden kaç kişi var bu şehirde. Parmakla saysanız, on tane deseniz, bunlardan birinin de Ömer Özkan olacağına ihtimal vermeyen çıkmaz.

Ha, Ömer Özkan ismi bazılarına ters gelebilir, bazıları onun isminden, siyasi çıkışlarından, geçmişte yaptığı başarılı muhalefet örneğinden rahatsız olabilir, bu onların sorunu.

Milletvekili mi olmak istiyor, haşa, bizim öyle bir iddiamız, o niyetle bu sayfaya taşıdığımız da yok. Ancak dedik ya, sürpriz gelişmelere şimdiden hazır olun!

Çünkü her an sürprizi yapabilecek potansiyel bir Ömer Özkan’ın ne zaman ne yapacağını kestirmek çok zor.

Ama, “geliyorum…” diyor, hatırlatayım istedik.

Siz istemeseniz de…

Durduramazsınız.

omer-ozkan.20110106111622.jpg

Siyaset dünyasında olduğu kadar, akademisyen olarak da adam gibi adam aradığınız zaman, karşınıza ilkin Sefer Aycan çıkar.

Temiz bir geçmişi ve olağanüstü nezaketi, memleketine ve meselelerine olan duyarlılığı yanında, beyefendi kişiliği de buna eklenince, ortaya müthiş bir Sefer Aycan portresi çıkıyor.

Geçmişte, Sağlık Bakanlığında müsteşarlık yaptı.

MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemlerde (Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş dönemi) çok hizmeti oldu.

Sonra milletvekilliği için Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden istifa etti.

Ama meclise gitme şansını yakalayamadı.

Sefer Aycan, bu kentin öz evladı. 1963 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu.

Evli ve iki çocuk babası olan Aycan, iyi derecede İngilizce biliyor.

Şimdi, siyasette ve akademisyenlik yıllarında edindiği tecrübelerini, milletvekilliği ile birleştirip, halkına hizmet etmeyi amaçlıyor.

Yani,12 Haziran 2011’de yapılacak seçimlerde MHP’den milletvekili aday adayı.

Bakalım, bu kez şans yüzüne gülecek mi? Ne diyelim, şansı bol olsun!

dscf4354.jpg

Sadık bir MHP’li, gerçek bir ülkücü, hakiki bir milliyetçi arıyorsanız, size Şule Arıkan’ı örnek gösterebiliriz.

Şule hanım, tanıdığımız günden bu yana, çizgisinden hiç sapma göstermedi, ilkelerinden, düşüncelerinden hiç taviz vermedi, hiç değişmedi, neyse o oldu, hep partisine, davasına sadık bir milliyetçi olarak hizmet etti.

Eşi Muharrem Arıkan ve kızları ile, örnek bir aile oluştururken, eşi Muharrem Arıkan da her zaman Şule hanıma destek oldu.

Geçmiş dönemlerde de MHP’den milletvekili aday adayı,  takiben adayı oldu, partinin tüm toplantılarına, gezilerine ve etkinliklerine katıldı, renk kattı.

Kadın kimliği ile, kadınlarında siyasette olması gerektiğini gözler önüne eserdi.

Kadınlara cesaret aşıladı, onları partiye alıştırdı.

Bu dönem yine aklında, fikrinde milletvekili olmak var. Kısmetinde varsa gelir Hind’ten Yemen’den, kısmette yoksa ne gelir elden!

Başarılar, hayırlısı Şule hanım.

sule+arik...jpg

Eski ülkücülerden, bugün itibariyle de ülkücülüğünden bir şey kaybetmeyen, şimdilerinin dediği gibi asla ve kat’a çakma ülkücü olmayan bir isim getireceğiz önünüze.

Tekin Çolakoğlu.

Çolakoğlu aslen Elbistanlı.

Halen Yard.Doç. olarak Gazi Üniversitesinde, beden eğitimi ve spor yüksekokulu-spor yöneticisi olarak başarılı bir hizmet veriyor.

Adı hiçbir zaman şaibeye karışmayan düzgün adam. Sıkı bir MHP’li, gerçek ülkücü.

Siciline bakarsanız, tertemiz ve başarılarla dolu.

Aldığı ödüllerin haddi hesabı yok.

Araştırmacı, deneyimli bir bürokrat kısaca.

Yard.Doç.Dr.Tekin Çolakoğlu, iyi derecede İngilizce bilen nadir akademisyen iken, MHP’den milletvekili aday adayı olarak karşımıza çıkarsa şaşırmayın!

Siyaset, yarınlara gebe. Kısmetinde varsa, niye olmasın! Olanlardan neyi eksik sonra!

tekin-colaoglu.jpg

38a979c2b3aac94f066ca7874f8.jpg

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum