Oruç: ‘Bu zulme son verilmeli’
Yıkılan Belediye Pasajından geçici olarak Ortahale taşınan esnaflar, 17 gündür elektriklerinin kesik olması ve belediyenin buna kayıtsız kaldığı iddiasıyla, belediyeyi protesto amaçlı Ölüm Orucuna başladı.
Milletçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Ejder Oruç ve Şule Arıkan, Belediyeyi protesto amaçlı Ölüm Orucuna başlayan esnafları ziyaret etti.
Ölüm orucunu tasvip etmediğini, ancak mücadelelerine hak verdiğini ifade eden Oruç konuşmasında: “AKP Hükümetinin bir zulmü ile yine karşı karşıyayız. Bu zulüm 21. yy.’da hiçbir insana reva görülecek bir durum değildir. Belediyenin isteği üzerine yerlerini terk edip, yine belediyenin göstermiş olduğu alana kendi imkânlarıyla mağazasını yapan esnaf arkadaşlarımızın bu defada elektrikleri kesilerek, ticaret yapmaları engellenmiş, zarar ve ziyana uğratılmışlardır. Hiçbir esnafımızın bu güne kadar açlık grevinden bahsettiğini şahsen duymamıştım. Gelinen nokta maalesef, esnafın daha fazla dayanacak gücünün olmadığını, bıçağın kemiğe dayandığını göstermektedir.
Bizler Milliyetçi Hareket Partisinin adayları olarak, AKP İktidarının ve AKP Belediyesinin bu güne kadarki zulmüne, baskısına, ülkede yarattığı kaos ortamına hep şahit olduk. Ancak; bu günkü belediye pasajı esnafımıza yapılanlar kadarını da ilk defa görüyoruz. Ülkemizde ve şehrimizde esnafları açlık grevine götürecek kadar çaresizlik içerisine sokacak, ekmek kapılarını taşlayacak ve insanların psikolojilerini bozacak kadar büyük zulüm ve ezayı ilk kez görüyorum.
Kahramanmaraş’ımızın insanları muhlis insanlardır. Bu muhlis insanları bu hale sokacak neler yapıldı? Bunu herkesin düşünmesini istiyorum. Şehrimizde bugüne kadar devletin idaresine ve otoritesine asla başkaldırı olmamıştır. Devletin hiçbir kurumuyla asla çatışılmamıştır. Halkımız her zaman devletle ve devleti idare edenlerle birlikte hareket etmiştir. Hep çözüm arayan, makul mantıklı düşünen, hareket eden, devletin bekasına dua eden bir toplum olmuşlardır. Bu gün gelmiş olduğumuz noktada makullüğün sınırlarını aşan yaklaşımlarıyla belediye bu insanlarımızı maalesef sokağa dökmüştür. Esnafımızın bu günkü gelmiş olduğu noktadan çıkması, ekmek teknelerine sahip çıkması normal şartlar altında mümkün gözükmemektedir. Şahsım adına bu ülkenin, şehrin hiçbir insanına açlık grevi gibi kula Allah’ın emaneti olan bedene ve ruha zararı olan bu kadar ağır bir cezayı asla tasvip etmiyorum. Ancak şehri yönetenlerin insafsızlığı karşısında verdiğiniz önceki mücadeleleri bildiğim için sizinde fazla bir yolunuzun kalmadığını biliyorum.
Dillerde tespih olan Hz.Ömer adaletini miting meydanlarında, halkı aldatmak kandırmak için kullananların ellerini vicdanlarına koyup Hz. Ömer adaletinin ne demek olduğunu önce kavrayıp sonra uygulamalarını tavsiye ediyorum. Kimse unutmasın ki bu dünyanın sultanlığı da, saltanatı da boş. Asıl muhakeme yeri kurulup hep beraber mahşer yerinde toplandığımızda yüzleri kızarmasın, alınlarına kara lekeler vurulmasın diye adaletten ve hoşgörüden uzaklaşmamalarını temenni ediyorum. Cenab-ı Hak kalplerine vicdan merhamet versin. Vicdanı olan, bu ülkeyi yönetenlerin zerre kadar bu insanlara saygısı varsa, kendisini seçen ve yedi emin olarak bildiğimiz, elinden, belinden, dilinden, muamelesinden adaletinden emin olarak algıladığımız belediye başkanının, halkın yaşam seviyesini bu günkü noktadan çok ötelere değil, düzgün normlara kavuşturmasını istiyoruz. Buradaki arkadaşlarımızın mücadelelerini destekliyor ve sonuna kadar yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Esnafımızı bu hale getirenleri de halkın vicdanına teslim ediyorum.” Diye konuştu.

BİZ HAMASET YAPMADIK
Bir gazetecinin “Daha öncede buradaki esnaflar belediye ile bu konuda görüşmeye çalıştı hatta sizde bu görüşmelerde taraf olarak aktif rol aldınız. Ancak; sizin bu tavrınız bazı kesimler tarafından kamuoyuna farklı lanse edildi. Bu olay hakkındaki düşüncelerinizi ve neden taraf olmaya çalıştığınızı kamuoyuna izah eder misiniz?” şeklindeki sorusu üzerine Ejder Oruç: “Sevgili hemşerilerim bu olayın başladığı noktada esnafın belediyeye gidip görüşmeye çalıştığını duydum Esnaf belediyeye geldiğinde bende MHP seçim bürosundaydım. Olayı duydum ve herhangi bir gerginlik oluşmadan sorunun çözümü konusunda esnafımızın yanında olabilmek için bende belediyeye gittim. Ben geldiğimde tam bir arbede oluşmuştu. Konuşarak esnafı sakinleştirdim ve belediye başkanlığı makamına esnaftan temsilcilerle kabulümüzü rica ettim. Neticesinde de makama kabul edildik. İsteklerimizi sunduk ama hiç birine kulak verilmeden sürekli kırmızıçizgilerden bahsedildi. Sadece siyaseten bizi dinlemiş gibi yapıp isteklerimize olumlu hiçbir cevap vermediler. Akabinde beni sanki esnafı kışkırtan kişiymişim gibi gösterip siyasi linçle karşı karşıya bırakıldım. Oysa ben kışkırtan taraf değil sorunların çözümü noktasında esnafla belediye başkanlığı arasında esnafın tarafı ve arabulucusu olmaya çalıştım.
Biz doğruyduk hamaset yapmadık, ikiyüzlü davranmadık, Cenabı Allah yanımızdaydı. Hiç bir zarar veremediler. İşte o gün bütün bu olanların olacağının habercisiydi. İş buralara gelmesin diye masumane ve medeni meramımızı anlatmak istemiştik. Çok mu şey istiyor esnaf? Sizlere soruyorum. İstekleri şuydu: vitrindeki sermayeleri güneş ışığına direk maruz kalmasın bir çatıları olsun renkleri solmasın. Kışın alış verişe gelen müşterileri yağmurun altında dolaşmak zorunda kalmasın. Bir çatıları olsun istediler. İkinci istekleri ise tüm dükkânlar bir elektrik sayacından besleniyordu. Elektriğimiz bireysel olsun kim ne yakıyor bunu bilelim dediler çok mu şey istiyorlar? Bir siyasetçi olarak inandığımız doğru bulduğumuzun arkasında duruyorsak bu bir suç mu? Belki kendilerinin asla yapamadığı bir şeyi yapmış olmamız onları ürküttü. Vatandaş siyasetçi ile kol kola omuz omuza olursa bizim halimiz ne olur dediler. Çünkü bunlar asla halkla bir bütün olamadılar kendilerini emir makamı halkı ise kul gördüler. Evet, bizler kuluz ama sadece cenabı Allaha kuluz. Ne zalimden korkarız nede zalimin zulmünden. Biz biliriz ki Cenab-ı Allah her zaman doğruyla beraberdir ve zalimin zulmünden sadece Allaha sığınırız.
Bu olayda esnafın mağduriyeti konuşuluyorsa da aslında AKP bunu her yerde yapıyor. Mahallelerde yapılan yardımları düşünün AKP li değilseniz veriliyor mu? Yeşil kartı düşünün AKP de bir tanıdığınız yoksa ne kadar zorluyorlar vermemek için. Bunlarda baskı değil mi? Adalet bu mu? AKP’liyseniz size şehrin her yerinde kapılar sonuna kadar açılıyor. Başka bir parti den seniz hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bu zalimin zulmü değil mi? Bu zulme bir son vermeyecek miyiz? Kim zalimlerle olmak ister ki? Kim zalim olmak ister ki?” dedi.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.