Mhp'li Yılmaz: "Türkiye'de Terör Enstitüsü Kurulmalı"

Mhpli Yılmaz: Türkiyede Terör Enstitüsü Kurulmalı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, "Güneydoğu Bölgesi'nde, Kürt kökenli vatandaşlarımızla terör örgütü sempatizanlarının birbirinden ayırt edecek, askeri ve polisiye operasyonların dışında terörün siyasal, sosyal, ekonom

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, "Güneydoğu Bölgesi'nde, Kürt kökenli vatandaşlarımızla terör örgütü sempatizanlarının birbirinden ayırt edecek, askeri ve polisiye operasyonların dışında terörün siyasal, sosyal, ekonomik ve psikolojik olmak üzere bütün faktörlerini devre dışı bırakabilecek bir enstitü kurulmalıdır" dedi.

Yılmaz, İhlas Haber Ajansı Adana Bölge Müdürlüğünü ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, her geçen gün daha da yürek yakmaya devam eden terör olaylarının bitirilmesiyle ilgili çözüm önerilerini sıraladı.

Bugün dünyadaki örneklerine bakıldığında terörle belli bir noktaya gelen herhangi bir yapı bulunmadığına dikkat çeken Yılmaz, bunun Türkiye'de de gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Yılmaz, 90'lı yılların sonunda, terörün bitme noktasına geldiğini fakat Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarıyla beraber "açılım" adı altında yürütülen girişimlerin teröre ivme kazandırdığını belirterek, "Vaziyet, terör örgütü ele başıyla hükümet yetkilileri arasında birtakım pazarlıklar oluşturulmaya kadar

ilerledi. Bu süre içinde Türkiye çok şeyler kaybetti. Hükümetin yumuşak tavrı neticesinde, Kandil gibi dağlarda etkin olan PKK, tamamen şehir yapılanmasına doğru ilerledi" diye konuştu.

Şehirlerde çok ciddi manada teröre lojistik destek sağlayan KCK adı altında bir yapılanma başladığını belirten Yılmaz, "Hatta özerklik ilan etme densizliğine varacak bir süreç yaşadık. Terör örgütüyle pazarlık yaparsanız sonucu bu olur. Bu pazarlığı şehit ailelerine nasıl izah edeceksiniz? Ne yazık ki hükümetin, halen terörle mücadele konusunda net bir tavır yok. Bir bakıyorsunuz müzakere ve açılımlarla çözmeye çalışıyorlar, bir bakıyorsunuz sert üslup takınıyorlar. ABD dönüşü, 'Biz silahlı kısmıyla

mücadele edeceğiz ama siyasi kısmıyla müzakereye devam edeceğiz' gibi tutarsız açıklamalarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.

İvedi şekilde bir enstitü kurularak Güneydoğu Bölgesi'nde Kürt kökenli vatandaşlar ile terör örgütü sempatizanlarının birbirinden ayırt edilmesi gerektiğine değinen Yılmaz, "Bu enstitü, terör örgütünün etkili olduğu yerlerde devamlı araştırmalar yapmalı. Burada yaşayan vatandaşlarımız ne düşünüyor, devletten beklentileri neler? Bunları tespit etmeli. Burada siyasal, sosyal, ekonomik ve psikolojik olmak üzere bütün faktörlerin devreye gireceği bir yapı oluşturulmalı. Oradaki insanlarımız, bizim bin yıldır

kardeşçe yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit haklara sahip vatandaşları. Oradaki vatandaşlara, terör örgütü sempatizanı gibi anlayışı hakim kılacak uygulamalardan kaçınmanın yolu da ciddi araştırmalardan geçer. Bugün, o bölgedeki halkın ne düşündüğünü devletin yetkilileri bilmiyor. Böyle bir enstitünün çok kısa sürede oluşturulması gerekiyor. Bütün askeri ve polisiye operasyonların dışındaki bütün operasyonların yürütebileceği bir merkez olmalı" dedi.

"BDP YANGINA KÖRÜKLE GİDİYOR"

Hakkari'nin terör örgütü PKK'nın uygulama bölgesi olduğunu ileri süren Yılmaz, "Mesela Hakkari'de devlet göstermelik var. Orada tamamen KCK hakim. PKK orada mahkemeler kuruyor ve sorgulama yapıyor. Hakkari'ye özellikle dikkat çekmek istiyorum. Öğretmen kaçırarak, 'Biz bu bölgeye hakimiz' mesajı veriyorlar. Terörle mücadele 400 milyar dolar gibi bir rakam harcandığı söyleniyor ama halen onunla mücadele edebilecek sağlıklı bir yapı oluşturulmamış" dedi. Barış ve Demokrasi Partisi'nin meclise girip

girmeyeceğinin günlerce tartışıldığına dikkat çeken Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizler milletvekili seçilerek bu milleti temsil etmeye hak kazandık. Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasına, birliğine ve beraberliğine sadık kalacağımız üzerine yemin ediyoruz. Fakat bu arkadaşlarımız, ülke kan gölü halindeyken yangına körükle giden açıklamalarla ortalığa çıkıyor. Bunlarla müzakere yapmak da doğru değil, görüşmek de mümkün değil. Dünyadaki bütün terör eylemlerinin bir sonu vardır. Her gelen hükümet farklı politika uygularsa teröre ivme kazandırılır. Geçmişte polis bünyesinden oluşturulan

özel harekat birlikleri, dağlarda teröre nefes aldırmıyordu. Fakat PKK'nın Avrupa uzantılarının antipropagandaları nedeniyle özel harekat birimleri yerle bir edildi. O dönemdeki politikalar devam etmiş olsaydı bugün terörden bahsetmemiz mümkün değildi. Şimdi yeniden özel birlikler oluşturulmaya çalışılıyor. Peki bu 10 yılın hesabını kim verecek? 10 yıl içinde çok ciddi kayıplar verdi Türkiye. Şu an terör örgütü zirve yaptığı bir dönemde. Sadece askeri ve polis üzerinden değil, siyasal ve ekonomik

tedbirlerin de bir an evvel alınması gerekmektedir."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.