Erdoğan, Mısır'da Konuştu
Erdoğan merakla beklenen konuşmasını yaptı. Kahire'deki temaslarını sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi açılış oturumunda konuştu...
Yüzyıllarca bir arada, aynı coğrafya üzerinde , aynı medeniyeti ve aynı inancı paylaştık. Aynı medeniyet üzerine inşa edilmiş değerleri farklı lisanlarla da olsa nesilden nesile aktardık. Birimizin kederi hepimizi kederlendirdi.
Bizler geçmişleri, bugünleri ve gelecekleri ortak çizilmiş iki milletiz. Riyad'ta Doha'da yaşanan mutluluklar Kudüs'te İstanbul'da yaşanır.
Kahire'de gençliğin yükselen sesi Trablus, İstanbul ve Şam'da aynı heyecanla karşılanır. Bizler büyük ve köklü bir aileyiz. Aile içinde sevinçler paylaştıkça artar, üzüntüler paylaştıkça azalır.
Şimdi birbirimizi her zamankinden daha fazla anlıyoruz. İstikbale umut ve güvenle bakıyoruz. Türk ve Arap halkları olarak aramızdan gün ışığının geçmesine izin vermeyecek kadar saflarımızı sıkı tutmalıyız. Bizler için yeniden ortak geleceğe sahip çıkma zamanı gelmiştir. Bu hem geçmişe bir borcumuz hem de gelecek nesiller için sorumluluğumuzdur.
Demokrasi, insan hakları hepimizin ortak şiarı olmalıdır.
Meşru talepleri, gayri meşru yöntemlerle bastırmaya çalışanlar, adaleti ertelemeye çalışan bugün değilse de yarın büyük bir yanılgı içindedir.
Muhammed Muazzizi insan emeğini, onurunu birkez daha dünyaya göstermiştir. Bu onurlu duruş Arap dünyasının medeni değerlerinin bir yansımadır.
Önümüzdeki süreç zordur. Bu süreci baltalamaya çalışan gizli mihraklar vardır. Artık gizli mihrakların gücünü bahane ederek çözümü erteleme döneminin de sonuna gelmiştir.
Halkların taleplerinin karşılanması için siyasi, ekonomik ve sosyal reformların tez elden yapılması kaçınılmazdır.
Tarihin yeniden evrildiği bir dönemde kardeş Arap halklarını bu vakur duruşunu saygıyla selamlıyorum. Bazıları gibi çıkar hesaplarıyla değil, sadece ve sadece kardeşlerimin onurlu bir geleceğe sahip olması için bu onurlu geleceği inşa etmesini diliyorum.
Bu süreç en çok ortak aklın harekete geçmesi, dayanışmanın harekete geçmesi gereken bir dönemdir.
Libya haklının özgürrlük mücadelesini zaferle sonuçlandırması memnuniyet vericidir. Libya'nın Ulusal Geçiş Konseyi tarafından temsil edilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Ortadoğu bölgesinde her bir olayın bölgelerin dengelerinden ayrı düşünülmesi gerçekçi olamaz. Bölgemizde vu'ku bulan değişim sürecinde herkese dostluk elimizi uzattık. Ama elimizi tutanlar olduğu gibi elimizi havada bırakanlar da oldu.
İsrail, bir yandan bölgemizde meşruiyetini sağlamaya çalışırken, bir yandan da kendi meşriyetini sarsan adımlar atmaktadır.
İnsanlık onurunu ayaklar altına alan, uluslararası bir yardım konvoyuna, askeri bir saldırı düzenleyebilecek kadar şirazesinden çıkmıştır. 9 vatandaşımız o sularda şehit edilirken, 5 tane Mısırlı kardeşimizin de o sularda şehit edilmesi bizim için aynıdır.
Barışın önündeki engel İsrail hükümetinin, zihniyetidir. Özür ve tazminat taleplerine kulak tıkamakta ve kulak tıkamaktadır.
Bu raporun bizim için hiçbir hükmü yoktur, olmayacaktır. Gazze'ye uygulanan ambargo bizim için yok hükmündedir. Gazze'ye ambargoyu haklı gösteren hiçbir cümleyi
İsrail'in şımarık uygulamalarına prim vermeye devam ederlerse, işlenen suçun bir faili olarak anılmaktan kurtulamayacaktır.
İsrail ne zaman sorumlu, ciddi bir devlet olarak davranırsa ancak o zaman yalnızlıktan kurtulacaktır.
İsrail özür dilemedikçe, tazminat ödemedikçe ve Gazze ablukasını kaldırmadıkça Türkiye-İsrail ilişkileri düzelmeyecektir.
Hiçbir ülke uluslararası hukukun üstünde olmadığı gibi, bazı ülkelerin güdümünde de olamaz. Daha güvenli dünya düzeni gibi devletlerde işledikleri cinayet ve terör suçlarının bedelini ödemek zorundadır.
Arap Ligi başkanının yaptırımlara verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederim.
İsrail-Filistin meselesi devletler arası bir meselenin ötesinde bir insanlık meselesidir. Bölgemizde yaşanan olaylar, Ortadoğu'daki sorunların merkezinde yaşanan İsrail-Filistin meselesi olduğunu kimse inkar edemez. Gazze bu durumda oldukça, uluslararası düzende hak, hukuk gibi kavramların ne anlama geldiğine ilişkin kaos sürecektir.
Zulüm üzerinden siyaset yapanlar, sonunda mutlaka kaybedeceklerdir. Mesele çok açık ve nettir. Filistinli kardeşlerimiz özlemini çektiği devletlerine artık kavuşmalıdır. Bu bir seçenek değil, zorunluluktur. Filistin halkının bu meşru mücadelesini mutlaka desteklemeliyiz.
Önümüzdeki ay bitmeden BM'de Filistin'i ayrı bir konumda göreceğiz. Artık Gazzeli Muhammed'in Küduslu Zeynep'in bayrağının BM'de dalgalanma zamanı gelmiştir. Gelin Filistin bayrağını göndere hep birlikte çekelim. Ve o bayrak Ortadoğu'da barış ve adaletin sembolü olsun. Gelin katkıda bulunalım.
İHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.