Dsp Genel Başkanı Türker, Memur Dernekleri Federasyonu Yöneticilerini Kabul Etti

Dsp Genel Başkanı Türker, Memur Dernekleri Federasyonu Yöneticilerini Kabul Etti
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, mevcut anayasanın artık bir 'ihtilal sonrası anayasası' olmadığını, çünkü bu Anayasa'nın yarısından fazlasının sivil meclisler tarafından değiştirildiğini belirterek, "Burada önemli olan Anayasa'daki

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, mevcut anayasanın artık bir 'ihtilal sonrası anayasası' olmadığını, çünkü bu Anayasa'nın yarısından fazlasının sivil meclisler tarafından değiştirildiğini belirterek, "Burada önemli olan Anayasa'daki hükümleri uygulayacak olan hükümetlerin tutumudur. Örneğin 12 Eylül referandumunda memurların sendikal hakkı kaldırılmıştır. Ondan sonraki maddede sendikal özgürlükler genel olarak tanımlanmıştır. Çünkü bir yasal düzenlemeyle memurların iş

güvencesini kaldıran, 'memur' kavramını 'çalışan'a yöneltmeye çalışan mevcut hükümetin bir programı vardır" dedi.

Türker, Memur Dernekleri Federasyonu Başkanı Cengiz Özbay ve beraberindeki heyeti parti genel merkezinde kabul etti. Heyet Türker'e yeni anayasa ile ilgili hazırladıkları çalışmayı sundu. Türker de, heyete yeni anayasa çalışmaları ile ilgili çekincelerini anlattı. Türkiye'de herkesin uzlaşacağı, asgari müştereklerde buluşacağı kurallara ihtiyaç olduğunu belirterek, anayasanın da bir toplumsal sözleşme olarak bunu sağladığını kaydetti. Mevcut anayasanın artık bir 'ihtilal sonrası anayasası' olmadığını

belirten Türker, "Bunu söylediğimiz zaman toplumu yanlış yönlendirmekten başka birşey yapmamış oluyoruz. Çünkü bu anayasanın yarısından fazlası sivil meclisler tarafından değiştirilmiştir" dedi.

"MEMUR KAVRAMININ KALDIRILMASI HEDEFLENİYOR"

"Türkiye Cumhuriyeti yeniden kurulmuyor" diyen Türker, 'yeni' demeyen kişileri ise dışlama amacı güdüldüğünü belirtti. Türker, şunları kaydetti:

"Son 12 Eylül referandumunda da Anayasa'da önemli değişiklikler yapıldı. Burada önemli olan anayasadaki hükümleri uygulayacak olan hükümetlerin tutumudur. Örneğin 12 Eylül referandumunda memurların sendikal hakkı kaldırılmıştır. Ondan sonraki maddede sendikal özgürlükler genel olarak tanımlanmıştır. Çünkü bir yasal düzenlemeyle memurların iş güvencesini kaldıran, 'memur' kavramını 'çalışan'a yöneltmeye çalışan mevcut hükümetin bir programı vardır. Bunu zaman zaman Başbakan açıklıyor. Bakın 12 Eylül

sonrası yapılan değişiklik dolayısıyladır ki, şu anda memurların alacağı zam konusu bir sendikal görüşme sonrası belirlenememiştir. Bu konudaki gerekli olan uyum yasası çıkartılamamıştır. Çünkü çıkarıldığı zaman memur kavramının kaldırılması hedeflenmektedir. O nedenle bu tür anayasalarda değişiklik yaparken, çok dikkatli davranmak gerekir."

Türker, DSP olarak anayasanın ilk dört maddesinin değişmez madde olduğunu savunduklarını da ifade ederek, "Çünkü bu dört madde bizim ulus olmamızı sağlayan maddelerdir. Bu maddelere son verdiğiniz zaman tamamen Batı'dan farklı bir yöne gitmiş oluyoruz. Mesela şu anda AB'de mevcut olan kriz bahane edilerek yüzde 100 oy verme zorunluluğu kaldırılmakta, eskiden alan sorumlusu olan komiserlik yerine 11 kişilik hükümet hedeflenmekte ve AB bir siyasi devlet haline getirilmek için, tıpkı ABD gibi, bir çalışma

yapılmakta. Biz ise tam tersine mevcut anayasayı bahane edip maalesef ulusal birliği bozacak bazı eylemlere de her anayasa hazırlığı ile uğraşanlar, farkında olarak ya da olmayarak, akademik tartışmaları, yani düşünce tartışmalarını, halkı temsil etmeyen niteliklerini de buraya katarak bir anayasa oluşturmaya çalışılmaktadır. Şu anda parlamentoda Anayasa Komisyonu kurulurken oy birliğinin istenmiş olması sevindiricidir. Bu nedenle bu dört partiden, ulusun birliğini bozacak herhangi bir değişikliğe karşı

koyması halinde, değişmeyecek olması aslında toplumun hak ve özgürlüklerinin kullanılması açısından önemli bir güvencesidir" dedi.

"ULUS-DEVLET ANLAYIŞININ YOK EDİLMESİ HALİNDE ÜLKE BÖLÜNME NOKTASINA GELİR"

Anayasayı değiştirmek isteyen ve şu anda ülkeyi yöneten parlamentoda samimiyet görmediklerini belirten Türker, "Çünkü anayasa değişikliği gerekmeden, insanların ifade ve örgütlenme özgürlüğünü engelleyen siyasi partiler Kanunu'ndaki barajın düşürülmesi konusunda hükümet şu anda taraf gözükmüyor. Yakın zamanda, bundan bir ay önce Almanya'da baraj kaldırıldı. Bu konuda bu anayasa değişikliğine giderken şu anda parlamentoda egemen durumunda olan iktidar partisinin özellikle barajın düşürülmesi yönünde bir

duruşunun olmaması, insanların parlamentoda adil ve özgür bir şekilde temsil edilebilmesi için tüm siyasi partilere ön seçim zorunluluğu getiren düzenlemelerin dikkate alınmaması, bu düzenlemelerin yerel yönetimlere de yansıtılmaması bizi biraz düşündürüyor. Çünkü anayasa değişikliğini istediğimiz kadar yapalım; sonuçta bu anayasanın dayanağı olacağı yasaların anayasadan farklı olmasına şu anda biz seyirci kalıyoruz. Bu nedenle anayasa değişikliğini yaparken bu tür gerçekleri dikkate alarak, toplumun

birliğini, bütünlüğünü bozacak değişiklikleri gündeme getirmekten kaçınmak gerekir. Bu maddelerin ortadan kalkması ve özellikle ulus-devlet anlayışının yok edilmesi halinde ülke bölünme noktasına gelir" diye konuştu.

Eski ABD Başkanı Bill Clinton'un, "Ortadoğu'daki sınırlar ABD açısından daha belli değildir" şeklindeki sözlerinin unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Türker, "Bu nedenle bu tür anayasalar yapılırken herkesin, 'bu fikir olsun' derken, birlik, beraberliği bozacak maddelerin korunmasından da korkmamak lazım" dedi.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.