Dsp Genel Başkanı Masum Türker'den Gündeme İlişkin Değerlendirmeler
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, AK Parti iktidarı döneminde asker kesimine yönelen suçlamalar ve bu suçlamalarda ön sıralarda terörle mücadelede görev almış olan üst düzey subayların yer almasının, orduda terörle mücadele konusunda çekimserlik yarattığını söyledi. Türker, Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarında dile getirdiklerinin de doğru olduğunu, terörle mücadelede zafiyet olduğunu söyledi.
Türker, İHA'nın gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Son dönemde artan şehit haberleri ve terörle mücadele faaliyetlerini değerlendiren Türker, ABD'nin Irak'a işgal etme kararından sonra Türk hükümetinin bölgedeki mevcut silahlı kuvvetlerini geri çekmesiyle birlikte, tamamen boş bir alan haline geldiğini ve terörün yavaş yavaş yeniden dirilmeye başladı. Türkiye vatandaşı teröristlerin sayısının bin 500'ü geçmeyeceğini, büyük çoğunluğun başka ülke vatandaşı Kürtler olduğunu ifade eden Türker, "Bu
terörün azmasının, tekrar dirilmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi orada yaratılan boşluk ve ortaya çıkan zafiyettir. Bu arada darbeler gerekçesiyle, çeşitli şekillerde AK Parti iktidarı döneminde asker kesimine yönelen suçlamalar ve bu suçlamalarda ön sıralarda terörde görev almış olan üst düzey subayların yer alması, orduda da terörle mücadelede biraz çekimserlik yarattı. Bunu da kabul etmemiz gerekir. Yani Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadele etmiş ne kadar üst düzeyde subay varsa şu anda
çeşitli nedenlerle, eğer muvazzafsa Hasdal, değilse Silivri'de tutuklu" diye konuştu.
Terörün azmasının bir diğer nedeninin 'demokratik açılım' sürecinin Türkiye'nin ürettiği bir proje olmaması olduğunu vurgulayan Türker, "Dönemin İçişleri Bakanının eline bir proje verildi ve bakan kapı kapı gezdi. Bu açılım meselesi iyi anlatılamadı. Parlamentodaki partilerle bir ittifak haline getirilemedi ve iç politika malzemesi yapıldı. Özellikle Habur olayından sonra bu daha da açık bir şekilde ortaya çıktı. Böylece bu bölgede farklı yapılanmalara doğru giden, siyasallaşmayı da Ankara merkezinden
alıp, Güneydoğu'ya doğru kaydıran farklı örgütlenmeler söz konusu oldu ve şu anda da terör kontrol edilemeyen bir yapıya geldi" şeklinde konuştu.
"KOŞANER'İN SÖYLEDİKLERİ DOĞRU; ZAFİYET VAR"
Bu çerçevede, Genelkurmay eski Başkanı Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarında, terörle mücadelede zafiyet noktaları olduğu yönündeki ifadeleri de değerlendiren Türker, şunları kaydetti:
"Söylediği doğrudur, zafiyet vardır. Birincisi orada geçmişte konuşlandırılmış olar karakollar, birliklerin yerleri açık bir hale gelmiş. İkincisi, terör örgütü bu son 10 yılda güçlendikçe artık Silahlı kuvvetlerin orada yerel istihbarat yapma şansı ortadan kalktı. Kendisini ABD'nin vereceği istihbarata bağladığı için zaten peşinen de kendisi de o yöne doğru kaymış oldu. İstihbarat olmayan bir yerde mücadele etmeniz mümkün değil. Buna karşılık terör örgütleri orada yerel olarak istedikleri istihbaratı
alabiliyorlar ve istedikleri şekilde davranabiliyorlar. Bir diğer zafiyet de terörle mücadelede subayların süreç içinde çeşitli davalarda muhatap alınmaları. Baktığımız zaman bu subayların ortak ekseni, terörle mücadele faaliyeti içindeki planlamada, mücadelede bulunmuş, komutanlık yapmış olmalarıdır. Belli bir ölçüde Silahlı Kuvvetlerin içinde bir soru işaretine neden olmaktadır. Ayrıca hükümetin silahlı Kuvvetleri yok var sayan duruşu da, Silahlı Kuvvetlerin terörle mücadelesinde bir zafiyete neden
olmaktadır. Söylenenler doğruysa, Koşaner Paşa'nın aslında bir yerlere mektup yazdığı şeklinde de algılamak gerekir. Yani 'Siz askeri zafiyete uğratırsanız, siz askeri sürekli suçlarsanız, siz askerin mücadele gücünü törpülemeye çalışırsanız ve diğer taraftan da terörle mücadele konusunda masa başında oturup alınması gereken tedbirleri askerle konuşmazsanız, gerekiyorsa, şu andaki karakolların, birliklerin yerlerini yeniden konumlandırmazsanız, o zaman bunu da Koşaner Paşa bir tartışmada astlarıyla
konuşması, bazı subaylara bu sorunları dile getirip çözüm arayışına girmesinden daha doğal bir şey yok sanıyorum."
Ordunun demoralize edildiğini savunan Türker, "Şu anda terörle mücadele edecek yeni arayışlara giderken, terörle mücadele etmiş olan subayların çeşitli nedenlerle suçlanmış olması bir zafiyettir. Bu zafiyet hem ordunun içindedir, hem de dışarıdaki başka insanları yüreklendirmekte, onları teşvik etmektedir. Yani 'siz yolunuza bakın, devam edin'... Yani aslında teröristler de bundan cesaret almaktadırlar" dedi.
"LİBYA'DAKİ SORUN PETROL PAYLAŞIMI"
Libya'daki son gelişmelere de değinen Türker, "Libya'daki sorun oradaki petrolün paylaşımıdır" dedi.
Bu paylaşımın nasıl olacağının konuşulmaya başlandığını belirten Türker, "Libya'da yaratılmış bir muhalefet var. Çünkü herkes hayatından memnundu. Bütün Libyalılar çalışsa da çalışmasa da belli bir maaş alıyordu. Fakirlik söz konusu değildi" diye konuştu.
İlk saldırıyı Fransızların bir 'haçlı seferi' olarak başlattığını belirten Türker, "Bu kamuoyunda olumsuzluğa neden olunca Fransa bu harekatı NATO'ya devretti. Türkiye'nin de bu NATO harekatını desteklemesini biz DSP olarak doğru bulmadık. Sonucu ne olursa olsun bir Müslüman ülkesine karşı haçlı seferi diye başlatılmış bir harekatı desteklemek akıl karı değildi" diye konuştu.
Libya ve Suriye'nin temel özelliğinin petrol kaynakları olduğunu ifade eden Türker, bu petrolü elde etmek için 'Arap Baharı' denilen bir gerekçe üretildiğini söyledi. Türker, "Ama bu Arap Baharı nedense Suudi Arabistan'a hiç uğramıyor; esas krallık olan bir yere uğramıyor. Ya da Bahreyn'e şöyle bir uğrayıp çekildi. Yemen'de şimdilik durdu. Yakın zamandaki bütün savaşların, kargaşaların nedeni petrolün paylaşımıyla ilgilidir" dedi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.