"Devlet, İçerisinde İkinci Bir Otoriteye Müsaade Etmemeli"
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, eski BBP MKYK Üyesi Mustafa Karakaş'ın babası Recep Karakaş'ın cenazesine katılmak üzere Kayseri'ye geldi. Basının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Destici, terörle mücadelede konseptin değişmesi gerektiğini belirterek, "Devlet, içerisinde ikinci bir otoriteye müsaade etmemeli" dedi.
Eski BBP MKYK Üyesi Mustafa Karakaş'ın babası Recep Karakaş'ın öğle namazını müteakip Cami Kebir Camii'nde kılınan cenaze namazı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Kızılay'da yaşanan patlamanın terör saldırısı olmamasını dilediğini belirterek, "Bir aracın altına yerleştirilmiş tüp var ama tüp bomba şeklinde de hazırlanmış olabilir. Ben ümit ediyorum ki inşallah bir terör eylemi değildir. Bir tüp patlaması ve bir iş yeri kazası olmasını temenni ediyoruz.
Ama büyük bir oranda bomba ve terör eylemi gibi görünüyor. Zaten son günlerde terör örgütü PKK eylemlerini iyice artırmıştı ve polise yönelmişti. Bu KCK tutuklamalarından sonra da emniyet teşkilatının başlattığı operasyon sonrasında da bunun şehirlere ineceği ve şehirlerde birtakım eylemler gerçekleştirebileceği ile ilgili bizim öngörülerimiz vardı. Terörle ilgili hazırladığımız raporu hem Meclis muhalefeti ve ana muhalefet lideri Kemal Bey hem de Sayın Başbakanla görüşmüştüm, Cumhurbaşkanımız ile de
görüşmüştüm. Terörle ilgili mücadelen sorumlu bakanla da görüşmüştüm. Orada da söylemiştim. Şehirlerde birtakım eylemlerin yapılacağı beklentisi ile ilgili burada özellikle istihbarat birimlerinin çok iyi çalışması lazım. Çünkü bunu engellemenin başka bir yolu yok. Önceden istihbarat alırsanız bunu engelleyebilirsiniz. Terörle 27 yıldan beri mücadele ediyor Türkiye. Bizim başından beri söylediğimiz bir şey vardı. Bu bir terör saldırısı olmasa bile terör Türkiye'nin birinci gündem maddesidir"
dedi.
Türkiye'nin terörle 27 yıldır gerektiği gibi mücadele etmediğini belirten Destici, "En önemli sorunlardan birisi istihbarat zafiyeti. Özellikle istihbarat birimlerimiz arasında bir koordinasyonsuzluk, bir uyumsuzluk olduğunu geçmişte yaşanan hadiselerde de hep gördük. İstihbarat örgütlerimiz birbirini aldatma gibi işlerin içerisinde de olabilir geçmişte. Biz buna dikkat edilmesini ve terörle mücadelede özel bir istihbarat birimi oluşturulmasını istemiştik. Diğer ülkelere baktığımızda terörü yenmenin en
önemli yollarından birisi de terörle mücadele edebilecek istihbarat teşkilatımızın olmasıdır. Maalesef Türkiye bugüne kadar terörle mücadele edecek istihbarat da dahil olmak üzere diğer konularda da gereğini yapmadı ve bugün geldiğimiz noktada da kamuoyunda şöyle bir yanıltmaya gidiliyor. 27 yıldır sanki güvenlik noktasında her şey yapılmış da bu olmamış, onun için de artık Türkiye bu işi bırakmalı, yani terör örgütlerine karşı silahlı mücadeleyi bırakmalı, bu işi tamamen demokrasi içerisinde yapmalı
gibi PKK'nın siyasi uzantıları, ağızları dillendiriliyor kamuoyunda. Halbuki biz bunun tam tersini söylüyoruz, 27 yıldır Türkiye güvenlik alanı başta olmak üzere, terörle hiçbir anlamda mücadele etmedi. Topyekün ediyormuş gibi yapıldı. 27 yıldır terörle mücadele ediliyor olsaydı bugün Türkiye'nin terörle hiçbir sorunu olmaması gerekiyordu. Ben daha önce de söyledim. Her şehit cenazesi geldiğinde, 'Terörle mücadelemiz aynı azim ve kararlılıkla sürecektir' dediğimde millet de diyor ki, 'Terör sürecek demek
ki.' Artık azimliliğimiz de konseptimiz de değişsin. Devlet, içerisinde ikinci bir otoriteye müsaade etmemeli. Vay efendim eylem yapacaklarmış, gösteri yapacaklarmış, başkaldıracaklarmış. Devlet asla ikinci bir otoriteye müsaade etmemeli ve hukuk neyi gerektiriyorsa hukuk dışı bir şey söylemiyoruz. Kanun neyi gerektiriyorsa bunun gereği yapılsın diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Kıbrıs'ta yaşanan sondaj olayı hakkında bir basın mensubunun sorusuna cevap veren Destici, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti hem İsrail'e karşı hem de uyguladığı şeylerde biz net olarak söyledik. Birleşmiş Milletlerden çıkan karar tabii ki Dışişleri'nin bir başarısıdır. Hükümetin, Türkiye adına, bizim adımıza iyi bir sonuç değil ama İsrail'e yönelik kararlar hep İsrail lehine çıktı bu zamana kadar. Bizim üstümüze düşen milli bir mesele olarak görüp topyekün bu konuda birlik haline gelmemiz, tedbirler almamız.
Şu andaki yaptırımlarla ilgili inşallah hükümet sonuna kadar arkasında durur. Hem Kuzey Kıbrıs'la alakalı olan kısmı hem de İsrail'le olan kesimde inşallah taviz vermez. Biz bu konuda sonuna kadar hükümetin yanındayız" şeklinde konuştu.
MİT Müsteşarının PKK ile görüşmesinin rezalet olduğunu ifade eden Destici, "Bu bir rezalet. Ben bunu söylüyorum, özellikle bunun MİT'le birlikte o dönemde Başbakan Müsteşar Yardımcısı, şimdiki MİT Müsteşarı ve onun daha da ötesinde daha da vahim olan durum, bir İngiliz'in nezaretinde yani İngiliz devletinin veya istihbarat örgütünün nezaretinde bu işi yapıyorsunuz. Biz baştan beri söyledik. Eğer siz PKK'yı ya da onun siyasi uzantılarını, BDP'yi, Kandil'i, Apo'yu muhatap alırsanız, almaya devam edersiniz
onları bölge halkının temsilcisi noktasına koyuyorsunuz ve bölge halkını da onların kucağına itmiş oluyorsunuz. Kesinlikle bunlar muhatap alınmamalı ve devlet gereğini yapmalı. Kendi yapması gereken mücadeleyi tam ve eksiksiz yapmalı. Terörle ilgili hiçbir mücadele yapılmadı. Bu patlayan mayınların menşesi belli değil mi? Bizim Makine Kimya Endüstrisi menşeli bir mayın, Avrupa'nın bir prensliğinde Monaco'da patlasa Türkiye'ye ne yaparlar arkadaşlar? Her gün onlarca mayın patlıyor, bunların menşesi belli.
Bunların hesabı niye sorulmuyor? Türkiye diplomasi yönünden gerekeni yapmalı, bugüne kadar yapmadı. Sen, 'Avrupa Biriliğine gireceğim' diyorsun. AB PKK'yı destekliyor. Oradaki diasporayı besliyor, maaş veriyorlar. Stratejik ortak dediğimiz devletler maalesef bunları yapmadı" dedi.
Destici, yaptığı açıklama sonrası cenaze namazına katıldı.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.