Davutoğlu, Stratfor Enstitüsü'nün Gerçekleştirdiği Enerji Tartışma Platformunda Konuştu

Davutoğlu, Stratfor Enstitüsünün Gerçekleştirdiği Enerji Tartışma Platformunda Konuştu
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin en büyük zaafının enerji eksiği olduğunu belirterek, "En büyük zaafımız, enerji ihtiyacını nereden karşılayacağımız. Nükleer enerji bu konuda önümüzde bir alternatif. Türkiye nükleer enerjide geç kalmıştır. Nü

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin en büyük zaafının enerji eksiği olduğunu belirterek, "En büyük zaafımız, enerji ihtiyacını nereden karşılayacağımız. Nükleer enerji bu konuda önümüzde bir alternatif. Türkiye nükleer enerjide geç kalmıştır. Nükleer konuda bundan sonra ne konuşulursa, tartışılırsa biz o sürecin içinde olacağız. Barışçıl nükleer teknolojinin önüne sınır getirilmesini istemiyoruz ama nükleer silahların tümüyle yasaklanmasını istiyoruz" dedi.

''Küresel Enerji Stratejileri Simülasyonu: Türkiye'nin Gelecek 10 Yılı'' etkinliği, Türk Sanayici İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) 40. yıl faaliyetleri kapsamında Haliç Kongre Merkezi'nde başladı. Etkinlikte konuşan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Artık öylesine küresel sorunlarla karşı karşıyayız ki, stratejiyi ahlakla buluşturamazsak, değerlerle realiteleri, çıkarlarla değerleri buluşturamazsak, bir müddet sonra stratejik bakımdan mesafe aldığımızı düşünüp, bir anda kendi var oluşumuzu da tehdit eden

etkenlerle karşı karşıya kalırız. Önümüzdeki dönemde hidrokarbon kaynakların küresel enerji kullanımında yerini almaya devam edeceği göz önüne alındığında, bugün de özellikle petrol doğalgaz gibi kaynakların aktarımının stratejik rekabetin en önemli unsurlarından bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz" dedi.

Davutoğlu, bu konuda hem üreten, hem tüketen ülkeler olduğunu ifade ederek, "Ciddi bir enerji arzımız yok fakat coğrafyamızın gereği aktarma kapasitemiz var. Büyük bir enerji piyasasını bünyemizde barındırıyoruz. Türkiye'nin küresel enerji stratejik rekabeti içinde enerjiye bakışı bağlamında ele aldığımızda iki husus önemli. Türkiye'nin ayrıcalıklı konumu şu anda özellikle hidrokarbon enerji kaynaklarının aktarımında belki de en stratejik konuma sahip olan ülke olması. En fazla petrol ihracatı yapan

ülkelerin içinde 13 ülkeyi saydığımızda 8'i Ortadoğu'da Türkiye'nin yakın havzasındadır" diye konuştu. Petrolün yüzde 65'i, doğalgazın da yüzde 70'inin Türkiye'nin yakın havzasında olduğuna dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, "Biz bu aktarım rolünün sağlıklı yapılabilmesi için çevremizde istikrar isteriz. Çevremizde siyasal istikrar olmadığı zaman bu jeopolitik değerin bir stratejik değere dönüşmesi mümkün olmaz. Türkiye takip ettiği dış politikayla, vizelerin kaldırılması, çevre bölgelerde yoğun arabuluculuk

girişimlerinde bulunması ve sorunları çözmeye gayret sarf eden bir dış politika yürütüyor. Bu büyük ekonomik havzada enerjinin doğrudan aktarımı konusunda Türkiye'nin sahip olduğu olağanüstü coğrafyayı en etkin şekilde kullanma çabasıdır. Biz bundan sonra da hem büyük bir enerji piyasası olarak, hem de büyük enerji piyasalarıyla geçiş ülkesi olarak takip ettiğimiz dış politikayla çevremizde bu havzalarda istikrar unsuru, istikrarı teşvik etmeye devam edeceğiz. Bu, küresel ekonomi için de hayati derecede

önemlidir" açıklamasında bulundu.

Davutoğlu, Türkiye'nin yakın komşuları arasında yaşanan krizlere değinerek, şunları söyledi:

"Türkiye'nin batısında Yunanistan'dan başlayarak hemen hemen bütün Avrupa'da bir ekonomik kriz yaşanırken, Suriye'den başlayarak Fas'a kadar bir siyasal kriz yaşanırken, biz ekonomi ve siyasi istikrar açısından Türkiye bölgesel ve küresel istikrarın ana aktörlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye'nin enerji ihtiyacı artıyor. Yılda her sene enerji talebimizin yüzde 6-7 civarında artacağını düşünüyoruz. O zaman Türkiye'nin bir taraftan enerji arzını çeşitlendirmesi, bir taraftan da diğer enerji

kaynaklarına yönelmesi lazım. Nükleer enerjiye yönelmemizin ana sebebi budur. Türkiye nükleer enerjide geç kalmıştır. Nükleer enerji Türkiye'nin bundan sonra gündeminde olacaktır ve en kısa zamanda kaybettiklerimizi telafi etmeye kararlıyız. Türkiye'nin enerji bağımlılığını en alt düzeye indirmemiz önemli hedeflerimizden biri."

Enerji ekonomisine de dikkat çeken Dışişleri Bakanı Davutoğlu, enerjinin ekonomik maliyet unsuru olarak taşıdığı önemin, biraz daha detaylı incelenmesi gerektiğini söyledi. Davutoğlu, enerjinin, aynı zamanda ekonomik rekabetin en ana parametrelerinden bir tanesi olduğuna dikkat çekerek, "Ekonomik maliyeti artıran veya azaltan öneme sahip. Geçmişte klasik gelişmiş ekonomiler diyebileceğimiz ekonomiler, enerjiyi en ucuza alabilmek için bir küresel rekabete girdiler. Şimdi yeni ekonomiler yükseliyor. Çin,

Hindistan gibi. Ekonomik rekabet sadece geleneksel gelişmiş ekonomiler arasında değil, devreye giren yeni ekonomiler arasında da var. Türkiye aynı zamanda yükselen ekonomiler arasında yer alıyor. Biz çok iddialı bir hedef koyduk. Öyle bir dış politika geliştirmemiz lazım ki, bizim coğrafyamız ekonomik olarak genişlesin. Ekonomik olarak genişlemek, dinamik Türk müteşebbisinin her yere gidebilmesi. Ekonomimiz ve ekonomik sınırlarımızın, bir kısıtı yok. Ekonomide sınır tanımıyoruz. Küresel ekonominin mantığı

da zaten bu" dedi.

İlk 10 ekonomi arasına girmek için, ekonomik rekabetin de buna göre planlanması gerektiğini belirten Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin bu konuda en büyük zaafının enerji eksiği olduğunu söyledi. Davutoğlu, "Ekonomik teşebbüs gücümüz var, çok büyük uluslararası tecrübeler kazanmış şirketlerimiz var. En büyük zaafımız, enerji ihtiyacını nereden karşılayacağımız. En düşük maliyetle bunu karşılayamazsak, rekabet etme gnın da yüzde 70'inin Türkiye'nin yakın havzasında olduğunaücümüz yine yok. Maliyeti düşürmemiz

lazım. Nükleer enerji bu konuda E için çevremizde istikrar isteriz. Çevremizde siyasal önümüzde bir alternatif. Nükleer konuda bundan sonra ne konuşulursa, tartışılırsa biz o sürecin içinde olacağız. Barışçıl nükleer teknolojinin önüne sınır getirilmesini istemiyoruz ama nükleer silahların tümüyle yasaklanmasını istiyoruz. Coğrafyanın mülkiyeti olur ama teknolojinin mülkiyeti olmaz.

Biz hiçbir ülkenin nükleer silahlanma yarışına girmesini istemeyiz ama hiçbir ülkenin de nükleer teknolojiyi geliştirmesinin önüne engel konulmasını istemeyiz" diye konuştu.

İlk 10 ekonomiye girebilmek için enerji maliyetlerinin azaltılabileceğine dikkat çeken Davutoğlu, "Yükselen ekonomiler içinde ülkelerin çoğuna baktığımızda işçi maliyetlerini de azaltabildiklerini görüyoruz. Türkiye'nin böyle bir şansı yok, olsa da kullanmayız. Türkiye, kendi insanının en az ücretlendirilmesi üzerinden bir ekonomik kalkınma modeli geliştiremez. O zaman bizim siyasal bağlamda önemli bir şartımız da, demokrasiyi en üst düzeyde yaşayarak bu ekonomik rekabeti gerçekleştirmek. Emek sömürüsü

üzerinden değil.

Bizim hedefimiz AB standartlarında demokrasi, Çin standartlarında kalkınma" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, çevre konusunun da önemine dikkat çekerek, "Doğa sanki içindeki enerjiyi çıkarmamız için her gün yıpratmamız gereken bir nesne haline dönüştü. Çevre konusunda hepimiz önce insan olarak bu meseleyi ele almalıyız. Bugün enerjiyi doğadan çıkarmak için yürütülen o acımasız rekabet, bir müddet sonra bizi sadece doğadan çıkarılacak enerjiyi tümüyle bitirmekle karşı karşıya bırakmaz, doğayı da tümüyle bitirir. Bunun bir ahlakının oluşması lazım" açıklamasında bulundu.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.