’’Çözüm Sürecini De Yakından İlgilendiriyor’’

’’Çözüm Sürecini De Yakından İlgilendiriyor’’
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gözü dönmüş canilerin cinayetler işlemesine izin vermeyeceklerini söyledi. İlk defa halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan baş...

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gözü dönmüş canilerin cinayetler işlemesine izin vermeyeceklerini söyledi.

İlk defa halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Bakanlar Kurulu toplantısı sona erdi. Toplantının ardından basın toplantısı düzenleyen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasında, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yürütmenin başı olarak yapacağı çalışmaların Anayasal çerçevesi içerisinde çok açık bir şekilde yazıldığını ve ülkenin yönetilmesinin Bakanlar Kurulu ve hükümete ait olduğunu dile getirdiğini

Arınç, "Sayın Cumhurbaşkanımız uyum içerisinde çalışmanın ayrıca halkımıza daha bereketli, daha mutlu bir hayat getirme konusunda faydası olacağını ifade etti ve Sayın Başbakanımıza bugüne kadar gösterdiği performans, gayretli çalışmalar ve hükümetimizin başarısı noktasında teşekkürlerini, taktirlerini ifade etti" dedi.

Bakanlar Kurulu’nun gündeminin hayli yoğun olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

"Gündemimizin birkaç bölümü var. 2014 yılının genel bir değerlendirmesini yaptık. Değerlendirmenin birincisinde güvenlik ve asayiş yönünden bir değerlendirme oldu. Güvenlik ve asayiş konuları 3 bölümde değerlendirildi; bir genel değerlendirme, çözüm sürecindeki gelişmeler, paralel devlet yapısıyla mücadeledeki gelişmeler. Burada bakan arkadaşlarımızın bazı soruları, konuyla ilgili üzerinde çalışılması, görüşülmesi gereken konular, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da bir sunumu gerçekleştirildi.

İkinci bölüm, dış politika açısında 2014 yılının değerlendirilmesiydi. Burada da birinci öncelik Suriye, Filistin ve Irak’taki gelişmeler Sayın Dışişleri Bakanımız tarafından ve küresel terörizm faaliyetleri, son günlerde Türkiye, Fransa, Nijerya, Suudi Arabistan ve Yemen’deki saldırılar konusunda MİT Müsteşarlığı’nın kapsamlı bir değerlendirmesi oldu. Bir başka bölümde Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin değerlendirilmesi Dışişleri Bakanlığımızın sunumuyla gerçekleştirildi. Bir diğer bölümde 2014 yılının ekonomik gelişmeler yönünden değerlendirilmesiydi. Burada da Sayın Ali Babacan’ın geçen yılın bir genel değerlendirmesi yapması yanında Sayın Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de ihracat, ithalat, teşvik uygulamaları, yabancı sermaye ve yurt dışı yatırım fonlarının değerlendirilmesi konusunda bir sunumda bulundu. Bu bölümün son kısmında da finansa sektörünün değerlendirilmesi ve katılım bankacılığı konusu ele alındı. Bildiğiniz gibi kamu bankası saydığımız, Halkbank, Ziraat Bankası ve Vakıf Bankası’nın genel müdürleri, 2002 yılından bugüne kadar bankalarının gösterdiği gelişmeleri grafiklerle, ayrıntılı biçimde ortaya koydular. Bildiğiniz gibi bu bankaların artık katılım bankası kurması artık mümkün oldu. Kendilerinin kuracağı katılım bankalarıyla ilgili bilgi sunmuş oldular. Bugünkü Bakanlar Kurulu’nun son maddesi de Avrupa Birliği (AB) süreciyle ilgili gelişmelerin değerlendirilmesiydi. AB Bakanımız Sayın Volkan Bozkır bu konuda ayrıntılı bir değerlendirme yaptı."

Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısında yapılan sunumlara ilişkin soruların sorulduğunu ve son kısımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir genel değerlendirme yaptığını belirtti.

CİZRE OLAYLARI

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Arınç, "Cizre’de yaşanan olaylar toplantıda görüşüldü mü? Jandarma Genel Komutanı’nın geldiğin gördük, kendisi toplantıya katıldı mı, bilgi sundu mu ya da Sayın İçişleri Bakanı’ndan bu yönde herhangi bir bilgi alındı mı?" sorusu üzerine, "Her bakanımızın sunduğu görüşmeler çerçevesinde ilgili bürokratlar da toplantıya katıldılar, Sayın Cumhurbaşkanımızın izin ve müsaadeleriyle. Sayın İçişleri Bakanı Efkan Ala, güvenlik ve asayiş yönünden uzun bir sunum yaptı. Bunun içerisinde şüphesiz Cizre’de yaşanan olaylar da değerlendirildi. Genel bir değerlendirme olduğu için Sayın Jandarma Genel Komutanı da Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri de yine konuyla ilgili bürokratlar da hazır bulundular. Sorulara Sayın Bakanımız mutlaka cevap verdi ama bürokratlardan bazen ek bilgiler alındı. Son günlerde Cizre’de yaşanan acı olaylar da gündemimiz içerisindeydi. Bu sadece bir asayişsizlik olayı değil aynı zamanda çözüm sürecini de yakından ilgilendiriyor, Cizre konusu gündeme geldiğinde bunun bir siyasi boyutunun da olabileceği düşünülüyor. Yani orada ölen sadece 12 yaşındaki masum bir yavrumuz değil veya daha önceki olaylarda hayatını kaybedenler değil şu anda sayının 8 civarında olduğunu biliyorum. Hepsi bizim için çok değerli insanlarımızdır. Maalesef bu şiddet olayları sırasında hayatlarını kaybetmişlerdir. Konu üzerinde çalışmalar yapılıyor" karşılığını verdi.

Cizre olaylarıyla ilgili adli ve idari soruşturma sürecinin sürdüğünü hatırlatan Arınç, "Cizre nüfusu çok yoğun bir ilçemiz ve geçmişten bu yana bu tür olaylara zemin hazırlanması için bazı çalışmaların yapıldığını da biliyoruz. Bazı konuları belki çok genel ifadelerle söylemek istiyorum ama Cizre’ye bu olayları takiben daha çok polis ve araç takviyesi yapılmıştır. TOMA’lar ve zırhlı araçlar dışında süratle olaylara müdahale edebilecek zırhlı iş makinası ve araçları da bölgeye gönderilmiştir. Orada hendeklerin kazılmış olması sebebiyle mahallelerde çıkan olaylara belediyenin de imkanlarını vermemesi suretiyle müdahale belki zorlanmış oldu. Bunun karşılığında bu yolların düzeltilmesi ve mukabil yapılacak hareketlerin de önlenmesi amacıyla araç, insan ve iş makinası takviyesi yapıldı. Ayrıca olaylar bütün boyutlarıyla inceleniyor. Çünkü orada HDP’li milletvekillerinin de gitmesi ve bazı talimatların verilmesini takiben bunun geriye 12 yaşındaki bir çocuğun cansız cesedi olarak dönmesi hepimizi fevkalade üzdü. Bunların hepsi bir mesaj olabilir. Yani ’Biz silahı, şiddeti elden bırakmayız, burası bizimdir, kimseye vermeyiz, burada ancak biz olabiliriz, başkasının burada yaşamasına izin vermeyiz’ diyen bir eşkıya grubu varsa bunların sesini kesmek, bunları o bölgeden artık ilişiğinin kalmayacak şekilde uzaklaştırmak şüphesiz hükümetimizin görevidir. Bir taraftan toplumsal olaylar şiddet olaylarına dönüşmesin, kan dökülmesin diye çaba sarf ederken, bir taraftan da o peygamber şehrinde, Hz. Nuh’un bulunduğu ilçemizde gözü dönmüş canilerin böylesine cinayet işlemesine izin vermeyeceğiz. Şu anda Türkiye kamuoyu Cizre konusunda fevkalade hassastır. Bu hassasiyeti biliyoruz, bu olayların bir daha yaşanmaması ve bu olaylara sebebiyet verenlerin süratle cezalandırılması, adliye önüne çıkarılması temel hedefimizdir" ifadelerini kullandı.

Arınç, MİT’i ilgilendiren bu konuda ilgili MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la birlikte müsteşar yardımcıları ve ilgili daire başkanlarının da yer aldığını belirtti.

"BU TOPLANTILAR RUTİN OLARAK YAPILMAYACAK"

"Toplantıda bir sonraki toplantının tarihi belirlendi mi? Sayın Cumhurbaşkanının başkanlığında yapılacak bir sonraki toplantının kararı verildi mi? Bir periyodik zamanlama söz konusu mu?" sorusuna ise Arınç, "Müteakip Bakanlar Kurulu toplantımız 26’sında, her pazartesi yaptığımız gibi Başbakanlık’ta yapılacaktır. Bu tür toplantıların periyodik olarak yapılması gündeme gelmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız ilerleyen süreç içerisinde tekrar toplantıya başkanlık yapma isteğini dile getirirse Sayın Başbakanımızla birlikte buna karar verebilirler. Ama sizin ifade ettiğiniz gibi rutin olarak bu toplantılar yapılmayacaktır. Ne ayda bir ne iki ayda bir bu konu görüşülmemiştir. Nasıl bu toplantı 19 Ocak’ta Sayın Başbakanımızla birlikte açıklanan şekliyle yapılmışsa Sayın Cumhurbaşkanımız Anayasal yetkisini ne zaman kullanmak isterse Sayın Başbakanımızla bu konuyu kararlaştırabilirler" yanıtını verdi.

4 ESKİ BAKANLA İLGİLİ SORUŞTURMA KOMİSYONU RAPORUNUN GENEL KURULA SUNULMASI

4 eski bakanla ilgili Soruşturma Komisyonu raporunun yarın TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceğini hatırlatarak, "Bu konu bugün Bakanlar Kurulu gündeme geldi mi? Siz yarın Genel Kurul’da rapor doğrultusunda bir sonuç mu bekliyorsunuz yoksa bir fire bekliyor musunuz?" sorusunu da cevaplayan Arınç, "Bugünkü Bakanlar Kurulu toplantımızda bu konu kesinlikle gündeme gelmedi. Esasen işin özelliği vardır biliyorsunuz. Burada gruplarda bile toplantı yapılamaz ve karar alınamaz. Kaldı ki burası bir Bakanlar Kurulu toplantısıdır. Burada da gündemin içerisinde bu konuya bir kelimeyle bile girilmemiştir. Yarın eğer yapılacaksa sanıyorum bir Danışma Kurulu kararı alınması lazım. Bunun da Anayasamızın 100. Maddesi, İç Tüzük’ün 110. Maddesinden sonraki hükümlerinde milletvekillerinin konuşması, komisyon raporunun görüşülmesi ve eğer bir önerge verilirse onun da her bakan için gizli oylamasının yapılması gerekecektir. Bu konu ne zaman gündeme gelse ben hiç kimsenin kendi oyunu, kararını açıklamak gibi bir yanlışa düşmemesi gerektiğini söylüyorum. Bu ihsası reydir. Maalesef bu hatayı MHP’li milletvekilleri de CHP’li milletvekilleri de yapmıştır. Hatta bir sene öncesinden bugüne kadar ama en son komisyon raporu oylanırken herkes kendi görüşünü ifade etmiştir. Hiçbir milletvekili Meclis çalışmalarında kullandığı oydan, sarf ettiği sözlerden dolayı hukuken sorumlu değildir. Vicdanen nasıl bir karar verecekler onu gizli oylamada hep beraber göreceğiz. Ben de doğrusu oylamaya katılacağım. Hukukun, vicdanın emrettiği noktada oyumu kullanacağım" karşılığını verdi.

Bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın göreve gelmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı’nda da yeni başkanlıklar kurulduğunu hatırlatarak, "Ardından bu başkanlıklar ’gölge kabine’ gibi çalışacak iddiaları ortaya atıldı. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı bu başkanlıklarla ilgili size bilgi verdi mi?" sorusuna Arınç, "Cumhurbaşkanlığı’nda nasıl bir yapılanma olduğu ne kadar başkanlık kurulduğu, bunların ne şekilde çalışacağı kesinlikle gündemimizde yoktu. Bu konu görüşülmedi. Unutmayalım bugün Sayın Cumhurbaşkanımıza güzel sunumlar yaparken bakan arkadaşlarımız kendi görüşlerini de ifade ettiler, değerlendirmelerde bulundular. Bizim de bu görüşlere, değerlendirmelere büyük bir saygımız vardır. Biz bunlardan istifade etmek isteriz, yararlanmak isteriz. Ama bu konuları uygulayacak olan da karar altına alacak olan da hükümetimizdir. Yani ’Şu başkanlık kuruldu da şöyle çalışacak’ şeklinde bir cümle bile geçmedi, ne Sayın Cumhurbaşkanımızın açış konuşmasında ne diğer konuşmalarda" yanıtını verdi.

Hükümetin açıkladığı "Şeffaflık Paketi"nin zamanlamasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rahatsızlıkları olduğu yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Arınç, "Bu konuyla ilgili bir cümle bile konuşulmadı" dedi.

"CHP PARTİ SÖZCÜSÜ’NÜN AĞZI PEK ÇOK ŞEYE MÜSAİT"

"Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki toplantıyla ilgili ’Başkanlık sistemine geçildiği’ yönünde eleştiriler geliyor. Bunu doğru buluyor musunuz?" sorusunu da cevaplayan Arınç, "Bunlar o kadar temelsiz düşünceler ve iç politika içerisinde o kadar tüketilen, sakız gibi çiğnenilen konular ki bunların ciddiyeti konusunda herkes çok dikkatli olsun. CHP’nin bütün sözcüleri nerede ağızlarını açsalar başkanlık sisteminden vesaireden bahsediyorlar. Yani parti sözcülerinin ağzı pek çok şeye müsait. Hakaretleri arka arkaya sıralıyorlar, Sayın Başbakanımızı da hedefe koyuyorlar. Bunlar bir siyasetçiye yakışmaz. Bugün cumhurbaşkanımız halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanıdır. 2007 Ekim ayında yapılan referandumla 7 sene sonra böyle bir seçim yapılmıştır. Ancak cumhurbaşkanının görev ve yetkileri 1982 Anayasası’ndaki gibidir. ’Bu bir çelişki midir’ diye soranlara o zaman 2007’de Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Abdullah Gül Meclis’te seçilebilmiş olsaydı, 367’nin arkasına sığınıp da Meclis’i kilitleyenler insafa gelmiş olsalardı Anayasa değişikliği yapılmayacak ve yine cumhurbaşkanları Meclis tarafından seçilmeye devam edecekti. Meclis’te cumhurbaşkanlığı seçimini kilitleyip de halkın seçmesine yol açanların şimdi bundan şikayet etmeye hakkı yoktur. Parlamenter demokratik sistem bugün Türkiye’de yürümektedir. İleride seçimler oldu, büyük bir çoğunlukla yeni Anayasanın yapılması gündeme geldi. Anayasa yapılırken de bir Başkanlık Sistemi benzeri Türkiye için uygun görüldü, halk da referandumda buna ’evet’ dediyse söylediklerinizin hepsi o Anayasa’dan sonra mümkün olabilecek. Yoksa 82 Anayasası yarısından fazlası değişmiş arada akortu bile kalmamış bir anayasa olarak yürürlükte kaldığı müddetçe bunları konuşmanın hiç gereği yok. En doğrusunu Sayın Bahçeli yaptı. O da bir siyasi partinin genel başkanıdır. Dedi ki ’Anayasa’da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesi yetkisi vardır. Biz bu yetkiye hiçbir şey diyemeyiz.’ Ama diğerleri bunları diyemiyorlar. Neden, bunu bir eleştiri konusu zannediyorlar" açıklamasında bulundu.

"Bugünkü toplantıyı biz ilk defa yapıyor olsaydık arkasından yirmi tane soru soruyor olmanız lazımdı" diyen Arınç, "Ama bunu daha önce Turgut Özal 7 defa yapmış, o günün gazete küpürlerine bakın, hiçbir aklı evvel ’Bu adam başkan mı oldu -rahmetli için söylüyorum- neden hükümetin toplantısında katıldı dememiş. Sayın Demirel gider ayak dördüncü defa başkanlık etmiş, rahmetli Ecevit ayakta, karşıda fotoğrafları var. Ama hiç kimse nereden aklına geldi de Bakanlar Kurulu’na başkanlık etti dememiş. Korutürk için Evren için Cemal Gürsel için sormamış. Ama şimdi Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Anayasa’da 40 yıldan beri yer alan bir yetkiyi kullanıyor, ’Vay başkanlık mı ilan etti’ diye saçma sapan düşünceler. Bunun çerçevesinde konuşuyorlar. Sizleri tenzih ediyorum, çok basit çok sıradan çok saçma sapan şeyler bunlar. Sayın Cumhurbaşkanı yetkisini kullanıyor ve Bakanlar Kurulu’na başkanlık ediyor. Bir daha yapar mı, kendi takdirlerine bağlı. Başbakanımızla bu konuyu müzakere ederler, belli zaman periyotları içerisinde olmasa bile ihtiyaç duyulduğunda elbette bunların kullanılma imkanı vardır. Yani ’Başkanlığa giden yol’ bir gazetede herkesin başına bir kavuk koymuşlar, eski tabirlerle kimisini sadrazam, kimisini insaf vekili yapmışlar. Böyle saçmalıklarla uğraşacaklarına yani Basın Yayın İlkelerine uygun, halkı doğru bilgilendirme, halkın gözü, kulağı olma noktasında daha ciddi işler yapsalar belki daha faydalı olacak diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

"FAİZLERDE BUGÜNLERDE MUTLAKA DÜŞÜŞÜN OLMASI GEREKTİĞİNİ BAKAN ARKADAŞLARIMIZ İFADE ETTİ"

Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz indirimi konusunda bir değerlendirmesinin olup olmadığına yönelik soru üzerine Arınç, "Doğru. Ekonomi Bakanımızın ve Sayın Babacan’ın sunumları içerisinde çok müspet bir tablo ortaya çıktı. Yani faizler düşme istidadı gösteriyor. Cari açığımızda en önemli rolü oynayan akaryakıt fiyatlarında 106 dolarlardan neredeyse 45-50 dolarlara düşme görülüyor. Dünyadaki gidişat içerisinde bizim üretimimizi artırmamız, sanayiimimiz artırmamız, sanayiye can suyu vermemiz. Yeniden istihdamın artması, enflasyonun düşmesi noktasında faizlerin indirilmesinin beklendiği ifade edildi. Sanıyorum, yarın veya daha sonraki gün müdür Para Piyasası Kurulu’nun toplanacağı ve orada muhtemelen faiz indirimine gidileceğini sayın bakanlarımız bir temenni olarak ifade ettiler. Merkez Bankası hüviyeti itibarıyla bağımsızdır. Senede 2 defa Bakanlar Kurulu’na sunum yapar ve enflasyon hedefini tutturamazsa bir mektupla hatasını kabul eder. Bunlar basit işlemlerdir ama doğru olanı faiz politikalarında zamanı elbette doğru takip etmek ve Türkiye’de yatırımcılara, iş adamlarına ve piyasaya rahatlık sağlayacak tedbileri alabilmektir. Türkiye’de talep enflasyonu değil maliyet enflasyonu olduğuna göre bunun da en önemli girdisi faizler olduğuna göre faizlerde bugünlerde mutlaka bir düşüşün olması gerektiğini bakan arkadaşlarımız ifade ettiler" dedi.

"PARALEL DEVLET YAPILANMASIYLA İLGİLİ İRTİBAT SÖZ KONUSU İSE OLAYLARIN VEHAMETİNİ GÖSTERMESİ BAKIMINDAN İLGİNÇTİR"

Arınç, Hakkari’nin Cizre ilçesinde yaşanan olaylarda 3 emniyet görevlisinin halkı kışkırttığına ve bu olaylarda paralel yapının etkisi olduğuna dair iddialara da cevap verdi.

Arınç, şunları kaydetti:

"Sadece Hakkari sadece Cizre değil yani daha önce de Şırnak merkez ve Yüksekova’da meydana gelen bazı olaylarda paralel yapının da işbirliği içerisinde olabileceği istihbaratı saklama noktasında veya operasyon yapmama konusunda bazı eylemlerinin tespit edildiği konuşuldu. Farklı sebeplerle kolluk güçleri hakkında açılan idari soruşturmalar var, meslekten ihraç edilenler var, yargıda hakkında iddianame tanzim edilenler ve tutuklananlar var. Şüphesiz bunların hangi suçları işlediği, dosyaların neler olduğu dosyalarında açıkça yazılıdır. Hakkari’yle ilgili olarak spesifik bir şey söylemeyeyim ama bize verilen tablo içerisinde maalesef bazı işbirliklerinin olabileceği, bu işbirliği neticesinde de olaylara müdahale etmekte veya büyümesini önlemekte gecikmiş olabileceğimiz veya bu konuda bir tereddüt bir zaafiyet oluştuğunu, buna yönelik Mülkiye müfettişlerinin, polis başmüfettişlerinin inceleme yaptığını, bazı çok açık hareketleri tespit edilenlerin de 200 civarında meslekten ihraç, 700 civarında da memuriyetten çıkarmayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini ifade ettiler. Biz bir hukuk devletiyiz, hukuk devleti içerisinde herkes yaptığının karşılığını görecektir. O bölgede yaşanan olaylarda eğer paralel devlet yapılanması ile ilgili bir irtibat söz konusu ise bu gerçekten yaşadığımız olayların vehametini göstermesi bakımından ilginçtir. Paralel devlet yapılanması adı ne olursa olsun mücadele etmemiz gereken ve kesinlikle müsamaha etmeyeceğimiz bir yapıdır. Esasen bu ayrıntılı olarak görüşülmüş, daha önce de MGK tartışması yapılmış, karar bağlanmış bir konudur. Bu konuda MİT Müsteşarımız ve bakanlarımız da neler yapıldığı ve neler yapılacağı konusunda ayrıntılı bilgi vermişlerdir."

"KIRMIZI BÜLTENLE TAKİP EDİLMESİ KONUSUNDA ADALET BAKANLIĞIMIZIN YAPTIĞI ÇALIŞMA SONUÇLANMADI"

Bakanlar Kurulu toplantısında Fethullah Gülen’in iadesi ve hakkında kırmızı bülten çıkarılması noktasında bir gelişmenin söz konusu olup olmadığı sorulan Arınç, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bir sunumu olmadı, bir açılış konuşması yaptı sonra da her konuda kendi düşünce ve değerlendirmelerini ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasında ve değerlendirmelerinde Fethullah Gülen’le veya kırmızı bültenle ilgili bir cümle yoktu. Bildiğiniz gibi Sulh Ceza Hakimliği bu konuda bir karar verdi. Kırmızı bültenle takip edilmesi konusunda Adalet Bakanlığımıza bildirimde bulundu. Adalet Bakanlığımızın bu konuda yaptığı çalışma henüz sonuçlanmadı. Sonuçlandığında hukuk içerisinde bunun gereği neyse yapılacaktır. Ama bugünkü gündemimiz içerisinde bu konuyu özel olarak görüşmedik" diye konuştu.

Arınç bir soru üzerine, "Özel olarak Sermaye Piyasası Kanunu’nda bir değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir konuşma olmadı, bir tasarı veya teklif hazırlığı bahsedilmediği" dedi.

"MİT TIRLARININ SURİYE’DEKİ BAZI TERÖR ÖRGÜTLERİNE SİLAH TAŞIDIĞI" İDDİALARI

"MİT tırlarının Suriye’deki bazı terör örgütlerine silah taşıdığı" iddialarının Batı basınında tekrar gündeme gelmeye başladığını sorulması üzerine Arınç, "Böyle bir konuyu kendi aramızda ilgili bakan arkadaşlarımızla konuştuk. Fevkalade çirkin, hiçbir doğruluğu olmayan iddialardır. Nitekim Hollanda’da bir milletvekilinin bu işe alet edilmesi ve konuyu parlamento gündemine taşıması birilerinin gayretkeşliği sonucunda olmuştur... Şimdi bunları tekrar ısıtıp piyasaya sürmenin elbette amaçları ama bunların Türkiye’nin El Kaide’ye, Suriye’de Batı basınının ’cihatçı’ diye tabir ettiği terör örgütlerine yardım ettiği konusu bugünün yalanı değildir. En az 1 yıldır konuşulmaktadır, defalarca yalanlanmıştır. Buna ait ellerinde herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. O zaman bu işleri hükümeti suçlamak için malzeme haline getiren paralel devlet yapılanmasıyla ilişkili bir takım görevlilerin herhalde ellerindeki bu yalanları tekrar ısıtarak yurt dışına servis yaptıklarını öğreniyoruz. Hiçbir geçerliliği yoktur" yanıtını verdi.

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.