Chp'li Tarhan'dan, Kendisine Ait Olduğu İddia Edilen Ses Kayıtlarıyla İlgili Açıklama
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, kendisine ait olduğu ses kayıtlarıyla ilgili olarak, "Ben bağımsızlığın ve demokrasinin militanıyım. Hukukun verdiği güçle sonuna kadar da savaşırım. Tek başıma da kalsam. Yargıçlığı nasıl yaptıysam, siyaseti de öyle yapacağım, adaletle ve ilkelerle. Birileri karşılarında bir krema görmek isteyebilirler ama ben bu çatıya pasta yapmaya gelmedim. Ben bu çatıya iktidarın tehlikeli sularda gezinmesini denetlemeye geldim. Halkın bana verdiği yetkiyle
geldim. Ben bir krema değil, pasta değil, demir leblebi olmayı tercih ediyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Tarhan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, 'Emine Ülker Tarhan-Militan' başlığıyla internete konulan ses kaydıyla ilgili sert açıklamalarda bulundu. Tarhan, uzun bir süredir gizli izleme ve dinlemeler yapıldığını belirterek, bunların arşivlendiğini, yeri ve zamanı geldiğinde de uygun diyalog pasajlarının, hep aynı medya araçlarında tam bir senkron ve ağız birliği içinde kamuoyuna servis edildiğini savundu.
"ŞİMDİKİ YÖNTEMLERİ DİNLEME BANKALARI"
İktidarın önce 'siz bir şey yapmıyorsunuz, öneri getirin' dediğini anlatan Tarhan, tutukluluk süresi, milletvekillerinin durumu, 2911 sayılı yasa, seçim barajı, zamanaşımının kaldırılması, faili meçhullerin araştırılması gibi konuların tümünde öneriler getirdiklerini söyledi. İktidarın bam teline bastıklarını ve yandaş gazetelerinde 'Tarhan'ın önlenemez yükselişi' diyerek işaret fişeğinin patlatıldığını belirten Tarhan, şunları kaydetti:
"Ardından referandum ve seçim öncesi hep uyguladıkları o çirkin senaryoyu sahneye koydular. Ev, kamuya açık alan demeden peşimize saldıkları karanlık adamları ile sinsice özel alanlarımızı, sohbetlerimizi yasadışı dinlemişlerdi, izlemişlerdi, bunu söylemiştik. O zaman bıyık altından gülenler, bugün yayınlayanlar aslında. Bu kampanyayı açanlar kim mi? Geriye dönüp bakın, referandum sürecine gidin, o gün saldıran hedef gösteren terörist ilan edenlere bir bakın. İktidar korumasında 24 saat yayın yapanlara
bakın ve düşünün. Neden dinlediler? Bunca hırsız, uğursuz varken tek derdi küpünü doldurmak olanlar varken neden bizi dinlediler? Tv röportajlarında aldığım nefes bile önüne tape edilerek konulan o bakana sorun. Ayrıca müsteşarı neden görevden ayrılmış onu da bir zahmet sorun. Devlet Sırrı Yasası ile hangi sırları sırlar odasına saklayacaklar bunu da sorun. Araştırmacı gazeteci yok mu? Doğru Uğur Mumcu gibi olanları katlettiler, kalmadı. Şimdiki yöntemleri ise dinleme bankaları oluşturmak. Çünkü dimdik
duruyorduk, dimdik durmayanları nasıl harcayacaklarını kendileri itiraf ettiler. Biz dimdik durduk farkımız budur. Siyaset yargıdan elini çekmelidir, yargı yargıya bırakılmalıdır. Dedik. Beyni hür vicdanı hür yargıçlara... İşte bundan dinlendik."
"MECLİSE PASTA YAPMAYA GELMEDİM"
Tarhan, dinlense de, araştırılsa da eski arabası ve malvarlığının hayal kırıklığı oluşturacağını belirterek, "Wikiliks belgeleri, İsviçre'de milyon dolarlık hesaplar, Amerika'da okutulmuş çocuklar, gemicikler, hani eli öpülesi kadın sömürüsü yapan o adamlarınki gibi pahalı butik zincirleri bulamayacaksınız kayıtlarımda. Üzgünüm soyum da boyum da ilginize mazhar olamayacak kadar sıradan" dedi.
Tarhan, AK Parti'ye biat etmek için yargıç olmadığını belirterek, hukuk dışında hiçbir şeye bağımlı olmadığını kaydetti. Tarhan, "Biz kimsenin yargıcı olmak istemedik. Tüm konuşmalarımda açın bakın, ana mesaj şudur; mücadelemiz ne CHP ne AKP ne MHP kimsenin yargıcı olmamak üzeredir, dedim. Kimsenin bize 'benim yargıcım' demesine izin vermemek üzere" diye konuştu.
Yaşamının her döneminde militan ruhumu hiç kaybetmediğini vurgulayan Tarhan, şöyle devam etti:
"Çocuklarıma da sözlerim gibi sahip çıkarken de, işimi şevk ve coşkuyla yaparken de. İnandığım değerleri savunurken de. İşte bu yüzden bağımsızlığın ve demokrasinin militanıyım. Hukukun verdiği güçle sonuna kadar da savaşırım. Tek başıma da kalsam. Birileri beğenmeyebilir, rahatsız olabilir, birileri de sessiz kalabilir, selamı sabahı kesebilir. Ancak yargıçlığı nasıl yaptıysam, siyaseti de öyle yapacağım, adaletle ve ilkelerle... Birileri siyasetin yazılı olmayan kurallarını hatırlatabilir, her yere
gülücük dağıtanlardan hoşlananlar olabilir. Birileri karşılarında bir krema görmek isteyebilirler ama ben bu çatıya pasta yapmaya gelmedim. Ben bu çatıya iktidarın tehlikeli sularda gezinmesini denetlemeye geldim. Halkın bana verdiği yetkiyle geldim. Ben bir krema değil, pasta değil, demir leblebi olmayı tercih ediyorum. Son söz; Bu korku toplumunu yaratma cürmünün lekesini yüzünde taşıyanların ve başka hiç kimsenin bana edep ve adap dersi vermek haddi değildir. Çünkü sabahın beşinden gecenin yarısına
kadar elleri kanayıncaya kadar çalışıp çocuklarını okutan bir emekçinin kızıyım ben ve Mustafa Kemal'in kurduğu hukuk mektebinden mezun oldum. Kimsenin haddine değil."
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.