Chp Lideri, Haberal Ve Balbay'ı Cezaevinde Ziyaret Etti
Tutuklu milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ı cezaevinde ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Silivri Cezaevi'ni 'toplama' kampına benzetti. Kılıçdaroğlu, "İktidara muhalif olmanın bedeli 21. yüzyılın Türkiye'sinde Silivri'de toplama kampında olmaktır. Bu bir demokrasi ayıbıdır" dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, beraberinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve İstanbul İl Başkanı Oğuz Kağan Salıcı ile birlikte Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan partisinin İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ı Silivri Ceza İnfaz Kurumu'nda ziyaret etti. Parti otobüsüyle cezaevine gelen Kılıçdaroğlu, yaklaşık 1.5 saat süren ziyaretin ardından çıkışta kendisini bekleyen basın mensuplarına bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, "İki değerli milletvekilimizi
ziyaret ettik. Aslında onlar hukuken içeride tutuklu ama asıl tutuklular dışarıda. Aklın ve mantığın çalışmadığı, demokrasi ve özgürlük hakkının gelişmediği ülkelerde düşüncelerini özgürce söyleyenlerden kaygı duyanlar onları toplama kamplarında toplarlar. Sayın Haberal ve Balbay'ın içeride kalması bu toplama kampını oluşturma mantığının bir sonucudur. Hem milli iradeden söz edeceksiniz, halkın en büyük güç olduğundan söz edeceksiniz, halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerinin halka hizmet etmesi için
yasalar çıkaracaksınız, demokrasi bunu gerektiriyor diyeceksiniz, ama halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerini toplama kamplarında toplatıp onları mahkum edeceksiniz."
YARGIÇLAR ÖN YARGILI
Bir yargılama yapılmadığını ve adalet dağıtımının söz konusu olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Burada ön yargılı olan yargıçların, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçların sadece oynadıkları bir tiyatro var. Bunun adına yargılama diyorlar, demokrasi diyorlar. Bu ne demokrasidir, ne de adalet dağıtmadır. Bunların kaçma ihtimali yok. Zaten kaçamazlar, ülkelerini seviyorlar. Bunlar 'biz yargılanmayalım' demiyorlar, zaten yargılanıyorlar. Bunlar parlamentoya gelip, yeminlerini içerek
anayasanın 90. maddesinde öngörülen, anayasanın diğer maddelerinde öngörülen kurallar içerisinde görevlerini yapmak istiyor. Ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum. Çünkü yargıç vicdanıyla hareket eden kişi demektir. Toplumun beklentilerini, toplumun duygularını bilen ve ona saygı duyan demektir."
Vicdanın her şeyin üstünde olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Vicdanıyla hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi? Anayasanın 90. maddesi var. Türkiye Cumhuriyeti'nin imzaladığı uluslar arası sözleşmeler var. Bunları görmemezlikten gelip, 'ben bildiğimi okurum, benim bildiğim ve benim söylediklerim doğrudur' mantığıyla yola çıkarsanız adalet dağıtamazsınız."
BURASI TOPLAMA KAMPI
Silivri Cezaevi'ni 'toplama' kampına benzeten Kılıçdaroğlu, "21. yüzyılın Türkiye'sinde bir toplama kampının bahçesindeyiz" dedi. Bu 'toplama' kampında birden fazla üniversite kuracak, birden fazla üniversiteye ders verecek kapasitede insanlar olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada gazeteciler var, bilim insanları var, araştırmacılar var, kitap yazan yazarlar var. Bunların tek bir ortak paydası var iktidara muhalif olmak. İktidara muhalif olmanın bedeli 21. yüzyılın
Türkiye'sinde Silivri'de toplama kampında olmaktır. Bu bir demokrasi ayıbıdır ve bu demokrasi ayıbını ortadan kaldırmamız lazım. Türkiye'ye yakışmıyor. Eğer bu süreç AB ilerleme raporlarına giriyorsa, bu süreçten cumhurbaşkanı, meclis başkanı ve iktidarın bazı bakanları şikayet ediyorsa o zaman sormak gerekiyor; 'bu süreci bitirmek için önünüzdeki engel nedir?' Neden bunu bitiremiyorsunuz? İşlerine geldiği zaman her türlü engelin karşısında muhalefetin olduğunu söylüyorlar. Şimdide mi muhalefet size
karşı? O zaman niçin gereğini yapmıyorsunuz? Bu demokrasi ayıbından Türkiye'nin kurtulması lazım."
HABERAL NİYE TUTUKLANDIĞINI BİLMİYOR
Kemal Kılıçdaroğlu, iki ayrı binada iki ayrı yönetimin izniyle görüşme gerçekleştiğini belirterek, Balbay ve Haberal'ın özgürlüklerine kavuşmak istediklerini söyledi. Sayın Balbay'ın 'bir an önce parlamenter olarak görev yapmak istediğini anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Haberal, Zonguldaklılara selamlarını, saygılarını gönderdi. Sayın Balbay da İzmirlilere selamlarını, saygılarını gönderdi. Parlamentoda görev yapmak istediklerini, demokrasi ve özgürlüğün aslında ne olduğunu
anlatmak istediklerini ifade ettiler. Hapishanede bir insanın morali ne kadar yerindeyse, onların da morali yerinde. Sayın Haberal, 'ben neden tutukluyum, şu ana kadar anlamış değilim' diyor. Neden tutuklu olduğunu bilmiyor. AİHM'ye bazı sahte belgelerin gönderilmesinden de şikayetçi. Türkiye Cumhuriyeti'ne bir mahkemeye sahte belge göndermek yakışmaz. Doğru değil."
Bir basın mensubunun, "İçeri girerken arama yapıldı mı?" sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, "Arama yapılacak bir şey yok. Neyimizi arayacaklar. Üstümüzde bir kalem var. Gerçi kalem en büyük suç biliyorsunuz" diye karşılık verdi.
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.