Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri davasına bakan savcıların görevden alınması için "Bu olay, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığına dayalı vatandaşlık garantilerimizi ortadan kaldıran bir olaydır. Bu olay, AB İlerleme Raporlarına kadar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri davasına bakan savcıların görevden alınması için "Bu olay, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığına dayalı vatandaşlık garantilerimizi ortadan kaldıran bir olaydır. Bu olay, AB İlerleme Raporlarına kadar girmiş bir olaydır. Çünkü Avrupa'da bu olay 'yüzyılın yolsuzluğu' olarak adlandırılmaktadır" dedi.

CHP Genel Merkezi'nde kameraların karşına geçerek bir basın açıklaması yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin konuları basın mensuplarına değerlendirdi. Yüksek yardımseverlik duygusu milletimizin önemli vasıflarından birisidir. Bizi biz yapan değerlerimizin başında gelir.Bizi zor zamanlarda ayakta tutan temel dinamik bu duygudur. Buraya hile karıştırılmaz. Buraya hile karıştırmak vatana ihanetle eşdeğer bir cürümdür" diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, daha sonra sözü Deniz Feneri

davasına getirdi. Deniz Feneri davasına bakan savcıların görevden alınmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Deniz Feneri Derneği hakkında bir dava açıldı. Konuyu şahsen incelediğim, araştırdığım için biliyorum çok ciddi delillere dayanıyor. Kaldı ki ayrıca ortada mahkeme huzurunda yapılmış itiraflar da var" diyerek hükümeti bir sancı tuttuğunu ve Deniz Feneri davasına bakan savcıların görev yerlerinin değiştirildiğini belirtti. "Ne kadar eğdiler büktülerse de dava açılmasına mani olamadılar. En sonunda dün,

mahkemeye bakan savcıların görevine son verdiler" diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Hani Türkiye bir hukuk devletiydi? Hani Yargı bağımsızdı?" diye konuştu. "Şayet bu ülkede Başbakanın ahbaplarına dokunulamıyorsa ne hukuk vardır, ne de yargı bağımsızlığı" diyen Kemal Kılıçdaroğlu, bundan sonra hiçbir savcının Başbakan'a selam vermiş birisine dava açamayacağını, hiçbir hakimin ceza veremeyeceğini iddia etti. Kılıçdaroğlu bu olayın AB İlerleme Raporlarına kadar girdiğini ifade ederek şunları söyledi:

"Bu olay, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığına dayalı vatandaşlık garantilerimizi ortadan kaldıran bir olaydır. Bu olay, AB İlerleme Raporlarına kadar girmiş bir olaydır. Çünkü Avrupa'da bu olay "yüzyılın yolsuzluğu" olarak adlandırılmaktadır. Bu olayın ortaya koyduğu bir diğer gerçek de, Sayın Başbakanın çağdaş uygarlığın adamı olmadığı gerçeğidir. Kendisini hukukun da, yargının da üstünde gören bir başbakan 21. yüzyıl Türkiye'sinin başbakanı olamaz."

"BAŞBAKAN'A SORUYORUM"

Başbakan Erdoğan ve Adalet Bakanı için "Bu işe neden burunlarını soktuklarını kamuoyuna açıklamalıdırlar" diyen Kılıçdaroğlu, Başbakan'a bir takım sorular yöneltti. Kılıçdaroğlu "Başbakan'a soruyorum" diyerek şunları söyledi:

"Vaktiyle Deniz Feneri Derneği üzerinden oluşturulan fonlarla bir ilişkiniz var mıydı, yok muydu? Bir bilginiz var mıydı, yok muydu? Savcıların görevden alınmasının, davanın sanıklarından birisinin bir şeyler yapılmazsa konuşacağı tehdidiyle bir ilgisi var mı, yok mu? Kanal 7'de arama yapılacağını Kanal 7'ye bildiren köstebek kim? Bu, size çok yakın çalışan bir çalışma arkadaşınız mı? Savcıların görevden alınmasının arkasında bu gerçeklerin ortaya çıkmasından duyduğunuz telaş mı var? Bu yüz kızartıcı

suçu işlediği ileri sürülenlerle ne tür bir kader ortaklığınız oldu ki, davayı açıkça ört bas etmeye çalışıyorsunuz? Neden korkuyorsunuz Sayın Başbakan, neyin açığa çıkmasından korkuyorsunuz? Deniz Feneri Derneğiyle ilgili bir şaibe henüz açıklığa kavuşmamışken, bir şaibe de hükümet eliyle yaratılmıştır. Hükümetin bu paniği bu telaşı hayra alamet değildir. Turpun büyüğü heybede duruyor. Tedarikçi firmaları kimdir? Bu firmalardan hangi fiyatlarla mal alınmıştır? Bu firmalarla Dernek yöneticileri arasında

nasıl bir ilişki var? İşin arkasında daha başka kimler var? Millet adına hepsinin aydınlatılmasını istemek demokrasinin, uygar olmanın, ahlakın temel kuralı değil midir? Sayın Erdoğan'ın bu tür olaylarda kullandığı bir cümle var. "İşin ucu kime çıkarsa çıksın, nereye dokunursa dokunsun üzerine gideceğiz" Ama Deniz Feneri olunca hayır Peki, Sayın Erdoğan bu olayda işin ucu acaba size mi dokunuyor?"

"EN MAHREM KURUMLARIMIZIN ÇALIŞMA OFİSLERİ YOLGEÇEN HANINA DÖNMÜŞ"

Kılıçdaroğlu daha sonra konuyu Deniz Feneri olayından eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'e ait olduğu iddia edilen ses kaydına getirdi. "Meğer en mahrem kurumlarımızın çalışma ofisleri yolgeçen hanına dönmüş. Meğer devletin en mahrem toplantılarına sokulan bir 'uzunkulak', oradan Allah bilir nerelere yayın yapıyormuş da bizim haberimiz yokmuş" diyen Kılıçdaroğlu, bu dinlemeyi kimin yaptığını, daha önce kaç toplantının dinlendiğini ve o toplantıların konusunu bilmediklerini söyledi. Toplantılarda elde

edilen dinlemelerin kimlere servis edildiğini bilmediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili olarak şunları kaydetti:

"Biz dünkü devlet değiliz. Aşiret devleti değiliz, Muz Cumhuriyeti değiliz. Bu dinlenen toplantılarda üst düzey güvenlik sorunlarının tartışıldığını düşünün, terörle mücadelenin kritik evlerinin tartışıldığını düşünün. Sonra da bu bilgilerin terör örgütlerine, ya da yabancı devletlere servis edildiğini düşünün. Günlerdir bekliyorum Sayın Başbakan çıksın bir açıklama yapsın, yüreğimize su serpsin diye. Umurunda değil. Çıkmış bir Hükümet yetkilisi, diyor ki 'bu konuşmalar bizim yaptığımız atamaların ne

kadar isabetli olduğunu ortaya koymuştur.' Ne anlama geliyor bu? Demek ki o atamaları yaparken bu konuşmalara vakıftınız. Bu kasetler elinizdeydi. Sayın Başbakan susuyor. Kendi yakınlarının kılına zarar geldiğinde aslan kesilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan; Devletin gizli toplantıları, gizli konuşmaları işportaya düşerken susuyor. Zannediyor ki bu problem sadece TSK'ni ilgilendirir. Devlet hayatımızın ciddiyeti bu Başbakanı ilgilendirmiyor; Ulusal güvenliğimiz bu Başbakanı ilgilendirmiyor, beka sorunumuz bu

Başbakanı ilgilendirmiyor. Ama 'Deniz Feneri'ndeki akçalı dalavereler bu Başbakanı ilgilendiriyor."

Işık Koşaner'e ait ses kaydıyla ilgili olarak "Çıkmışlar pişkin pişkin, 'yabancı servisler dinlemiştir' diyorlar" diyen Kılıçdaroğlu, yabancı servislerin dinlemesine karşılık hükümetin buna neden önlem almadığını sorarak, "Bu yabancı servisler herkesi dinliyor da, siz neden nal topluyorsunuz? Bunları biliyorsunuz da neden önlem almıyorsunuz?" dedi. Başbakan'a sert sözlerle yüklenen CHP lideri, "Yalan söylemeyi bırakın Sayın Başbakan. Bütün bu kanunsuz dinlemelerin arkasında sizin sessiz desteğiniz var"

diyerek, Başbakan'ın bugüne kadar hep ipe un serdiğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu son olarak şunları söyledi:

"İnsanlar mağdur edilirken, kurumların saygınlığı ve güvenilirliği ayaklar altına alınırken, bugüne kadar kafanızı hep başka tarafa çevirdiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Genel Kurmay Başkanı, kendi çalışma ofisinde, komuta heyetiyle toplantı yaparken dinleniyor. Kurumları birbirine tuzak kuran bir devlet, devlet mi olur? Böyle devlet mi yönetilir? Bu olay dünyanın neresinde yaşansa yer yerinden oynardı. Bizde vakayı adiyeden sayılıyor. Çünkü kepazeliğin her türlüsünü kanıksadık. Bu böyle gitmez

Sayın Başbakan. Ya korumanız gereken değerleri korursunuz ya da hukuki sorumluluğunuz doğar.

Yanlış yoldasınız Sayın Başbakan. Bu ülkeyi tek parti gömleğine sığdıramazsınız. Bu ülkeyi tek parti perspektifine sığdıramazsınız. Bu ülkeyi tek parti hegemonyasına itaat ettiremezsiniz. İstediğiniz kadar dinleyin, dinletin. İstediğiniz kadar ortalığa korku salın. Demokrasinin, hukukun, insan haklarının, özgürlüğün tadını almış bir toplumu korkunun esiri yapamazsınız."

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.