Bilim, Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Ergün:
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, olası bir krizle ilgili olarak yapılan yorumlar hakkında değerlendirmelerde bulunarak, "Herkes dünyayı yakından takip etsin, mesele bundan ibarettir" dedi.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdemir, Bakan Ergün'e tebrik ziyaretinde bulundu. Heyeti Bakanlıkta kabul eden Ergün, yeni dönemde dana nitelikli bir hizmet anlayışı ile çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Tanzimat Dönemindeki 'sanat toplum içindir' ekolünü hatırlatan Ergün, bilimin de toplum için olduğunu aktararak, insan hayatını kolaylaştıracak bir biçimde bilimin kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Ergün bilim adamı ve sanayicinin bu noktadan hareket etmesi gerektiğini belirterek,
bakanlık olarak görevlerinin de bu işbirliği ve diyalogu maksimum noktaya ulaştırmak olduğunu ifade etti.
Her alanda çalışmaların arttırılması gerekliliğini vurgulayan Bakan Ergün, "Türkiye'nin zenginlik kaynağı yerin altındaki petrol ve doğalgaz yatakları değildir. Türkiye'nin böyle bir zenginlik kaynağı yoktur. Elbette yerin altındaki petrol ve doğalgaz arayacağız, denizin altına sondaj da atacağız.Her çıkan petrol ve doğalgazı kendi zenginliklerimizi ilave edeceğiz. Bizim esas zenginliğimiz kendi toplumumuzun derinliğinde. Genç nüfus var, eğer onları iyi eğitirsek, onların aklının, zekasının ürünü olan
teknolojik gelişmeleri ön plana çıkartabilirsek, esas zenginlik oradadır" diye konuştu. Ergün tüm bu zenginlik değerlerinin farkındalığıyla teknolojik, bilimsel çalışmalar yapılması gerektiğini aktararak, bu zenginlikle sanayiciye ışık tutulacağı değerlendirmesini yaptı.
Rekabet üzerine de yorumlar getiren Bakan Ergün, bu noktada katma değerin ve teknoloji kullanımın fazla olduğu ürünlere ağırlık verilmesi gerektiğini dile getirdi. "Bir ürüne ne katarsak değeri artar?" diyen Ergün, "Öyle bir şey katmalıyız ki o ürünün katma değeri artsın.O ürüne ucuz enerji, ucuz iş gücü katarsak değeri artar" dedi. Ergün sanayinin hedefinin Türkiye'yi orta ve ileri ölçekli ürünlerde Avrasya'nın üretim merkezi ile araştırma ve geliştirme (AR-GE) merkezi haline getirmesi gerektiğini
kaydederek, organize sanayi bölgelerinin de bunda çok önemli bir yeri olduğunu ifade etti. Bu kapsamda bu bölgelerde meslek liseleri kurulduğunu hatırlatan Bakan Ergün, bu durumun yüksek öğretim kurumlarında da eğitim verilerek gelişmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Ülkede üretilen mallar konusunda kamunun da bu ürünlerden satın almasını talep eden Ergün, Türkiye'de üretilmeyen ürünlerin ithalatında da ofset sistemin uygulanmasının önemli olduğunu aktararak, şöyle konuştu:
"Türkiye'de üretilmeyen ürün varsa bunların alınması icap ediyorsa kamu olarak bunun alınması gerekiyorsa ofset uygulamayla alınacak. Yani o ürünün bazı kısımları Türkiye'de üretilmeli. Ofset uygulaması savunma sanayinin dışına çıkarılmalı."
ASO Başkanı Özdebir ise sadece sanayiye ait bir bakanlığın kurulmasından dolayı mutlu olduklarını kaydederek, bilimin, teknolojinin ve sanayinin bir araya gelerek katma değeri daha yüksek olan ve alışılmışın dışında ürünler yapılmasına öncü bir bakanlık olacağı değerlendirmesini yaptı. Türkiye'nin yüze 11'lik bir büyümeyle güzel bir başarı sağlandığını belirten Özdebir, katma değeri fazla olan ürünlerin ortaya konulmasını dile getirdi.
Özdebir küresel krizden sonra gelişmekte olan ülkelerin büyüme sıkıntısının rekabeti hızlandırdığı yorumunu yaparak, Türkiye'nin 73 milyon nüfusu ve müthiş bir iç pazarı olduğunu kaydetti. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özdebir, 2013 yılı için yapılacak olan pek çok projenin üretiminde yerli mallar kullanılması gerektiğini ifade ederek, "Katma değerin tamamını yurtiçine bırakmalıyız. Her şeyi ülkemizde üretmemiz de mümkün değil ama, savunmada uygulanan ofset sistemiyle bu
yapılabilir" dedi.
"HERKES DÜNYAYI YAKINDAN TAKİP ETSİN, MESELE BUNDAN İBARETTİR"
Konuşmaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Ergün, 'Avrupa'yı avucuna alan bir kriz var. Türkiye'ye yansıması olacak mı? AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın bu konudaki uyarıları hakkında nasıl bir değerlendirme yapacaksınız?" sorusu üzerine, Türkiye'nin kendinden kaynaklı bir risk yok yanıtı vererek, şunları ifade etti:
"Türkiye'nin 2008'de gösterdiği performans çok başarılıydı, krize en geç giren ve hemen çıkan ülke oldu. Türkiye dünyanın gıpta ile baktığı bir ülke oldu. Türkiye kendinden kaynaklanan bir sorunla karşılaşmayacak, ama dünyayı yakından takip ediyoruz. Global bir ekonomi var, aile ekonomisi gibi kapalı değil ekonomi. Dolayısıyla dünyadan aldığımız şeyler ve sattığımız şeyler var. Müşterilerimizi, pazardaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Elimizde argümanlar var, yeri geldiğinde devreye sokarız.
Tedbirleyiz, 2008'den sonra özel sektör de kendi tedbirlerini alıyor. Türkiye kendi iç probleminden kaynaklı bir kriz yaşamaz."
Ergün, yapılan tasarruf çağrılarının ise, bir hesapsızlıkla, kitapsızlıkla ilgili olduğunu söyledi. Hiç kimsenin hesapsız, kitapsız davranmaması çağrısında bulunan Bakan Ergün, "Herkes dünyayı yakından takip etsin, mesele bundan ibarettir. Hiç kimse bir şey almasın diye bir çağrı olamaz zaten" dedi.
TÜRKİYE'DEKİ OTOMOBİL SEKTÖRÜ VE ÜRETİMİ
Ülkedeki otomobil sektörüne ilişkin bir soruya da yanıt veren Ergün, ülkenin bu konuda 50 yıllık bir birikimi olduğunu buna ek olarak da teknik birikim, eleman ve büyüyen bir ekonomi olduğunu ifade etti. Ergün 2010 yılında ülkede 510 bin otomobil satıldığı bilgisini vererek, 2011'de 600 bin gibi bir rakama ulaşılabileceğinin mümkün olduğunu dile getirdi. Bu konuda büyük bir iç pazar olduğunu belirten Bakan Ergün, şimdiye kadar ihraç edilen araçlarda üretim hatası nedeniyle bir geri çağırma olmadı7:
"Türkiye'de üretilmeyen ürün varsa bunlğını belirtti. Ergün bu konuda nitelikli bir üretim yapıldığını aktararak, "Böyle bir noktadayken ve 2007 yılından itibaren 2008'de yaklaşık 5 buçuk milyar dolar dış ticaret fazlası veren bir sektörde otomobil sektör dışıdır. Sonra ise bu kademeli olarak azaldı 3 buçuk milyar dolara düştü. 2010'da 333 milyon dolara kadar düştü ve 2011'den itibariyle ihracatçı bir pozisyona geldik" şeklinde konuştu. Ergün mutlak ihracatçı özelliğin ise 2011 yılında kaybetmekle karşı
karşıya gelindiğini belirterek, atak yapılması mecburiyetinde olunduğunun altını çizdi. İç pazarda yüzde 65 ve 70'e yaklaşan bir ithalatın söz konusu olduğu bilgisini veren Ergün, Türkiye'deki otomobil sahibi vatandaşların marka ve model talebi için çeşitlilik olması gerektiğini vurguladı. Ergün Türkiye'nin bazı marka ve modellerin üretim üssü haline getirilmesi gerektiğini amaçlayarak, bu markaların başında Ford, Opel ve Volkswagen gibi markalar olması gerektiğini sözlerine ekledi.
Türkiye'nin bu birikimi kullanması gerektiğini kaydeden Bakan Ergün, "Bu milli ve manevi bir davadır. Bu görevi siyasi kararlılıkla ele aldık, eminim aynı kararlılığı özel sektör de sürdürecek" dedi. (EK-
Kaynak:

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.